"İŞ"TE KLİŞE SENDROMU

“Biz bir aileyiz, “sinerji”, “beyin fırtınası”, “farkındalık yaratmak”… Kurumsal hayattaki bu ifadelerin çoğu, artık pek çok lider için rahatsız edici klişelerden fazlası değil…

26.04.2022 10:43:000
Paylaş Tweet Paylaş
"İŞ"TE KLİŞE SENDROMU

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Gedik, bu sözlerin çok fazla kişi tarafından, bilinçsizce kullanılmasıyla etkisinin azaldığını düşünüyor. Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, “Krizi fırsata çevirmek” klişesinin içi boş bir özgüven aşıladığını düşünüyor. Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Kutlu Işık ise “stratejik” kelimesini itici buluyor.

Artık iş insanları sıklıkla kullanılan “kurumsal jargonlar”dan şikayetçi… Hatta bu ifadeleri “içi boş”, “sıkıcı” ya da “gereksiz” bulduklarını ifade ediyorlar. İş hayatında hızın birinci sıraya yerleşmesi, iletişimin daha net olmasının önemi, kelimeler yerine aksiyon almanın avantaj sağlaması gibi nedenler, kurumsal ifadelerin “sıkıcı klişeler” olarak adlandırılmasına neden oluyor. Son dönemin en fazla izlenen liderlerinden Tesla ve SpaceX’in patronu Elon Musk da bu konuya dikkat çekenlerden. Çalışanlarına, “Tesla’da nesneler, yazılımlar veya işlemler için kısaltma veya anlamsız kelimeler kullanmayın. Açıklama gerektiren herhangi bir şey iletişimi engeller. İnsanların sadece Tesla’da çalışmak için bir sözlük ezberlemek zorunda kalmasını istemiyoruz” uyarısında bulunuyor. Musk, ofis jargonu ve kısaltmalardan nefret ettiğini de her fırsatta dile getiriyor. Virgin Group’un kurucusu Richard Branson, bu tür bir dili iş yerinde kullanmanın, insanların ilgisini kaybetmesine neden olduğunu düşünüyor. Uzmanlara göre iş dünyasında herkesin istese de istemese de maruz kaldığı, hatta belki de kullanmak zorunda hissettiği bu ifadeler, iş verimliliği açısından da engelleyici... Peki iş liderlerinin duymaktan rahatsız olduğu ve klişe olarak gördüğü ifadeler neler? İşte yanıtlar… 

“DÖVİZ NE OLACAK?” 

Türkiye, pandemiyle birlikte gelen ekonomik sıkıntıların yanı sıra TL’nin ciddi oranda değer kaybetmesi ve etkileriyle de mücadele ediyor. Döviz kurundaki dalgalanma ve öngörülemez koşullar dolayısıyla hemen herkesin aklındaki soru: “Döviz ne olacak?” Artık Türkiye için klişe haline gelen bu soru, Doğanlar Yatırım Holding Başkanı Davut Doğan’ı en irite eden ifadelerden biri. Döviz kurunun ne olacağını bilmenin ve tahminin etmenin mümkün olmadığını belirten Doğan, bu sorudan neden rahatsız olduğunu şöyle ifade ediyor: “Döviz kurunun, hem dünyadaki hem ülkemizdeki ekonomik ve siyasi gelişmelere bağlı olduğunu biliyoruz. Bizim gibi sanayicilerin dövizin ne olacağını bildiğimiz düşünülüyor. Bu nedenle bu soru bize sıkça soruluyor.” Kriz döneminde iş ortamlarında kullanılan klişelerden rahatsız olan bir diğer isim de Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo. “Krizi fırsata çevirmek, beni öldürmeyen beni daha güçlü kılar, tünelin ucunda ışık göründü” gibi klişelerin kriz ortamlarında çok yaygın kullanıldığını belirten Kariyo, “Bunlar içi boş, kurumlara ya da kişilere ne şekilde hareket etmeleri konusunda hiçbir yön vermeyen, yardımcı olmayan, sadece saçma bir özgüven aşılamaya çalışan ve işi tamamen şansa bırakan söylemler” diyor. 

İFADELERİN İÇİ BOŞALDI 

İş dünyasında çok sık kullanıldığı için artık anlamını yitiren, bir etki yaratmayan, aksine dikkat dağıtan onlarca ifade var. İş dünyasının liderleri için de bu kelimeler artık “arkasına sığınılan” klişeler haline geldi. Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Kutlu Işık, “stratejik” kelimesinin, esasen lüzumsuz bir yatırıma üst yönetimi ikna etmek için kullanıldığını düşünüyor. Bu kelimenin kendisine itici geldiğini söylüyor. “Misyon, vizyon, ortak akıl, beyin fırtınası, proje, sinerji, farkındalık yaratmak” ifadeleri, Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem için de klişeden öte değil… Genellikle iş toplantıları sırasında çıkış yolunu bulamayan kişilerin bu kelimelerin arkasına sığındığını düşünen iş insanı, “Çok sık telaffuz edilince iş yapılıyormuş havası oluşturuluyor. Sonrası ise hayal kırıklığı… Bu ifadelerin inandırıcılıktan uzak olduğunu düşünüyorum” diyor. Alarko holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton içinse eski neslin kullandığı bütün varsayımlar artık klişe haline gelmiş durumda. Bu devirde bütün ezberlerin bozulduğu ve her konunun baştan keşfedildiği bir sürece girildiğine dikkat çeken Alaton, şöyle devam ediyor: “Bugünün yöneticisi, tüm dünyada buzun üstünde yürümeye çalışıyor.” 

“BİZ BİR AİLEYİZ” 

Kurumsal hayatta öne çıkan klişelerden bir diğeri de “Biz bir aileyiz” ifadesi. Pek çok kurumun bu kavramı kullandığını belirten UiPath Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, “Aileler çocuklarını işten çıkarmaz veya çok iyi bir aile bireyi olduğu için ona daha fazla maddi/ manevi hak tanımaz. Kurum çalışanları bir aile değil, değerler etrafında toplanmış ve bir hedefe odaklanmış takımdır” diyor. Bu ifadeden rahatsız olan bir diğer isim de Mey İçki CEO’su Levent Kömür. Pandemiyle birlikte çalışan bağlılığının öneminin bir kez daha öne çıktığını belirten Kömür’ü, bu bağlılığın yüksek olduğunu belirtmek için kullanılan “Biz bir aileyiz” argümanı rahatsız ediyor. Kömür, şunları söylüyor: “Aile, çoğumuzun içinde olmaktan mutluluk ve huzur duyduğu bir ortam. Bu yüzden de şirket atmosferinin aile ortamına benzediğine çalışanları ikna etmek önemli bir hale geldi. Bu nedenle de bu ifade klişeleşti. Kanımca, iş dünyası bir aile ortamı değil. Şirketler bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiş profesyonellerden oluşur. Aile ortamında destek yüksektir, fakat geliştiren zorluklar (challenge) yoktur. Şirket ortamında ise geliştiren zorluklar bulunur. İdeal olanı güven ve destek kültürünün de bu gelişim ortamıyla paralel yürümesi.” 

“BİLGİNİZE…” 

E-posta yazışmalarında kullanılan kalıplaşmış ifadeler, pek çok iş insanını rahatsız ediyor. Cafe Nero Türkiye CEO’su Ahmet Yanıkoğlu, özellikle 3 noktayla biten “Bilginize…” ve “Nasıl ilerleyelim” ifadeleriyle biten e-postalar almaktan rahatsız oluyor. Çalışanların kendilerine delege edilen işleri yerine getirmek yerine o işleri yukarı doğru delege etme durumlarında bu ifadeleri kullandığını belirten Yanıkoğlu, bunu bir “kaçış” olarak nitelendiriyor ve şunları söylüyor: “En çok e-posta sonlarında gördüğüm bu klişelerin hiçbir işe yaramadığını düşünüyorum. İşler giderek karmaşık hale geldikçe organizasyonlar içinde, yapılandırılmış süreçlerin dışında kalan birçok gri alan oluştu. Bunlar genellikle kimsenin sorumluluk alanına düşmeyen konular olabiliyor. Örneğin daha önce hiç rastlanmamış bir müşteri şikayeti gibi… Bu ifadeler beni iki açıdan rahatsız ediyor. Birincisi, çok fazla kullanılmaları, organizasyonun veya süreçlerin yapılandırılmasında işin ihtiyaçlarına göre önemli gri alanlar bulunduğunu gösteriyor. İkincisi, bu gibi durumlarda çözüm için inisiyatif alması gereken çalışanların, ortadaki sorunu bertaraf etmek için kullandığı ‘kaçış’ ifadeleri olarak algılıyorum.”

“SEVDİĞİN İŞİ YAP”

Basmakalıp ifadeler, aslında hayatın her alanında var. İş hayatında klişeleri kırmanın, çağı yakalamak ve yeni ufuklar açabilmek için oldukça önemli olduğunu düşünen Ankutsan Genel Müdürü Deniz Erdoğan, klişelerin faydasız olduğunu düşünüyor. İnsanların bu tarz ifadelere sığınarak derinlemesine düşünme zahmetine girmediğini düşünen yöneticinin hoşlanmadığı klişe ise “Sevdiğin işi yap” cümlesi. Bu cümleye temelde katılmakla birlikte bazı durumlarda çok sınırlayıcı olabileceğini düşündüğünü belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Evet, işini severek yapmak, mutlu bir özel yaşam ve başarılı bir iş hayatı arasında denge oluşturmak için gerekli. Ancak özellikle gençler için iş hayatına bu cümleyle başlamak, önyargılı bir tutuma dönüşebilir. Çünkü bir işi yapmayı gerçekten denemeden o işi sevip sevmeyeceğinizi anlayamazsınız. O yüzden kariyer hayatına adım atacaklar için kaliteli ve sürekli gelişmeye açık bir iş yerinde işe başlamak, yapılan işin türünden daha önemli. Dikkatimi çeken diğer klişe ifade ise başında sıklıkla ‘çok’ sıfatıyla birlikte kullanılan çalışma, tutku, inanç gibi kavramların salt haliyle mutlak başarı getireceği öğretisi. Bu kavramların her biri birbirinden değerli. Ancak her insanın hayatı, kişisel özellikleri ve şartları biricik ve eşsiz. Kendinizi iyi tanımalı, şartlarınızı iyi analiz etmeli, konjonktürü doğru okumalı ve gelecekle ilgili doğru öngörülerde bulunabilmelisiniz.” 

“DİJİTAL DÖNÜŞÜM” 

Aslında yıkıcı bir inovasyon gerçeği olan “dijital dönüşüm” kavramı da özellikle pandemiyle birlikte dillere pelesenk oldu. Artık iş dünyasında klişeleşen ve herkesin gündeminde gösterdiği bu kavramın, anlamını yitirme noktasına gelmesinden, Yemeksepeti CEO’su Mert Baki rahatsız. “Az kaynakla çok iş başarmamız gereken bugünlerde çözümün anahtarlarından olan dijital dönüşümün bu denli benimsenmesini güzel bir gelişme olarak görmekle birlikte bu durumun, kimi zaman karışıklıklara da yol açabildiğine şahitlik ediyoruz” diyen Baki, şöyle devam ediyor: “Dijital dönüşümü tüm kurumların sahiplenmesi ve kurumsal yapılarına taşımak için gayret göstermelerini heyecan verici buluyorum. Ne mutlu ki ajandalara giriyor, güzel işlere vesile oluyor. Ancak sıkça ve çok yerde kullanılan bu kavramla ilgili eksik bir varsayım da söz konusu. Dijital dönüşüm, bir kurumun tüm birimlerini kapsar, bütünseldir. Sadece teknoloji ya da BT departmanlarıyla sınırlı olamaz. Dolayısıyla tek bir departman ya da birimde teknoloji yatırımı yapmanın dijital dönüşüm olarak adlandırılması, bu kritik dönüşümün gücünü ve etkisini azaltabiliyor.”


HÜLYA GEDİK / GEDİK HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI
“ETKİSİ KARŞI TARAFA GEÇMİYOR”

EN KLİŞE İFADELER
İş dünyasında klişe haline gelen ifadeleri şöyle sıralayabilirim: Kurumsallık, ortak akıl, misyon ve vizyon, sanayi-üniversite iş birliği, takım ruhu, dürüst insan, sosyal sorumluluk, basiretli tüccar... İş insanları bir araya geldiğinde işleri hakkında konuşurken bu klişe ifadeleri kullanıyor.

“RAHATSIZ EDİYOR” Birçok kişi kullandığı için kelimelerin anlamlarının içi boşalmış gibi algılanıyor. Kelimelerin yapması beklenen etki ve anlam bütünlüğü karşı tarafa geçmiyor. Bu ifadeler, yıllardır gereksiz yere fazla kullanıldığından çok anlamlı kelimeler olmasına rağmen duyulduğu zaman rahatsız ediyor.




SÜLEYMAN ORAKÇIOĞLU / ORKA HOLDİNG YKB
“UMUTSUZLUK İÇEREN İFADELER RAHATSIZ EDİYOR”

“İMKANSIZ, BİLMİYORUM, HABERİM YOK”
İş hayatında “İmkansız, bilmiyorum, haberim yok” gibi kelimeleri klişe buluyorum. İş, sosyal yaşam gibi çeşitli ortamlarda bu tür ifadelerle karşılaşabiliyoruz.

“BAŞARIYA ENGEL OLUYOR” Umutsuzluk, çözümsüzlük, vazgeçme ve iletişimsizlik içeren bu tür kelimeler bireyleri olumsuz etkiliyor. Bu kelimelerin gerek iş gerekse sosyal yaşamda sağlıklı bir beden-ruh dengesi için mutlu ve başarılı bir şekilde ilerlenmesine engel olduğunu düşünüyorum.



ABDULKADİR KONUKOĞLU SANKO HOLDİNG ONURSAL BAŞKANI
“SIĞINILAN LİMAN HALİNE GELDİ”

KRİZ KONUŞMALARI 
Sanayiciler bir araya geldiğinde ve ekonomik kriz dönemlerinde şu konuşmalar sık sık olur: “Krizden bir türlü çıkamadık.”, “Dövizde istikrar sağlanmalı.”, “Kurlar ne olacak?”, “Enflasyon nerede duracak?”, “Ümidimizi kaybetmedik.” Bir de bu konuşmalarda “Ülkemize güveniyoruz” sözü de çok kullanılır ama bunu klişe olarak söylemiyorum, gerçekten inanıyorum.

“RAHATSIZ ETMİYOR” Bana göre sebatkarlıktan uzaklaştık. Bu nedenle hemen bu sözlere sarılıyoruz. Gerçi ülkemizin son 30-40 yılında krizleri o kadar çok yaşadık ki sözleri klişeleştiren faktörlerin birisi de krizleri birbiri ardına yaşamamız. İlginçtir, klişe kelimeler kimseyi rahatsız etmiyor. Klişe kelimeler adeta sığınılan liman haline geldi.

YOL HARİTASI 
Ancak şunu klişe sözler dışında özellikle belirtiyorum: Hiçbir zaman umudumu kaybetmem. Hepimizin en az kriz kadar dikkat etmesi gereken şey, paniktir. Paniklemememiz ve ne yapacağımızı düşünmemiz gerekir. Fillerle Alpleri geçmenin imkansız olduğunu söyleyen komutanlarına, Kartacalı politikacı ve general Hannibal’in “Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız” yanıtı, bu anlamda çok güzel bir yol haritası.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz