Arçelik CEO’su Can Dinçer, geçen yıl Türkiye ve Avrupa’da daralan beyaz eşya pazarında toparlanma sinyallerinin güçlendiğini söyledi. Beyaz eşyada yeni rekabet alanının artık “fiyat” değil enerji verimliliği, yapay zeka ve kullanıcı deneyimi olduğunu vurgulayan Dinçer, “Geçtiğimiz yıl kadar olumsuz bir kapanış beklemiyoruz” dedi.
Arçelik CEO’su Can Dinçer, geçen yıl hem Türkiye’de hem Avrupa’da daralan beyaz eşya pazarında bu yıl daha dengeli bir tablo beklediklerini söyledi.
Nilüfer Gözütok Ünal / [email protected]
Özellikle mart ayı itibarıyla toparlanma sinyallerinin güçlendiğini belirten Dinçer, “Geçtiğimiz yıl Türkiye’de yaklaşık yüzde 3, Avrupa’nın bazı bölgelerinde ise yüzde 10’a varan daralmalar görmüştük. Ancak şu an itibarıyla pazarın yeniden toparlanma eğiliminde olduğunu söyleyebiliriz. Bizim beklentimiz, bu yılın geçen yıla göre daha pozitif bir tablo sunması yönünde. Geçtiğimiz yıl kadar olumsuz bir kapanış beklemiyoruz” dedi.
Arçelik CEO’su Can Dinçer ve Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, yeni görevlerindeki ilk basın toplantısını Arçelik’in Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi’nde gerçekleştirdi. Toplantıda sektörün mevcut görünümü, tüketici davranışlarındaki değişim ve şirketin üretim tarafındaki yapay zekâ yatırımları paylaşıldı.
“Tüketici davranışları değişti”
Beyaz eşya sektörünün dönemsel dalgalanmalar yaşayabildiğini ancak yapısal olarak güçlü bir alan olmaya devam ettiğini söyleyen Dinçer, tüketici davranışlarının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekti. “Artık tüketiciler yalnızca maliyete odaklanan ürünlerle yaşamak istemiyor. Elbette maliyet hala önemli ama tek kriter değil. İnsanlar yeni bir ürün alırken yalnızca fiyatına değil uzun vadede sağlayacağı enerji tasarrufuna da bakıyor. Eğer siz yeni bir teknoloji, enerji verimliliği ya da kullanım kolaylığı sunabiliyorsanız, tüketici her zaman buna karşılık veriyor ve ürünlere ilgi gösteriyor” ifadelerini kullandı.
100 haneden 60’ında bulaşık makinesi var
Türkiye’de bugün her 100 hanenin 60’ından fazlasında bulaşık makinesi bulunduğunu belirten Dinçer, bu kategorinin artık temel ihtiyaç alanlarından biri haline geldiğini söyledi. “Türkiye, bulaşık makinesi kategorisinde Almanya, Amerika ve Çin ile birlikte dünyanın ilk dört pazarı arasında yer alıyor. Zaman zaman ilk üçe de yükseliyor. Bu segmentte bizim pazar payımız da yaklaşık yüzde 50 seviyesinde” diyen Dinçer, enerji verimliliğinin sektör açısından artık kritik bir rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı.
Türkiye’de hanelerdeki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Dinçer, “Bunun çok büyük bir kısmı beyaz eşya kullanımından kaynaklanıyor. İngiltere’de bu oran yüzde 32 seviyelerinde. Türkiye’deki yüzde 22’lik tüketimin yüzde 70’ten fazlası da beyaz eşya kaynaklı. Bu nedenle beyaz eşya sektörü sadece bir tüketim alanı değil, aynı zamanda ciddi bir mühendislik ve enerji verimliliği alanı” dedi.
Toplantının gerçekleştirildiği Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi ise Arçelik’in üretim tarafındaki dönüşümünün merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. 2024 yılında Dünya Ekonomik Forumu’nun ileri üretim teknolojileri kullanan fabrikaları dahil ettiği “Global Lighthouse Network” ağına kabul edilen tesis, bugün dünya bulaşık makinesi üretiminin yüzde 10’undan fazlasını tek başına gerçekleştiriyor.
Üretimde otomasyon oranı yüzde 90’ın üzerinde
Can Dinçer, fabrikanın ulaştığı üretim kapasitesine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemiz bugün yıllık 4,62 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip. Bu kapasiteyle 4,69 saniyede bir makine üretilebiliyor ve Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesi konumunda. Tesiste üretim yüzde 90’ın üzerinde otomasyon ile gerçekleştiriliyor. 171 robot aktif olarak üretim süreçlerine katkı sağlıyor. Yaklaşık 109 bin metrekare alan üzerine kurulu tesisimiz, Batı Avrupa’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyaya üretim yaparken, sadece geçtiğimiz yıl bu fabrikamızdan 54 ülkeye ihracat gerçekleştirdik.”
Dinçer, şirketin üretim tarafındaki rekabet avantajının artık yalnızca kapasiteyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Üretim ve servis sistemlerimize fiziksel ve dijital teknolojileri entegre ederek ileri veri analitiği, yapay zekâ, dijital ikiz ve otonom sistemlerden yararlanıyoruz. Akıllı fabrika uygulamalarımızla verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik performansını eş zamanlı olarak optimize ediyoruz” dedi.
Kapasite yüzde 86 arttı
Şirketin dijital dönüşüm yatırımlarının somut sonuçlar verdiğini ifade eden Dinçer, üretim hattındaki entegrasyon sayesinde kapasitede yüzde 86 artış sağlandığını söyledi. “Verimlilik artışı sayesinde yüzde 26 oranında maliyet düşüşü elde ettik. Hata oranlarında yüzde 43’lük iyileşme sağladık. Aynı zamanda pazara ürün sunma hızımızı artırdık ve ilgili süreçlerde yüzde 46’ya varan iyileşmeler elde ettik” diye konuştu.
Sürdürülebilirlik tarafında da önemli kazanımlar elde edildiğini belirten Dinçer, “Tesisimizde kurulu 1,22 MWp gücündeki güneş enerjisi sistemiyle yıllık 1.500 MWh’nin üzerinde yeşil elektrik üretiyoruz. Bu yaklaşık 410 evin bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Sistemlerimizle yaklaşık 640 ton karbon salımını engelliyoruz. Bu rakam da yaklaşık 30 bin ağacın bir yılda tuttuğu karbon salımına eşdeğer” dedi.
Akıllı çözüm talebi artıyor
Toplantının ürün tarafındaki odağında ise yapay zekâ destekli yeni Diamond serisi bulaşık makineleri yer aldı. Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, tüketici beklentilerinin artık köklü biçimde değiştiğini söyledi. “Tüketiciler artık fiyat ve yüksek performansın ötesinde, zaman kazandıran, hayatı kolaylaştıran, hijyen sağlayan, enerji ve su verimliliği sunan akıllı çözümler talep ediyorlar” diyen Kural, Arçelik’in 12 ülkede gerçekleştirdiği “Akıllı Yaşam Endeksi” araştırmasının da bu dönüşümü net biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Kural, “Türkiye’de her 10 kişiden 8’i daha akıllı ve enerji verimli cihazlar isterken tüketicilerin üçte ikisi hayatı sadeleştiren teknolojik çözümleri önceliklendiriyor. Yaptığımız araştırmalar net bir gerçeği ortaya koydu: Tüketicilerin büyük çoğunluğu günlük hayatta tek bir programı kullanıyor. Türkiye’de kullanıcılar bulaşık makinelerini Avrupa ortalamasının üzerinde bir sıklıkla, haftada ortalama yaklaşık 5 kez çalıştırıyor” dedi.
Bu içgörüler doğrultusunda ürün gamını yeniden şekillendirdiklerini ifade eden Kural, “Türkiye bulaşık makinesi pazarında teknolojik ilerlemenin göstergesi uzun yıllardır program sayısı üzerine kuruluydu. Biz ise tüm ürün gamımızı sadeleşme, kolaylık ve gerçek kullanıcı ihtiyaçları etrafında yeniden kurduk. Bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim. Artık program karmaşasını kaldırıyoruz. Yeni bulaşık makinesi serimiz ile tüketicileri düşündürmeyen bir teknoloji yaklaşımı izliyoruz” diye konuştu.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?