Düşünme yap gitsin

14.09.2017 11:36:000
Paylaş Tweet Paylaş
Düşünme yap gitsin

SORU: Kolombiyalıyım ve Miami’de uluslararası ticaret eğitimi alıyorum. Üniversite eğitimimin yarısındayım ve memleketime geri döndüğümde gerçekten müthiş bir iş fırsatıyla karşılaştım. Eğitimime devam etmekte pek fazla değer görmüyorum. Ancak bir Amerikan üniversitesinden alınan diploma benim ülkemde çok işe yarıyor. Benim yerimde olsaydınız siz ne yapardınız? Sergio Leal/ Kolombiya

Sergio, her ne kadar Kolombiya’da bir Amerikan üniversitesinden alınan diplomanın fevkalade değerli olduğundan emin olsam da Latin Amerika ve dünyanın dört bir yanında artık girişimciliğe yeniden olağanüstü saygı duyulmaya başlandığına da dikkat çekmek isterim. Senin ana vatanındaki Medellin gibi şehirler, bugünlerde inovasyon ve girişimciliği destekleyen çabaları için yere göğe sığdırılamıyor. Start up’lar sadece çekici değildir, artık pek çok ulusal ekonominin kritik bir bileşeni olarak da görülüyorlar. Üstelik şimdilerde büyük şirketlerde kendilerinde çalışacak adayların illa da bir üniversite diploması olmasında ısrar etmemeleri gibi güçlenen bir eğilim de var. Son paragrafı yazarken birkaç gerçeği kontrol etmek için “Medellin” kelimesini Google’da aradım ve karşıma çıkan ilk sonuç Lonely Planet’in (Yalnız Gezegen) şehir rehberiydi. Lonely Planet’in oluşturuluşunun kendisi başlı başına muazzam bir hikaye ve o aslında iyi bir iş fırsatı arayan herkes için doğru bir örnek. Eş-kurucuları Maureen ve Tony Wheeler, 1972’de evlenmişti ve seyahat etmeye çok düşkündüler. Bu yüzden Londra’dan gidebilecekleri kadar uzak yerlere yolculuk yapmaya karar vermişlerdi. 6 ay boyunca kısıtlı bir bütçeyle ve gidecekleri yerler hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeksizin Afganistan, Hindistan, Tayland, Avustralya ve diğer ülkeleri gezmişlerdi. Bu çift Londra’ya geri döndükten sonra tıpkı kendilerinin deneyimlediği türden yolculuklara çıkmak isteyen başka seyahat meraklılarının da olduğunun farkına vardı. Ancak bu yerler hakkında mevcut hiçbir rehber kitapçık yoktu. Böylece Maureen ile Tony, farklı ülkeleri ziyaret etmek için dönüşümlü olarak yollara düştü ve oralara vardıklarında sırt çantalarını yöreyle ilgili bulabildikleri broşürler ve bilgilerle doldurdular. Aslında girdikleri endüstri hakkında hiçbir gerçek bilgiye sahip olmaksızın 1970 yılında “Ucuza Asya’yı Gezmek” adındaki ilk seyahat rehberini hazırladılar. Ancak onların girişimci içgüdüleri kendilerine bunun patlama yapabilecek bir şey olabileceğini söylediğinden derhal işlerinden istifa edip ayrıldılar ve her şeylerini bu işe adadılar. Wheeler’lar 39 yıl sonra Lonely Planet’i BBC Worldwide’a 130 milyon Sterlin gibi müthiş bir rakama sattı. Sergio, anlaşılıyor ki sen kendi durumun hakkında zaten çok olumlu bir konumdasın, zira hem insanlar için bir fark yaratabilecek hem para kazandırabilecek bir iş fırsatı yakalamışsın ki bu girişimciliğe adım atmanın klasik yoludur. Ancak şimdi çoğu girişimcinin karşısına çıkan klasik bir ikilemle yüzleşiyorsun: Acaba üniversite eğitimini bırakıp kendi işini mi kurmalısın? Kendi işini kurmak için okulu bırakmış ve bir hayli başarılı olmuş çok sayıda girişimcinin adını bir çırpıda sayabilirsin. Ancak unutma: Her Bill Gates veya Steve Jobs’a karşılık işleri umduğu gibi gitmeyen binlerce başka girişimci daha var. Seni bu fırsattan yararlanmaktan ve kendi işini kurmaktan caydırmaya çalışmıyorum, ancak önünde duran meydan okumalar hakkında gerçekçi olmak her zaman çok işe yarar. Girişimcilik neredeyse tamamıyla risklerden ibarettir ve senin de bu yolculukta bir noktada başarısızlığı kabullenmeye hazırlıklı olman gerekir. İyi haber ise bu yol boyunca pek çok şey öğreneceğindir. Senin şu an içinde olduğun durumla yüzleştiklerinde bazı insanlar ileride geri dönüp diplomalarını almak istediklerinde üniversite kapısının kendilerine açık olmasını garantilemeye yönelik çabalarda bulunur. Eğitime genellikle herhangi bir aşamada geri dönülebilir, ancak iş hayatında zamanlama çok daha önemlidir. Şimdi sadece kendi başarılarını doğru yerde doğru zamanda olmalarına atfeden başarılı girişimcileri düşün. Benim fikrime göre sonuçta madem girişimcilik senin ilgi duyduğun bir alan, o zaman sınıfta oturup öğrenmek yerine iş üstündeyken öğrenmen çok daha iyi olur. Yani benden sana tavsiye öncelikle durumunu çok iyi değerlendirmen, sonra arkadaşların veya ailenle konuşman ve olası destek ağının neye benzediğiyle ilgili bir fikir edinmen. Ondan sonra da kendine başarı şansı tanımanın nelere mal olacağının hesabını yapman. Şayet hala kararsızsan sana diyeceğim: Düşünme, yap gitsin!

HEP BİRLİKTE DÜNYAYI DAHA İYİ BİR YER YAPALIM

Girişimcilik özünde dünyayı daha iyi bir yer yapmakla ilgilidir. Eğer bu köşenin düzenli bir okuruysanız, benim girişimciliğe soyunanları sıklıkla onların iş fikirlerinin başkalarına yardımcı olması yönünde uyardığımı iyi bilirsiniz. Bu etkiyi ilk kez hissettiğinizde bunun gerçekten dünyada hissedilebilecek en iyi ruh hali olduğunu anlarsınız. Girişimciler sıklıkla hayırseverlik işleriyle de uğraşır. Ben daha bir ergenken ve öğrenci dergisindeki ekibimiz gençleri desteklemek için Öğrenci Danışma Merkezi’ni kurduğunda hayırseverlikle ilgilenmeye başlamıştım. Sunduğumuz desteğin yardımcı olduğunu görebiliyordum ve bir gün hayırseverlik hakkında örgütlü ve odaklı bir yaklaşıma sahip olmayı şiddetle istiyordum. Biz bu yüzden 2004 yılında sosyal ve çevresel sorunlarla girişimci bir yoldan başa çıkmayı amaçlayan kâr hedefi gütmeyen bir vakıf olan Virgin Unite’ı kurduk. Virgin Unite’ı, yeryüzündeki meydan okumalara çözüm bulmanın en iyi yolunun şirketlerle sosyal sektörlerin birlikte çalışma yöntemlerinde devrim yaratarak olabileceği inancıyla kurduk. Virgin Unite, bu işi 10 yıldan uzun bir süredir yapıyor ve tüm başardıklarından muazzam gurur duyuyorum. Virgin Unite tarafından oluşturulmuş B Takımı, kâr amacı gütmeyen yöntemlerimize iyi bir örnek. Burada global şirket liderleri, insanların ve gezegenin daha iyi olması için iş yapmanın daha iyi yollarını bulmak amacıyla bir araya geliyor. Açgözlülüğün dünyanın her yerinde müthiş hasara yol açtığını görmek için çok uzaklara bakmamıza gerek yok. Halen çok sayıda insanı etkilemekte olan global finansal krizden yeni yeni çıkıyoruz ve bu felaketin kıvılcımının çakılmasında şirketlerin devasa bir rolü olmuştu. Artık kesinlikle şirket liderlerinin böylesi bir krizin tekrarlanmasından kaçınmak için harekete geçmeleri gerektiğine inanıyorum. İşte B Takımı gibi girişimler aslında iş yapmanın amacının sadece finansal kazanç elde etmek olmayıp ama aynı zamanda sosyal ve çevresel kazançlar da elde etmek olduğu bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunacaktır. İş daha kişisel seviyede hayırseverlik kararları almaya geldiğinde ise girişimcilere öncelikle kendi tutkularının ve ilgi alanlarının neler olduğun belirlemelerini ve ardından hedeflenmiş ülküler çerçevesinde destek sunmalarını tavsiye ederim. Birden fazla hedefimi destekleyebilecek kadar şanslı bir insan olduğumdan bana göre iklim değişikliği, okyanusların korunması, ilaç politikası reformu mücadelesi ve ölüm cezasının kaldırılmasına çalışmakla ilgili eyleme geçmeye yönelik çabalar ön plana çıkıyor. Ancak unutulmamalı ki hayırseverlik her zaman para bağışlamak anlamına gelmez. Değerli hedeflerin tutturulabilmesi için kendi zamanımızdan ve enerjimizden de bağış yapabiliriz. Geçen ay dünyamızın yüzleşmekte olduğu en büyük tehdit olan iklim değişikliğine karşı 150 bin yürüyüşçüyle birlikte İnsanların İklim Yürüyüşü’ne katılmak için Washington D.C.’deydim. Orada ABD’nin eski başkan yardımcısı Al Gore ve benim B Takımı liderim olan ve aynı zamanda Uluslararası İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun genel sekreterliğini de üstlenen azimli dostum Sharan Burrow ile birlikte yürüdüm. Bu yürüyüşte yer almak bana 1968 yılında Vietnam Savaşı’nı protesto etmek için Londra’daki Amerikan elçiliği önünde yaptığımız ilk gösteriyi hatırlattı. O zaman olduğu gibi bugün de değer verdiğiniz girişimleri desteklemek için insanların gücünün en etkili yollardan biri olduğuna inanıyorum ve işte dünyayı bu bir araya geliş, birlik kalmak değiştirecektir. O günden bu yana iş hayatı ve hayırseverlikle ilgili yıllarca edindiğim deneyimler, bana meydan okumalara farklı bir şekilde bakmayı öğretti. Gezegenimize yönelik bir numaralı tehdit olan iklim değişikliği de aslında bir inovasyon yapma fırsatı sunuyor. Salımları düşürme hedeflerimizi tutturmak için gereken neredeyse tüm teknolojilerin bugün elimizin altında olduğunu öğrendiğimde, bugün elimizi kolumuzu bağlayan pazardaki engelleri nakavt etmeye azmettim. Tutkuyla bağlı olduğum hedeflerin ardından günlerce gidebilirim! Bugüne kadar yaratılmış en inovasyoncu ve ilham verici girişimlerden bazılarıyla bu kadar sık karşılaştığım için inanılmaz derecede müteşekkirim. Bu hedeflerin çoğuna destek olabildiğim için minnettarım; herkesi nelere karşı tutkuları olduğunu bulmaya ve kendi işleriyle seslerinden dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için faydalanmaya çağırıyorum.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz