Gerçek potansiyel ne?

İş piyasasının globalleştiği ve inovasyonların ardı ardına geldiği bir dönemde hem iç pazarı hem de dünyayla rekabeti düşünerek liderlere, “Alacak daha ne kadar yolunuz var” diye sorduk…

30 TEMMUZ, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Gerçek potansiyel ne?

Aslı Sözbilir

Sürekli duyuyoruz… Türkiye’de sektör bağımsız liderlerin çoğu, kendi pazarlarını global piyasalarla kıyaslayarak, “Daha gidecek yol var” yorumunda bulunuyor. Peki bu gidilecek yol, her sektör için ne anlama geliyor? Hangi sektör potansiyelini ne kadar tamamlamış durumda? Örneğin, Sarar Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, hazır giyimin toplam perakende pazarından daha fazla pay alabileceğini söylüyor. Mesa Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu, yeni konut talebinde kat edilecek mesafelere dikkat çekiyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, otomotivin satış adetleri açısından dünya pastasından çok küçük bir dilim kaptığının altını çiziyor. BSH Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Bağımsız Devletler Bölge Başkanı Norbert Klein’a göre de ihracatta devlet desteği beyaz eşya sektörünü Avrupa, Afrika ve Ortadoğu pazarlarında daha da genişletecek. Liderlerin kısaca yorumu böyle… Her birinin dikkat çektiği bu potansiyeli yakalamak adına iyi bir yol haritası da var. İşte gıdadan inşaata, sanayiden bilişime sektörlerin “alınacak yol haritası”…

BANKASIZLARA ULAŞACAK 

Veriler, Türkiye bankacılık sektörünün son 2 yıldır sağlıklı seyrettiğini gösteriyor. Ancak bu performansın sürdürülebilirliği için bazı temel noktalarda yol alınması şart. Dünya Bankası’nın 2014 verilerine göre Türkiye’de 15 yaş üzeri yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 43’ünün herhangi bir banka hesabı yok. Bu oran, yaklaşık 30 milyona yakın bir rakama tekabül ediyor. Aktif Bank Genel Müdürü Dr. Serdar Sümer, “Detay verileri incelediğimizde kadın nüfusunun bu oran üzerinde etkili olduğunu görüyoruz. Türkiye’de iş gücüne katılmayan 20 milyon kadın var. Kadınların iş gücüne katılımı olmadıkça bu oranın çok fazla değişiklik göstereceğini düşünmüyorum” diyor. Türkiye’de bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan veya sınırlı erişimi olan genç bir kesim de var. Sümer, bu genç potansiyel müşterilere ulaşmak için finans sektöründeki oyuncuların dijitalleşmeyle birlikte daha düşük maliyetli ürünler geliştirmesinin kaçınılmaz olduğu görüşünde. ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay’a göre ise genç müşterilere ulaşmanın anahtarı dijitalleşme… Abay, “Teknolojinin mümkün kıldığı her şeyi işimize uyarlayarak müşterilerimize hızlı ve kolay bankacılık hizmeti sunmamız gerekiyor. Ürün ve süreçlerimizi dijital ve mobil platformlara entegre etmeli, verileri iyi analiz etmeliyiz” diyor. 

SİGORTA DÜNYANIN GERİSİNDE 

Finansın bir diğer önemli kolu sigorta sektörü ise prim üretiminde son 5 yıldır ortalama yüzde 14 büyüyor. Ama penetrasyon oranında ibre yerinden oynamıyor. 2012 yılından bu yana sektörün penetrasyon oranı aynı, yüzde 1,5’larda. Yüzde 6,9 ortalama penetrasyona sahip Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türk sigorta sektörü oldukça geride kalıyor. Ancak bu oran, Türkiye’de sigorta şirketleri için büyüme potansiyelinin yüksek olduğunun da açık bir göstergesi. Unico Sigorta CEO’su Cenk Tabakoğlu, Türkiye’de kişi başına prim üretiminin 2016’da 164 dolar olduğunu söylüyor. Dünya ortalamasındaysa kişi başına üretimi 638 dolar. Tabakoğlu, “Bu açıdan bakınca ülkemizde daha alınacak çok yolumuz var” diyor. Generali Sigorta CEO’su Maurizio Pescarini ise Türkiye’de son zamanlarda yaşanan doğal afetler nedeniyle özellikle önümüzdeki yıllarda tüketici tarafında oto dışı sigorta ürünlerine yönelim olacağını düşünüyor. Pescarini, “2016 yılında 40,5 milyar TL olan toplam prim üretimi 5 yıl sonra 100 milyar TL’nin üstünde gerçekleşecek” diye konuşuyor. 

GİYİMİN GÖZÜ KIRSALDA 

Sadece bankacılık değil, hazır giyimde de gerçekleştirilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel mevcut. Zira Türkiye’de hazır giyim organize perakende pazarının toplam pazardan aldığı pay yüzde 50’lerde seyrediyor. Batı ülkelerinde ise bu oran yaklaşık yüzde 80. Sarar Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, “Organize perakende sektöründe henüz ulaşamadığımız kırsal bölgeler mevcut. 110 milyarlık sektörde bu bölgeler ortalama yüzde 15-20’ye tekabül ediyor. Bunun da 6-7 milyarlık hacme denk geldiğini düşünüyoruz” diyor. Sarar bu potansiyele ulaşabilmek için engellerin nasıl aşılacağını da düşünmüş. Şöyle özetliyor: “Bölgede verilen teşviklere hizmet sektörü de dahil edilmeli. Her bir AVM ortalama 1500 kişiye istihdam sağlıyor. Bu anlamda AVM yatırımcıları ve işletmelerine istihdam, vergi ve yatırımlar konusunda teşvik sağlanmalı. Bu, hem perakende sektörü için cazip olacaktır hem de bölgeye pazar oluşturacaktır.” Bir diğer hazır giyim markası Kiğılı’nın CEO’su Hilal Suerdem ise potansiyele online patikadan yürünerek varılacağı görüşünde… Ona göre akıllı telefonlarla beraber giyim kategorisinde tüketim alışkanlıkları hızla sanal mecraya kayıyor, dolayısıyla da şirketlerin teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. 

OTOYA VERGİ ENGELİ

Otomotiv sektörü de potansiyelinin gerisinde kalan alanlardan. Türkiye’de her 1000 kişiye 160 araç düşüyor. Bu oran ABD’de 808 iken Avrupa’da 569. Ülkeler arası araç sahiplik oranlarının birbirinden farklılaşmasına neden olarak o ülkedeki kişi başına düşen gelir seviyesi gösteriliyor. Ancak Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, henüz gelişmelerini tamamlamamış ülkelerden Romanya’da dahi bu rakamların 200-300 arasında olduğunu söylüyor ve toplam satış adedinin milli gelire paralel olarak aslında iki katına çıkabileceğini işaret ediyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün de Türk otomotiv sanayinin satış adetleri bakımından dünya pazarından sadece yüzde 1 pay aldığını belirtirken, iki çıkış yolu olduğunu belirtiyor: “Bu oranların ve dolayısıyla yurt içi pazarının büyümesi için kişi başına düşen milli gelirin yükselmesi gerekiyor. Aynı zamanda motorlu taşıt ve akaryakıt üzerindeki,diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek seviyedeki vergi yükünün hafifletilmesi de yurt içi pazarın büyümesi açısından önemli bir teşvik olabilir.” 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz