"Biz kaosu yönetiyoruz"

Teknoloji geliştikçe cihazların karmaşıklaşarak kullanımlarının zorlaştığını söyleyen Salt, kullanım kolaylığı konusunda başarılı şirketlerin diğerlerinin önüne geçeceğinin altını çiziyor. VESTEK Genel Müdürü Metin Salt ile yaptığımız sohbetin detayları şöyle...

29 MART, 20140
Paylaş Tweet Paylaş
Biz kaosu yönetiyoruz
Vestel'de inovasyon bir yaşam biçimi. Şirketin bütün birimlerinde herkes fikir üretiyor, bunların büyük kısmı da hayata geçiriliyor. Çalışanlarının inovasyona bir iş gözüyle bakmadığını söyleyen VESTEK Genel Müdürü Metin Salt, "İnsanlar gurur duyabilecekleri, 'Bunu Türk mühendisler yaptı' dedirtebilecekleri şeyler yapmak istiyor.

Dolayısıyla bir fikir yarışı var" diyor. İnovasyonun en büyük itici gücünün değişim olduğunu hatırlatan Salt, Vestel'de herkesin değişime açık olduğunu ve 10 yıl önce inovasyon konusunda atılım yapan Vestel’de  bu kavram, sadece yeni ürün ya da hizmet üretmek anlamına gelmiyor.

VESTEK Genel Müdürü Metin Salt, üretim sürecinin bütün aşamalarına yansıtılan inovasyonun, Vestel’de bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor. Yaratıcılığı toplantılarla sınırlamadıklarını, tüm Vestel çalışanlarının fikir ürettiğini anlatan Salt, inovasyona verdiklerini önemin sektördeki rekabetten de kaynaklandığını gizlemiyor.

“Kullandığımız cihazlar, satın aldığımız maliyetler benzer olabilir ama biz tüm enerjimizi süreci iyileştirmeye ve bunu insanların alabileceği fiyattan yapmaya harcıyoruz” diyen Salt, yılda 200’e yakın proje ürettiklerini hatırlatıyor.

Son dönemde özellikle internetin televizyonla buluşması, görüntü kalitesi ve çözünürlüğün artması, cihazların birbiriyle ve internetle konuşması, uzaktan yönetilmesi, enerji verimliliği konularının gündemde olduğu anlatan Salt, ana kavramlarının “dost teknoloji” olduğunun altını çiziyor.

Teknoloji geliştikçe cihazların karmaşıklaşarak kullanımlarının zorlaştığını söyleyen Salt, kullanım kolaylığı konusunda başarılı şirketlerin diğerlerinin önüne geçeceğinin altını çiziyor. VESTEK Genel Müdürü Metin Salt ile yaptığımız sohbetin detayları şöyle:

Vestel’in inovasyon kavramına bakış açısı nasıl?

Vestel, 10 yıl önce gerçek bir atılıma başladı. Sadece üründe değil ürün yapma süreçlerinde ve pazarlama tekniğinde de inovasyona ağırlık verdi. Çünkü bu kelime kulağa çok gelmese de bizim ürünlerimizi ucuz yapmamız gerekiyor.

Piyasada yer alan diğer ürünlerdeki aynı özellikleri, daha ucuza vermek başlı başına bir mühendislik zorluğu ve harikası! Tüketici elektroniği dünyasında, elimizde bazı şeyler var ki fütüristtik, bu özellikleri koyamıyoruz. Çünkü bu özelliklere o fiyatı verecek sektör yok.

Vestel’de inovasyon, iyi bir ürün özelliğini, insanların alabileceği fiyattan verme zorunluluğu. Fiyatı düşürmek, tüm maliyetlerimizde olmalı. Bu nedenle üretim sürecimiz de baştan aşağı inovasyonu kapsıyor. Üretim tesislerimizin bir eşini dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız.

Dürüst olmak gerekirse bu, Vestel her şeyi en iyi yaptığı için değil ama sürecimiz farklıdır. Kullandığımız cihazlar, satın aldığımız maliyetler benzer olabilir ama biz tüm enerjimizi süreci iyileştirmeye ve bunu insanların alabileceği fiyattan yapmaya harcıyoruz. Kısacası Vestel’in inovasyona bakışı, verdiği önem de rekabetten geliyor.

İnovasyon şirket kültürüne nasıl yansıyor?
Vestel’de inovasyon, bir yaşam biçimi. Kimse buna bir iş gözüyle bakmıyor, gurur duyabilecekleri, “Bunu Türk mühendisler yaptı” dedirtebilecekleri şeyler yapmak istiyorlar. Dolayısıyla bir fikir yarışı var.

Manisa’daki fabrikada bile herkes konumundan bağımsız fikir üretiyor ve bunlardan bazıları hayata geçiriliyor. Fikir sahipleri ödüllendiriliyor ama Vestel çalışanlarını sunduğu maddi koşullarla elinde tutan bir şirket değil. insanlar bu fikirleri ödül verildiği için üretmiyor. Çok fazla fikir üreten çalışanlar, iş ve süreç geliştirme ekiplerine dahil ediliyor.

Çalışanlar gelip doktora yapmak istediğini söylüyor. Doktora konusu işimizle ilgili olmasa bile destekliyoruz. Sonra o çalışan bambaşka bir fikirle geliyor, o fikir bir başkasını tetikliyor ve bu da bize bir yenilik getiriyor. Zaten inovasyonun bir numaralı itici gücü farklılıklar.

Aynı tip adamları, aynı yerlere alırsanız fikirler de hep aynı oluyor. Bu iş “inovasyon ekibi kuralım, toplantı yapalım” diyerek olmuyor. Biz aslında Vestel’de bir kaos yönetiyor ve o kaosta yaratıcı çözümler üretiyoruz. Bizim hep bir problemimiz var.

Ya geç kalmış oluyoruz ya aynı işi rakiplerimizin onda biri maliyetinde yapmamız gerekiyor. Standart çözümlerin olmadığı yerde kendi inovatif çözümünüzü buluyorsunuz. Vestel gençleri de böyle büyüdüğü için tabiri caizse rahat durmuyor, sürekli sorguluyorlar.

Bunun sonucu ürünlere yansıyor ama çoğu zaman fark etmiyorsunuz. Örneğin rakip televizyon üreticilerinin yaptığı bir özelliği üçte bir maliyetine üretiyoruz. ileri düzeyde bir AR-GE’ye sahibiz.

Bugün ürün anlamında dünyanın neresinde ne buluyorsanız, Vestel bunu yapabilme yeteneğine sahip, çok çabuk ekip kurabilir, organize olabiliriz. Bizim derdimiz bunu uygun maliyetle yapabilmek. Dolayısıyla kültürümüzde şu var: Hiçbir konuda eksik kalmayacaksın, hızlı olacaksın, uygun maliyetlerde yapacaksın.

Vestel'de inovasyonun en büyük itici gücü nedir?
Vestel’de inovasyonun en büyük itici gücü değişim. Ancak değişimi bugün. Tabii bu değişime ayak uydurmak da bir kültür işi. insanlarımız onlarca değişik açıdan bilgi ediniyor ve bunu da ürünlere yansıtıyor. Bütün fuarlara takip ediyoruz, konferanslara katılıyoruz.

Biz dev bir satın alma ekibiyiz. Yarı mamul ürünleri alıp onlara katma değer katarak yeni ürünler çıkarıyoruz. Dünyadaki bütün tedarikçilerle görüşüyoruz ve dünyanın bilgisini emiyoruz. Bize bilgi vermeyenle çalışmayız, verene de “Senin getireceğin çipte bu özellikler de olmalı” gibi geri besleme yaparız. Dolayısıyla dünya tüketici elektroniği şekillendirebilecek güçlü bir firmayız.

Biz, Vestel’de her şekle bürünüyoruz. Kendimden örnek vereyim. Elektronik mezunuyum, yıllardır yazılım yapıyorum ama şimdi film çekiyorum. Çünkü şirketin şu anki ihtiyacı film çekmek! Bu yüzden değişmek zorundasınız. Bütün insanlarımız da benim gibi.

Çip yapması için işe aldığımız birine ‘Yeni bir alan geliyor: Veri madenciliği. Biz milyonlarca veri topluyoruz. Senin görüntü işlemek için geliştirdiğin algoritmalar çok karışık ama veri işlemek için de geliştirilen algoritmalar karışık. ikisi de algoritma. Gel, biz seni müşteri bilgisi yöneticisi yapalım” diyoruz. Çoğu bu değişime ayak uyduruyor.

Bu değişimi kabul eden çalışanlar size ne katıyor?
Vestel, dışarıdan pozisyon doldurmaz. işe girdiği günden itibaren insanlara farklı işler de verilebileceği öğretilir. Aslında bu da eşittir inovasyon. Çünkü bunu söylediğinizde kişi sürekli yeni şeyler öğrenir. Yeni alanlara girdiğinde belki sudan çıkmış balık gibi saçma hatalar yapabilir, bir sürü fikir üretebilir ama bizi sürekli canlı tutan, hücrelerimizi yenileyen de o fikirlerdir.

Çalışanlarımız bu nedenle yeni işlere çabuk adapte olur. icra kurulunda da böyledir. Herkes farklı şeylerden sorumludur ama birbirinin işine karışır. Çünkü herkes birbirinin işinden anlar, defalarca görev değiştirip farklı şapkalar takmıştır.

Dolayısıyla da biri diğerine bir söz söylediğinde dinlerler. Açık bir tartışma ortamı vardır. Herkes fikir üretebilir, bir şey öğrenmek istediğinde en tepedeki isim yanıtı en alttakine de sorabilir. Böylece fikirler farklı filtrelerden geçer.

Biz yaratıcılığı toplantılarla ortaya çıkarmıyoruz, yarattığımız ortam nedeniyle kendi kendine oluşuyor. Tabii bunun kötü bir yanı da var; kendine oluşmuş bir şeyi yönlendiremezsiniz, “Bütün yaratıcılığımızı buraya kanalize edelim” diyemezsiniz. O nedenle yaratıcılığı şekillendirmeye, kanalize etmeye zorlarız.

Ama iyi olan yanı ayrıca bir efor sarf etmeye gerek duymayan, zaten kültür gereği kendiliğinden yaratıcı bir topluluğuz. Burada 2-3 yıl geçirmiş biri, artık Vestel’in çocuğudur ve bu kültürü benimsemiştir.

Vestel AR-GE departmanlarında toplam kaç kişi çalışıyor? Bu kadrolar nasıl bir değer yaratıyor, yılda kaç proje üretiyor?
1.300 AR-GE mühendisimiz var. Üniversitelerde 3-4 bölümün mezunlarının tamamını işe alabilecek kapasitesi sahibiz. Vestel yılda 200’e yakın proje yapıyor ama 200 tane de ürünleşmeyen, çöpe attığımız proje var. Çünkü bazen proje bittiğinde geç kalmış, fiyat marjını ya da ürün özelliğini kaçırmış olabiliyorsunuz.

Bir proje için böyle geç kaldığınızda neler oluyor? Emekleriniz boşa mı gidiyor?
Her zaman bir B planımız vardır. Bu da bize avantaj sağlar. Milyonlarca dolar büyüklüğünde başarısız olduğumuz işler var. Hatta bir başarısızlık öykümüzü anlatayım. 7 yıl önce taşınabilir eğlence cihazı tasarladık. içinde internet bağlantısı olacak, resim, müzik, video indirebilecek, oynatabilecek.

Tıpkı bugün kullandığımız akıllı telefonların içindeki oynatıcılar gibi... Sonunda ürünün demoları çıktı ama o dönemde satmayacağı belliydi. Projeyi kapatalım dedik, bu projede çalışan kişileri de televizyon bölümüne getirip aynı işi televizyona yapalım dedik.

Manisa ekibi çip yaptı. işte bugün Smart TV dediğimiz şey 7 yıl önceki o girişimlerimiz. O bilgi birikimleri çöpe gitmedi, döndü dolaştı Smart TV oldu. Bunun gibi birçok örnek var. Kısacası hata olmadan hiçbir şey yapılmıyor. Yani deneme kültürü de inovasyonun kaçınılmaz bir alt bileşeni.

Vestel'de inovasyonun belli kurallara bağlı yapılmadığını söyleyebilir miyiz?
Şirketler yıllarca kurallar koymak için uğraşıyor. Tam en üst noktada bu kuralları mükemmel uygular hale geldiklerinde ilk keşfettikleri şey, bu kuralların değişmesi gerektiği oluyor. Birkaç kuralı yasa haline getirmeye çalışıyoruz. Fikir anlamındaki başarısızlıklar cezalandırılmasın diyoruz.

Fikir üreten insanlara “Sen git işini yap” demiyoruz. Yöneticilerimiz yaratıcılığın önünü açma konusunda eğitimler alıyor. Üniversitelerle işbirlikleri yapıyoruz. Çünkü üniversite para kaygısı duymayan insanların buluştuğu bir ortam.

Dolayısıyla daha özgür fikir üretme yeteneğine sahipler. Arkadaşlarımız böyle insanlarla çalıştıklarında farklı bir görüş yapısına maruz kalıyor. Çoğu arkadaşımız master ya da doktora yapıyor, araştırma kültürünü öğreniyor.

Vestel bugün hangi üniversitelerle işbirliği yapıyor?
Özyeğin Üniversitesi ile ortak bir master-doktora programımız var. Hocalar haftada iki gün Manisa’ya gidip ders veriyor. Dersleri birlikte belirliyoruz. Çalışanlarımızdan 250’si okuyor bu programda. Bazen derste ortaya bir proje bile çıkabiliyor. Orası çok güzel bir fikir fabrikası.

Şimdi Koç Üniversitesi’ne bir proje yapıyoruz. Aslında baktığınızda rekabet içinde iki grubuz ama ortak bir çıkar için birlikte çalışıyoruz. Görsel iletişim konusunda ciddi patent alıyoruz. internet bütün cihazlara girecek ve cihazlar karmaşık hale gelecek.

Bunları yönetmek zorlaşacak. Bunu kim kolaylaştırırsa o başarılı olacak. Biz de bu alanda 5 yıldır çalışıyoruz ve sonuçlarını alıyoruz. Türkiye’de portal işleten tek firma biziz. internetten içerikleri koyan, Türkiye’den host edilen, Türkiye sınırları içinde server’ları olup bu işi yapan tek şirket biziz.

Portali’mizde kanalların iç yapımlarını, programlarını, dizilerini oynatabiliyoruz. Çünkü biz bu işe beş yıl önce başladık ve o zaman bu konuyu kimse konuşmuyordu bile. Hatta TV platform sahiplerine gittiğimizde bunu kendi işlerine rakip gördüler, “Nereden para kazanacağız” dediler. işte inovasyon böyle bir şey! Para kazanmanın yolunu bulacaksınız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz