“Endişelerim Var, Sanki 80 Öncesindeyiz”

Feyyaz Berker Türkiye’nin en kritik dönemlerinden birini yaşadığı 1970’lerde TÜSİAD’ı kurdu ve ilk başkanı olarak göreve geldi. Uygulamalarıyla Türk iş dünyasında farklı bir yere oturdu. Bugün 83 y...

1.08.2008 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Feyyaz Berker Türkiye’nin en kritik dönemlerinden birini yaşadığı 1970’lerde TÜSİAD’ı kurdu ve ilk başkanı olarak göreve geldi. Uygulamalarıyla Türk iş dünyasında farklı bir yere oturdu. Bugün 83 yaşında olan Berker, iş dünyasından elini çekmiş değil. Ekonomi ve siyasetin nabzını tutmaya devam ediyor. Gelişmeler karşısındaki yorumları ise pek iç açıcı değil. Dünden bugüne pek bir şeyin değişmediğini, 1980’lerde yaşanan bazı olayların içinde bulunduğumuz dönemde de yaşandığını söylüyor. “Beni üzen de değişen bir şey olmaması. Bundan sonra Türkiye dışa açılmadan yaşayamaz. Bu dış borç ve bunun faizi ile nereye kadar gidebilir? Ben bu sorunun cevabını bilmiyorum” diyor.

Feyyaz Berker’in Türk iş dünyasında özel bir yeri var. O sadece başarılı bir işadamı oluşuyla değil aynı zamanda siyasi ve sosyal olaylara karşı duruşuyla da iş dünyasında bir adım öne çıkmış bir isim. 1971-1980 yıllarında TÜSİAD Başkanı olduğu dönemdeki uygulamaları onu unutulmazlar arasına koymaya yetti. Ecevit Hükümeti’nin politikalarına yönelik gazetelere verdiği ilan o dönem o kadar etkili olmuştu ki, hükümetin düşme gerekçesi olarak gösterilmişti.

Aradan geçen 28 yılın ardından Berker, bugün iş dünyasından elini çekmiş değil. Tekfen’in kurucu ortağı olarak her gün holdinge gidiyor. İş dünyasının nabzını tutuyor. Gelişmeleri belki de herkesten daha net görüyor, bir adım sonrasını tecrübeleriyle daha sağlıklı yorumluyor. Ancak yorumları çok da umut verici değil. “Kötümser bir hava var. Kriz dalga dalga geliyor. Ortada bir gerçek var. Bu gerçeği görerek herkes ayağını yorganına göre uzatıyor, boğulmamak için denize açılmak istemiyor” sözleriyle iş dünyasına hakim olan ruh halini anlatıyor. Dünden bugüne pek bir şeyin değişmediğini 1980’lerde yaşananların bir kısmının içinde bulunduğumuz dönemde de yaşandığını söylüyor. “Ekonomik ve sosyal açıdan aynı şeyleri tartışıyoruz. Beni üzen bu zihniyette değişen fazla bir şey olmaması. Bundan sonra Türkiye dışa açılmadan yaşayamaz. Bu dış borç ve bunun faizi ile nereye kadar gidilebilir? Ben bu sorunun cevabını bilmiyorum” diyor.

Ancak tüm bu olumsuz tabloya karşın Feyyaz Berker tümüyle karamsar değil. Yaşananlar karşısında endişeleri olduğunu söylemekten kaçınmasa da, geleceğe umutla bakmak istiyor. Çözümü ise eğitimde ve Atatürk’ü daha iyi anlamakta görüyor. 83 yaşındaki Berker hayatının bundan sonraki en önemli amacını da şöyle ifade ediyor: “Hayatımın geri kalanında gerçekleştirmek istediğim iki amacım var. Bunlardan biri eğitim, diğeri de Atatürk’ü doğru tanıtmak.”

Capital iş dünyasının en önemli duayenlerinden Feyyaz Berker’le Tekfen Holding’deki odasında bir araya geldi. Türk iş dünyasının dününü ve bugününü konuştu.

Türk iş dünyasının önde gelen isimlerinden birisiniz. Yıllardır işin içindesiniz. Türk iş dünyasındaki değişimi nasıl buluyorsunuz?
Türkiye’de önemli zihniyet değişikliği ve dışa açılmalar oldu. Bizim zamanımızda kapalı ekonomi vardı. Yaşanan gelişmelerde AB’ye üye olma fikri çok önemli bir yere sahip. AB üyesi oluruz ya da olmayız, ama oranın standartlarını yakalama yolculuğunun katkısı çok. Özgürlükleri zenginleştirip demokrasiyi yerleştirmek, ileri teknolojiye kavuşmak ve eğitimi geliştirmek o standartları getirecek.

Türk insanı da bu konuda başarılı. Girişimci ve yaratıcı. Gittiği yerlerde güzel işler yapıyor. Baktığınız zaman Almanya’nın birçok başarılı firmasının Türkler tarafından kurulduğunu görüyorsunuz. Başka ülkelerden oraya gidenler aynı başarıyı elde edemiyor. Bu da Türk insanının girişimcilik ve yaratıcılık gücünü kanıtlıyor.

Anadolu’da da bir sürü firma doğdu. Önceden ihracat nedir bilmeyen şirketlerin neredeyse hepsi ihracat yapıyor. Bence bu da çok önemli. Bu değişimde Turgut Özal’ın büyük payı oldu. Türk insanı dünyayı tanımaya, global pazarda rekabet etmeye başladı.

Bu olumlu gelişmelerin yanında içinde bulunduğumuz dönemin en büyük sorunu cari açık. Eğer dünya Türkiye’yi yalnız bırakırsa, büyük bir krize gireriz. Çünkü, Türkiye’nin 50 milyar dolarlık bir dış açığı karşılama imkanı yok.

Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye nerede hata yapıyor?
Endişelerim yok diyemem, var. Fakat ileride Türkiye’de çok iyi günler yaşanacağını düşünmek istiyorum. Gençleri gördükçe umutlanıyorum. Bu gençler iyi yetişirse, kapalı bir dünya içine sokulmazsa o zaman çok aydınlık bir Türkiye olacak.

Eğitimi Türkiye’nin doğusu ve batısına ayrım yapmadan yayarsak, tüm çocukları eğitirsek inanılmaz bir Türkiye göreceğiz.

Şu anda Türk iş dünyasında nasıl bir hava hakim?
Kötümser bir hava var. Dünya genelinde bir kriz yaşanıyor. Kriz dalga dalga geliyor. 2010 yılına kadar krizin belli bir noktaya oturması bekleniyor. Enflasyon rakamlarının ne kadar doğru olduğu konusunda emin değilim. Enflasyonu en iyi alışveriş yapanlar görüyor. Ben yapmıyorum. Ama rakamlardaki artışı görüyorum.

Şu aşamada Türkiye’nin bir numaralı problemi enflasyon. İçinde bulunduğumuz ortamda konuşmaların tamamı karamsar. Ortada bir gerçek var. Bu gerçeği görerek herkes ayağını yorganına göre uzatıyor, boğulmamak için fazla denize açılmak istemiyor.

Türkiye’de iş yapmak, para kazanmak şimdi mi kolay, geçmiş yıllarda mı kolaydı?
Ben para kazanmak denilince, doğru dürüst para kazanmayı anlıyorum. Türkiye’de hala vergi kaçakçılığı var. O kaçak olmasa ülke çok daha farklı bir yerde olurdu. Ama biz iş dünyası olarak bir nevi bürokrasi ile mücadele ediyoruz. Amerika’da bir günde bir şirket kurabilirken Türkiye’de şirket kurmak aylar alıyor. Bürokrasi yüzünden doğru düzgün iş yapanla yapmayanı ayırmak da zor. Bence Türkiye’nin büyük sorunlarından biri bürokrasi. Bu da yeni bir olay değil, eskiden de vardı şimdi de var.

Peki bu ortamda girişimcilere ne tavsiye ederseniz? Özellikle hangi sektörlerde fırsatlar olduğunu düşünüyorsunuz?
Dünya süratle değişiyor. Enerjide ciddi bir sıkıntı var. Bu nedenle önem sırasında enerji sektörü bir numara. Yaşanan sıkıntı bir yıl sonra değişecek gibi değil ama sektöre yapılacak büyük yatırımlarla enerjideki açık er geç kapanmalı.

Tarımın önemi artıyor. Dünyada yaşanacak açlığa ilişkin korkunç senaryolardan bahsediliyor. Ben o kadar kötümser olmak istemiyorum. Ama muhakkak tarım sektörüne çok daha önem vermek lazım.

Sizce Türkiye’den bir dünya şirketi çıkacak mı? Hangi alanlarda eksikliğimiz var?
Çıkabilir, neden çıkmasın? Türkiye’nin turizm ve tarım gibi avantajlı olduğu sektörleri, daha değerlendirilmemiş madenleri var. Amerika’da Success diye bir dergi var. Dergiyi çıkaran kişi 40 yaşındayken, “Ben tenis şampiyonu olacağım” demiş. İnsanlar şaşırmış. Hindistan’daki bir firmaya kendisine uygun top atan bir makine yaptırmış. Onunla çalışmış. En meşhur tenisçilerden dersler almış.  2-3 yıl sonra kendi grubunda şampiyon olmuş. Bugün 70’inde tenis oynuyor, kendi grubunda şampiyon. Buradaki sır, irade ve azim ile çalışmak. Azmedecek, yaptığınız işe inanacak, sabırlı olacaksınız.

Geçmişe dönüp baktığınızda en gurur duyduğunuz işler neler? 
Eğitim konusunda birçok kuruluşun kurucusu oldum. Eğitim Gönüllüleri ve TEMA’nın kurucuları arasındayım. En çok eğitim alanında yaptıklarımdan gurur duyuyorum. Yıllarca Robert Kolej’in mütevelli heyetindeydim. Ayrıldım ama hala eski heyecanımı koruyarak yardım ve katkıda bulunmaya çalışıyorum. TÜSİAD’a çok emeğim geçti. Aile planlaması konusunda da önemli çalışmalar yaptım.

Bugün 3 çocuk konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Gülüyorum. Bizim felsefemiz, çocuk yapmayın değil ki. Sağlıklı çocuk yapın, eğitebileceğiniz kadar çocuk sahibi olun. İsterse 10 tane olsun. Ben yıllar önce Diyarbakır’a gittiğimde inanamadım. Çamurlu sokakta yüzlerce çocuk oynuyordu. Okul yoktu. Siz bu çocuklardan ne beklersiniz? Hakikaten politikacıları anlamak zor. Vicdanları bunu nasıl kabul eder?

3 ortak olarak örnek bir uyum gösterdiniz. Bugünkü ortaklıklara ne tavsiye ediyorsunuz?
3 ortak olarak bizim aynı zamanda pek çok ortak özelliğimiz de var. Bunlardan biri az önce bahsettiğim gibi çocuklar. Üçümüz de inşaat mühendisiyiz. Amerika’da eğitim aldık. Amerikan tarzını öğrendik. Amerika’yı övmüyorum, çirkinliklerini ve yanlışlarını görüyorum. Ama Amerika biz 3 ortağa müşterek bir şey verdi. Üçümüz de aynı idealleri paylaşıyoruz. Türkiye’nin kalkınması ve iyileşmesi için çok çaba sarf ediyoruz, ama zamanımız azalıyor. Keşke daha fazla zamanımız olsaydı da daha fazla işler yapabilseydik.

Artık güvendiğimiz bir ekiple çalışıyoruz. Bizden sonra da böyle devam etmesi için gerekli tedbirleri alıyoruz. Burada önemli olan para değil, manevi değerler. Paramız daha çok olmuş hiç önemli değil. Daha çok kazanalım hırsımız olmadı. Daima verebilelim diye çalıştık.

*İş çevrelerini ne kadar etkin görüyorsunuz?
TÜSİAD çok doğru raporlar hazırlıyor. Bunların uygulanması başka bir olay, rapor yazmak başka bir olay. Tabiî ki TÜSİAD hiçbir zaman siyasi taraf olmamalı.

Benim TÜSİAD başkanı olduğum dönemde Ecevit hükümeti iktidardaydı, işte o dönem çıkan meşhur ilanlarımız var. “O ilanlardan sonra hükümet devrildi” diye yaygın bir kanaat bulunuyor. Halbuki hükümet zaten zorlanıyordu. Bu ilanları biz 2 kişi hazırlamadık.

Tüm üyelerin görüşü alındı. Bazı kişilere göre TÜSİAD Ecevit’e karşıydı. Hayır, Ecevit iyi bir insandı. Aynı okulda okuduğum, şahsen tanıdığım sevdiğim bir insandı. Ama fikir olarak uyuşamazdık, çünkü devletçi bir zihniyetle iş olmuyor. Başkan olduğum 1971-80 dönemleri zordu.

Ancak o dönem yaşadığımız bir kısım olayları bugün de yaşıyoruz. Ekonomik ve sosyal açıdan aynı şeyleri tartışıyoruz. Beni üzen bu zihniyette değişen fazla bir şey olmaması. Bundan sonra Türkiye dışa açılmadan yaşayamaz. Bu borçla ve bunun faizi ile nereye kadar gidebilir? Ben bu sorunun cevabını bilmiyorum.

 “Hayata Yeniden Gelseydim”

Daha Aktif ve Verimli Olurdum
Hayata şimdiki düşüncelerimle tekrar gelsem kendimi daha aktif ve verimli kılardım diye düşünüyorum. Çünkü o zamanlar ne internet, ne televizyon vardı.

Çekinmeden Sormak Gerekiyor
Dün Hisar Eğitim Vakfı'nın açtığı Özel Kemerköy İlköğretim Okulu'nun mezuniyet törenindeydim. Cem Kozlu geldi, çok güzel bir konuşma yaptı. THY’de genel müdür olarak işe başladığında uçağın ne olduğunu bile bilmediğini, işi çalışanlarına sorarak öğrendiğini anlattı. Gerçekten de hayatta başarılı olabilmek için her şeyi çekinmeden sormak gerekiyor.

“Bizim Nesil Dinlemesini Öğrenemedi”
İkinci olarak Jacop Dübes konuştu. Dinlemeyi öğrenmenin çok önemli fakat kolay olmadığını altını çizerek belirtti. “Bunu öğrenmek hayatta önemli bir faktördür. Dinlemesini öğrenin. Bizim nesil dinlemesini öğrenemedi” dedi. Bu sözler beni çok etkiledi.

 “Ömrümün Geri Kalanında 2 Amacım Var”

Atatürk’ü Eksik Tanıdık
Hayatımın geri kalanında gerçekleştirmek istediğim iki amacım var. Bunlardan biri eğitim, diğeri de Atatürk’ü doğru tanıtmak. Atatürk’ü yeniden öğrenmeye başladım. 1925 doğumluyum. Atatürk’le yaşadık, bugünlere geldik. Fakat Atatürk’ü duygusal sevdik. Ben de dahil Atatürk’ü eksik tanıdık.

Kendimi Cahil Buluyorum
Atatürk hayatında 3 bin 997 kitap okumuş. Kendimi cahil buluyorum. Atatürk’ü anlarken onu tanıtmak için çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı, tarih hocası Prof Dr. Zafer Toprak ve araştırma ekibi, Atatürk’in entelektüel birikimine büyük ölçüde katkısı olduğunu düşünülen kitaplar üzerinde araştırmalar yürütüyor.

85’inci Yılda Atatürk Çalışması
Bu derinlemesine yürütülen çalışmanın sonucu bir kitapta toplanarak, Cumhuriyet’in 85’inci kuruluş yıldönümünü kutladığımız bu yılın son aylarında yayınlanacak. Çalışmanın ayrıca daha geniş kitleleri yayılabilmesi amacıyla Bereket kardeşlerin Pusula ekibiyle bir belgesel dizisi hazırlıyoruz.

Geliri Eğitim Bursu Olacak
Talat S. Halman tarafından Atatürk’ün değerli sözlerinden derlenmiş ve 1992 yılında Birleşmiş Milletler New York Merkezi’nde sunulmuş olan çalışmasını da kitaplaştırarak bir yandan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile ücretsiz olarak eğitim merkezlerine hediye ediyor, diğer yandan da Türkiye çapında kitapevlerinde satışı sunuyoruz. Kitabın satışından elde ettiğimiz geliri de eğitim bursu olarak değerlendiriyoruz.

 “80’lerdeki Bazı Olayları Bugün de Yaşıyoruz”

 “Erkek Çocuğumuzun Olmaması Tekfen’in Şansı Oldu”

Yakınlarımız İşin Başına Gelemez
Tekfen 3 ortakla kuruldu. Bugüne kadar aldığımız kararlar hep ittifak ile alındı. Eğer karar alırken birimiz tereddüt ediyorsa o kararı almayız, bekletiriz. Şirketimizin bir felsefesi var. Bu felsefeye göre yakınlarımızı da işin başına koymayız. Tekfen tamamen profesyonel kadrolarla çalışır.

Aile Direksiyonda Olunca Kaza Olabilir
 Aile fertleri fiilen işte olduğu ve arabanın direksiyonunu kullandığı zaman kaza oluyor. Ama arkada oturabilir. 3 ortak olarak bizim bir şansımız da her birimizin 2’şer kızının olması.

Erkek Çocuğu Uzak Tutamazdık
 Erkek çocuklar işe karışmak isterler, bu da bizim prensiplerimize aykırı. Muhtemelen erkek çocuğumuz olsaydı onları işten uzak tutamazdık. Bu durum bizi buralara kadar getirdi. CEO’muz Erhan Öner 39 yıldır bizimle birlikte. Ayrıca yıllardır bizimle birlikte olan başarılı çalışanlarımız var. Yöneticilerimize küçük ortaklıklar verdik.

Herkes Tekfen’in Ortağı Olsun
Halka açıldık. Bizi halk kontrol ediyor. Herkesin Tekfen’in ortağı olmasını arzu ediyorum. İlerisi için de projeler var. Türkiye’nin dışa açılmasını arzu ediyor ve bunun için yatırım yapıyoruz.

 “Spor Yaptığım İçin, Sağlığım Daha İyi”

Bir gününüz nasıl geçiyor? Her gün işe gidiyor musunuz?
Her gün şirkete geliyorum. Necati Bey arada bir uğruyor. Nihat Bey ise benden daha fazla geliyor. O hepimizden çok genç. Ben spor yaptığım için ayaktayım, o da bahçesi sayesinde… Artvinli, Artvin’in dağlarından inip çıkıyor.

Necati Bey İzmirli, ben de Mersinliyim.  Türkiye’nin 3 farklı kültüründen gelmek de bizi birleştirdi. İşe geldiğimizde birlikte çorba içiyoruz. İşteyken de şirketin işlerinden ziyade kendimizi adadığımız sosyal sorumluluk projeleriyle meşgul oluyoruz. Ben eğitim, Atatürk ve TÜSİAD’ın ilk 10 yılının tarihçesi ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Nihat Bey TEMA, ÇEDBİK’le ilgili çevre projeleriyle, Tekfen Filarmoni Orkestrası ile ilgileniyor.

Emeklilik dönemine nasıl hazırlandınız? Sonrasındaki ruh halinizi paylaşır mısınız?
Kendimi emekliliğe hazırlamadım. Bugün de aynı enerjiyle kendimi işime veriyorum. Sadece geçtiğimiz yıl tenisi bırakmak zorunda kaldığım için üzüldüm.

Özlem Aydın
oaydin@capital.com.tr

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz