Kariyerde aile etkisi

Liderler hayatlarının birçok evresinde ailelerinden aldıkları ilhamla yönlerini belirledi...

3.08.2017 14:47:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kariyerde aile etkisi

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Ünlü girişimci Richard Branson’ın en büyük ilham kaynağı annesi. Annesi pek çok farklı sektörde çalıştığı için onun girişimci olmasında büyük etkiye sahip. Branson, her fırsatta ailesinden aldığı kültürün, risk alma yetisini geliştirdiğini de söylüyor. “Annemin para kazanma projelerinden özellikle zanaata dayananlardan etkilenmişimdir. Yaptığı ürün tutmazsa her zaman bir başkasını denerdi. Ondan girişimci olmayı öğrendim” diye konuşuyor.

Tıpkı Branson gibi tüm yöneticilerin bugünkü kariyerlerinin şekillenmesinde ailelerinin önemli etkisi var. Konuştuğumuz yöneticilerden kimi Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül gibi üniversite tercihini babasının yönlendirmesiyle seçip yöneticilik yolunda ilk adımını attı, kimi BKM Genel Müdürü Soner Canko gibi babasının şirket yönetiminden etkilenip girişimcilik ruhu kazandı. Hepsinin ailesinden öğrendiği ve yöneticilik hayatlarında uyguladıkları temel değerlerde ise dürüstlük, cesaret, insan sevgisi, araştırma ve sorgulama gibi kavramlar öne çıkıyor.

“SAYESİNDE MÜHENDİS OLDUM”

Türkiye’deki yöneticilere baktığımızda aslında ailede rol model olarak “baba” figürünün daha baskın olduğunu görüyoruz. “Anne” figürü ise daha çok “doğruluk, dürüstlük, aile sevgisi, bağlılık” gibi soyut konularda öne çıkıyor. Bunu da babanın çalışıp annenin ev hanımı olması şekillendiriyor. Bu isimlerden biri Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül… Onun kariyerinin şekillenmesinde doktor olan babasının etkisi büyük. “Beni kendi halime bıraksaydı, iyi bir okulu kazanıp ve eğitim hayatımda başarılı olur muydum pek emin değilim” diyerek babasının eğitimindeki rolünü özetleyen Yüngül, aslında idari birimlerde okumak isterken babasının “zoruyla” mühendisliği seçti. Bugün baktığında “İyi ki de öyle yapmışım” diyor. Analitik düşünceyi ön plana çıkardığı için iş dünyasında önünün açık olmasını mühendisliğe borçlu olduğunu düşünüyor. “Aynı zamanda küresel ortak dile sahip ender alanlardan biri olduğundan dünyanın farklı yerlerindeki mühendislerle birlikte üretebilme gibi bir imkanı da bana verdi” diyor. Anne ve babasının hayatla ilgili öğretilerinin de kişisel gelişiminde çok etkili olduğunu belirten Yüngül, bunlardan en önemlilerinden birinin “insan sevgisi” olduğunu söylüyor. Yöneticilik hayatı boyunca insana verdiği değerin başarıyı da getirdiğini tecrübe ettiğini ifade ederek şöyle konuşuyor: “Dürüstlük, çalışkanlık ve insan sevgisinin önemini onlar sayesinde çok küçük yaşlarda öğrendim. İnsan odaklı iletişim becerimi ebeveynlerim sayesinde geliştirdim. Ben, işten önce karşımdaki insan ne hissediyor onu anlamak isterim. Eğer insanlar iyi olursa birçok iş de iyi ve başarılı olur.” 

ÖĞRETMEN BABANIN ÖĞÜDÜ 

Ebeveynlerin eğitimleri, mesleki formasyonları ve karakter özellikleri şüphesiz çocuklarını yetiştirirken belirleyici unsurlar oluyor. Otokoç Otomotiv’in genel müdürü Görgün Özdemir ve STFA CEO’su Yetik Kadri Mert’in bu anlamda ortak bir noktası var… İkisinin de babası Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetişmiş idealist öğretmenler. Anneleri de Anadolu köylerinde okumayazma, biçki-dikiş, nakış öğreterek kadınların gelişimine katkıda bulunmuş insanlar. Görgün Özdemir, “Babamdan idealist olmayı, ısrarla ve çok çalışarak en iyisinin yapılabildiğini öğrendim. Disiplinli olunması ve insanın hangi şartta olursa olsun kendini sürekli geliştirmesi gerektiğini de annemden ilham aldım” diyor ve şunları söylüyor: “Çocukluğumda iletişim kanalları ve kültürel aktiviteler sınırlıydı. Ancak evimize mutlaka her gün bir hatta iki gazete girerdi. Annem ve babam her akşam mutlaka kitap okurdu. Her hafta sonu ailecek sinemaya gidilirdi. Nadiren de olsa turneye gelmiş tiyatrolar kaçırılmazdı. Tüm bu faaliyetler, benim de hayata çok yönlü bakmamı sağladı.” “Öğretmen çocuğu olmak, her şeyden önce başarı motivasyonu yüksek yetiştirilmek demek” diyen Yetik Kadri Mert ise küçük yaşlarda çok okuma, öğrenme arzusu ve kişisel gelişim için çok çalışmak gerektiğini anne ve babasından öğrendiğini söylüyor. Evlerinin büyük kısmını kaplayan bir kütüphaneleri olduğunu da belirterek şöyle konuşuyor: “1960’lı yıllarda Ankara’da, daha ilkokula bile başlamamışken kültür sanat aktivitelerini kaçırmamaya gayret ederdik. Sıhhiye, Opera, Ulus, Altındağ Devlet Tiyatroları oyunları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserleri, vizyona giren klasik yabancı filmler, Devlet Modern Sanat Galerisi’ndeki sergiler bunlardan bazıları. Olanaksızlıklara rağmen büyük fedakarlıklarla bunları bize yaşatmalarının, kardeşim ve benim açımdan merak, araştırma ve sorgulamanın yararlarını bilinçaltımıza yerleştirdiğine inanıyorum.”

“TİCARETTE MODELİM BABAM” 

Deneyimli bir iş insanının çocuğu olan YDA Group Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan’ın en büyük ilham kaynağı babası… Arslan, ticari hayattaki ilkeleri ve duruşuyla her zaman rol modeli olarak babası Yaşar Dede Arslan’ı gördü. Öyle ki kardeşiyle birlikte kurduğu şirkete babasının isminin baş harflerinden oluşan YDA adını verdi. İş yaşamında ondan öğrendiği, “Yükün dürüstlükse gücün düşer belki ama başın düşmez” sözünü aklından hiç çıkarmadığını söyleyen Arslan, babasının, kendi hayatına nasıl etki ettiğini şu sözlerle anlatıyor: “Babam, 1954’te Ankara’ya gelerek ticari hayata başlayan başarılı bir iş adamıydı. İnşaat ve tekstil sektöründeki şirketlerimizin yanı sıra restoranımız vardı. Farklı sektörlerde ticari hayatta pek çok deneyimi babam sayesinde edindim. ODTÜ’de inşaat mühendisliği okurken hayalim akademisyen olmaktı, başarılı bir öğrenci olduğum için hocalarım da üniversitede kalmamı destekliyordu. Babama okulda kalma isteğimi söylediğimde, ‘Oğlum mühendis olacak ve birlikte çalışacağız’ hayaline rağmen bu kararımı destekledi. Bize, şirketlerin amacının ve misyonunun sadece para kazanmak olmadığını da öğretti. Bu bakış açısıyla onun adına kurduğumuz Yaşar Dede Arslan Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Vakfı ile hiçbir dil, din, ırk ve inanç farklılığı gözetmeksizin yurt içi ve yurt dışında yardıma muhtaç aile ve toplulukların temel ihtiyaçlarını karşılamak için çaba harcıyoruz. Yetenekli gençlerimizin geleceklerini inşa etmelerine destek olmaktan da mutluluk duyuyoruz.” 

“ADALETİN ÖNEMİNİ KAVRADIM” 

Dedesi ve babası esnaf olan Pegasus CEO’su Mehmet Nane, “Esnaf bir babayla dükkanda çalışırken insan ve müşteri ilişkilerini gözlemleme olanağı buluyorsunuz” diyor. Bunun dışında ailesinin ona ve kardeşlerine adaletli, merhametli, sorumlu insanlar olmayı ve ailenin önemini öğrettiğini söylüyor. Mütevazı, tasarruflu ve demokrat olmak, cumhuriyete ve laikliğe sahip çıkarken maneviyattan ödün vermemek de Nane’nin ailesinde gördüğü temel değerler. Bu değerlerin kendi kişiliğine ve davranışlarına yansımasını ise şöyle anlatıyor: “Lüzumlu olmayan hiçbir şeyden hoşlanmam, çarçur etmem, israfı sevmem. Kendi kapımı kendim açarım, yemekte sıraya girerim. Öncelik ya da ayrıcalıktan hoşlanmam. Dert dinlerim, gerekirse yardımcı olurum, omuz omuza çalışırım, espri yaparım ama asla mesafemi bozmam. İnsanların mutlu olmasını önemserim. Mutlu çalışanı olan şirket sonunda kâr eder. Aidiyet duygusu çalışanın hakkı verilerek oluşur. Bu adaleti sağlayan her şirket geleceğe güvenle bakar.” Nane, babasının yanında çalışmasının bugünkü kariyerine etkilerini de şu şekilde özetliyor: “Annem ev hanımı. Dedem ise 1906’da Mersin Ticaret Odası’na kayıtlı ilk esnaflardan biriydi. Babam, üniversite okumuş ve sonra profesyonel hayata atılmış ama kısa sürede o da esnaflığa başlamıştı. Ben de dükkanın içinde büyüdüm. Ortaokul çağlarında işi ben götürmeye başladım. Üniversiteyi İstanbul’da okurken de Tahtakale benim en önemli uğrak yerimdi. Üniversitede okurken çalışıyordum. Maaşım 1988’de asgari ücret olan net 160 bin TL’ydi. Babam da ayda 40 bin TL gönderiyordu. Çalıştığım için para göndermesini istemedim, ancak o ‘Çocuklarımı okutmak ve okurken de onları desteklemek vazifem, gerekirse saçımı satarım yine sizi okuturum’ dedi. Çok duygulanmıştım. Bir hayat dersiydi. Adaletli olmanın önemini kavradım. Bugün aile ve iş yaşamında uyguladığım pek çok değeri babam ve annem öğretti.” 

“DÜRÜST KALMAYI ÖĞRETTİLER” 

Aksaray’ın Mamasın Köyü’nde dünyaya gelen Eroğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Eroğlu, 8 çocuklu geniş bir ailenin çocuğu. Ailesi tarım ve hayvancılıkla uğraşan yönetici, tarım ve hayvancılığın büyük emek gerektirdiğini belirtiyor. Ailesinin bu nedenle çocukluktan itibaren sorumluluk bilincini aşıladığını, böylece erken yaşta çalışma hayatında başarılı olmanın ipuçlarını öğrenmeye başladığını söylüyor. Eroğlu, iş ve özel hayatında ailesinin etkisini şu şekilde aktarıyor: “Özellikle annem içimdeki heves, azim, kararlılığı çıkardı ve cesaret kazanmamda büyük rol oynadı. Gençlik yıllarımdan itibaren hep ticarete yatkındım, dolayısıyla ticarette ilerlemeyi tercih ettim. 70’li yılların ikinci yarısında kardeşlerimle Aksaray’dan İstanbul’a gelerek tekstil imalatı yapan bir atölyede çalışmaya başladık. Ailem, çocuk yaşlardan itibaren bana ve kardeşlerime ne iş yaparsak yapalım öncelikle çok çalışmamızı ve dürüstlükten ödün vermememizi öğütledi. Annem hedeflerime inanmamı, bu uğurda çabalamamı ve inanmanın olumsuzluklarla savaşma gücü vereceğini söyledi. Çok çalışmanın yanı sıra zamanla iyi bir girişimcinin ihtiyaçları görebilmesi, risk alması, vizyonu açık ve cesur olması gerektiğini öğrendim.” Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı’nın ise ailesinden öğrendiği en kritik şey “eğitimin önemi” oldu. Annesi ev hanımı, babası esnaf olan Çaycı’nın ailesinin yüksek tahsil yapmamış olmaması, onu eğitime yönlendirdi. Ailesinin ‘Biz okuyamadık, sen oku ve kendi kurtar’ sözünden ilham aldığını söyleyan Çaycı, “Hayata bakışımı onlar şekillendirdi. Bana kattıkları en önemli şey de dürüst olmak” diyor. 

“KARARLARIMI DESTEKLEDİLER” 

“Hayatımın temeline ‘aşk’ı koymayı öğrendim ailemden. Onların desteği ve motivasyonuyla yaptığım her şeyi aşkla yaptım” diyen Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, ailesinden sevmeyi, mutlu olmayı, anlayışı ve her zaman paylaşmanın önemini öğrendiğini söylüyor. Sosyal ve ailevi ilişkilerinde bu sevgi ve özgüven ortamının mutlu olmasını sağladığını belirten Timur’un babası felsefe, sosyoloji ve psikoloji bölümlerini bitirdi. Babasının iş hayatında vizyonunun çok geniş olduğunu söyleyen Timur, “Bu benim hayallerime, işime ve vizyonuma çok yansıdı. Her zaman cesaretlendirdiği, fikirlerimi desteklediği, önümü hep açtığı için vizyonumu sürekli genişletti” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Küçük yaşlardan itibaren hep toplumsal faydası ve katma değeri yüksek bir iş yapmak istedim. Bu kararımı hem annem hem babam her zaman destekledi. Bu nedenle birçok bilim dalının temeli niteliğinde olduğu için hukuk eğitimini tercih ettim ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından London School of Economics’te ekonomi eğitimi aldım. Babamın başladığı ve sağlığı sebebiyle tamamlayamayacağı inşaatı devam ettirmek için Mersin’e döndüm ve bir anda kendimi gayrimenkul sektöründe buldum. Fakat topluma yarar sağlama hedefi benim için her zaman öncelikli oldu. Nef’in felsefesi de sosyal fayda sağlamak üzerine kurulu.”


DR. SONER CANKO / BKM GENEL MÜDÜRÜ
“GİRİŞİMCİLİK RUHUNU BABAMDA GÖRDÜM”


AİLEMİ GÖZLEMLERDİM Ailemin en küçük çocuğuyum. Tüm geleneksel ailelerde olduğu gibi bizim ailemizin de lideri babamdı. Bugün beni ben yapan değerlerin çoğunu ondan aldığımı her geçen gün yeniden fark ediyorum. Çocukluğumda hiç farkında olmadan tüm aile bireylerinin iş ve özel yaşamlarını yakından izleyerek karşılaştırma yaparak kendimce sonuçlar çıkarmışım. Hayatımı ve kariyerimi etkileyen bu gözlemlerim, en çok babam üzerinde yoğunlaşmış.YOKTAN VAR ETTİ Hayatımın ilk 15 yılında çeşitli nedenlerle İstanbul’dan Sivas’a taşınmamız ve geri dönmemiz sırasında babamın sıfırdan kurduğu işlerde izlediği tutum ve yöntemlerden çok etkilendim. Sıfırdan başladığı bir işe umut ve azimle, mutlaka iyi olacağına inanarak başlar, başarıya engel olacak hiçbir mazereti kabul etmezdi. Olağanüstü iletişim becerileriyle kurduğu sosyal ilişkilerin de işlerini çok olumlu etkilediğini gözlemlemiştim. Sonuçta yoktan var edilen o işler, döneminin en yenilikçi ve en başarılı işleri oldu.
İŞ HAYATINA KATKISI Günümüzün kişisel gelişim literatürüne baktığımızda gördüğümüz, girişimcilik ruhu, dirençli ve esnek olabilme, iletişim becerileri, takım çalışması, problem çözme ve liderlik gibi özellikleri, profesyonel kariyer hayatımdan önce babamda gördüğüme ve ondan öğrendiğime inanıyorum. Kendisini yakından gözlemleyerek ve birlikte çalışarak edindiğim bu özellikler iş hayatımda bana olumlu yönde çok katkıda bulunuyor.



BÜLENT GÜRCAN / TEKNOSA CEO'SU
"ANNEMİN DETAYCILIĞI BANA YÖN VERDİ"

CESARET AŞILADILAR 
Babam doktordu, annem ise ev hanımı. Her ikisi de eğitime çok önem verir. Saint Joseph’e girmeme ve okul takımında voleybol oynamama yürekten destek verdiler. Her zaman ideallerimin peşinde koşmam için yüreklendirdiler. Hem özel hem profesyonel hayatta mutluluğu yakalamamda onların çok etkisi var. Hayata her koşulda pozitif bakmamda, enerjimi yüksek tutmamda ve istediğim şeyleri başarabilmemde katkıları çok fazla. Bana güven ve cesaret aşıladılar.
BABAM MESLEĞİNE AŞIKTI Babam mesleğine aşık bir doktordu. İdealleri doğrultusunda da yıllarca Adapazarı’nda çalıştı. Mesleğimi severek yapınca başarılı olacağımı ondan gördüm. Kariyerimde hem girişimcilik tarafında hem kurumsal şirketlerde ilerleyebilmemin sebebi de bu. Her zaman severek yapacağım işlerde oldum. Babamın mesleği dolayısıyla annemin evdeki rolü çok daha fazlaydı. Annemin insanlarla güçlü iletişimi, detaycılığı ve zor durumları yönetme şekli bana yön verdi.



ÖMER ARAS / QNB FİNANSBANK YÖNETİM KURULU BAŞKANI"NE YAPARSAN EN İYİSİNİ YAP"
EN ÖNEMLİ DEĞERLER
Annem ve babam birbirini çok seven mutlu bir çiftti. Sevgi ve saygı dolu bir ortamda büyümek, kişiliğimin gelişiminde çok etkili oldu. Annem ev hanımı, babam avukattı. 1976 yılında vefat edene dek Garanti Bankası’nda baş hukuk müşaviri ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Dürüstlük ve adil olmak bana verdiği en önemli değerlerdi.
HIZLI OLGUNLAŞTIM “Hayatta ne yaparsan en iyisini yapmaya gayret et” ve “Seçeceğin meslek değil, mesleğinin en iyisi olmak önemli” sözlerini unutmam. Geriye baktığımda bunun güzel bir yönlendirme olduğunu görüyorum. 21 yaşında babamı kaybettim. Genç yaşta onu kaybetmenin beni çok hızlı olgunlaştırdığını düşünüyorum.
AİLE SEVGİSİNİ ÖĞRETTİ Bana verdiği en büyük yönlendirme genç yaşta beni yalnız bırakmasıydı. Annemden ise daima aile sevgisi ve bağlılığının önemini öğrendim. Annem daima geniş ailemizin ne kadar büyük bir zenginlik olduğu duygusunu, ailemizin genç jenerasyonuna aşıladı.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz