Çocuklarımla kaliteli zaman geçiriyorum

Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, günlük yaşamını, çocuklarını, tatil planlarını CEOLife’a şöyle anlattı...

31.08.2020 16:24:000
Paylaş Tweet Paylaş
Çocuklarımla kaliteli zaman geçiriyorum

Ebru Fırat

efirat@capital.com.tr

MURAT ÖZYEĞIN, TAM BIR IŞKOLIK. AMA ÜÇ ÇOCUĞUYLA DA YAKINDAN ILGILENIYOR. ONLARIN SANATSAL KONULARA ODAKLANMASINI ISTIYOR. TATILLERDE BU ILGIYI BESLEYECEK GEZILER PLANLIYOR. ÇOCUKLARIYLA TATILLERE BAŞ BAŞA ÇIKMAYA ÖZEN GÖSTERIYOR. ÖZYEĞIN, KORONA SALGINI NEDENIYLE TATIL PLANLARI DEĞIŞTIĞI IÇIN BU YIL ÇOCUKLARINA ARABAYLA TÜRKIYE’NIN ÇEŞITLI BÖLGELERINI GEZDIRMEK ISTIYOR. KAPADOKYA, KAZ DAĞLARI ISE BU BÖLGELER ARASINDA BAŞI ÇEKIYOR.

Fiba Grubu’nun kaptanı Murat Özyeğin, tam bir işkolik. Çok çalışıyor, öğle yemeğini bile masasında yiyor. Vaktinin yüzde 30’unu üyesi bulunduğu sivil toplum kuruluşları için çalışarak geçiyor ve bundan da büyük keyif aldığını söylüyor. Murat Özyeğin’in üç çocuğu var. Çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmeye özen gösteren Özyeğin, “Bende oldukları günlerde gece dışarı yemeğe bile çıkmam” diyor. Korona salgınının, yurt dışında okuyan iki çocuğunun da İstanbul’da kalması nedeniyle birlikte zaman geçirmek için iyi bir fırsat olduğunu anlatan iş insanı, koşullar ne olursa olsun, her durumu iyi hatıralara çevirmenin kendi elimizde olduğunu düşünüyor. Çocuklarıyla ilk fırsatta Kapadokya’ya gitmek istediklerini, Kaz Dağları ve Türkiye’nin farklı bölgelerini arabayla gezmeyi planladıklarını anlatıyor. Yolculuğu molalarla çocuklar için keyifli hale getirmeye çalışacağını söylüyor. Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, günlük yaşamını, çocuklarını, tatil planlarını CEOLife’a şöyle anlattı: 

Korona salgını hayatımıza girmeden önce güne nasıl başlıyordunuz?

Çocuklarımın ikisi yurt dışında okuyor. Küçük kızımın bende kaldığı günler 07.00 gibi kalkıyorum. Birlikte kahvaltı ettikten sonra onu okula uğurlayıp 07.30 gibi evden çıkıyorum. Genelde evde spor yapıyorum. Haftada üç gün spor hocamla crossfit yapıyoruz. Spor yapmadığım zamanlarda hava güzelse dışarıda bir saat yürümeye çalışıyorum. Bazen kardiyo yapıyor, zaman zaman tenis oynuyorum. Spordan sonra saat 09.00’dan önce işte oluyorum. Çok çalışıyorum. O yüzden işte öğle yemeğimi masamda yerim. Öğle yemeğim evden gelir. Akşam 19.00 gibi de işten çıkıyorum. Evdeyken ilgi duyduğum, takip ettiğim konular hakkındaki makaleleri okumayı, webinar’ları izlemeyi severim. E-postalarımı kontrol eder, gece 24:00 olmadan hepsine yanıt veririm.

Salgında evde nasıl bir düzen kurdunuz?

Evde çalışmayı verimli kılabilmek için kişisel disiplinin son derece önemli olduğuna inanıyorum. Ofise gidemediğim zamanlarda aynı ciddiyetle evde çalıştım. Bunun için her gün sabah 09.00’dan akşam 18.00’a kadar düzenli mesai yapabileceğim bir yapı oluşturdum. Çalışmak için gerekli teknik altyapımı hazırladım. Örneğin çalışma odama scanner, printer gibi gerekli ekipmanları taşıdım. Çocuklarım online eğitime başlayacağı için internet bağlantısını güçlendirdim. Türkiye ve yurt dışındaki her şirket için faaliyet gösterilen ülke ve sektörün özgün şartları üzerinden konuyu değerlendirebileceğimiz farklı iletişim grupları kurduk. Sokağa çıkma sınırlaması, regülasyonlar gibi konular hakkında buradan iletişim halinde olduk. Önemli pek çok kararın alınması gereken bir dönem geçirdik. Bunun için 2-3 haftada bir 4-5’er saatlik yönetim kurulu veya icra kurulu toplantıları yapmaktansa her şirketimizin yönetim kurulu ve üst yönetimiyle haftada en az bir kere dijital toplantılarda bir araya geldik. Bu süreci, hiçbir şekilde eski tempomuzun gerisine düşmeden, en verimli şekilde geçirdik. 

Yoğun çalışan bir iş insansınız. Evde çalışırken neler sizi zorladı?

Ekibimizle kalben bir arada olduğumuzu göstermek, çalışma arkadaşlarımızla dayanışmak ve onların motivasyonlarını artırmak çok önemli bir görevdi. Bu amaçla düzenli iletişim, telefon ve görüntülü görüşme aracılığıyla birebir temaslarımız devam etti. Yine de sanal dünya, yüz yüze iletişimin sıcaklığından uzak, kişisel dokunuşun azaldığı, daha mesafeli bir ortam diye düşünüyorum. Kontrollü sosyal hayat olarak tanımlanan yeni normale uygun şekilde yeniden ofise gitmeye başladığımız için memnun olduğumu söyleyebilirim. 

Evden çalışmanın günlük hayatınıza etkisi nasıl oldu?

Evden çalıştığımız dönem boyunca tıpkı ofiste olduğu gibi öğle yemeği arası ve 1-2 teneffüs arası hariç tamamen çalıştım diyebilirim. Teneffüs diyorum, çünkü evde online eğitimlerine devam eden üç çocuğum da evde teneffüste olduğu için onlarla vakit geçirdim. Onlara online eğitime alışmaları için mümkün olduğu kadar destek oldum.Mesai bittiğinde, evin imkanları dahilinde düzenli spor yaptım. Hareket etmeyi, hem fiziksel hem ruhsal sağlık için önemli buluyorum. Her gün spor yapmanın yanı sıra iş hayatının yoğun temposunda düzensiz yaşamın getirdiği döngüden de çıktım, sağlıklı beslenme fırsatı buldum. Bu sayede biraz kilo da verdim. Bu süreçte yurt dışında okuyan iki çocuğumun da İstanbul’da kalması, birlikte zaman geçirmemiz için iyi bir fırsat oldu. Salgın sürecinde yaşanan kayıpları ve insani acıları paylaşmakla beraber, birçok aile için bugünlerin ileride özel zamanlar olarak hatırlanacak bir dönem olduğuna inanıyorum. Koşullar ne olursa olsun, onu iyi hatıralara çevirmek bizim elimizde. 

TV izler misiniz, kitap okur musunuz?

Türk romanları, yabancı biyografiler okurum. İki haftada bir kitap okumaya çalışıyorum. Film izliyorum. Bazen ilgi duyduğum konularla ilgili dizilere de vakit ayırıyorum. Chernobyl ve Succession son dönemde izlediklerim arasında beni etkileyen diziler oldu. Özellikle Succession çok enteresan bir hikâyeydi. Gerçekçi hikâyeleri tercih ediyorum, çok kurgusal şeyler sevmiyorum. 

Hobiniz var mı? Neler ilginizi çeker?

Profesyonel hayata atıldığım ilk günden beri çok yoğun çalışıyorum. Üniversite mezuniyetinden sonra ilk olarak Bear Stearns’te çalıştım. İnanın, günde 18 saat çalışıyordum. Hatta bir gün yorgunluktan düşüp bayıldım. 2,5 gün ofisten çıkmayıp kola ve çikolatalı gofretle beslenmiştim. Aşırı şeker alınca ve saatlerce aç kalınca şeker depolanmış gibi olmuş; düşüp bayılmışım. Sorumluluklar değişse de yoğun çalışma tempom hala devam ediyor. Bu temponun içinde çocuklarıma odaklı yaşamayı tercih ediyorum. Bir de kendime spor yapmak için bir zaman ayırıyorum. Hobim ise sosyal sorumluluk. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Buna çok kafa yoruyorum, çok vakit ayırıyorum. Young Guru Academy, Endeavor, TÜSİAD, Özyeğin Üniversitesi, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği derken ajandamın yüzde 30’unu bu tarz sosyal işlere ayırıyorum. Yönetim Kurulunda Kadın Derneği mentorluk programı kapsamında bir mentee’m olduğunda, ihtiyaç duyduğu konularda ona destek olmaya, onu yönlendirmeye kendimi tamamen veriyorum. Sonuçta haftada beş günün 1,5 gününü kâr amacı gütmeyen işlerle geçiriyorum. Babam bana espri yapıyor; “Murat’çığım TÜSİAD’da full time işe başladın sanıyordum. Ofise uğrar mıydın sen?” 

Bu tarz etkinlikler manen çok tatmin edici değil mi? 

Ne, daha fazla sizi tatmin edebilir ki? Bu çalışmalar beni çok besliyor. O yüzden çok çok önemsiyorum. 

Çocuklarınızla birlikteyken neler yapıyorsunuz?

İki çocuğum İsviçre’de okuyor, biri yanımda. Yurt dışında olan çocuklarımla iki haftada bir görüşmeye çalışıyorum. Fiba Grubu’nun yurt dışında faaliyet gösteren bankası Credit Europe Bank’in merkezlerinden biri de Cenevre’de. Bankayla ilgili toplantıları cuma gününe koyuyorum. Böylece hafta sonu da orada kalıp çocuklarımı görebiliyor, onlarla vakit geçirebiliyorum.Çocuklarımla kaliteli vakit geçirmeye çalışıyorum. Bende oldukları günlerde gece dışarı yemeğe bile çıkmam. Her biriyle özel ilgilenmeye özen gösteririm. Küçük kızımla lego, puzzle gibi pek çok oyun oynuyoruz; jimnastiğe devam ediyor, onu izlemeye gidiyorum. Oğlumla Beşiktaş maçlarına gidiyoruz, yürüyüşler yapıyoruz. Oğlumu görmeye gittiğimde mesela sabah saat 09.00’da buluşuruz. 11.00’a kadar Cenevre’de gölün kenarında yürüyüş yaparız. Kaliteli zaman geçirmekten kastım, bu yakınlık. Bol bol sohbet ederiz. Benim için bu çok değerli. Büyük kızımla uzun yemekler yeriz. Baş başa sohbet etmeyi çok seviyoruz. Bazı sevdiğimiz yemekler var. Onları yemek için bazen özel mekânlara gideriz, bazen de bu yemekleri evde birlikte yaparız. 

Babanız ve babaanneyle vakit geçiriyorlar mı? 

Küçük kızım cumartesi günleri onlarda kalıyor. Çocuklar annem ve babamla çok sık görüşüyor. Onların evi, kuralların olmadığı özgür bir ortam olduğu için çocuklar için dede evi çok özel. Her birinin büyümesinde çok katkıları var. 

Sizin babanızla nasıl bir ilişkiniz var? Birlikte bir şeyler yapar mısınız? İş dışında nasıl paylaşımlarınız var?

Hüsnü Bey, grubumuzun onursal başkanı. Yönetim kurulu başkanlığını yakın bir tarihte devraldığım için iş konusunda sürekli temastayız. Korona döneminde dijital toplantılarda sıkça bir araya gelmeye devam ettik. Korona öncesinde iş dışında da sık sık bir aradayız. Çocuklarım da dedelerinde kalmayı sevdiği için kahvaltı, yemek, ziyaret gibi vesilelerle birlikte çok zaman geçiriyoruz. 

Tatillerinizi genelde nasıl geçirirsiniz? 

Çocuklarımla meraklarına, ilgi alanlarına göre değişik tatiller yapıyoruz. Oğlumla Barcelona’ya El Clasico’ya da gittiğimiz de oluyor, kızımla Tokyo’ya gittiğimiz de. Çocukların okulları İsviçre’de olduğundan çok yoğun kayak tatili yapıyoruz. Kayak seyahatlerinin yanı sıra kültür seyahatlerini de severiz. Mesela Londra’daysak British Museum, New York’taysak The Metropolitan Museum of Art veya The Museum of Modern Art’ı (MoMA) geziyoruz. Herhalde çocuklara izletmediğim Broadway şovu kalmamıştır. Onlar da bu tarz sanatsal konulara odaklansın istiyorum. 

Salgınla birlikte tatil planlarınız değişti mi?

Salgına karşı alınan önlemlere riayet ederek tatil imkânı yaratmaya çalışacağız. Önceliğimiz ülkemizi tanımak olacak. Çocuklarla ilk fırsatta Kapadokya’ya gitmek istiyorum. Kaz Dağları ve Türkiye’nin farklı bölgelerini çocuklarla birlikte gezmeyi arzu ediyorum. Bunu yaparken mümkün olduğunca karayolunu tercih edeceğim, yolculuğu molalarla çocuklar için keyifli hale getirmeye çalışacağım. Bu tip araba yolculuklarını çocukluğumda annem ve babamla birlikte çok yaşamıştık. Biri San Fransisco’dan Los Angeles’e, diğeri Boston’dan Miami’ye olmak üzere ABD’de East Coast ve West Coast rotasında; Avrupa’da ise İtalya ve İspanya’da uzun araba yolculukları yapmıştık. Çocukluğumun en güzel anıları arasında yer alıyor diyebilirim. Çekirdek aile olarak birlikte keşfettiğimiz, babamın direksiyon başında tüm rotamızı planladığı çok keyifli seyahatlerdi. Benzer bir şeyi ben de çocuklarımla yaşamak istiyorum. Çocuklar buradayken Türkiye’de, onların eğitim için Avrupa’dayken de orada farklı kültürel ve tarihi yerleri gezmek istiyorum. İlerleyen zamanlarda eğer COVID-19 tamamen kontrol altına alınırsa, üç kardeşin ortak bir tatilinde Güney Afrika’da safari yapmak istiyoruz. Hayvanlar arasındaki düzen, yaşam, içinde bulundukları şartları görmek müthiş bir deneyim olacak. Tatillere çocuklarla baş başa çıkıyorum. Birlikte kaliteli ve yoğun bir zaman geçirmeye çok önem veriyorum. 

Yılda ne kadar tatil yapıyorsunuz? 

Hafta sonu birleştirdiğim tatilleri saymazsanız iki hafta tatil yapamıyorum. Maksimum bir hafta kaçabiliyorum. Bunu da ağırlıklı bayramlarda yapmaya çalışıyorum. Konuşmalar, konferanslar oluyor. Bana “Hobiniz var mı” diye soruyorsunuz ya benim hobim sosyal sorumluluk. Boş olan vakitlerimi buraya ayırıyorum.


“Çağdaş sanatla ilgileniyorum”

“ESERLERİMİ BAĞIŞLADIM” 
Çağdaş sanatla ilgileniyorum. Ali Güreli’nin yönettiği Contemporary İstanbul’un da danışma kurulu üyesi oldum. Organizasyona kendi koleksiyonumla destek oluyorum. Birçok farklı konuda sanat eseri biriktiriyorum. Bir yandan da eviniz bir yere kadar bu sanat eserlerini taşıyor. Bu eserlerin bir bölümünü Özyeğin Üniversitesi’ne bağışladım. Bu kıymetli sanatçıların eserlerinin daha fazla kişi tarafından görülmesi, tanınması çok değerli bence.
GENÇ SANATÇILARI İZLİYOR Kız kardeşim Ayşecan Özyeğin Oktay ve bir arkadaşımızın liderliğinde üniversitemizde Uni-Art projesi yapılıyor. Türk, genç, çağdaş sanatçılarımızın ortaya çıkardığı resimleri alma veya özel resimler yaptırma konusunda bir proje yaptık ve de aynı zamanda bu projeye yine kendi koleksiyonlarımızdan da eserlerimizi bağışladık.



“Babam güçlü bir şekilde arkamızda duruyor”

Babanız genç yaşta grubu çocuklarına devretti. Bu büyük bir şans... İşte size nasıl kapılar açtı? 


İşi bırakamayan çok fazla iş insanı var. Hüsnü Bey ise çok büyük bir erdem gösterdi. Zamanında bırakmak önemli. Hüsnü Bey’in bana verdiği en büyük fırsat, oynama alanıydı. Çok genç yaşımdan itibaren hata yapmama müsaade etti. Birine de söylemiş bunu. “Murat bu kararı alıyor, şunu şunu da kaybedeceğiz ama önemli değil ona bir ders olsun” demiş. Hiçbir şekilde beni uyarmadı. İzin verdi. Bugün de kendi şahitliğinde bu liderliği almamı göze aldı ve bunun çok güçlü bir şekilde arkasında duruyor. Bazı işler için onu arayanlara kızıyor, “Niye beni arıyorsunuz” diye. Hep böyleydi zaten. Bizim öne çıkmamızı, öne çıkabilmemizi, hata yapma şansını bulmamızı, liderlik yapmamızı ve doğruyu bulmamızı sağladı. Yarattığı alan, bu yetkilendirme, şansımız oldu. Buradaki en büyük erdem, Hüsnü Bey’e aittir.



“10 yıl içinde CEO’luğu devredeceğim”

“BAŞKA ŞEYLERDE AKLIMIZ KALMADI” 
Bırakma zamanını düşünmeye başladım ama karar vermedim. Kardeşimle birlikte işin çok yoğun içindeyiz. Sonraki kuşaklar böyle olmak istemeyebilir, zorunda da değiller. Hüsnü Bey, yarattığı işler konusunda bizi bir şekilde çok güzel motive etti. İkimiz de işimizi çok severek yapıyoruz. İkimizin de başka şeylerde aklı, hevesi kalmadı. Mesela annem, kız kardeşimin balerin olmasını istiyordu. Babam her zaman “Ne güzel olur” derdi. Benim kızım şarkı söylediğinde çok mutlu olur. Bizim farklı taraflarımızın da gelişmesini hep istedi ve destekledi. Ama biz bir şekilde, işe çok odaklı insanlar olarak geliştik.
“BİZİM DE BİR GÖÇ PLANIMIZ VAR” Diğer yandan bizim de bir göç planımız var. Gruba şöyle bir hedef koydum: Gruba katkımı, yönetici ortaklıktan stratejist ortaklığa dönüştürmek istiyorum. İşte bu geçiş, hedeflediğimiz sürdürülebilirliği sağlayacak. Biliyorsunuz birçok şirketimizde bunu başlattık. Aile üyelerinin daha çok stratejist konumuna geçmesini istiyoruz. Bunun için kendime 10 yıl verdim. 10 yıl içinde icra kurulu başkanlığı görevini bir profesyonele devredip gerçekten stratejiye, sosyal sorumluluk çalışmalarına çok daha fazla kafa yorup, daha ziyade grubun genel yönünü belirlemeye çalışan bir konuma gelmek istiyorum. Elbette bu bir emeklilik olmayacak. Yönetim kurulu başkanlığına devam edeceğim.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz