İlk CEO'luk heyecanı!

Türkiye’deki önde gelen şirketlerin CEO’larına ilk kez CEO olarak atandıkları dönemdeki hislerini sorduk...

6 EYLÜL, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
İlk CEO'luk heyecanı!

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Global bir danışmanlık şirketi olan River Group, 2016 yılında önemli bir araştırma gerçekleştirdi. “Umulmayanı Ummak: İlk Kez CEO Olanların Deneyimleri” (Expect The Unexpected: The Experiences of First Time CEO’s) adlı dünya çapında 75 CEO’yu kapsayan bu araştırmaya, “yeni atanan liderler” dahil edildi. Araştırma, 75 “çiçeği burnunda” CEO ile derinlemesine mülakatlar sonucu yapıldı. CEO’lara şu soru yöneltildi: “Yeni görevinize hazırlık düzeyiniz için 10 üzerinden kaç verirsiniz?” Araştırma sonucunda 7,5 puana ulaşıldı. Ancak esas sürpriz, aynı araştırmanın 6 ay sonra aynı CEO’larla yapıldığında ortaya çıktı. Çünkü o araştırmada rakam 3,5’e indi. Bazıları genel müdürlük, bazıları da yıllarca üst düzey yöneticilik yapmış liderler, CEO koltuğuna hazırlık konusunda tereddüt yaşıyorlardı. Üstelik tereddütleri zaman içinde de artıyordu. Yeni CEO’lar; çalışanlar, hissedarlar, yönetim kurulu ve müşterilerden daha önce olmadığı kadar baskıyla karşılaşıyor, onlar tarafından ince elenip sık dokunarak dikkatle izleniyorlar. Bu nedenle ortalama 8 bin çalışanı olan bu 75 yeni CEO’nun kalabalıkların içinde kendini hem izole hem de ilginin merkezinde hissetmesi dikkat çekici. Biz de Türkiye’deki iş liderlerine CEO olduklarında neler hissettiklerini ve yaşadıklarını sorduk… 

“RİSK ALMAYA DEĞERDİ” 

Brisa CEO’su Yiğit Gürçay, ilk genel müdürlük görevine 2002 yılında, Roche İlaç’ta atandı. Roche İlaç’ta İsviçre’deki görevini sürdürürken Güney Afrika’nın sağlık ürünleri genel müdürlüğüne terfi eden Gürçay için bu kararı vermek ilk etapta kolay olmadı. Dünyanın en güvenli ve refah içindeki ülkelerinden birinden kalkıp Güney Afrika’ya gitmenin kendisini düşündürdüğünü söyleyen Gürçay, “Küçük kızımız Defne daha emekleme çağındaydı. Taşınmamız konusunda eşim çok heyecanlı ve istekli olunca karar vermek kolaylaştı” diyor. Bu ilk deneyimini hiç tanımadığı, çalışanlar arasında büyük kültür farklılıklarının olduğu, siyah ve beyaz ırkların kendi aralarında her gün gerginlik yaşadığı bir ortamda 4 yıl boyunca çalışarak yaşayan Gürçay, “Şimdi düşündüğümde iyi ki kariyerimdeki bu büyük adımı atmışım” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Johannesburg’a taşınmadan önce tüm yabancılara bir güvenlik brifingi verilir. O toplantı birçok insanı korkutup kaçırmıştır. İlk önce biraz moralimiz bozuldu. Sonra Nelson Mandela’nın da konakladığı Saxon Hotel’de yediğimiz bir akşam yemeği, bizi risk almanın her şeye rağmen değeceğine ikna etti. 

“SORUMLULUĞU OMZUMDA HİSSETTİM”

İçeriden terfi sistemiyle CEO’luk koltuğuna oturan isimlerden bir diğeri de Otokoç Otomotiv Genel Müdürü Görgün Özdemir… 1988 yılında Koç Holding’deki kariyerine başlayan Özdemir, genel müdür olduğu 2009 yılına kadar tam 21 yıl aynı kurumda görev yaptı. Özdemir, şirketin gelişmesinde, büyümesinde ve diğer tüm süreçlerde aktif olarak rol alan bir isim. Bu nedenle genel müdür olduğunda yabancılık çekmediğini söylüyor ve “Haberi aldıktan kısa süre sonra şirketi hangi yeni hedeflere taşıyabilirim diye hayaller kurmaya başladım ve mevcut pozisyonuma kıyasla çok daha fazla sorumluluğu omuzlarımda hissettim” diyor. Genel müdürlüğe atandıktan sonraki süreci şu şekilde anlatıyor: “CEO olduktan sonra ilk dönemlerimde; uzun yıllar denetim yapmış ve mali işlerden sorumlu biri olarak müşteri, operasyon ve satış gözüyle bakmak ve karar almak en çok zorlandığım konular oldu. Kısa sürede bu dönüşümü sağladığımı düşünüyorum. Her ne kadar uzun yıllar şirket içinde olsam da sadece her bir sürecin detaylarını, kritik başarı faktörlerini ve geliştirilmesi gereken yönlerini anlamaya vakit ayırdım. İlk günlerdeki en önemli farklılık ise odamın biraz daha büyümüş olması.” 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz