"Bizim oğlan hapı yuttu hiç mevduat toplayamamış"

Hüsnü Özyeğin, Türk iş dünyasının örnek girişimcilerinden.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Bizim oğlan hapı yuttu hiç mevduat toplayamamış

42 yaşında, bankacılık sektöründe profesyonel yöneticiyken cesur bir kararla kendi bankasını kurdu. 41 günde yarattığı Finansbank, Türkiye'nin en büyük 5 özel bankasından biri oldu. Türkiye'de profesyonel yöneticilikten patronluğa geçiş yapıp ardından da hızla yükselen iş insanının sayısı çok değildir. Özyeğin, bunu başaran nadir örneklerden. Başarısının arkasında zorluklarla dolu bir hikaye de yok. 17 ortakla Finansbank'ı kuran işadamı ne bu ortakları ikna ederken ne de bankayı kurduktan sonra zorluk yaşamadığını söylüyor. "Çünkü büyük beklentilerim yoktu" diye konuşuyor. Finansbank'ı 2006 yılında Yunan NBG'ye 3,1 milyar Euro gibi etkileyici bir rakama satan Hüsnü Özyeğin, kısa süre önce çok sevdiği ve 37 yıllık birikimi bulunan bankacılığa yeni bankasıyla geri döndü. Şimdi herkes ondan Fibabanka ile yeni bir başarı öyküsü bekliyor. O ise tıpkı Finansbank'ta yaptığı gibi sakin ve emin adımlarla ilerlemek istiyor. Finansbank, aslında Özyeğin'in başarı öyküsünün sadece başlangıcı. Finansbank'tan sonra Fiba Grubunu perakendeden enerjiye yeni işlerle büyüten Hüsnü Özyeğin, nasıl başardınız sorusuna, gençlere çağrı yaparak cevap veriyor: "Yeni bankamız Fibabanka'da da Finansbank'ta olduğu gibi kendi elemanlarımızı yetiştireceğiz. Genç bankacılardan bu mesleğe kendini adamış veya adayacak olanları aramızda görmek istiyoruz. İyi eğitimli, iyi çevresi olan arkadaşları önemsiyoruz. Özetle çok çalışacak ama hızlı yükselecek çevik bankacılar arıyoruz."

Mavi boncuk istedim

Yapı Kredi Bankası'nda görev yaparken oradaki ekibimizle beraber hiç ummadığımız bir başarı elde ettik. Bankayı 3,5 yıl içinde mali olarak çok önemli bir yere getirdik. Bildiğim kadarıyla bir profesyonel yöneticiye verilen ilk ve son lisanstı. Gerçek anlamada bir serveti, bir grubu olmayan bir yöneticiye lisans devri olmuşsa da yepyeni bir lisans sıfırdan kimseye verilmedi. Ankara'dakileri ikna etmem tahmin edemeyeceğiniz kadar kolay oldu. "Bu yaptığımız iş için bir mavi boncuk istiyorum" dedim. Onlar da bana, "Bir bankacılık lisansını size veremeyeceğiz de kime vereceğiz" dediler ve hiç tereddüt etmeden lisansı verdiler. 42 yaşındaydım o zaman.

21 yatırımcıyla görüştüm
Finansbank'ı 17 ortakla kurdum. Ortakları mavi boncuğu aldıktan sonra buldum. Lisans resmi gazetede 15 Eylül tarihlidir. Banka 27 Ekim'de açıldı. Yani Finansbank'ı 41 günde kurmuşum. 21 yatırımcıya gittim. 17'si kabul etti. Hepsine aynı fiyatla sattım. 17 yatırımcıdan sadece bir tanesi, benim bildiğim kadarıyla hisselerini 1987 Ekim'inden 2006'nın sonuna kadar hiç satmadan tuttu. Bankanın yüzde 1'i o kişinindi. Babası iki oğluna birer hisse vermişti, diğer kardeş kendi hisselerini sattı. Bankanın sermayesi 8 milyar dolardı, ben hisseleri yüzde 50 primli satmıştım. Yüzde 1'i 80 bin dolardı. 120 bin dolara satmıştım, 40 bin doları da içeriye kendi sermayem olarak koymuştum. Bankanın yüzde 1'i 50 milyon dolara ulaştı. Hissesini satmayıp saklayan kardeş, 120 bin dolara karşı, bir daha hiç para koymadan 50 milyon dolar aldı. Ortaklığı kabul etmeyen 4 kişiyle bir daha bu konuyu konuşmadım. Pişman olup olmadıklarını bilmiyorum. Ortakları Türk iş aleminin bilinen, kendi işlerinde başarılı, yarın öbür gün bir sorunum olmayacak, daha evvel bankalarla bir sorunu olmamış kişilerden seçmiştim. Bir kişi daha fazla hisse almak istedi ama ben kimseye yüzde 3'ten fazla vermek istemedim. Dağınık bir ortaklık yapısı olsun istiyordum. Daha fazlasını isteyen buna biraz hayıflanmıştı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz