Artık pazar değil aktör konumundayız

Prof. Dr. İsmail Demir ile sektörün bugününü ve gelecek planlarını konuştuk...

17.11.2021 12:44:000
Paylaş Tweet Paylaş
Artık pazar değil aktör konumundayız

Aslı Sözbilir

Salgın birçok sektörde olduğu gibi savunmada da daralmaya neden oldu. Buna rağmen 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 11,7, ikinci çeyreğinde ise yüzde 40,5 büyüme yaşandı. İhracat ise yılın ilk yarısında yüzde 45 artarak 1 milyar 341 milyon dolara yükseldi. Bu başarıda, liderlik görevi üstlenen Savunma Sanayii Başkanlığı’nın rolü büyük. Kurumun başkanı Prof. Dr. İSMAİL DEMİR, Türkiye’nin son yıllardaki milli ve yerli üretim politikalarıyla dünyanın en büyük 13’üncü savunma sistemleri ihracatçısı konumuna yükseldiğini söylüyor ve “Artık savunma sanayii alanında bir pazar değil, aktörüz” diye konuşuyor.

Tamamen yerli ve milli” olma idealiyle hareket eden Türk savunma sanayi, 2000’lerin başından bu yana büyük gelişme kaydetti. 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken bugün bu sayı 750’nin üzerine çıktı. İhracatını son 10 yılda yüzde 224 artıran sektör, ithalatçı bir sektörden bugün “dünyanın en büyük 13’üncü savunma sistemleri ihracatçısı” konumuna yükseldi. COVID-19 salgını nedeniyle yaşanan daralmaya rağmen 2021’de büyüme trendini sürdüren sektör, Ar-Ge çalışmalarına da son sürat devam ediyor. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) bünyesinde bugün yapay zeka, robotik, kuantum teknolojileri gibi pek çok alanda 47’si başarıyla tamamlanmış, 62’si halen devam eden Ar-Ge projesi bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, “Bugün geldiğimiz noktada güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarını çok büyük oranda yerli ve milli imkanlarla sağlıyoruz. Üzerinde çalıştığımız 750’den fazla projenin yarısından fazlasını son 5 yılda başlattık” diyor. Demir, uzun yıllar güvenlik güçlerinin silah ve mühimmat ihtiyaçlarının temininde hazır alım modelleri kullanan Türkiye’nin, milli ve yerli üretim atılımıyla 2021’de savunma alanında global bir güç haline geldiğini anlatıyor ve ekliyor: “Türkiye artık savunma sanayi alanında bir pazar değil, aktör olmuş durumda. Kendi kendine yetebilen, bunun yanında dost ve müttefiklerinin ihtiyaçlarını karşılayabilen sektörümüz artık dünyada adından söz ettirir hale geldi.” Prof. Dr. İsmail Demir ile sektörün bugününü ve gelecek planlarını konuştuk: 

Savunma sektörünün 2021 itibarıyla ekonomideki yeri ve katkısı nedir? 

2020 yılında tüm sektörlerde olduğu gibi savunma sektöründe de salgın nedeniyle belirli oranlarda daralma yaşandı. Ancak 2021 itibarıyla üretim ve ihracat faaliyetleri hız kazandı. Son açıklanan verilere baktığımızda sanayimiz 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11,7, ikinci çeyreğinde yüzde 40,5 büyüdü. Savunma sanayimiz bu büyümede büyük bir paya sahip ve ülke ekonomisi ve kalkınmasına ciddi katkı sağlıyor. 

Sektör 2021’i nasıl geçirdi? Pandemi savunma sektörünü nasıl etkiledi? 

2020 yılının tamamında dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını, tüm sektörlerde olduğu gibi savunma sanayi sektörünü de etkiledi. Tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler üretimde aksamalara ve teslimatlarda gecikmelere yol açtı. Ancak süreci hızlı bir şekilde atlatan sektörümüz, yerli ve milli üretim çalışmalarına salgın döneminde de aralıksız devam etti. Çalışmalarımızın karşılığını ülkemizin 2021 yılı büyüme rakamlarına ve ihracat verilerine baktığımız zaman çok daha iyi görüyoruz. Bu süreçte güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarının yanı sıra savunma sanayi sektöründe yerli ve milli olarak üretilen üstün teknolojik ürünler ve bu kapsamdaki tecrübe birikiminin sağlık sektörüne aktarımı sağlandı. Böylece solunum cihazı gibi acil olarak ihtiyaç duyulan cihazlar üretilip sağlık sektörümüzün kullanımına sunuldu. 

Türk savunma sanayiinin 2021 itibarıyla global rekabetteki konumu nedir?

Türkiye uzun yıllar güvenlik güçlerinin silah ve mühimmat ihtiyaçlarının temininde hazır alım modelleri kullanılıyordu. Son yıllarda yaptığımız atılımlar, milli ve yerli üretimin desteklenmesi ve savunma sanayinde “Tam Bağımsız Türkiye” olabilme hedefine inanan bir ekosistemle birlikte yol yürümenin sağlamış olduğu güç, bizi 2021 yılına geldiğimizde farklı bir boyuta taşıdı. Türkiye artık savunma sanayi alanında bir pazar değil, aktör olmuş durumda. Kendi kendine yetebilen, bunun yanında dost ve müttefiklerinin ihtiyaçlarını karşılayabilen sektörümüz artık dünyada adından söz ettirir hale geldi. Savunma sanayimiz; zırhlı araçlar, savaş gemileri, helikopter projeleri, modern top ve tüfek projeleri, yerli uydu ve uzay çalışmaları, elektronik harp ve radar sistemleri, mühimmatlar, füzeler, torpidolar ve hava savunma sistemleri, insansız hava araçları konusunda dünyayla rekabet edebilir konuma geldi. Lazer ve elektromanyetik silah sistemleri, otonom sistemler, siber güvenlik ve yapay zeka gibi alanlarda yaptığımız doğru strateji belirleme ve Ar-Ge çalışmalarımızla birlikte yakın gelecekte dünyayla rekabet edebilmemizin önünde hiçbir engel bulunmuyor. Bizler sahip olduğumuz en büyük güç olan genç ve dinamik insan kaynağımızla bu işin üstesinden geleceğimize inanıyoruz. 

Sektörde bugün hangi alanlarda kaç yerli oyuncu var?

Global aktörlerle karşılaştırıldığında bu oyuncular hangi alanlarda, hangi ürünlerle öne çıkıyor? 2002 yılında 56 firmanın faaliyet gösterdiği sektörde bugün 1.500’ün üzerinde firma faaliyet gösteriyor. Kara, hava, deniz platformları, elektronik harp, silah ve mühimmat, siber güvenlik, uydu ve uzay sistemleri gibi birçok alanda faaliyet gösteren şirketlerimiz, güvenlik güçlerimizin ihtiyacı doğrultusunda yerli ve milli ürünleri sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Bugün insansız hava araçlarımız, milli gemi projelerimiz, mühimmatlarımız, elektronik sistemlerimizin ilgiyle takip edildiğini ve talep edildiğini söyleyebiliriz. Kara aracı üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca ülkemiz İHA ve SİHA teknolojisinde dünyanın önde gelen 3 ülkesinden biri. Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa ve idamesini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisi olan ülkemiz, bu ürünleri üretmenin yanında dünyanın dört bir yanına ihracatını da yapar hale geldi. 

Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarının gelirler içindeki payı ne? Ar-Ge çalışmaları son dönemde en çok hangi alanlara odaklanıyor?

Ar-Ge ve teknoloji yönetimi faaliyetlerimizle, ülkemizin güvenlik güçlerinin kullanımına sunulan savunma sistemlerimizdeki kritik bileşenlerin yerlileşmesi ve ileri/çığır açıcı teknolojilerin ülkemize kazandırılması amaçlarıyla teknolojide tam bağımsızlık hedefleniyor. Bu kapsamdaki çalışmalar son yıllarda yoğunlaştı ve bugünlerde Ar- Ge Panelleri ve OTAĞ’lar ile sistematik hale getirildi. Ar-Ge verilerine baktığımızda, savunma sanayinde, 331 milyon doları özkaynaklardan olmak üzere Ar-Ge alanında toplam 1 milyar 672 milyon dolar harcandığını görüyoruz. Bu rakam toplam sektör cirosunun yaklaşık yüzde 15’ine tekabül ediyor. 2002 yılında 49 milyon dolar mertebesinde olan savunma sanayii Ar-Ge harcamalarının günümüzde 34 kat arttığı görülüyor. Ar-Ge Panelleri ve OTAĞ’lar ile sistematik hale gelen bu çalışmalar, ilk meyvelerini vermeye başladı. Güncel durumda 47 Ar-Ge projesi başarıyla tamamlanmış olup 62 projeyse halen devam ediyor. Ar-Ge projelerimizin toplam bütçesi 3,5 milyar lirayı geçiyor. Hedeflerimizi gerçekleştirebilmek için hızla ilerleyen teknolojik çağda, geleceğe en güçlü şekilde hazırlanabilmek için proaktif davranarak doğru zamanda, doğru teknolojilere yatırım yapmak gerekiyor. Bu nedenle Ar- Ge yol haritamızın bir ayağı ileri teknolojilere yapılan yatırımlardan oluşuyor. Teknoloji alanlarında yapay zeka, geniş bant teknolojileri, büyük veri, robotik ve mekatronik, otonomi, kuantum teknolojileri, nesnelerin interneti, mikro/nano ve opto elektronik teknolojileri, motor teknolojileri, hipersonik ve yeni füze teknolojileri ile uzay konuları öne çıkıyor. Bunlar üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 

Uzay teknolojileri ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarda son durum nedir? 

Uzay çalışmaları temelde sivil alanın öncü olduğu bir konu olduğu için Savunma Sanayii Başkanlığı olarak bu alanda ön cephede değiliz. Ancak savunma sanayi şirketlerimiz bu konuda bilgi ve birikimleriyle çalışmaların önemli bir kısmını üstleniyor. Savunma sanayi sektörü, ülkemizin Uzay Programı’nda, Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda yürütülecek çalışmalara da en yüksek katkıyı sunacaktır. Türkiye’nin uzaya bağımsız erişiminin sağlanması amacıyla yakın zamanda Roketsan Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Merkezi’ni açtık. Bu merkezle uzay çalışmalarına hız veren Roketsan’ın geliştirdiği Sonda Roketi uzay sınırını aştı ve bu alanda uzaya çıkan ilk Türk aracı oldu. Başkanlığımız bünyesinde kurulan DELTA-V şirketi de hibrit yakıtlı roket motoru geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. DELTA-V ile de ilk hedefimiz uzay sınırını hibrit yakıtlı roket motoruyla geçmek. Bu çalışmalar uzaya gidecek roketler ve onu fırlatacak sistemleri yerli imkanlarla geliştirmeyi amaçladığımız projeler. TUSAŞ’ın uzay alanındaki iştiraki GSATCOM şirketi, Arjantin ulusal telekomünikasyon şirketi ARSAT S.A. için “Yüksek Çıkış Gücüne Sahip HTS Haberleşme Uydusu” teknolojileri ihraç edecek. Ülkemizin uzay alanındaki ilk ihracatı olacak proje kapsamında geliştirilecek uydu 2024 yılında Arjantin’e teslim edilecek. 

2022’nin sektör adına nasıl geçeceğini öngörüyorsunuz? 

Sektör olarak yapılan çalışmalarda devamlı olarak üzerine koyarak ilerliyoruz. Bundan dolayı 2022 yılında savunma sanayinde milli ve yerli üretimin artacağı, önemli projelerin hayata geçirileceği, ihracat rakamlarının artarak ülke ekonomisine sunulan katkının katlanacağına olan inancımız tam. Ve bizler bu amaç için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Savunma sanayimizdeki atılmaların ve ilerleyişin arkasında sağlam bir irade mevcut. Cumhurbaşkanımız liderliğinde oluşturulan “Küresel Güç Türkiye Vizyonu” ile belirlediğimiz yol haritamızla savunma sanayinde “Tam Bağımsız Türkiye” olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz.


İDEALE NE KADAR YAKLAŞILDI?

750 PROJE 
Bugün geldiğimiz noktada güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarını çok büyük oranda yerli ve milli imkanlarla sağlıyoruz. Üzerinde çalıştığımız 750’den fazla projenin yarısından fazlasını son 5 yılda başlattık. Az zamanda büyük yol kat ettik. Ancak savunma sanayi dinamik bir sektör olduğundan yapılanı yeterli görmemiz asla düşünülemez.

GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİ Bugün sahada ihtiyaç duyulan sistemlerin üretilmesinin yanı sıra geleceğin teknolojileri için de bugünden çalışmalarımızı yapmaya başlıyoruz. Bu yüzden kat edilecek yol, teknoloji geliştiği sürece bitmeyecektir. Ama biz maksimum düzeyde yerli ve milli üretimi sağlamak için ihtiyaç duyulan her alanda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.



“İHRACATIMIZ SON 10 YILDA YÜZDE 224 ARTTI”

13’ÜNCÜ SIRADA
Türkiye ithalatçı ülke konumundan çıkarak ihracatçı ülkeler seviyesine yükseldi. İHA ve SİHA’ların da dahil olduğu tamamen milli imkanlarla üretilen ürünlerin ihracatı, yılın ilk yarısında yüzde 45 artarak 1 milyar 341 milyon dolara yükseldi. Son 10 yıldaki artış ise yüzde 224’ü buldu. Türkiye son yıllardaki milli ve yerli üretim politikalarıyla dünyanın en büyük 13’üncü savunma sistemleri ihracatçısı konumuna yükseldi.

YENİ PAZARLAR Yukarı yönlü bu trendi asıl önemli ve anlamlı kılansa hem ihraç ettiğimiz ürün çeşitliliğinin artması hem de Afrika’dan Amerika’ya, Körfez’den Uzakdoğu’ya yeni pazarlara ulaşmış olmamız. İnsansız hava araçları, uçak ve helikopterlerin aksam ve parçaları, kara araçları, silah ve mühimmatlar, motor aksam ve parçaları önde gelen ihracat kalemlerimiz.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz