Odasız CEO'lar

Makam odası olmayan pek çok CEO ve patron var. Örneğin Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğilı, yıllardır bu şekilde çalışıyor...

13 EKİM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Odasız CEO'lar

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Günümüz iş dünyasında açık ofis uygulaması dev şirketlerden yeni kurulmuş start-up’lara kadar her türlü şirket tarafından benimsenmiş durumda. Uluslararası Tesis Yönetimi Derneği, 2014 yılında önemli bir araştırma yayınladı. Bu araştırmadan öne çıkan en şaşırtıcı sonuçlardan biri Amerikan şirketlerindeki ofislerin yapısıyla ilgiliydi. Araştırmaya göre, ABD’deki ofislerin yaklaşık yüzde 70’i “açık ofis” kapsamına giriyor. Odaların kaybolduğu, sadece küçük bölmelere rastlanabilen açık ofislerde işe yeni başlayan bir yeni mezun ile şirketin CEO’sunun yan yana oturması dahi mümkün. Google, Yahoo, eBay, Goldman Sachs ve American Express gibi pek çok şirket açık ofis uygulamasının önemli liderlerinden. Örneğin Facebook CEO’su Mark Zuckerberg, ünlü mimar Frank Gehry’yi, yaklaşık 3 bin mühendis barındıran dünyanın en büyük açık planını tasarlamaya davet etti. Zuckerberg, şirketin açık ofis olarak tasarlanmış çalışma ortamının tam ortasında diğer yöneticileri ve çalışanlarıyla birlikte modern, rahat ve basit tasarımlı masalardan birinde oturuyor. Yine Michael Bloomberg, şeffaflığı ve adaleti teşvik ederek, makam odasız, açık alan eğilimini erken benimseyenler arasında yer aldı. Bloomberg, New York Belediye Başkanlığı’na seçildiğinde de bu modeli belediye binasına taşımış ve Bullpen’i (yedek kulübesi), şehrin açık iletişim ve erişilebilirlik sembolü haline getirmişti. Bloomberg’in Wall Street günlerinden alışık olduğu bu açık çalışma sistemini New York Belediyesi’nin kalbine taşıması pek çok makaleye de konu oldu. Türkiye’de de pek çok “odasız” CEO ve patron var. Örneğin Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, yıllardır bu şekilde çalışıyor. Fabrikasında büyük bir toplantı odasının başında onu kumaş seçimlerini yaparken ya da diğer pek çok önemli kararı alırken görebilirsiniz. Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz da yine çalışmak için makam odası değil de toplantı odası tercih ediyor. Ayrıca P&G, HP, Novartis, Lilly, Gittigidiyor, Yemeksepeti gibi pek çok şirkette açık ofis tercih ediliyor. CEO’ları da açık ofiste kendilerine bir yer buluyorlar. 

“DÖRT DUVARLA ÇEVRİLİ DEĞİLİZ”

Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın, Yemeksepeti’nde ilk günden bu yana açık iletişime dayalı, şeffaf ve bürokrasiden uzak bir yapı kurmayı hedeflediklerini söylüyor. Aydın, bu nedenle tüm yöneticileri gibi kendisinin de her zaman ekibiyle birlikte çalıştığını belirtiyor. Son 5 yıldır Yemeksepeti Kampüs’te çalışmalarını sürdüren Aydın, çalışma mekanlarını şöyle anlatıyor: “Burası, kurum kültürümüzü ve değerlerimizi yansıtacak şekilde tasarlandı. İçeride dört duvarla çevrili oda yok. Yönetici odalarından toplantı odalarına her yer şeffaf camlarla ayrılıyor. Bu da şirket kültüründeki açık kapı politikasını bir adım öteye taşıyor.” Yemeksepeti gibi yeni nesil şirketler, kendilerine atanan görevleri yapmanın ötesine geçmek isteyen, inisiyatif alabilen, iş dışında da merakları, tutkuları olan kreatif çalışanlara sahip. Aydın, bu nedenle birbirlerinden yeni şeyler öğrenebileceklerine inandıklarını söylüyor. Bu doğrultuda hiyerarşik bir yapıdan ziyade yatay bir organizasyon sisteminde çalıştıklarını belirtiyor. Aydın, açık ofis sisteminin yararlarını şöyle açıklıyor: “Çalışanlar her kademeden yöneticileriyle iletişim kurabiliyor. Farklı ekipler iş birliği içinde çalışabiliyor. Gün içinde alınması gereken kararları o anda tartışıp, beraberce hızlı bir şekilde sonuca bağlayabiliyoruz.” Bu yaklaşım da her şeyden önce Yemeksepeti’nde iş süreçlerinin hızlı ilerlemesini sağlıyor. Ama daha önemlisi, şirketi geliştiriyor, büyütüyor ve her kademeden çalışanın aidiyet duygusunu canlı tutuyor. Aydın, “Yaratıcılık, inovasyon ve iletişimin önemli olduğu her sektörde bu şekilde çalışmanın avantaj sağlayacağını düşünüyorum” sözleriyle açık ofisi tüm şirketlere öneriyor. 

“EKİPLE BAĞIMI GÜÇLENDİRİYOR” 

Novartis Türkiye Ülke Başkanı Dr. Peter Catalino, iki yıldır açık ofiste, ayrı bir odası olmadan çalışıyor. Aslında Novartis, global olarak 2001 yılında kişiye ait, kapalı çalışma ortamından açık ve iş birliğine teşvik eden esnek çalışma ortamına geçiş sürecini başlatmıştı. Burada hedef fonksiyonlar ve disiplinler arası iletişimi kolaylaştırırken takım çalışması ve bireysel çalışmayı desteklemekti. Catalino, Novartis Türkiye olarak bu yeni sisteme geçişi 2 yıl önce başlattıklarını söylüyor. “Adaptasyon döneminde ben ve tüm yönetim ekibim açık ofis sistemine geçerek ekiplerimizle daha yakın çalışmaya başladık” diyor ve bu sistemin yararlarını sıralıyor: “Lider ve yönettiği ekipler arasındaki bağı güçlendirdiği açık. Hiyerarşiyi azaltmaya da yardımcı oluyor. Düşüncelerini ve fikirlerini rahatça ifade edemeyeceklerse en iyi ve en parlak insanları işe almanın ne anlamı var ki? Ekiplerle daha fazla etkileşim, kolay ve çabuk bir şekilde fikir alışverişinde bulunmamızı sağlıyor. Bu da daha iyi fikirlerin ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.” Bu ortamın kendisine daha fazla sosyalleşme imkanı sağladığını ve Türk kültürüne alışmasına yardımcı olduğunu da vurgulayan Catalino, verimlilik anlamında elde ettiklerini ise şöyle aktarıyor: “E-posta göndermek yerine ayaküstü kısa konuşmalarla birçok işi halledebiliyoruz. Bu sayede yüzlerce e-posta göndermekten kurtulmuş oluyoruz. Ayrıca problemlere gerçek zamanda çözüm üretebiliyoruz.” 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz