""Fotoğrafı duvar için çekmiyorum""

Babasının iflas etmesiyle fotoğraf makinasını eline alan Lütfi Aygüler,bugün fotoğrafçılıkla hobi düzeyinde ilgileniyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
"Fotoğrafı duvar için çekmiyorum"
Balnak Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Aygüler’in hayatı, 14 yaşına geldiğinde ciddi bir değişim geçirdi. Henüz lisede öğrenciyken babasının şirketi battı. Artık çalışması gereken Aygüler, ilk kez 14 yaşında fotoğraf makinesini eline aldı. İstanbul Erenköy’de Kulüp 33’te fotoğrafçı olarak çalışmaya başladı. Yemek yiyenleri fotoğraflıyor, hemen sonrasında karanlık odaya gidiyor, fotoğrafın karta basımını da tek başına yaptıktan sonra müşterilere satışını gerçekleştiriyordu. Bir yandan da Avusturya Lisesi’nde öğrenimine devam eden Aygüler, o dönem için “Çok iyi para kazanıyordum. Daha sonra aklıma okulda da fotoğraf çekmek geldi. Okulların açıldığı gün herkesin fotoğrafını çekmeye başladım. 500-600 öğrencinin fotoğrafını çekip satmak bir ticaret haline dönüştü. Hem okulun parasını ödüyor hem harçlığımı çıkarıyordum” diyor.  Fotoğrafçılığı üniversiteyi kazanana kadar devam ettiren Aygüler, bugün ise fotoğrafçılıkla hobi düzeyinde ilgileniyor. Özellikle doğa ve hayvan fotoğrafları çekmeyi tercih ediyor. Fotoğrafçılığın kendisi için anlamını, “Fotoğrafı çekerken her şeyden uzaklaşıyorum, adeta farklı bir boyuta geçiyorum. Doğada her şey o kadar detaylı ki normalde yanından geçip gittiğimiz çiçeğin içinde muazzam renk ve detaylar var. Normal gözle baktığınızda görmüyorsunuz ama yaklaştığınızda arının üzerindeki detaylar insanı farklı bir boyuta götürüyor” sözleriyle ifade ediyor.
Balnak Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Aygüler, dünden bugüne fotoğrafla olan ilgisini Capital’le paylaştı:

Capital:
 Fotoğrafçılığa nasıl başladınız?
-  14 yaşındaydım. İlk iş hayatıma fotoğrafçılık yaparak başladım diyebilirim. Yani fotoğrafçılık tutkusu bir hobi olarak başlamadı. Babamın işi batmıştı. Ağabeyimle beraber tesadüfen fotoğrafçı olduk. O zamanlar İstanbul’da Erenköy’de Kulüp 33 vardı. İstanbul’un en nezih yerlerinden biriydi. Gündüzleri plaj, akşamları restoran ve disko olarak faaliyet gösteriyordu. Ağabeyim askere gidince, elime makineyi tutuşturdu. Onun yerine bakmaya başladım. Sadece diyafram ve enstantane ayarı olan bir makineydi. Bir de kocaman bir flaşı vardı. Dolayısıyla bir öğrenme sürecinden geçmedim. 

Capital:
 Peki ne yapıyordunuz? O süreci biraz anlatır mısınız?
-  Geceleri çalışıyordum. O zaman Bahçelievler’de oturuyorduk. Bahçelievler’den Erenköy’e gidiyor, gece 3-4’lerde eve dönüyordum. İnsanlar yemeklerini yerken ben orada fotoğraf çekmeye çalışıyordum. Bu iş için çok büyük bir fotoğraf ustalığı da gerekmiyordu. Bu şekilde başladım. Esas iş çektikten sonra başlıyordu. Hemen karanlık odaya gidiyor, fotoğrafın karta basımını gerçekleştiriyordum. O süreç hem heyecan verici hem sürpriz dolu. Başıma talihsiz olaylar da geldi. Makineyi yanlış yerde açtığım için film yandı, suda çok tuttuğum için koyu oldu. Deneye deneye öğrendim. Bir kursa gideyim durumunu hiç yaşamadım. Hala fotoğrafçılık kursuna gitmek istiyorum.

Capital:
Fotoğrafçılıktan yeterli derecede para kazanabiliyor muydunuz?
-  Çok iyi para kazanıyordum. Avusturya Lisesi’nde okuyordum. Daha sonra aklıma okulda da fotoğraf çekmek geldi. Okulların açıldığı gün herkesin fotoğrafını çekmeye başladım. 500-600 öğrencinin fotoğrafını çekip sipariş alıp satmak bayağı bir ticaret haline dönüştü. Onları satınca çok iyi para kazandım. Okulun parasını ödeyebiliyor, kendi harçlığımı çıkarıyordum. Sonuçta özel okuldu. Bu işi yoğun olarak üniversiteye girene kadar yaptım. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ne girdim. Daha sonra profesyonel iş olarak yapmadım. 

Capital:
 Bu meslek sizin için nasıl hobiye nasıl dönüştü?
-  İş olarak yaptığım için belli bir süre fotoğraf çekmeyi hiç düşünmedim. Hobi olarak yapmayı hayal edemedim. Bu sebeple 5-10 yıl hiç fotoğraf çekmedim. Daha sonra bir şekilde makineyi tekrar elime aldım.
O sıralarda da güzel çektiğimi düşünüyordum. Şimdi de öyle. Topluluk olarak bir yerde bir şey kutladığımızda birinden fotoğraf çekmesini rica ediyoruz, ancak sonuç hep kötü oluyor. Ya etrafı çok büyük alıyorlar ya gözler kapalı çıkıyor. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz