"Uygulama tuzağı"

Son 10 yıl boyunca işletmecilik anlayışının içine,uygulamanın stratejiden farklı olduğu fikri sıkı sıkıya yerleştirildi.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Uygulama tuzağı
Google’da “Eksiksiz uygulanan alelade bir strateji, eksik uygulanan mükemmel bir stratejiden çok daha iyidir” cümlesiyle bir arama yaptığınızda, şaşırtıcı bir şekilde karşınıza 42 bin 600’den fazla arama sonucunun geldiğini görürsünüz. Bu düşünce tarzının nereden kaynaklandığı pek belli değildir. Ancak dot-com balonunun patlamasının ardından 2002’de yapılan değerlendirmelerde, bugün JPMorgan Chase’in CEO’su olan Jamie Dimon, “Ben daima parlak bir fikir ve sıradan bir uygulama yerine ikinci sınıf bir strateji ve birinci sınıf bir uygulamayı tercih etmişimdir” demişti. Aynı yıl, AlliedSignal’ın eski CEO’su Larry Bossidy, “Stratejilerin çoğunlukla iyi uygulanamadıkları için başarısız olduğunu” ileri süren ve diğer yazarlarla müşterek yazdığı, “Uygulama: İşlerin Yapılmasını Sağlayan Disiplin” isimli çok satan kitabını piyasaya çıkarmıştı.
Burada yani Dimon ve Bossidy’nin bir stratejinin başarısında uygulamayı kilit faktör olarak gören doktrinindeki temel sorun, onun popülerlik seviyesiyle eş oranda kusurlu olmasıdır. Zaten müthiş popülaritesi yüzünden bu prensibin doğruluğunu sorgulamaya korkar hale geldik. Varsayalım ki sizin nesnelerin dünyanın etrafında döndüğüne dair ilahi bir teoriniz var. Ancak her geçen gün bu teorinin, yıldızların ve gezegenlerin hareketlerini açıklamakta giderek daha yetersiz kaldığını görüyorsunuz. Peki bu durumda evrenin, dünyanın etrafında döndüğünü ileri süren bu teoriyi sorgulayarak mı, yoksa onun yerine tutarsızlıkları açıklamak için çok daha sofistike, kıvrımlı ve beklenmedik bir varsayımla ortaya çıkarak mı tepki vermek akıllıcadır? Occam’ın bıçağı yerine Dimon ve Bossidy’nin doktrinini uygulamakla çığ gibi gereksiz ve faydasız döngülere girmek zorunda kalırsınız.
Maalesef ki işte bu durum, tam da insanların kendi stratejilerinin neden sınıfta kaldığını anlamaya çalışırken bilhassa işe danışmanlık şirketlerinin de bulaştığı zamanlarda yüzleştikleri bir vakadır. Aslında Dimon ve Bossidy’nin yaklaşımı, bu danışmanlık firmaları için kendi hatalarını müşterilere yükleme fırsatı verdiğinden Tanrı’nın bir lütfu gibi görülebilir. Bu firmalar, büyük bir özgüvenle “Sizin diz üstü çökmenize neden olan bizim strateji tavsiyemiz değil, sizin o stratejiyi uygulama tarzınız (Bu sorunla başa çıkabilmeniz için size ayrıca bizden değişim yönetimi eğitimi almanızı öneririz)” diyebilir.
Danışmanlık firmalarının ceplerini daha fazla doldurmak, kuşkusuz ki şirketlerin performanslarının artmasına hiçbir katkıda bulunmaz. Ben bu konuda izlenmesi gereken apayrı bir yol öneriyorum. Mevcut teorinin işe yaraması için çabalarınızı ikiye katlamaktansa bu teorinin yanlış olabileceği gibi son derece basit bir olasılığı dikkate alabilirsiniz.
Şimdi gelin pırıl pırıl bir stratejinin felaket kötü uygulandığı iddiasını bir değerlendirelim. Eğer bir strateji, berbat sonuçlar üretiyorsa o zaman nasıl olur da onun pırıl pırıl olduğunu iddia edebiliriz? Bu kesinlikle pırıl pırıl teriminin tanımına aykırıdır. Bir stratejinin amacı, pozitif sonuçlar üretmektir ve söz konusu strateji, tam tersini yapmaktadır, halen pırıl pırıldır öyle mi? Acaba başka hangi alanda, biricik hedefinde sefil bir şekilde başarısız olan bir şeyi pırıl pırıl olarak ilan ederiz? Bir hafta sonra vizyondan kaldırılan “pırıl pırıl” bir Broadway yapımını mı? Karşı taraftaki adayın kazanmasıyla sonuçlanan “pırıl pırıl” bir seçim kampanyasını mı? Eğer bu konuda biraz ciddi düşünürsek mantıken sadece ibret verici sonuçlar üreten bir stratejinin pırıl pırıl sıfatını hak ettiğini kabullenmemiz gerekir. Muazzam bir sonuç üretemeyen bir strateji, kelimenin tam anlamıyla bir başarısızlık örneğidir.
İzleyen sayfalarda ispatlayabileceğimi ümit ederek sıradan ama mükemmel uygulanan bir strateji ile pırıl pırıl ama sefilce uygulanan bir strateji seçmek zorunda olduğumuzu iddia eden teorinin, istenmedik olumsuz sonuçlara gebe sığ, faydasız ve defolu bir yaklaşım olduğunu söylüyorum. Ancak işin iyi tarafı, eğer strateji ve uygulama sorunu hakkındaki düşünce sistemimizi değiştirebilirsek elde edilecek sonuçları da değiştirebileceğimiz gerçeğidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz