500 yıl yaşayan bir şirket yaratacağız

Eti Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı ile şirketin KSS yaklaşımını, bu kapsamda bugüne kadar yaptıklarını ve yeni hedeflerini konuştuk...

6.04.2020 13:43:000
Paylaş Tweet Paylaş
500 yıl yaşayan bir şirket yaratacağız

Nilüfer Gözütok Ünal

[email protected]

Eti Yönetim Kurulu Başkanı  Firuzhan Kanatlı, kurumsal sosyal sorumluluğun bir kültür olduğunu söylüyor. Ajandasında KSS konusuna özel bir yer ayırdığını belirten Kanatlı, tüm KSS projelerine kendisi liderlik ediyor. Her yıl 10 milyon TL’yi bu projelere ayıran Kanatlı, Eti Çocuk Tiyatrosu ve Sarı Bisiklet gibi projelerle milyonlarca kişiye dokunuyor. Kanatlı, “Hem ticari hem toplum hem de çevre için gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle 500 yıl yaşayacak bir şirket yaratmak istiyoruz. Benim ve kardeşlerimin en büyük hayali bu” diyor.

Eti, Türkiye’nin hem girişim hem sanayileşmedeki özel başarılarından biri. Yaklaşık 60 yıl önce Gümülcine’den Türkiye’ye gelmiş sanayici bir ailenin oğlu olan Firuz Kanatlı’nın yarattığı marka, sadece finansal başarısıyla değil yarattığı sosyal etkilerle de öne çıkıyor. Hayat bulduğu Eskişehir’de binlerce istihdam yaratan, kurduğu okullar, müzeler ve sosyal donatılarla şehrin her noktasında varlığını hissettiren marka, Türkiye çapında yaptığı KSS projeleriyle de milyonlarca kişiye dokunuyor. Şirket, 20 yıl önce başlattığı Eti Çocuk Tiyatrosu ile bugüne kadar 2 milyon çocuğun tiyatroyla tanışmasına aracılık etti. 9 yıldır yürüttüğü tarıma yönelik projelerle sürdürülebilir tarıma katkıda bulunuyor. 6 yaşındaki Sarı Bisiklet kampanyası, her yaş grubundan insanı hareket etmeye teşvik ediyor. Son olarak gençlerin potansiyellerini kullanmalarını teşvik eden “Sen Gençsin, Güç Sensin” projesini hayata geçiren Eti, tüm bu projeler için de yıllık 10 milyon TL bütçe ayırıyor. Her bir projeye liderlik eden ve ajandasında KSS’ye özel bir yer ayırdığını belirten Eti Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, “Dünya mucizeler dünyası, biz de bu mucizelerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak istiyoruz” diyor. Eti Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı ile şirketin KSS yaklaşımını, bu kapsamda bugüne kadar yaptıklarını ve yeni hedeflerini konuştuk: 

 Sosyal sorumluluğun sizin için anlamı nedir? 

 Yenilikçi ürünlerimizle yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla hareket ediyoruz. Ancak ürünlerimizle olduğu kadar sahip olduğumuz sorumluluk bilincinin ve bu bilinçle hayata geçirdiğimiz projelerimizin de mutluluğun Eti’ye atfedilmesinde önemli bir role sahip olduğunu düşünüyorum. 60 yıla yakın bir süredir faaliyet gösteren, ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlayan, alanında lider bir şirket olmak, sadece iş hedeflerine odaklanmayı değil toplumsal ve çevresel ihtiyaçlara duyarlı olmayı ve çözümü için gayret göstermeyi de beraberinde getiriyor. Toplumun bizim gibi şirketlerden beklentisi de bu yönde. Biz de daha güçlü, daha sağlıklı ve daha mutlu bir toplum olmaya katkıda bulunacak, uzun soluklu ve sürdürülebilir sosyal sorumluluk projelerimizle insanların hayatında farkındalık yaratmayı ve onların da içinde bulundukları toplumu değiştirecek, dönüştürecek motivasyonu yakalamalarını hedefliyoruz. 

Peki KSS konusu gündeminizde nasıl bir yere sahip?

 Sosyal sorumluluk kurulduğumuzdan bu yana hep gündemimizde olan bir konu. Kurucumuz rahmetli Firuz Kanatlı, Eti’yi çok güçlü kurumsal değerler üzerine inşa etti. 60’ıncı yılımıza yaklaşırken halen bu değerlerimize sımsıkı bağlı olarak, onun açtığı yolda ilerliyoruz. Diyelim ki para kazanıyorsunuz ne kadar fazla yemek yiyebilirsiniz, kaç araba alabilirsiniz kendinize... Bizim için KSS’nin temelinde başka evlere ekmek gitmesini sağlamak yatıyor. İstihdam yaratmak, bu topraklarda yaşayan insanlara iş imkanı sağlamak en önemli proje aslında. 60 yıl önce 26 kişiyle başlayan macera, bugün 8 bin kişiye dayandı. Bugün yaptığımız her işte, oluşturduğumuz sosyal sorumluluk projelerinde katma değer ve farkındalık yaratacak, sürdürülebilir bir çerçeveye oturacak temalar üzerinden ilerliyoruz. Mesela bundan 17 yıl önce çölyak hastalarına yönelik Pronot ürün grubunu oluşturduk. Burada ticari hiçbir beklenti ya da hedef gözetmeden konuya toplumsal bir görev olarak yaklaştık. Bir gereksinime çözüm olmaya çalıştık. Bugün de çocuklar, gençler, eğitim, sağlık ve çevre bizim hassasiyetle üzerinde durduğumuz konuların başında geliyor. 

KSS projelerinize ilk Eti Çocuk Tiyatrosu ile başladınız. Ardından diğerleri geldi. KSS projeleri anlamında nasıl bir yolculuğunuz oldu?

 İlk KSS projemiz, Eti Çocuk Tiyatrosu. Hiç tiyatroyla tanışmamış çocuklarımızı buluşturmak için bu projeyi hayata geçirdik. Bu yıl tiyatromuzun 20’nci yılını kutlayacağız. Bu tiyatro ülke sınırlarını da aştı, Azerbaycan’dan Makedonya’ya kadar gitti. 20 yılda 2 milyon çocuğun tiyatroyla tanışmasını sağladı. 2008 yılında Doğal Hayatı Koruma Vakfı Türkiye (WWF) iş birliği ile tarıma yönelik projeler geliştirmeye başladık. Projenin ilk yıllarında Türkiye’nin en büyük tahıl ambarı olan Konya Havzası’nda iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir tarım anlayışını benimsetmek amacıyla üretim ve su kullanımında sürdürülebilir önlemler alınmasına, modern sulamaya geçilerek su tasarrufu ve verimlilikte önemli artışlar sağlanmasına öncülük ettik. Bunun yanı sıra sofralarımıza gelen pek çok yemeğin, aynı zamanda ürünlerimizin temel ve doğal hammaddesi olan buğdayın sürdürülebilirliğini sağlamak bizim için çok kıymetli. Bu kapsamda “Türkiye’nin Buğday Atlası”nı hazırladık. Bu projeyle ülkemizdeki yerel buğday çeşitliliğinin korunmasına yönelik çözüm önerileri geliştirerek harekete geçilmesini sağlamayı ve buğdayın önemiyle ilgili kamuoyunda farkındalık yaratmayı amaçladık. Yine binlerce kişiye ulaşıp önemli bir farkındalık yaratılmasına katkıda bulunduk. Son olarak Anadolu’nun buğday mirasını ve değerlerini korumayı hedefleyen “Geleceğimiz Buğday” projesini başlattık. 6 yıl önce de Sarı Bisiklet kampanyasını hayata geçirdik. 

 Sarı Bisiklet bu yıl Capital’in KSS araştırmasında halk nezdinde en beğenilen KSS projesi seçildi. Burada hangi hedefle yola çıktınız? 

 Sosyal sorumlulukta odaklandığımız konu başlıklarından birini de sağlık oluşturuyor. Biz sağlığa olan yatırımımızı ‘hareket’ odağında ele alıyoruz. Teknolojiyle birlikte toplumun önemli bir kesiminin fiziksel aktiviteden her geçen gün daha fazla uzaklaştığını gözlemliyoruz. Özellikle çocuklarda hareketsizlik dikkat çekici boyutta. Yapılan araştırmaları takip ediyoruz. Örneğin Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre hareketsizlik dünyada her dört kişiden birinin sağlığını riske atıyor. Bu sorun, sağlıklı bir hayatın ancak hareketli bir yaşamla mümkün olabileceği konusunda farkındalık yaratılmasını ve toplum olarak bilinçlenmemizi gerektiriyor. Bu tespitten yola çıkarak 2014’te Aktif Yaşam Derneği ile birlikte “Eti Sarı Bisiklet” projesini hayata geçirdik. Türkiye’de hareketli yaşama öncülük ve sözcülük etmeyi amaçladık. Son olarak geçtiğimiz yıl Trafikte Bisiklet Farkındalığı hareketini başlattık ve trafikte en uzun süre vakit geçiren taksicilere eğitimler gerçekleştirdik.

Son projeniz Sen Gençsin Güç Sensin. Bu kapsamda neler yapıyorsunuz?

 Bugün birçok araştırmaya göre gençler hayal kurmuyor, hayal kursalar bile hayalleri için çalışacak motivasyonları yok. Öte yandan şartlar ne olursa olsun azimle ve cesaretle çalışıp büyük başarılara imza atan gençler de bulunuyor. Biz de babam Firuz Kanatlı’nın çok genç yaşında kendi elleriyle çizdiği bir fabrika hayalinden doğup bugünlere gelmiş bir markayız. Bu bakımdan mücadeleci, hedefinden şaşmayan, hikayesiyle diğer gençlere cesaret ve ilham verecek gençlerin yanında olmak ve daha nicelerini bu yolda teşvik etmek üzere yeni bir proje hayata geçirmeyi düşündük. Geçtiğimiz yıl TOG (Toplum Gönüllüleri Vakfı) ile birlikte bu projeye başladık. Yazar Tuluhan Tekelioğlu’nun 19 Mayıs’ın 100’üncü yılı için hazırladığı Güç Sensin Belgeseli, “Sen Gençsin, Güç Sensin” sosyal sorumluluk projesinin ilham kaynağı oldu. Tekelioğlu, belgeselinde başarı yolculuğundan hiç vazgeçmeyen 8 gencin hikayesini gözler önüne seriyor. Biz de projenin ilk yılında desteklenecek gençlerin Tekelioğlu’nun belgeseline konu olan gençler olmasına karar verdik. Daha sonra bir danışma kurulu oluşturduk. Projenin ikinci yılında 15-25 yaş aralığında olan 16 genci belirliyoruz. Bilim, kültür sanat, spor ve sosyal sorumluluk alanlarında başarılı bulunan 16 genç bizimle bir başarı yolculuğuna çıkacak. Eti’nin hibe desteğiyle ve yine Eti ve TOG tarafından oluşturulan mentor grubu ile de seçilecek gençlerimizin kişisel gelişimlerine katkıda bulunacağız. Müthiş yetenekli gençlerimiz var, biraz destekle onların yakaladıkları başarılara tanık olmak başkalarına ilham vermesine de aracı olmak en büyük amacımız. Dünya mucizeler dünyası, biz de bu mucizelerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak istiyoruz. 

 Önümüzdeki dönemde KSS konusunda nasıl bir ajandanız olacak? 

 Bugüne kadar başlattığımız her projeyi devam ettiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda da mevcut projelerimizi geliştirerek derinleştirmeyi planlıyoruz. Günün ihtiyaçlarına göre yeni projeler de hayata geçirmeye devam edeceğiz. Milyonlarca kişiye dokunan, kritik gördüğümüz konularda önemli farkındalıklar yaratan projeleri hayata geçirdik. Bundan sonra hem mevcut hem yeni projelerimizle daha fazla kişiye dokunmaya devam edeceğiz. l KSS’ye ayırdığınız yıllık bütçe nedir? n Son 6 yılda sadece Sarı Bisiklet projesine yatırdığımız bütçe 16 milyon TL oldu. Yıllık ise minimum 10 milyon TL’lik bir KSS bütçemiz var. 

 Tüm bu projelerin işinize, şirket kültürünüze yansıması nasıl oluyor? 

 Sosyal sorumluluk şirket kültürümüzün de bir parçası oldu. Biz şanslı bir şirketiz, çünkü hayata geçirdiğimiz her proje çalışanlarımız tarafından benimsenip sahipleniliyor. Projelerimizin başarısı ise hepimiz için büyük bir gurur ve mutluluk kaynağı. Örneğin, Sarı Bisiklet’in Geri Dönüşüm Kampanyası’nda toplanan bisikletleri çalışanlarımız bizzat tamir edip yeniledi ve yenilenen bisikletleri ihtiyaç sahibi çocuklara hediye ettik. Burada gönüllü bir emek, gönüllü bir proje elçiliği var. Projeye başladığımız ilk yıldan itibaren her yıl çalışanlarımız ve ailelerinin katılımıyla keyifli bisiklet sürüş günleri yapıyoruz, katılım her yıl katlanarak artıyor. Bizler ikinci kuşak olarak, geçmişimizden gelen mirasımızla sorumlu şirket bayrağını özenle taşımaya devam ediyoruz. Ben bu heyecan ve sahiplenmenin sadece bizim kuşağımızda değil, Eti var olduğu sürece devam edeceğine gönülden inanıyorum. 

 İkinci kuşak olarak şirkete liderlik ediyorsunuz… Şirketle ilgili hayaliniz nedir? 

 Yurt içinde ya da yurt dışında satın almalar olabilir. Gelecek yıl 60’ınca yılımıza giriyoruz. Biz hem ticari hem toplum ve çevre için gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle 500 yıl yaşayacak bir şirket yaratmak istiyoruz. Benim ve kardeşlerimin en büyük hayali bu.


NELER YAPTIK?

TOPLUMSAL FAYDA
Toplumsal fayda yarattığımız her bir projemizin anlamı çok büyük. Ben çok küçükken babamın Eti Spor’u kurduğunu hatırlıyorum. O zaman kulüpte işçi arkadaşlar futbol oynuyordu. Özel sektörün yapıp sonra devlete aktardığı ilk örneklerden biri olan Eskişehir Arkeoloji Müzesi de bizim için özel bir yere sahip. Biz KSS projelerimizde tüm Türkiye’yi hedefleyerek yola çıkıyoruz ama bulunduğumuz doğduğumuz şehir için de her fırsatta değer yaratmaya çalışıyoruz. Denizi olmayan Eskişehir için su altı müzesi oluşturduk. Birçok eğitim kurumunu inşa edip Milli Eğitim Bakanlığı’na devrettik.
ŞANTİYEDEN ÇIKMADI Örneğin babamın vefatından önce annemin adına yaptırdığı Gülay Kanatlı Ortaokulu’nun tasarımını bile babam kendisi yaptı. Renklerine kadar kendisi karar verdi. Günlerce şantiyeden çıkmadı. Sadece bir okul inşa etmedi aynı zamanda her anlamda gönlünü de koyarak bir eğitim kurumunu ortaya çıkardı. Hatta daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı okulun tasarımını başka okullarda kullanmak için bizden izin istedi. İnşa ettiğimiz okulların yanında burslarla da eğitimi destekliyoruz. Bugüne kadar Eti Bursu ile binlerce öğrencinin eğitimine katkıda bulunduk, kaliteli eğitime ulaşmasına aracı olduk. Bundan sonra da gönüllülük çalışmaları ve bağışlarımızla değer yaratmaya devam edeceğiz.



ETİ’NİN DOĞUŞU

UN FABRİKASI
Biz 100 yıllık sanayici bir ailenin çocuklarıyız. Dedem de sanayici. Mübadele zamanı Gümülcine’de dedemi esir alıyorlar. Daha sonra Tuzla’ya geliyor. Ailenin Gümülcine’de kalan üyelerine “Her şeyi satın, altın haline getirin” diyor ve sermayeyi bu şekilde buraya getiriyorlar. Eskişehir’de iyi buğday olur diyerek Eskişehir’de un fabrikası kuruyorlar.
ÖNCE MİMARLIK Babam Galatasaray Lisesi ve Cenevre Üniversitesi işletme mezunu. Aslında babam önce mimarlık okuyor. Ancak babası, “Sen mimar olup ne yapacaksın, bizim bir işimiz var” diyor. O da bir dönem mimarlık okuduktan sonra işletmeye geçiyor. Mezun olduktan sonra un fabrikasında çalışmaya geliyor. Daha sonra da kendi şirketini kurmak için harekete geçiyor. 1961 yılında bir fabrika çiziyor ve anneme “İşte bizim böyle bir fabrikamız olacak, adı da BAL olacak” diyor.
 BAL'DAN ETİ'YE Bina aynı babamın çizdiği gibi yapılıyor. Ancak BAL isminin başkasına ait olduğu ortaya çıkınca yurt dışından gelen BAL kalıplarını yine üç harfli bir marka ismiyle değiştirmek zorunda kalıyor. Eskişehir Hitit ve Eti medeniyetlerinin bölgesi olduğu için Hitit’in güneşini alıyor, şirkete de Eti adını veriyor, markamız böyle doğuyor. Babam her zaman her şeyde öncü olmaya çalıştı, tüm bisküvilerin kalıplarını eliyle çizdi. Makineleri çok iyi bilirdi. Onun bu yaklaşımı, her zaman öncü olarak işini yürütmesi başarıyı getirdi.



“ORTAK AKLA İNANIRIM”

“BABAM GİBİ GALATASARAYLIYIM” 
Ben de babam gibi Galatasaray Lisesi mezunuyum. Lisedeyken trompet çalmak istedim. Öğrenciydim param yok. Babamdan para istediğimde bana, “Trompet seni nereye götürür” diye sordu. “Sana trompet almam” dedi. Müzisyen olmamdan endişe etti herhalde. Trompetçi olmadım ama sanayici oldum. Yıllar sonra trompet alıp öğrenmek istedim ama mümkün olmadı.
“İKNA EDİLMEYE AÇIK BİRİYİM” İlerleyen yıllarda babamla çok tartıştığımız dönemler de oldu ama bu tartışmalar sadece iş içindi. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Ben ikna etmeyi severim, ortak akla inanırım, herkesin birbirinden öğreneceği şeyler olduğunu düşünürüm. Babam son lafı kendisi söylerdi ama insanların fikrini de alırdı. Ben ikna edilmeye de açık biri oldum. Tartışmaya açık olmayı ise babamdan öğrendim.



ETİ’NİN KSS VİZYONU 


  • Bugüne kadar başlattığımız her projeyi devam ettiriyoruz. 
  • Milyonlarca kişiye dokunan, farkındalıklar yaratan projeleri hayata geçirdik. 
  • 6 yılda sadece Sarı Bisiklet projesine 16 milyon TL yatırdık. 
  • Yıllık minimum 10 milyon TL’lik bir KSS bütçemiz var. 
  • 500 yıl yaşayacak bir şirket yaratmak istiyoruz. 
  • Eti’nin global bir marka olmasını istiyoruz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.