"3 Sektöre Dikkat"

Şerif Kaynar - Alan Mellaart - Orhan Alver / K Partners Yöneticileri   Korn Ferry International, dünyanın önde gelen üst düzey yönetici bulma şirketlerinden. 5 yıldır Türkiye’de de faaliyet...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
3 Sektöre Dikkat

Şerif Kaynar - Alan Mellaart - Orhan Alver / K Partners Yöneticileri

 

Korn Ferry International, dünyanın önde gelen üst düzey yönetici bulma şirketlerinden. 5 yıldır Türkiye’de de faaliyet gösteriyordu. Şirketin aldığı yeni kararla, Türkiye’deki ofis K Partners adıyla faaliyetine devam edecek. Yönetim ise Şerif Kaynar, Alan Mellaart ve Orhan Alver’de olacak. Bu ekip, Türkiye’de canlanmaya başlayan insan kaynakları pazarının geleceğinden umutlu. İşlerin açılacağını, yeni alımların yakında başlayacağını düşünüyorlar. Özellikle de bankacılık, sigortacılık ve internete dikkat çekiyorlar.

 

Korn Ferry,  550 milyon dolarlık cirosuyla dünyanın en büyük insan kaynakları danışmanlığı şirketlerinden biri. Uluslararası arenada, özellikle üst düzey yönetici bulma alanında uzmanlaşan ve çeşitli ülkelerde, çok sayıda ortakla faaliyet gösteren şirket, yaklaşık 5 yıldır da Türkiye’deydi. Pek çok büyük şirkete üst düzey yönetici bulma konusunda danışmanlık verdi. Önemli bir referans listesi oluşturdu.

 

Krizle birlikte pek çok şirket gibi Korn Ferry Türkiye de cirosunda ciddi düşüş yaşadı. Bu düşüş bir neden değildi. Karar üst yönetimden geldi. Korn Ferry International ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırılarından sonra bir yönetim değişikliği kararı aldı. Başa geçen yönetim, yeni bir strateji benimsedi ve gelişmekte olan pazarlardaki ofisleri için yeni bir formül geliştirdi. Bu yeni formüle göre, bu ülkelerdeki ofisler, “partner”lara, yani mevcut ortaklarına satıldı.

 

Korn Ferry Türkiye ofisi de bu kararı olumlu karşıladı ve K Partners adı altındaki yeni şirket kuruldu. Bundan sonra Korn Ferry’nin Türkiye’de yaptığı işi üç ortaklı bu yeni şirket yürütecek. Korn Ferry’den teknik destek almaya devam edecek ekibin başında, Şerif Kaynar ve Orhan Alver ile sekiz yıllık Egon Zehnder tecrübesiyle bünyeye yeni katılan Alan Mellart var.

 

Şubat 2002’den itibaren kaldıkları yerden, bu kez kendi şirketlerinin sahibi olarak, yönetici avlamaya devam edecek olan K Partners ile bir söyleşi yaptık. Ekip, Korn Ferry’deki yapısal değişimin nedenlerini, yeni oluşumu, dünyada ve Türkiye’de insan kaynakları alanındaki son trendleri anlattı:

 

Korn Ferry International bugüne kadar Türkiye’de neler yaptı?

 

Korn Ferry, 550 milyon dolar cirosu olup, dünyanın bu işi yapan en büyük ilk iki şirketinden biri. 41 ülkede, 79 tane ofisi var. Türkiye’deki ofisi de 5 yıldır faaliyet gösteriyor. Türkiye’de de “executive search” konusunda lider firmalardan biridir. Özellikle “senior level”, yani en üst düzeydeki yönetici pozisyonda lider olduğumuzu düşünüyoruz.

 

Türkiye ofisinin aynı zamanda bölgesel bir sorumluluğu var. Sadece Türkiye’deki firmalar için değil, başka ülkelerdeki firmalar için de iş yapıyoruz. Şimdiye kadar pek çok şirket için üst düzey yönetici bulduk. Çok önemli referanslar edindik.

 

Her şey iyi giderken neden bir yapısal değişim gündeme geldi?

 

Korn Ferry’de geçen sene Haziran ayında yeni bir yönetim iş başına geldi. Bu yönetim Rusya, Türkiye, Çekoslovakya ve Romanya gibi birkaç ülkedeki ofislerini partner’larına satma kararı aldı. Bu kararın nedeni, şirketin 10-15 milyon doların üzerindeki pazarlara odaklanmak istemesiydi. Bizlerle, yani ofislerini satacağı ortaklarıyla da 3 yıllık gizli bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre, bu üç sene içinde Korn Ferry ile birlikte çalışacağız ve yine bu süreçte şirketi başkalarına devretmeyeceğiz. Bir anlamda Korn Ferry’nin Türkiye’deki ajanı olarak faaliyet göstereceğiz.

 

Yalnız biz değil 12 ülkede daha bu böyle olacak. Diyelim, Sabancı Holding bize gelip Amerika’da bir direktör aradığını söyledi. Biz bu noktada Amerika’daki Korn Ferry ile bağlantıya geçeceğiz. Aramızdaki işbirliğini bundan sonra da daha önce olduğu gibi sürdüreceğiz. Veri tabanlarımız birbirine açık olacak. Aslında tek değişen şey şirketin yeni sahiplerinin Türkiye’deki ortakları olması. Her şey aynı ama yolumuza K Partners olarak devam edeceğiz.

 

Korn Ferry’nin bu kararına gönüllü mü olur dediniz?

 

Korn Ferry Türkiye ofisi 5 yıl boyunca hiç para kaybetmedi. Korn Ferry’nin K Partners oluşumunu gerçekleştirmekteki esas amacı, yönetim kaynaklarını anahtar ve büyük ülkelere yönlendirmek istemesiydi. Bu kararda negatif noktalar da aranabilir, yok diyemeyiz. Korn Ferry bu kararı alırken, “emerging market”ların eskisi kadar “emerging” olmayacağını düşünüyordu ve bu nedenle daha çok “mature”, yani büyük marketlerde oynamayı tercih etti. Bu tamamen yönetimle ilgili bir karar oldu. Bu kararı biz de saygıyla karşıladık.

 

Diğer yandan bütün uluslararası firmalar için ölçek çok önemli. Korn Ferry 600 milyon dolar cirosu olan uluslararası bir şirket. Bu nedenle hangi ülkelerde ne kadar faaliyet yaptığına bakıyor. İngiltere ofisi 30 milyon dolar yapıyor, Fransa 15-20 milyon dolar yapıyor. Ancak, Türkiye ve Türkiye gibi ülkelere baktığı zaman daha küçük rakamlar görüyor. 

 

Korn Ferry halka açık da bir firma. Bunun baskısını yaşıyor. ABD’de 11 Eylül’le yaşanan krizin sadece bize değil, tüm şirketlere etkisi oldu. Şirketlerin yöneticileri krizden sonra Wall Street’e yeni stratejiler sunmak

durumundaydılar. Objektif olarak düşündüğünüz zaman, Almanya’daki yüzde 5’lik bir artışın değeri 10 milyon dolarsa, Türkiye’deki değeri çok farklı. Bütün dünyada partner seviyesindeki bir danışmanlığın yıllık iş getirisi 1.5 milyon dolar. Türkiye gibi bir ülkede bunu yapmak mümkün değil. Korn Ferry’nin kararının bir nedeni de buydu.

 

Korn Ferry, K Partners ile aslında bir anlamda yeni bir marka yarattı. Bu marka için yeni stratejiler gerekecek mi?

 

Bizim işimizin en önemli kısmı referanstır. Şimdiye kadar yaptığımız işlere güveniyoruz. Bugün K Partners içinde önemli isimler yer alıyor. Allen  Mellart bünyemize yeni katıldı. Kendisi daha önce uzun yıllar Egon Zehnder’de üst düzey yönetici olarak görev yaptı.

 

K Partners’ı üç partner kurduk. Orhan Alver, Alan Mellart ve Şerif Kaynar. Ama bu, bundan sonra da üç kişi olarak devam edeceğimiz anlamına gelmiyor. Zaten oldukça açık bir yapı kurmaya çalıştık. Bugün bizimle birlikte çalışan danışmanlarımız da gelecekte şirketin ortakları olabilirler.

 

Türkiye’de insan kaynakları alanında neler yaşanıyor? Son dönemde görülen hareketliliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye’de bankacılık, sigorta, otomobil gibi şirketlerde piyasanın yüzde 80’i Türk firmalar tarafından yönetiliyor. Ancak, yüzde 20’sinde yabancı sermaye aktif rol oynuyor. Avrupa’da herhangi bir ülkede herhangi bir sektörün yüzde 70’i yabancılar tarafından yönetiliyor.

 

Türkiye’de de böyle bir değişim yaşanmaya başladı. Önümüzdeki dönem, başta bankacılık ve sigorta olmak üzere, daha sonra endüstriyel sektörlere yabancı sermaye girecek. Bu değişim olacak.

 

Şimdiye kadar olmamasının pek çok nedeni var ama bundan sonra olması şart. Şu anda iş piyasasında bir açılma görüyoruz. Türkiye’de her zaman bir risk var. Bu risk daha çok politik arenayla ilgili ve her zaman iş dünyasını tehdit ediyor. Ancak, krizin iyi bir ders olduğunu düşünüyoruz. Artık hastalıklı firmaların yaşamayacağı, bu firmaların ya başkaları tarafından satın alınacağı ya da yok olacağı bir döneme giriyoruz.

 

Türkiye’de bütün bunların sonucu olarak herkes hem bireysel hem kurumsal olarak daha fazla accountable olacak. Regülasyon daha fazla olacak. Hem şirketler hem yöneticiler açısından sorumluluklar artacak ve insanların ne yaptıkları görülecek. Artık Türkiye biraz daha fazla sorumlulukla çalışmayı öğrenecek.

 

Türkiye’de özellikle bu yılbaşından itibaren önemli gelişmeler yaşanıyor. Biz yıla ciddi bir büyümeyle başladık. İyi işler yapıyoruz. Örneğin kocaman bir otomotiv firması için Avrupa’da araba satacak insanlar arıyoruz. Arçelik’in Brandt’e talip olması gibi güzel gelişmeler yaşanıyor. Bunlar Türkiye’de daha önce olmayan şeylerdi. Türk şirketleri de artık global çalışmaya daha fazla istekliler.

 

Kriz ortamında insan kaynakları alanı ve bu alanda çalışan sizin gibi şirketler nasıl etkilendiler?

 

Geçen sene Türkiye’de bizim işimizde çalışan 30 şirket vardı. Bu sene 15 şirket kaldı. 15 tanesi ofislerini kapatıp gitti. Büyükler de cirolarını yarı yarıya indirdiler. Biz de geçen sene ciro açısından ciddi bir kan kaybına uğradık. Fakat bu durumu çeşitli yöntemlerle, örneğin maliyetleri azaltarak 2002’ye geldik. Krizde servis sektörü reel sektörden çok daha fazla etkilendi. Bizim bir şansımız ihracat yapmamızdı.

 

2002 yılından beklentileriniz neler? İnsan kaynakları alanında ne gibi gelişmeler olacak?

 

2002 yılında daha iyi olacağını bekliyoruz. Geçen seneki kriz, çok ciddi bir krizdi. İlk etkiyle sonrakiler arasında bir farklılık olacaktır. Birkaç ay önce 1 milyon 672 bin lira olan dolar, bugün 1 milyon 300 milyona indi. Yavaş yavaş bir düzene gelmeye başladığımızı düşünüyoruz. Pek çok şirket de 2002 yılının daha iyi olacağına inanıyor. Bu nedenle de bazı kritik pozisyonlarını bir an önce yerine getirmek istiyorlar.

 

2002 yılında geçen seneye göre çok daha iyi geçecek. Bankacılık sektöründe binlerce insan çıktı. O şok geçti. Artık insanlar yeni fırsatlar yaratmaya başladılar. Dünyadaki konjonktür de Türkiye’nin arkasında.

 

Avrupa ile olan ticaretimiz, Türk Lirası’nın da gerilemesiyle önemli ölçüde arttı. Buna, yakın dönemde Rusya ve Asya da eklenecek. Türkiye’de artık ihracatın önemi daha çok ortaya çıkacak. Bize son 1 ay arasında gelen işler için pek çok ihracat direktörlüğü pozisyonları var.

 

Dünyada şanslı olarak görülen dört tane ülke var. Bunlar Meksika, Polonya, Türkiye ve Yunanistan. Bu ülkelerin zengin amcaları var. Avrupa çok zengin, Meksika’nın yanında Amerika var. Bundan başka Türk şirketleri de çok fazla atılım yapmaya başladılar. Yurt dışında yatırım yapan Türk şirketleri sayısı çok arttı.

 

Kısa dönemde önümüzdeki bir iki sene içinde Türkiye’ye ithal beyinler de gelecek. Türkiye’de pek çok işgücü fazlası olduğu gibi bazı niş alanlarda büyük eksiklik var. Yani iki yönlü bir eğilim var. Hem Türk yöneticiler dışarıda daha fazla çalışma olanağı bulacak hem de Türkiye’deki şirketler yabancı yöneticilerle daha fazla çalışma olanağı bulacaklar. Bugün örneğin reklam sektöründe tepe yöneticiler içinde yabancı yönetici oranı yüzde 2’dir. Bu oran beş sene içerisinde yüzde 10’a çıkabilir.

 

Peki önümüzdeki dönemde hangi sektörlerde hareket olacak, daha çok hangi pozisyonlara eleman yerleştirilecek?

 

Sigortacılık sektöründe hareketlilik olacak. Biliyorsunuz, tıpkı bankacılık sektöründe olduğu gibi, sigortacılık sektörü için de düzenleyici kanunların çıkması bekleniyor. Bu kanunlar çıktığı takdirde daha nitelikli insanların sektöre girecekler.

 

Bundan başka internet devrinin de ölmediğini, daha yeni başladığını söyleyebiliriz. Büyük firmalar B2B, B2C uygulamalarını geliştirmeye mecburlar. Gelecek dönemde IT sektöründe de hareketlenme bekleniyor.

 

Bankacılık sektöründe de hareketlenme olacak. Artık bankalar gerçek bankacılık yapmak durumundalar. Bu nedenle daha uzman kadrolara ihtiyaç duyacaklar. Özellikle ihtisas bankacılığı alanında büyük hareketlenme bekleniyor. Zaten bugün tüm dünyada bir ihtisaslaşma trendi var. Niş alanlarda uzman olan kişilere büyük ihtiyaç duyulacak.

 

K PARTNERS YENİ DÖNEMDE NE YAPACAK?

 

K Partners, Korn Ferry Türkiye ofisinin yaptığı işlerden farklı işler yapacak mı?

 

Hayır işlerimiz aynı şekilde devam edecek. Değişen hiçbir şey olmadı. Sadece şirketin sahipleri değişti. Bizim işimiz “executive search”dü, öyle de devam edecek. Türkiye’de aslında insan kaynaklarının genel danışmanlık alanında büyük eksiklikler var. Bunun yanı sıra, önemli de bir pazar var. Bu alanda aslında yapılacak çok şey var ama biz öncelikle asıl işimizi yapmaya devam edeceğiz.

 

İki temel ürünümüz olacak. Birincisi “executive search”, ikincisi de üst düzey yöneticilerin değerlendirilmesi. Diyelim boynunuz ağrıyor ve doktora gidiyorsunuz. Doktor, “MR çekelim” diyor. Bize de şirketler gelip yöneticilerinin MR’ını çekmemizi istiyorlar. İşte biz de bu işi çok iyi yaptığımıza inanıyoruz. Devam edeceğiz.

 

Yalnız öngördüğümüz bir şey var. Verdiğimiz hizmeti şimdiye kadar 50 milyon doların üzerindeki şirketlere veriyorduk. Bundan sonra 30 ile 50 milyon dolar arası cirosu olan orta ölçekli firmalara da bu hizmeti sunmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz bu tip şirketler Türkiye’de genellikle aileler tarafından yönetiliyor ve genellikle tam kapasiteli olarak çalışmıyorlar. Krizden sonra bu tip şirketler artık profesyonel yönetime geçmeyi planlıyorlar ve biz de hizmetlerimizi bu şirketlere tanıtmayı ve yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

 

DÜNYAYI ETKİLEYEN 3 TREND

 

Dünyada insan kaynakları alanında son trendler neler?

 

Belli başlı birkaç trend var tabii. Birincisi, tüm dünyada maaşlar düşüyor. Üst düzey yöneticilerde bonus sistemine geçiş var. Şimdiye kadar alınan büyük maaşlar tüm dünyada yavaş yavaş yok olacak.

 

İkincisi, tüm dünyada özellikle ABD’de iş piyasasında büyük bir daralma yaşanıyor. Bu daralmanın 2002’de de devam etmesi gerekiyor. Bu nedenle ABD’de Avrupa’da iş bulmak giderek daha da zorlaşıyor. Diğer yandan gelişmekte olan pazarlarda bu durum tam tersi hale geliyor, yani buralarda iş bulmak kolaylaşıyor.

 

Amerika’da son olarak Ulaştırma Bakanlığı (Departman of Transportation) 81 tane havaalanının security directory (güvenlik müdürlüğü) işini Korn Ferry’ye verdi. Bu yaklaşık 3.5 milyon dolarlık bir proje. Eskiden finans vardı, teknoloji vardı ama artık şimdi bu örnekteki “homeland  security” gibi practice’ler de var. Bu yeni alanlar, yeni pozisyonlar da getiriyor. ABD’de şu anda tüm büyük şirketler, şirketlerinin başına bir pozisyon arıyorlar ve buna da CSO (chief security officer) diyorlar.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz