“Bankacılıkta 15 Milyar TL Batık Oluşabilir”

Bankacılık sektörü 2009’da büyüme hedefini koruyor. Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş’a göre oran yüzde 10’un altında olabilir. Türkiye’de krizin önümüzdeki 6 ay içinde dibi göreceğini söyleye...

1.04.2009 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Bankacılık sektörü 2009’da büyüme hedefini koruyor. Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş’a göre oran yüzde 10’un altında olabilir. Türkiye’de krizin önümüzdeki 6 ay içinde dibi göreceğini söyleyen yönetici, etkisinin geçmesinin ise 2012’yi bulacağı görüşünde. Finansbank’ın krizi rahat geçirdiğini söyleyen Şahinbaş, sektörde özellikle sorunlu kredilerde sıkıntı yaşanabileceğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Geçen yılın son çeyreğinde kredilerin geri dönüşünde başlayan sıkıntı, 2009’da da devam edecek. Bugün ayda 1 milyar TL batık oluyor. 2009’da bu rakamın yaklaşık 15 milyar liraya çıkacağı konuşuluyor. Bu da bankaların kârından düşülecek, toplam kârlılığı azaltacaktır.”

İçinde bulunduğumuz krizde güçlü sermaye yapısı ve likidite bolluğuyla öne çıkan bankacılık sektörü, 2009’da büyüme hedefini koruyor. Geçtiğimiz yıl yüzde 31 büyüme gösteren sektörün bu yıl yüzde 10 düzeyinde büyüyebileceği konuşuluyor.

Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş ise oranın yüzde 10’un altında olabileceği görüşünde. Aslında 2009 için ilk bütçeyi yaptıkları dönemde daha iyimser olduklarını, yüzde 15 büyüme öngörüsüyle hareket ettiklerini söyleyen Şahinbaş, bugün gelinen noktada biraz daha olumsuz düşünmeye başladıklarını ifade ediyor ve ekliyor:

“Her şeyden önce Amerika’nın düzelmesi gerekiyor. Orada bir düzelme olmadığı takdirde dünyanın hiçbir yerinde iyileşme başlamayacaktır. Oradaki düzelmenin 1 yıl sonra kendini göstermeye başlayacağını düşünürsek arkasından Avrupa’ya, sonra da bizim gibi gelişmekte olan ülkelere yansıması olur. Dolayısıyla önümüzde 2012’ye kadar zorlu bir dönem var”.

Finansbank’ın hedefinde sektöre paralel bir büyüme var. 2009’da kredileri yüzde 10 düzeyinde artırmak hedefinde olduklarını söyleyen Şahibaş, “Mevduatta bu oran biraz daha yüksek olabilir. Şube açmaya devam edeceğiz. Bu yıl 20 şube açma hedefimiz var. Bunun üzerine de çıkabiliriz” diye konuşuyor.

hedSinan Şahinbaş, Finansbank’ın ana sermayedarı NBG açısından da şanslı olduğunu söylüyor. Gerek likidite gerek kârlılık gerekse sermaye yeterlilik rasyosu açısından NBG’nin, Avrupa’da diğer bankaların imrenerek baktığı bir pozisyonda olduğuna işaret eden yönetici, “NBG’nin Türkiye’de yüzü gülüyor. Bulunduğu diğer ülkelerde de operasyonlarını kârlı şekilde yürütüyor. 20 yıldır bankacılık yapıyorum, bu herhalde sermayedar açısından geçirdiğim en rahat kriz” diyor.

Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş ile bankacılık sektörünün gelişimini, yeni döneme yönelik beklentileri konuştuk. Finansbank’ın 2008 performansını ve yeni dönem planlarını da paylaşan Sinan Şahinbaş’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

* Sektör 2009’da her şeye rağmen büyüme bekliyor. Sizin öngörünüz nasıl? Bu yıl bankacılık ne kadar büyür, bu büyüme en çok nereden gelir?
- Geçtiğimiz ekim ayında bütçemizi, bankacılık sektörünün 2009 yılında yüzde 15 civarında büyüyeceğini öngörerek yaptık. Bugün geldiğimiz noktada bu büyümenin biraz daha az olacağını tahmin ediyoruz. Sektör geçtiğimiz yıl yüzde 31 düzeyinde büyüme gösterdi. Bu yılki büyüme yüzde 10’un altında olabilir.

Yıl sonu hesaplarını yılın ikinci yarısında daha net yapabileceğimizi düşünüyorum. Türkiye’de krizin, henüz dibe vurduğuna inanmıyorum. Türkiye’ye krizin etkisi tam olarak önümüzdeki 3 ile 6 ay içinde görülecek. Büyüme rakamları da krizin etkisinin net olarak görülmesiyle yeniden revize edilecek.

Krediler büyümeye devam ediyor. Mevduatta da içinde bulunduğumuz faiz ortamından ötürü doğal bir büyüme var. Son dönemlerde Türkiye’de büyüme rakamı da revize edildi. Bu yıl GSMH da geçen yılki gibi bir büyüme göstermeyecek hatta yüzde 4-5 arasında bir küçülme öngörüsü var. GSMH’nın küçüldüğü bir ortamda sektörde de çok yüksek bir büyüme beklememek lazım. Ama yine de bankacılık sektörü GSMH’ya oranla hala küçük. Bu nedenle belli bir büyüme 2009’da da olacaktır.

Bankalar geçtiğimiz yıl ekim ayından bu yana kredi verme konusunda eli sıkı davranıyor. Bu süreç devam ediyor mu?
Bankalar için en önemli unsur likidite. Eylül sonunda kriz başladığında birçok bankanın yıl sonuna doğru çok yoğun sendikasyon yenilemeleri vardı. Kriz başlayınca likidite konusunda duydukları kaygı nedeniyle kredileri kestiler.

Ayrıca krizin çok doğal etkisiyle kredi politikalarını daha sıkı hale getirdiler. Ancak, bunu sadece bankalar olarak düşünmemek lazım. Şirketler de bugün birbirlerini finanse ediyorlar. Aralarında borç-alacak ilişkisi var ve onlar da tıpkı birer banka gibi çalışıyorlar. Bu dönemde onlar da birbirlerine verdikleri kredileri kıstılar. Toplamda bir daralma oldu.

Ocak-şubat gibi, biraz da Merkez Bankası’nın munzam karşılıklarını düşürmesiyle ortaya çıkan 2.7 milyar dolar civarındaki para bankaları likidite açısından rahatlattı. Sendikasyonlar yüzde 60-70 merkez bankasında yenilendi. Ancak likidite krizi şu anda hala dünya piyasalarında devam ediyor. Bu krize sadece Türkiye açısından bakmamak lazım. Biz dünyadaki krizden etkilenen konumdayız ve dünyadaki likiditenin serbest kalması bizim de ileride daha fazla fonlama imkanlarına ulaşmamızı sağlayacak. Bankalar likiditesini artırınca da daha fazla para enjekte etmeye başlayacaklar.

Krizden çıkış için 2010 işaret ediliyor. Sizin öngörünüz nasıl?
Kriz 6 ay sonra Türkiye’de daha çok kendini gösterecek ve dibi göreceğiz. Önceleri biz daha iyimserdik. 2009’un kayıp yıl olacağını söylüyorduk ama 2010 ile beraber hareket başlar diyorduk. Şimdi biraz daha olumsuz düşünüyoruz.

Her şeyden önce Amerika’nın düzelmesi gerekiyor. ABD, bugün toplam dünya tüketiminin yüzde 20’sini oluşturuyor. Nüfusun yüzde 5’ine sahip. Orada bir düzelme olmadığı takdirde dünyanın hiçbir yerinde iyileşme başlamayacaktır. Oradaki düzelmenin 1 yıl sonra kendini göstermeye başlayacağını düşünürsek arkasından Avrupa’ya, ondan sonra da bizim gibi gelişmekte olan ülkelere bunun yansıması olur. Dolayısıyla önümüzde 2012’ye kadar zorlu bir dönem var gibi gözüküyor.

Reel sektöre yönelik ekonomik paketler açıklanıyor. En son otomotivde vergi indirimi getirildi. Bu bankaları da olumlu etkileyecek mi? Buradan ne kadar hacim yaratılabilir?
Günde 100 otomobil kredisi verilirken bu 10’lara düştü. Tabi ki bu tür önlemler piyasaya bir miktar hareket getirir. Ancak, önlemin geçici bir süre için olması bunu sınırlı tutar. Bir de zaten otomotivciler daha öncesinde “ÖTV bizden” türü çeşitli kampanyalar yapmışlardı.

Bu kampanyaların üzerine bir indirim söz konusu olursa hareketlenme hızlanır. İndirimin hemen ardından gördüğümüz kadarıyla bir hareket de başladı. Ama 100’den 10’a düşmüş bir piyasayı yeniden 80’lere çekmek zor olacaktır. İnsanlar bu dönemde bir takım ihtiyaçlarını erteliyor çünkü önünü göremiyor, güvenemiyor. Piyasalar toparlanırsa ÖTV indirimi olmasa dahi talep canlanır.

Kredi talebinin daraldığı, kaynağın da zor bulunduğu bu dönemde bankalar nasıl rekabet ediyor? Bu yıl mevcut sıralamada değişiklik olur mu? 2009 pazar payı anlamında fırsat yakalanabilecek bir yıl mı?
Piyasadaki talebin azalması ve bankaların likidite konusunda önümüzdeki döneme yönelik beklentileri, birbiriyle paralel olarak rekabeti eskiden olduğu yere geri getirdi. Daha az talep, daha az istek var. Bu sektörün alışkın olduğu bir durum.

Diğer yandan pazar payı kazanmak anlamında ciddi bir rekabet var. Finansbank açısından bakacak olursak, biz bugün özel bankalar arasında 5’inci sıradayız. Bizim üzerimizdeki bankalara bilanço büyüklüğü açısından yetişmemiz zor. Böyle bir hedefimiz de yok.

Ancak, bazı ürünlerde pazar paylarımız bu bankalarla çok yakın. Örneğin konut kredilerinde pazar payımız yüzde 11 düzeyinde. Burada en yüksek pazar payı yüzde 13.

Kredi kartlarında birleşmeler sonrası bazı değişiklikler oldu. Bu pazarda bugün Yapı Kredi ve Garanti başı çekiyor. Onlardan sonra gelen Akbank ve İş Bankası’nın Finansbank ile arasındaki fark 1-2 puan kadar. Biz şu anda 5’inci marka konumundayız.

Oto kredilerinde yüzde 8 düzeyinde pazar payına sahibiz. Bizim şubeler anlamında pazar payımız yüzde 5 düzeyinde. Pazar payımızı yüzde 5’in üzerine çıkardığımız her segmentte başarılı olduğumuzu düşünüyoruz.

Bu yıl pazardaki konumumuzu koruyup rekabetin içinde olmak niyetindeyiz. Seçtiğimiz bazı ürünlerde pazar paylarımızı daha da yükseltme planımız var. Örneğin tüketici kredileri, yatırım fonları, mevduat gibi geride olduğumuz, geç başladığımız ya da başarısız olduğumuz ürünlere odaklanıp pazar paylarını yüzde 5’in üzerinde pazar payını yakalamak hedefindeyiz. Bunu da başarabileceğimizi düşünüyorum.

Sektörde kredi dönüşünde ciddi bir sıkıntı öngörüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıl son çeyrekte kredilerin geri dönüşünde başlayan sıkıntı, 2009’da da devam edecek. Bugün bankacılık sektöründe ayda 1 milyar TL batık oluyor. Bunu 12 ile çarparsanız 12 milyar TL eder. 2009’da bu rakamın daha da üzerine çıkılacağı, yaklaşık 15 milyar TL batık olacağı konuşuluyor. Bu rakam da bankaların kârından düşülecek, toplam kârlılığı azaltacaktır. Geçmişte bu rakam daha düşüktü. Mevduattaki maliyet düşüşü bunun bir miktarını dengeleyecek ama sonuçta bu yıl sektör kârlılık anlamında, 2008’dekinden daha iyi bir performans göstermeyecek.

“Sektör Kazanmıyor 2009 Daha Zor Olacak”

Ucuza Mevduat Kârı Artırır
Ocak ayında sektörün kârı yüzde 20’nin üzerinde açıklandı. Ama bu rakama çok itibar etmemek gerekir. Bazı bankalar henüz kârlarını açıklamadılar. Örneğin kamu bankaları 3 ayda bir açıklıyor. Dolayısıyla net rakamları ilk 3 ay sonunda göreceğiz. Faizler 2008 sonunda yüzde 21 seviyelerindeydi. Merkez Bankası’nın faiz indirimleriyle bankalar daha ucuza mevduat toplamaya başladılar. Bu kârlılığa olumlu etki edecek bir durum. Geçtiğimiz dönemdeki gibi faizler yüzde 21’lerden yüzde 14 yerine yüzde 18’e düşmüş olsaydı, o zaman bankacılık sektörünün kârı azalırdı.

Bankalar Sermayeden Yedi
Diğer yandan bankaların kâr rakamları çok büyük gözüküyor ama asıl sermaye kârlılığına bakmak lazım. Bankacılık sektörü geçtiğimiz yıl yüzde 13-14 seviyesinde sermaye kârlılığı yakaladı. 2008 yılı içerisinde gidip hazine bonosu alsanız, sermayedar yüzde 20��nin üzerinde para kazanırdı. Yani sektör aslında sermayeden yedi. Elbette bankadan bankaya değişir ama genel olarak sektör para kazanmıyor. 2009 bu açıdan daha da sıkıntılı olacak.

“2008’de Yavaşladık Ama Büyüme Devam Etti”

Bilanço Rakamları
Toplam aktif büyüklüğümüz yüzde 25’lik bir büyümeyle 30 milyar TL’ye ulaştı. Mevduatımız yüzde 23 artışla 16 milyar TL seviyesine erişti. Kredi portföyümüz de yine yüzde 23’lük bir büyüme gösterdi ve 20 milyar TL seviyesine ulaştı. Kârlılığımızda faiz gelirlerimizi yüzde 15, komisyon gelirlerimizi yüzde 32 büyüttük. 

2008’de özkaynaklarımızda da yüzde 16’lık bir büyüme gerçekleştirdik ve 3.3 milyar TL’ye ulaştı. Sermaye yeterlilik rasyomuz da konsolide yüzde 16,2 seviyesinde gerçekleşti. 2006 ve 2007’de 100’ün üzerinde şube açmıştık. Geçen yıl bütçemiz dahilinde biraz yavaşladık ve 47 şube açtık.

Kârlılıkta Son Tablo
Vergi ve provizyon öncesi kârımız yüzde 27 arttı. Provizyonlarda 2008’de 2007’ye göre özellikle son çeyrekte bir artış oldu. Provizyon sonrası Finansbank’ın konsolide kârı 2007 yılında yapmış olduğu kârla birebir aynı. Fakat burada vergi sonrası kâra baktığımızda bir düşüş görünüyor. Geçen yıl vergi iademiz vardı, bu yıl tam tersi oldu. Dolayısıyla buraya çok bakmamak gerekiyor. Asıl bakılması gereken bankanın operasyonel performansı olmalı. BDDK bilançolarınsa batıklarımıza yüzde 100 karşılık ayıran 3 bankadan biriyiz. Burada da gizli bir kâr var diyebiliriz.

Kart Pazarında 5’inci Markayız
2008’de kredi kartlarındaki pazar payımızı artırdık. 2009’da da artırmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz ilk 2 ayda ciddi aktivitelerimiz oldu. Kredi kartında yüzde 10’un üzerinde bir pazar payına ulaşmış durumdayız. Şube pazar payı olarak baktığımız zaman Finansbank’ın kredi kartları operasyonu için başarılı diyebiliriz. 2009’da da bu performans korumak niyetindeyiz. Farklı ürünler, farklı kampanyalarla öne çıkmak için planlarımız var. Biliyorsunuz kredi kartları pazarında bir konsolidasyon var. Biz kendi markamızla pazarda olmaya devam edeceğiz. Herhangi bir işbirliği planımız yok.

Finansbank’ın 2009 Planı

Kredilerde Büyüme
2009’da krediler yüzde 10 civarında bir büyüme öngörüyoruz. Mevduatta bu oran biraz daha yüksek olabilir. Şube açmaya devam edeceğiz ancak 2008’deki kadar olmayabilir. 2009 sonu itibarıyla 575 şubeye ulaşma hedefimiz vardı. Bunun biraz gerisinde kaldık ama belki 1 yıl gecikmeyle bu rakamı da yakalayabiliriz. Bu yıl 20 şube açma hedefimiz var ancak bu rakamın üzerine çıkmamız da muhtemel.

“Eleman Çıkarmayacağız”
Geçtiğimiz yıl insan kaynakları anlamında yüzde 10’luk bir büyüme sağladık. Finansbank 1000 kişi arttı. Ama tabi bu 1000 kişi aldık anlamına gelmesin. Ayrılanlar da oldu. Sektörde yüzde 10 gibi bir turnover var. Geçen yıl 2 binin üzerinde yeni işe alım yaptık. Biz bu yıl kesinlikle eleman çıkarmayacağız. Hatta bir miktar büyüyebiliriz.

Bireyselde Umudumuz Yok
Diğer yandan 2009’da kredilerde daha çok ticari ve kurumsal kredilere odaklanacağız. Şirketlere yönelik kredilerde artış öngörüyoruz çünkü bireysel krediler tarafında biz vermek istesek de talep yok. Kredi kartları ve tüketici kredilerinde bir büyüme olabilir ama özellikle konut ve otoda büyüme öngörmüyorum. Kaldı ki kapanan krediler var. Mevcut rakamı koruyabilmek için bile yeni kredi vermeniz gerekiyor.

“Krizi Rahat Geçiriyoruz”
Sermayedarımız NBG bu krizden en az etkilenen bankalardan biri. Şu anda gerek likidite gerek kârlılık gerekse sermaye yeterlilik rasyosu açısından Avrupa’da diğer bankaların imrenerek baktığı bir pozisyonda. Bulunduğu ülkelerde kâr marjları iyi olduğu için türev ürünlerden bilançosunda hiç bulundurmamış. Toplam bilançosunun yüzde 25’ini Finansbank oluşturuyor. Türkiye’de yüzü gülüyor. Bulunduğu diğer ülkelerde de operasyonlarını kârlı şekilde yürütüyor. 20 yıldır bankacılık yapıyorum, bu herhalde sermayedar açısından geçirdiğim en rahat kriz diyebilirim.

Hande D. Süzer
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz