Kale Grubu/Okyay: Temkinli ilerliyoruz

Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay’la grubun yeni dönem rotasını, baktıkları yeni fırsatları ve sanayideki durumu konuştuk...

15.03.2021 21:41:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kale Grubu/Okyay: Temkinli ilerliyoruz

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su ZEYNEP BODUR OKYAY, 2020’de hem pandemi hem Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasıyla zor günler geçirdiklerini söylüyor. Yine de 2020’yi yüzde 35 büyümeyle kapattıklarını belirtiyor. “2021’de temkinli ilerliyoruz. Savunma ve havacılıkta yeni fırsatlara, yapı grubunda ihracata, inovasyona ve sürdürülebilirliğe odaklandık” diyen Okyay, Türk şirketlerinin geleceği için Avrupa’da ortaya çıkan Yeşil Mutabakat’a dikkat çekiyor ve “Yeşil mutabakat, outsource edilen işlerin Batı’ya geri dönmesinin altyapısı olacak” diye konuşuyor.

Yeni dönem iş dünyasında şirketlerin kaptan koltuğunda oturanların yerel ve global gelişmeleri yakından takip edebilmek için farklı şapkalara da sahip olmaları gerekiyor. Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, 7 yıldır İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanlığı görevini yürütüyor. Bu nedenle de tüm dünyada olup bitenleri analiz etme fırsatı bulduğunu söylüyor. 2020 yılının sanayiciler açısından çok zor geçtiğini, 2021’de de temkinli ilerleyeceklerini vurguluyor. Ofiste yaşananlarla sanayide yaşananların farklı olduğuna da dikkat çeken Okyay, şöyle devam ediyor: “Sanayicilik o kadar zor ki hiç kimse küçümsemesin. Kısıtlamalar, üretim planlamaları, teslimat, test, altyapı, tedarik pek çok noktada pandemide sıkıntı yaşadık. Büyük emek veriyoruz, pandeminin üstesinden gelmek için çok uğraştık.” Okyay, grubun savunma ve havacılık sektörlerinde Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasıyla yüzde 40’a varan kayıplar yaşadığını söylüyor. Bu kaybı telafi etmek için ticari-sivil havacılık alanındaki fırsatlara yöneldiklerini belirtiyor. Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay’la grubun yeni dönem rotasını, baktıkları yeni fırsatları ve sanayideki durumu konuştuk: 

2020’yi geride bıraktık, çok zor bir yıldı. Sizin açınızdan nasıl geçti?

 Bizim açımızdan da zor bir yıl oldu. Pandemiye hiç kimse hazırlıklı değildi. Hep birlikte global bir yaşam krizini deneyimledik. Bu dönemin en önemli parametresi, belirsizlik ve bilinmezlikti. Bu da iş dünyasında büyük kaygı yarattı. Pandemiyi özümüze dönüp, içimize baktığımız bir farkındalık dönemi olarak değerlendirdik. Şikayet etmek yerine aksiyon almanın önemine inandık. Kısıtlarımıza yakından baktık ve neyi daha farklı yapabileceğimize kafa yorduk. İlk şoku atlatıp yeni başlangıca hazırlandığımız bir döneme girdik. Tüm çalışma arkadaşlarımın özverisiyle iyi yol aldığımızı düşünüyorum. Bugün geriye dönüp baktığımda dünyada COVID-19’dan bağımsız süregelen sorunlar olduğunu, COVID-19’un sadece tetikleyici ve hızlandırıcı olduğunu görüyorum. 2020 genel olarak bu yeni normale adapte olmakla geçirdiğimiz bir yıldı. Operasyonel mükemmellik, ticari mükemmellik, müşteri deneyiminin kullanıcı alışkanlık ve gereksinimlerine göre farklılaşıp iyileştirilmesi, ihracat odaklı büyüme, seramiğin farklı yaşam alanlarında kullanımına ilişkin inovasyon, uzaktan ve seyreltik çalışma ortamında etkin süreç ve performans yönetimi ve tabii ki dijital dönüşüm konusunda stratejilerimizi gözden geçirerek aksiyon noktalarımızı belirledik. 

Pandemi işlerinizi nasıl etkiledi?

 Pandemi, sanayi için çok daha zor bir süreç oldu. Genel anlamda işlerimiz pandemi sürecinde durmadı. Mesafeli çalışma nedeniyle tempo bir dönem yavaşladı, kapasite kullanımı düştü. Pandeminin ilk başlarında, grubumuzda seyreltilmiş çalışma sisteminden dolayı üretim kapasitemiz etkilendi. İlk zamanlarda ihracat ve talep ülkelerin kapanması ve karantina kurallarına uyumda yaşanan sıkıntılar ve belirsizlik nedeniyle seyreldi. Ancak koşullar zorlu olsa da Kale Grubu, arkadaşlarımızın da özverileriyle bu dönemi atlatıyor. Kale Arge’de turbo jet motorumuzu nihayet teslim edebilir hale geldik, entegrasyon projesine geçiyoruz. İzmir’deki savunma şirketimiz Kale Pratt&Whitney tarafında çok ciddi bir hedef sapması yok. Bu yıl Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketleri arasında yerimizi aldık. Şirketimiz en hızlı büyüyen 100 şirket içinde 18’inci oldu. Savunma ve havacılıkta yerlileştirme ve millileştirme kapsamında devam eden bazı projelerimiz vardı. Bu sürecin bundan sonra da devam edeceği öngörüsüyle iş planlarımızı yapmaya devam ettik. Küresel bir reset dönemi yaşıyoruz. İster istemez adaptasyon şart. Yeni düzene kendimizi hazırlamamız için eylem planlarımızı, sektörel ve şirket bazında tespit etmek üzere çalışıyoruz. Önceliklerimizin sırası değişti. 

 Nelerin önceliği değişti? 

 Makro anlamda ilk defa WEF Küresel Riskler Raporu’nda, iklim krizi hem kısa hem uzun vadede riskler arasında gösteriliyor. AB gündeminde de Yeşil Mutabakat, Yeşil Dönüşüm var. Dönüşüm riskleri gerçek ve bu riskleri azaltmak için herkes üzerine düşeni yapmalı. Şirket olarak dijitalleşme her zaman önemsediğimiz bir konuydu ama şimdi daha da öne çıktı. Bunun dışında itibar projelerimizle ülkemize değer katmayı ve etkimizi sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Amacımız bir sanayi grubu olarak bu ülkede sadece işveren değil, değer veren olmaya devam etmek. 

2020, yapı grubunda hem sektör hem sizin açınızdan nasıl geçti?

 2020 yılında COVID-19 etkisiyle nisan, mayıs ve haziran aylarında sektörde yüzde 20-25 oranlarına varan düşüşler yaşandı. Yılın ikinci yarısında yurt içinde konut kredi faiz oranlarının düşüşü, yarım kalan inşaatların tamamlanması, pandemiyle evlere kapanan halkın yenileme ihtiyaçlarının tetiklenmesiyle yurt içi satışlarda tekrar bir ivmelenme oldu. Seramik karo ihracatı, nisan-mayıs aylarındaki küçülmenin ardından hızlıca toparlanarak yüzde 15 civarında miktarsal büyümeleri yakaladı. Seramik karodaki üçüncü çeyrek ihracat artışıyla birlikte kapasite kullanım oranları yüzde 60’lardan 90’ların üzerine çıktı. 2020 yılının ikinci yarısındaki nispi toparlanmaya rağmen miktarsal olarak yurt içinde yüzde 7, ihracatta yüzde 6 civarında küçülme gerçekleşti. Seramik sektörü olarak 2020 yılında ihracatta değersel olarak yüzde 5 büyüdük. Bu büyümeyi özellikle yüzde 17 büyüyen seramik karo sağladı. Pandeminin olumsuz etkilerinin kış mevsiminin de etkisiyle 2021’in ilk çeyreğinde devam etmesi, aşı uygulamalarıyla birlikte ikinci çeyrekten itibaren normalleşmenin başlaması bekleniyor. İhracatta özellikle seramik karoda yakalanan ivmenin 2021’de de sürmesi, seramik sağlık gereçlerinin ihracatının da toparlanarak bir sonraki yıl seramik sektörü ihracatının toplamda yüzde 5’in üstünde bir büyüme yakalaması beklentimiz. Seramik karo üretiminde Türkiye’de arz fazlası var. Yıllık kurulu üretim kapasitesi 600 milyon metrekare. Bu durum hem yurt içi hem ihracatta fiyat rekabetini çok agresifleştiriyor, şirket kârlılıklarını düşürüyor. Bu da şirketlerin hem kendisini hem sektörü geliştirecek yeniliklere kaynak ayırmayı zorlaştırıyor. Sektör olarak Türk imajının kuvvetlendirilmesi için ihracat yol haritaları üzerinde çalışıyoruz. Bunların da sadece miktarsal değil uzun vadede katma değer anlamında daha fazla değersel büyümeleri getirmesi öngörülüyor.

2020’de ciroda nasıl bir performans sergilediniz? 

 Kale Grubu cirosu 2019’a göre yüzde 35 büyümeyle 4 milyar TL’ye ulaştı. Bunda yapı grubunda hem iç piyasada hem ihracatta yılın ikinci yarısında yaşanan talep artışı etkili oldu. 

 Yapı grubunda nasıl bir ajandanız var? 

 Kaleseramik, küresel pazarlara odaklanan, ülkemizin bu alanda jenerik marka olmuş ve lider güçlü markası. 100’ü aşkın ülkeye ihracat yapmanın yanında, stratejik öneme sahip ülkelere olan ihracatımızı daha da artırmayı amaçlıyoruz. Özellikle seramik kaplama malzemelerinde en büyük üretici ve ihracatçı olan Çin’de ciddi bir büyüme gerçekleştiriyoruz. Atıkların önlenmesi, hammaddeden son ürüne malzeme ve süreç iyileştirmeleri, sektöre yön verecek inovatif ürünlerin tasarımı, geliştirilmesi gibi birçok proje yürütüyoruz. Kalekim tarafında ise hem yurt dışında hem yurt içinde büyüme planlarımız var. Kalekim ürünleri güçlü bir dağıtım ağıyla 80 ülkede tüketici ve profesyonellerle buluşuyor. Ancak biz yerinde üretim gerçekleştirerek tüketiciye ulaşmayı hedefliyoruz. 

Yurt dışı yatırım planınız mı var?

 2016 yılında Kenya’da bir yatırım projemiz başladı. Afrika’da yatırımlarımızı, şimdi Kuzey Afrika’da Cezayir ve Balkanlar’da Arnavutluk’ta sürdüreceğiz. Daha sonraki odağımızda ise Batı Afrika ve Avrupa yer alıyor.Ayrıca yapı grubunda uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda yurt içi ve yurt dışında yeni kanal ve satış getirici modernizasyon ve tevsi yatırımları planlıyoruz. Yaşam alanlarına yeni anlamlar katmayı hedefledik. Bu doğrultuda dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik başlıkları altında çeşitli inisiyatifleri başlattık. Endüstri 4.0, dijitalleşme ve yalın üretim uygulamaları son 3 yıldır bu alanda yatırımlarımızın ve ana faaliyetlerimizin temelini oluşturuyor. 

 Dijitalleşmeye son 3 yılda ne kadar yatırım yaptınız? 

 Grubumuzun dijital dönüşümü için 5 yıla yayılan bir program izliyoruz. 2018’de başladık, 3’üncü yılı tamamladık. Bu zamana kadar dijitalleşmeye 20 milyon dolar yatırım yaptık, 12 milyon dolar daha yapacağız. 

 İzmir’deki dijital fabrika endüstri 4.0 seviyesinde mi? 

 Oraya ulaşmaya çalışıyoruz. 

 İtalya’daki yatırımınız ne oldu? 

 İtalya’da yatırımımızda pandemide çok zorluk çektik, ofisleri kapatmak zorunda kaldık. 

 Dijitalleşme kapsamında neler hayata geçiriyorsunuz? 

 Burada sadece dijitalleşmek için dijital yatırım yapmaya inanmıyoruz. Bu konunun çağın getirdiği temel yetkinlik olduğunu düşünerek öncelikle eğitimlere başladık. Ardından gerekli altyapı çalışmalarını yaptık. Şimdi bunu iş yapış şekillerimize ve iş modelimize entegre etmek için yoğun çaba sarf ediyoruz.  COVID-19’la birlikte değişen iş ortamı ve oluşan sorunlarla baş etmek ve nakit akışımızın devamlılığını sağlamak, finansal riskleri azaltmak için hem iş ortaklarımızla hem içimizde önlemler alıyoruz. Bir yandan da inovasyon ve sürdürülebilirlikle ilgili global trendleri takip ediyor ve tüm bunları anlamaya, uyum sağlamaya çalışıyoruz. Sonuçta pandemi hayatımızı zorlaştırırken yeni fırsatları da beraberinde getiriyor. 

 Savunma ve havacılıkta işler nasıl gidiyor? 

 Savunma ve havacılık sektöründe 4 şirketimizle faaliyet gösteriyoruz. Havacılık ve savunma alanında özellikle dijitalleşme ve Endüstri 4.0 kapsamında operasyonel mükemmellik, alt-sistem entegratörü olma hedefimiz mevcut. İmalat, ürün, montaj, tasarım yetkinliklerimizi geliştirici yeni üretim teknolojilerini de kapsayan yatırımlarımız devam ediyor. Çok uluslu şirketlerle devam eden iş birliği kapsamında iş ortaklarımızın örneğin Pratt&Whitney’in rekabetçiliğini artıracak transfer projelerinin gerektirdiği yatırımlar var. İyileştirme yatırımları gündemimizde. Yine bu sektörde Ar-Ge ve nihai ürün üretebilme kabiliyetimiz nedeniyle ürün sahipliğinin gerektirdiği özgün işleyişleri geliştiriyor, yurt içi ve yurt dışı açılımlar için iş birlikleri ve çalışma modelleri üzerinde çalışıyoruz. Savunma sektörüne yönelik birçok entegrasyon ve tasarım projesi de devam ediyor. Milli tüfeğimizin seri üretime geçmesinden sonra Milli Turbojet Motoru’nun son aşaması olan kalifikasyon testleriyle geliştirme tamamlandı. 2021 yılında seri üretime geçmeyi ümit ediyoruz. Bu yatırımları durdurmadık. Savunma ve havacılıkta kendimizi olgunlaşmış yetkinlikler döneminde görüyoruz Bugün itibarıyla iş planımızda Kale Arge tarafından tamamen yerli ve milli imkanlarla tasarlanan füzelere yerleştirilen ilk jet motoru olan KTJ-3200’ün devletimize teslimi ve seri üretim sürecinin başlatılması ilk sırada geliyor. Kanatlı Güdüm Kiti ve Milli Piyade Tüfeği başta olmak üzere hafif silahlardaki işlerin derinleştirilmesi de gündemimizde. 

 Turbojet motor kaç yıllık bir projeydi? 

 2012’de planladık, 2015’te yatırıma başladık, 5 yıldır devam ediyor. Tamamen yerli kaynaklarla, kısıtlarla bu projeyi hayata geçirdik. O kadar çok problemle karşılaştık ki aklınız hayaliniz almaz. Olağanüstü gayret, özveriyle çalıştık. Savunma ve havacılık, bugüne kadar dünyada üretim alanındaki çok önemli yeniliklerin kaynağı olmuş çok kritik bir sektör. Bir yandan bağımsızlığın anahtarı, diğer yandan gelişmenin motoru. Özel istisnalar dışında dünyada ilk 10 ekonomi arasına girip güçlü bir savunma ve havacılık sanayine sahip olmayan ülke yok. Bu anlamda bu sektörün, Türkiye’nin hedefleriyle doğrudan ilgisi var. Sanayicilik o kadar zor ki hiç kimse küçümsemesin. Ofiste yaşananlarla sanayide yaşananlar aynı şeyler değil. Teslimat, test, altyapı, tedarik pek çok noktada pandemide önemli sıkıntılar yaşadık. Büyük emek veriyoruz. Üstünden gelmek için çok uğraştık. Havacılık tarafında ciddi bir know how transferi yaptık. Önemli işler önemli yetkinlikleri bu ülkeye kazandırdık. Yurt içi ve yurt dışında yeni kanal ve satış geliştirici modernizasyoın yatırımlarını her yıl yapıyoruz. 

2021 ajandanızın en önemli maddeleri neler?

 Katma değerli ve etki odaklı projelerle anılmak istiyoruz. Daha iyi bir dünya için sanat ve tasarıma alan açtığımız Karaköy’deki Kale Tasarım Merkezi’nin sanat, tasarım ve sosyal girişimcilik üçgeninde ortak üretim ve paylaşımı kolaylaştıran fiziksel ve dijital bir hub olması için pandemiye rağmen çalışıyoruz. Pandemiyle hayatımıza giren maske-mesafetemizlik yani MMT pandemiden sonra yapılarda yeni tanımıyla yer alacak. Mobil-modüler -temassız malzemelerin seçimi ve kullanımı artacak. İnşaat sektörü dünyanın en eski sektörlerinden biri. Şimdi inşaat sektörü de ciddi değişecek. Daha mobilize olacağız yani dijital bağlantılı uzaktan yönetilebilen, programlanabilen akıllırobotik sistemler hayatımıza daha çok girecek. Modüler trendiyle fabrikalarda hazırlanmış kompozit malzemelerin inşaat alanında montajı gerçekleştirilebilecek. Temassız ekonomi oluşuyor. Örneğin sensörlü yaşam uygulamaları artacak. Akıllı şehirler, fabrikalar, binalara dönük temassız hayat için teknolojik ürünler, sensörlü malzemeler, hijyenik özellikler, deprem güvenliği için hafif kompozit malzemeler ve modüler yapılara ilgi artacak. Armatürden asansöre kadar temassız malzemelere ilgi yoğunlaşacak. İklimlendirme ve ventilasyon, gürültü ve yangın yalıtımı ön planda olacak. Yaşadığınız ortamın hava kalitesi, hastane yoğun bakım odaları gibi sensörle otomatik temizlenecek ve sürekli temiz hava olacak. Kendini yenileyen betonlarla kolon ve kirişlerde değişim ve korozyon takip edilecek. Binaların performans kalitesi ve yaşlanması izlenebilecek. Binaları arsada imal etme dönemi bitecek. İnşaatları mimarlar ve inşaat mühendisleri başlatacak, makine, elektronik ve bilgisayar mühendisleri tamamlayacak. İş, binaları atölyelerde imal ederek arsada montajını yapmaya dönüşecek. 

2021 yılı hedefleriniz neler? 

 2020’yi hedeflerimiz doğrultusunda kapattık. Şu anda çok büyük bir sıkıntı yok ama hem ABD’deki yönetim değişimi hem gelecek olan ekstra yaptırımlar varsa bundan dolayı temkinli ilerliyoruz. Boşalan kapasite için yeni proje fonlamaları için uğraşıyoruz. İnovasyon, sürdürülebilirlik, ihracat önemli odaklarımız olmaya devam edecek.


“YEŞİL MUTABAKATA UYMAYAN BATI’YA İHRACAT YAPAMAYACAK”

YENİ EKONOMİK MODEL
Yapı sektöründe gelecekte dış ticaret yapabilmenin önemli bir unsuru sürdürülebilirlik olacak. İhracatımızın yarıdan fazlasını Avrupa Birliği’ne yaptığımız için Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi’nin yakından takibi ve gerekli hazırlıkların yapılması kritik önem taşıyor. Yeşil Mutabakat resmen bir dönüşüm, yeni bir ekonomik model. Bunu başaramayan Batı’ya ihracat yapamayacak.
AVRUPA’NIN ŞARTI Avrupa’nın ekonomileri kurtarma şartı yeşil olması. Bu noktada karşımıza Avrupa’nın normatif kancasının insan haklarından yeşil ekonomiye doğru döndüğünü gösteren ‘yeşil mutabakat’ çıkıyor. Yeşil mutabakat, aslında bir anlamda outsource edilen işlerin Batı’ya geri dönmesinin altyapısı olacak. Batı, korona sonrası ekonomik kurtarma fonlarını bile buna bağlıyor. Yardım için ön şart “Ekonomiler yeşil olacak” sloganı ve halen 150 milyar Euro bütçenin bu iş için ayrılacağı konuşuluyor.



“F-35’TEN ÇIKARILINCA YÜZDE 35-40 KAYIP YAŞADIK”

“ÖNEMLİ ÜRETİM PAYIMIZ VARDI” 
Bu konuda alınan karar yani Türkiye’nin programdan çıkarılması üzücü bir süreci başlattı. Bu işe önemli yatırım yaptık. Kapasite kullanım oranları düştü. F-35’ten çıkarılmanın sonucunda yüzde 35-40 civarında bir kaybımız oldu. Sonuçta kuruluş amacımız F-35 motor parçalarını yapmaktı.
“FIRSATLARA BAKIYORUZ” “Projeden çıkarılacağımız Türkiye olarak belli, o zaman ne yapacağız” dedik. Pandemide ülkeler içlerine kapandı. Bugüne kadar geldik. Hiç olmazsa pandemide yetkinliklerimizi nereye evirebiliriz diye çalıştık. Risk taşımayan projeleri araştırdık. Pes etmeden, bu alanda mevcut iş birliği yaptığımız kurumlarla da ilgili iş fırsatlarına bakıyoruz.
 “KULUÇKA MERKEZİ OLACAĞIZ” Bu sektör kolay bir sektör değil. Uzun iş birliği, B2B ilişkilerin geliştirilmesiyle devam eden bir süreç var. Bugüne kadar yaptığımız iş, iyileştirme lehimize oldu. F-35 gibi küresel bir projenin parçası olmuşuz. Olgunlaşmış yetkinliklerimiz var. Türkiye’nin bu sektörde kuluçka merkezi olmak için çalışıyoruz. Pes etmemeye çalışıyoruz.
“MİLLİ PROJELERİN PAYDAŞIYIZ”
Genel bir değerlendirme yaptık ve baktık ki savunma ve havacılıkta yapabileceklerimiz var. Bu sektör çok ciddi yatırım gerektiriyor. Ciddi rekabet içeriyor. Milli projelerin paydaşıyız. Proje kaydırmaları yapıyoruz. Potansiyel projeleri takip ettik. Başka projelere atlama fırsatımız oldu. Yakıt tasarrufu sağlayan önemli bir motor geliştirildi. Havacılığın geleceğindeki en önemli projelerden birinde biz de sorumluluk aldık. Sivil havacılıkta proje yapıyoruz. Bu kısıtlarla uzaktan erişimle şimdilik fırsatları da izliyoruz.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz