Tekfenbank’ın 5 Yıllık Planı

Mehmet Nazmi Erten / Tekfenbank Genel Müdürü   Tekfenbank, Tekfen Grubu’nun bankası... 1989 yılında, yatırım bankası olarak kuruldu. Uzun süre sessiz, ancak istikrarlı büyüdü. Bu gidişi, 20...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Tekfenbank’ın 5 Yıllık Planı

Mehmet Nazmi Erten / Tekfenbank Genel Müdürü

 

Tekfenbank, Tekfen Grubu’nun bankası... 1989 yılında, yatırım bankası olarak kuruldu. Uzun süre sessiz, ancak istikrarlı büyüdü. Bu gidişi, 2001 yılındaki Bank Ekspres’in satın alınması bozdu. Ticari bankacılığa geçişle hedef değiştiren banka, şimdi büyük hedefler peşinde. Genel müdür Mehmet Nazmi Erten, 3-5 yıllık bir planları olduğuna dikkat çekiyor. Bu doğrultuda, ilk amaçlarının sağlıklı büyüme olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Uzun vadede GSMH'nin yüzde 75-80'inin üretildiği yerlerde yapılanmayı planlıyoruz. Bu 3-5 yıl içinde şube sayımızı, 50 ile 70 arasındaki bir rakama yükseltmemiz demek”...

 

Ardı ardına yaşanan iki kriz nedeniyle 2001 yılında bankacılık sektöründe ciddi bir küçülme gözlendi. Bir taraftan bankalar operasyonlarını daha verimli hale getirmeye çalışırken, diğer taraftan sektör dışına çıkan kurumlar oldu. Buna karşın, sektördeki paylarını artırmak isteyen bazı gruplar, fon kapsamında bulunan bankaları satın alarak büyüme yolunda önemli adımlar attılar. Bunlardan biri de Tekfen Grubu’ydu...

 

Türkiye'nin önde gelen gruplarından biri olan Tekfen,1956 yılında, Necati Akçağlılar, Feyyaz Berker ve Nihat Gökyiğit tarafından kuruldu. Ağırlıklı olarak inşaat alanındaki yatırımlarıyla tanınıyor. Ancak, inşaatın yanı sıra, tarım, endüstri, finans, gayrimenkul, dış ticaret ve tekstil alanlarında da yatırımları var.

 

Finans sektöründeki yatırımlarına, 1989 yılında Tekfen Yatırım Bankası'yla başlayan grup, 1996 yılında Tekfen Menkul Kıymetler'i kurdu. Ekim 2000’e kadar finans sektöründeki varlığı çok da hissedilmeyen grup, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndaki (TMSF) Bank Ekspres'le ilgilenmeye başlayınca, tüm dikkatleri üzerine çekti.

 

Ardı ardına yaşanan iki krize rağmen Bank Ekspres'e olan ilgileri devam etti ve Nisan 2001'de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'na (BDDK) tekliflerini sundular. Yapılan incelemeler sonucunda teklif uygun görüldü ve haziran ayında da devir sözleşmesi imzalandı.

 

Temmuz ayında başlayan, Tekfen Yatırım Bankası ile Bank Ekspres'in, Tekfenbank çatısı altında birleştirilmesi operasyonu da ekim ayı sonunda tamamlandı.

 

"2001 yılını, özellikle bankacılık açısından arzu edilmeyen görüntüler oluşmasına rağmen, tatlı bir heyecanla geçirdik" diyor Tekfenbank'ın Genel Müdürü Mehmet Nazmi Erten. Bu heyecan içinde piyasadaki olumsuzlukların göz ardı edildiğini belirten Erten, "Bu bizim için önemli bir şanstı" diyor.

 

26 şube ve 600 civarında çalışanla işe koyulduklarını belirten Mehmet Nazmi Erten, birleşme sonrasında Tekfenbank'ın geldiği noktayı, hedeflerini, sektöre ve ekonomiye ilişkin beklentilerini Capital'e anlattı:

 

Mali sektörün ciddi anlamda küçüldüğü bir yılda, büyüme stratejisi izlediniz. Bu süreci değerlendirir misiniz?

 

Biz hem grup hem de ekip olarak, 2001 gibi bir yılda, mali sektörde büyüme kararı verip, bunu uygulayabildiğimiz için haz duyuyoruz. Biz bu kararın arkasında yapılması gereken şeylerin bitmediği inancındayız. Bu stratejinin başarıya dönüşme mecburiyeti var.

 

Bankadaki ekip de 2002 yılına kendini bu anlamda hazırladı. Bu nedenle 2002 yılı bizim açımızdan son derece önemli. Çünkü, bir ticari bankayı aldık, onu kendi bankamızla birleştirdik. Artık elimizde bir kurum var ve bu kurumun rakamsal olarak piyasalarda algılanması, müşteriler açısından kabulü, başarılı bir orta ölçekli banka haline gelmesini istiyoruz.

 

Bize göre, bunun  için en önemli dönem, 2002 yılının ilk altı ayı olacak... Tekfenbank, bu dönemde rüştünü ispatlayacak ve sonrasında bunu pekiştirerek devam edecek. Yani, 2002 yılında da geçen yılki tatlı heyecan dönemi sürecek. 2002 yılının çok kolay bir yıl olmayacağını, bankacılıkta yaşanacak muhtemel zorlukları biliyoruz. Yine de bu yıla olumlu bakıyoruz. Çünkü, bu zorlukları yenecek bir kadroya ve altyapıya sahip olduğumuzu düşünüyoruz.

 

Birleşme sonrasında Tekfenbank da rakamsal olarak neler değişti?

 

30 Haziran 2001'de Bank Ekspres'i aldığımızda toplam bilanço büyüklüğü 200 trilyon liranın biraz altındaydı. Bu bilançodaki zarar ve bunları fonlayan mevduat kalemlerini almadık. 200 trilyon civarındaki bu bilançonun, 4 trilyon civarında negatif öz kaynağı, yani zararı vardı.

 

Ekim sonunda Tekfen Yatırım ve Finansman Bankası'yla birleştirdik. Yıl sonuna geldiğimizde, bilanço büyüklüğümüz 340 trilyon liraya, özkaynağımız da 32 trilyon liraya ulaştı. Sermaye yeterlilik rasyomuz da yüzde 30'ların üzerindeydi.

 

Tekfenbank'ın şu anda kaç şubesi var? Önümüzdeki dönemde şube sayısını artırmayı planlıyor musunuz?

 

Şu anda 26 şubemiz var. Bunların tamamı Bank Ekspres'in şubeleri... 25'i bilinen şube özellikleri taşıyor, 1 şube ise serbest bölge şubesi. Klasik bankacılık hizmeti sunmadığı için, onu diğerlerinden ayrı tutuyoruz. Kısa vadeli planda şubeleşme ya da şube adedimizi artırma gibi bir hedefimiz yok.

 

Ancak, Türkiye bazen öyle bir fırsatlar sunuyor ki, bu hedefi 3 yıllık plana oturtmuşken, bir gelişme ya da karşınıza açılan bir imkan penceresi, bazı şeyleri erkene almanıza neden olabilir. Şu sıralarda bazı bankaların şubeleri satılıyor, dolayısıyla, biz de karşımıza iyi fırsatlar çıkarsa değerlendirebiliriz.

 

2001 yılında bankacılık sektöründeki en olumsuz gelişmelerden biri işten çıkarmalar oldu. Birleşme sonrasında Tekfenbank'ın çalışan sayısında bir değişim oldu mu?

 

Bank Ekspres'i devir aldığımızda 620 çalışanı vardı. Birleşmiş bünyede de yıl sonu itibariyle bu sayıyı muhafaza ettik. Birleşme süreci ve arada geçen zaman içinde personelimizden bir miktar ayrılan oldu. Biz bunu devir aşamasında da prensip olarak ortaya koymuştuk. Toplu bir işten çıkarma ya da buna benzer bir istihdam kısıtlayıcı işlem bugüne kadar yapmadık. Başarıyı mümkün kılacak personel yapısını oluşturmaya çalışıyoruz.

 

Tekfenbank'ın hedef müşteri kitlesinde kimler var?

 

Biz gerek bireysel, gerekse kurumsal açıdan müşteri kısıtlaması yapmıyoruz. Biz, finansal bir butikte, finansal hizmet ihtiyacını görebilecek tüm müşterilere açığız. Müşterilerimize mümkün olduğu kadar çözüm ortağı gibi yaklaşmak istiyoruz. Yani müşteriyi hizmetimizin odağı haline getirmeye, onların ihtiyacına yoğunlaşmaya çalışıyoruz. Çünkü, bizim yapımızdaki ya da bizden daha büyük bankaların verdiği hizmetlerin birbirinden aslında çok da farkı yok. Ancak, biz bunları bir finansal hizmet kalitesi anlayışında yapıyoruz. Hizmeti bizden aldığı takdirde, kendini daha iyi hissettirebileceğimiz müşterilerle çalışırsak, başarılı olacağımıza inanıyoruz. Bu nedenle, şu anda kurumsal tarafta küçük, orta-küçük ve orta-büyük müşterilere daha iyi hizmet götüreceğimize inanıyorum.

 

Şu anda GSMH'nin yüzde 55'inin üretildiği yerlerde Tekfenbank'ın en az 1 şubesi var. Şubemiz olan yerlerde, hedef kitlemizdeki kurumların iyi bankası olmaya adayız ve bunu başaracağımıza inanıyoruz. Bu yaklaşımımızla, kredili çalışacağımız müşterilerimizde riski daha geniş bir kitleye yayacağımıza inanıyoruz.

 

Tabii ki büyük gruplarla da çalışacağız. Ancak, orta ölçekli bir banka olduğumuz için, sadece büyük müşterilerle çalıştığımızda, onların tüm ihtiyaçlarını karşılayamayacağımız düşüncesini taşıyoruz. Haklı olarak oldukça sıkı hale getirilen kredi limitasyonlarını da dikkate alarak, küçük ve orta ölçeklilerde daha fazla yoğunlaşacağız. Ancak, aktif kalitemize zenginlik katacak ve referansımızı oluşturacak büyük müşterilerimiz de olacak. Açıkçası şu an için müşteri açısından katı kurallarımız yok.

 

İlk altı ay bizim için çok önemli dediniz. Bu dönemde neler yapacaksınız?

 

Biz Bank Ekspres'i devraldığımız bilançosunda bulunan mevduatları almadık. Özellikle de vadeli mevduatların hiçbirini almadık. Bu nedenle mevduat tabanımızı genişletmeye çalışacağız. Burada temmuzdan beri belli mesafe aldık ve bunu önümüzdeki döneme de taşımayı planlıyoruz.

 

Mevduat kaleminde ne gibi gelişmeler yaşandı?

 

Gerek TL, gerekse DTH'larda ciddi bir artış sağlandı. Çok cüzi miktardaki mevduatımız 4’e katlandı. Bunun yaparken kaynak maliyetlerimizi de gereksiz yere yükseltmedik. Piyasa ortalamalarındaki faizlerle bunu sağladık.

 

Yine temmuz başında devraldığımız bilançoda kurumsal krediler çok kısıtlıydı. Bu bölümdeki müşteri tabanımız donuk halde bekliyordu. Fon yönetimi döneminde, gerek küçük limitlerle, gerekse kısıtlı miktarlarda müşterilerle çalışılabilmişti. Bu kredili müşteri tabanımızı büyütüyoruz.

 

Bu bankanın 26 şubesini 600 çalışanını, fiziki olarak doğrulayacak bilanço yapısına gelebilmemiz için, ilk olarak bin, bunu takiben en az bin 500 aktif kredili müşteri tabanına ulaşmamız gerekiyor. Zaten bilançomuzda 2002 yılı için öngördüğümüz büyümenin önemli bir kısmı kredili işlemlerden kaynaklanıyor.

 

Dolayısıyla, 2002 yılının ilk 6 ayında kredi kalitesini ihmal etmeden, kredili müşteri adedimizi artırmayı planlıyoruz. Zaten buradaki müşterilerimiz, bir süre sonra diğer ihtiyaçlarını da bizden karşılamak isteyecektir. Böylece hem krediler yoluyla faiz geliri sağlayacak, hem de yan işlerin getirdiği ücret ve komisyonlar bankanın genel gelir seviyesini yükseltmeye yardımcı olacak.

 

Bireysel kredi tarafından neler yapacaksınız?

 

Bireysel kredilerde de bir kampanya başlattık. Şu anda tanıtım kampanyamız sürüyor. Oto, konut, alış-veriş ve tüketici kredilerinde başlattığımız bir kampanya var. Piyasadaki fiyatlarla karşılaştırıldığında oldukça rekabetçi faizlerle, bireysel kredi portföyümüzü genişletmeyi planlıyoruz.

 

Zaten Bank Ekspres'in bireysel kredi portföyünü tamamıyla almıştık. En az o kadar daha ilave yapmak istiyoruz. Kredilerdeki büyümemizi kurumsal ve bireysel ağırlıklı paylaşarak götürmek istiyoruz. Fakat şunu da belirtmeliyim ki, kredi pastası ciddi oranda küçüldü. Zira 2001 yılındaki yaşanan gerileme, talebi ciddi köreltmiş durumda. Bu nedenle kredi hacimlerimizi istediğimiz tempoda büyütemiyoruz.

 

Tekfenbank'ın 2002 yılı sonunda ulaşmak istediği nokta neresi?

 

2001 yılını 340 trilyon liralık bilanço büyüklüğü ile kapattık. Eğer ekonomide beklenen olumlu gelişmelerin olur, enflasyonun yüzde 50'ler civarında çıkar ve kurlarda çok büyük çalkantılar olmazsa, bilanço büyüklüğümüzü 600 trilyon lira seviyelerine yükseltmeyi planlıyoruz. Bunu yaparken özkaynağımızı da 70 trilyon lira seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bilançomuzun likit aktif oranını da yüzde 20'lerin altına düşürmeyeceğiz.

 

Umarım, bir daha yaşamak zorunda kalmayız, ancak Tekfenbank'ın bilançosunun muhtemel piyasa olumsuzluklarına hep hazırlıklı kalmasını istiyoruz. Aynı şekilde sermaye yeterliliklerinde de asgari değerlere değmeden veya bunları ters yönde aşmayan bir risk alma politikası izleyeceğiz.

 

Peki uzun vadeli hedefleriniz neler?

 

İlk 3 yıl için hedefimiz, mevcut 26 şube ve 600 çalışanımızla sağlıklı bir bilanço yapısına kavuşmak. Böylece hak ettiğimiz getiri ve performansa ulaşmak. Bunu yaparken de müşteri odaklı ve hizmetin kalitesini ön plana çıkaran yaklaşım içinde olacağız.

 

Ayrıca, büyümemizi kredili ve kredisiz işlemlerde bir denge kurarak gerçekleştireceğiz. Uzun vadede GSMH'nin yüzde 75-80'inin üretildiği yerlerde yapılanmayı planlıyoruz. Bu 3-5 yıl içinde şube sayımızı, 50 ile 70 arasındaki bir rakama yükseltmemiz demek. Bu noktaya geldiğimiz zaman da Tekfenbank'ın ya halka açılmaya hazır hale gelmesi, ya da stratejik ortakla bir sonraki aşamayı planlıyor olması gerekiyor.

 

Tabii tüm bunları yaparken çevre şartları son derece önemli. Ancak, biz çevre şartlarını çıta olarak alıp, onun üstünde bir performans göstermek zorundayız. Ümit ediyorum ki bu öngörümüzde yanılmayız.

 

Gündeminizde yeni ürünler var mı?

 

Ben bankacılıkta yeni ürün kavramına çok fazla inanmıyorum. Mutlaka bazı yeniliklerimiz olacak, ancak bu konuda fazla iddialı da değilim. Aslında bankacılıkta tek ürün var, nakit, yani para. Bütün ürünler bu paranın etrafında dolaşıyor. Biz bireysel tarafta, kart ve kart teknolojisini kullanan kısımda, 2002 yılında çok iddialı değiliz.

 

Buna karşın, ticari bankalarda ya da bizim boyutumuzdaki bankaların çoğunda olmayan proje finansmanı veya özel yapılandırılmış borçlar gibi yatırım bankacılığından gelen mirasımızı, bu sahada da uygulamaya devam edeceğiz. Bu rakiplerimizden farklılaştığımız bir nokta olabilir. Özellikle taahhüt ve büyük proje işlerimizdeki kurumsal müşterilerimizin bizden beklentisi de bu yönde. Ama onun dışındaki yerlerde hepimizin bildiği ürünler kıyafet değiştirerek karşınıza gelecektir. Çok standart dışı bir uygulamamız olacağını zannetmiyorum. Yani ürün mühendisliği yapmayacağız. Onu yapanları takdirle izleyip, fizibil bulduğumuz ürünlere biz de gireceğiz.

 

Önümüzdeki dönemde yeni satın almalar olacak mı? Finans alanındaki büyümenizi sürdürecek misiniz?

 

Şu an için böyle bir planımız yok.

 

Krizlerin ardından hem kurumsal hem de bireysel tarafta müşteriler ağırlıklı olarak daha çok tanıdıkları, sektörün en büyük banklarına yöneldi. Bu sizi nasıl etkileyecek?

 

Bu bir gerçek. Biz eğer bankacılığımızı doğru ve ilkeli yapıp, kaliteli hizmet sunarsak ve bu davranışımız alışkanlık şeklini alırsa, bize yetecek kadar müşterimiz olacaktır. Böyle bir yapı oluşunca, herhangi bir tanıtım ya da reklama ihtiyaç duymadan müşteri gelip bizi bulacaktır. Yani bankacılığı doğru yaparsanız, sizin de müşteri kitleniz oluşur. Bankacılık ölçek ekonomisinin en ciddi olarak uygulandığı ve giderek de önem kazandığı sektörlerden biridir.

 

<b>"HEDEFLER TUTACAK"

 

2002 yılı için öngörülen makro ekonomik hedefler tutacak mı? Sizin bu konudaki tahminleriniz neler?

 

Biz enflasyonun, hükümetin yüzde 35'lik hedefinin biraz üstünde çıkacağını düşünüyoruz. Tahminiz ekonometrik bir modele dayanmamakla birlikte yüzde 50 seviyelerinde. Ancak, bu seviyeler bile, 2001 gibi bir yıldan sonra ciddi bir başarıdır.

 

Bu arada enflasyondan daha önemli olarak büyük çalkantılar yaşanan mali piyasaların 2002'de sakinleşmesini bekliyoruz. Kurlarda daha stabil bir ortam tahmin ediyorum. Böylece, ekonomik birimler de kararlarını daha sağlıklı biçimde alacaktır. Bunun da ekonomiye, önce negatiften durağana, sonra da pozitife doğru bir trend kazandıracağını düşünüyorum.

 

Bu olduğu takdirde, şu anda yelkenlerimizi dolduran dış rüzgarların da yardımıyla 2002 yılı için hedeflenen makro büyüklüklere ulaşacağımızı tahmin ediyorum. Ancak, burada bir endişem var. O da Türk insanının verdiği aşırı tepkiler. Yani olumsuzluklar ya da olumlu gelişmeler aşırı tepkilerle karşılanıyor ve satın alınıyor. Dolayısıyla, göstergeler, olması gerekenin çok altında ya da çok üstünde oluşabiliyor. Beklentiler terse döndüğünde de büyük dur kalklarla karşılaşıyoruz. Bu da hiç sağlıklı değil.

 

<b>"BANKACILIK YASASI GECİKTİ"

 

Bankacılık yasasıyla sektörde neler değişecek?

 

Bu aslında gecikmiş bir yasa. Çünkü, bu sektöre, en fazla zarar veren hususun olumsuz beklentiler olduğunu düşünüyorum. Yani "Yarın hangi bankaya el konacak? Hangisi kapanacak? Sırada kim var?" gibi piyasa dedikodularının, sektördeki en güçlü bankadan, en zayıf bankaya kadar her kuruma zarar verdiğini düşünüyorum.

 

Ayrıca, mali sektörün hem reel sektörle hem de tasarruf sahipleriyle olan ilişkisini de bozduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, bu yasadan beklediğim en büyük nimet, şeffaf ve olabildiğince hızlı olarak uygulanması ve olumsuz beklentilerin önünün kesilmesi. Sonuçta da insanların işine konsantre olarak ve işini doğru yaparak kendi kurumunu ve sektörün kaybolan güvenini yeniden tesis edecek bir mesleki uygulamaya başlaması. Yasanın başka hiçbir şeye değil, buna hizmet etmesini istiyorum.

 

<b>"YABANCILAR SEKTÖRÜ TERBİYE EDİYOR"

 

Yabancı bankaların sektöre girmesi mali sistemde neleri değiştirecek?

 

Bence sektör, yabancı bankaların girmesiyle terbiyevi oluyor. Ancak, yabancılar beklenildiği kadar bu sektöre ilgi göstermedi. Ben bu trendin çok fazla değişmesini beklemiyorum. Türk bankacılık sektöründe sermaye dağılımının yabancılar lehine değişmesi zor bir ihtimal. Şu ana kadar 1 yabancı kurum ciddi bir yatırım yaptı, diğeri ciddi bir büyüme trendinde.

 

Bunların dışındaki yabancı bankaların Türkiye'deki varlıkları yatırım bankacılığı fonksiyonunun ötesine gitmiyor. Ancak, ileride yabancı bankalar, kalıcı yatırım amaçlı Türkiye'ye gelebilir. Bu da rekabet ortamını zorlaştıracaktır. Çünkü yabancı bankaların gerek kaynak maliyeti, gerek fonlama imkanları, gerekse yerleşik oldukları ülke network'leri açısından ciddi avantajları olacaktır.

 

Tabii Türk bankaları arasında da büyüklükler itibariyle rekabet artacaktır. Örneğin büyük bankalar, rekabette birkaç adım önde olacaktır. Biz ve benzer yapıdaki bankalar için hayat belki onlar kadar rahat olmayacaktır.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz