Modacı Cardin’in Tiyatro Tutkusu

Dünya çapında bir marka yaratmak konusunda başarılı olmuş bir modacı Pierre Cardin… İlgi alanı sadece modayla sınırlı değil. Tiyatrodan tarihe, gastronomiye uzanan geniş bir yelpazedeki ilgi alanla...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Modacı Cardin’in  Tiyatro Tutkusu

Dünya çapında bir marka yaratmak konusunda başarılı olmuş bir modacı Pierre Cardin… İlgi alanı sadece modayla sınırlı değil. Tiyatrodan tarihe, gastronomiye uzanan geniş bir yelpazedeki ilgi alanları var. Yaptığı her işi seven, adeta hobi gibi yaklaşan 85 yaşında hala tutku dolu bir insan. 20 yaşında tiyatrocu olmak istemiş. Ancak, hedefine ulaşamayınca, ilerleyen yıllarda 4 tiyatro ve iki müze sahibi olmuş. Şimdi arkadaşlarıyla birlikte “Marco Polo” adlı oyunu sahneye koymaya hazırlanıyor. Pierre Cardin, “İnanın bu beni çok heyecanlandırıyor” diyor ve tutkusunu Capital okurlarıyla paylaşıyor…
 
Moda dünyasının yaşayan büyük isimlerinden biri Pierre Cardin… Tanıştığınızda yüksek egosuyla insanı hayrete düşüren Cardin, gerçekten de söylediği gibi pek çok yeniliğe imza atmış. Mini etek, tayyör, yarasa kol gibi modada pek çok yeniliğin yaratıcısı olarak tanınıyor. 85 yaşındaki İtalyan asıllı Fransız modacının adı tüm dünyada biliniyor. Özellikle Çin, Rusya ve Japonya’da en ünlü tasarımcı olarak adlandırılıyor. Cardin sadece modada değil, uçaktan arabaya mobilyadan aksesuarlara her alanda yarattığı tasarımlarla da şaşırtıyor.

Yaratıcılığın yanında güçlü bir ticari zekaya da sahip. Pierre Cardin markasını lisansörlere satarak değer kaybettiğini düşünenler olsa da, modacı Fransa ve İspanya’daki tek tük dükkanların dışında sıfır riskle hareket ediyor. Kurduğu lisansörlük sistemiyle ciddi bir finansman özgürlüğüne sahip. İş hayatıyla ilgili olarak da Cardin, “Ben hep nakitle iş yaptım, hiç kredi kullanmadım. Bankalar beni hiç sevmez. Hep kendi kendini finanse etmekten yanayım” diyor.

Ayrıca Fransa’nın gayrimenkul zenginlerinden biri. 40 yaşından sonra gayrimenkul almaya başlayan Cardin’in şu anki serveti bilinmiyor. Financal Times’ta 12 yıl önce yayınlanan bir makalede gayrimenkullerinin değerinin 2 milyar dolar olduğu söylenmişti. İtalyan köylü bir aileden geldiği için parasını hep toprağa yatıran modacının sırrı ise, istediği malı değerine bakmadan alması. Öyle ki Fransa’da bir süre sonra onun girdiği mezatlarda kimse fiyat vermiyor çünkü fiyat ne kadar yükselirse yükselsin sonuçta o kazanıyor. Bugün değerinin 20 milyon Euro’yu geçtiği söylenen Cumhurbaşkanlığı konutunun yanında Rue d’Elysee’deki evi için “Dokuz Cumhurbaşkanı değişti ben hala aynı yerdeyim” diyor. 

Paris’te Elysee sarayını çevreleyen pek çok gayrimenkule ve Cannes şehrinde onlarca villa ve marinaya sahip olan Cardin’in ticari olarak görmeden yaptığı tek yatırım ise tiyatro. Cardin 20 yaşındaki aktörlük olma tutkusu ile başlayan tiyatro aşkını bugün dört tiyatronun sahibi olarak sürdürüyor. Bu yıl Pekin Olimpiyatları’nda premiere’i oynanacak Marco Polo oyununu anlatırken gözleri ışıldıyor. Bu oyun için de 3 milyon Euro harcayan Cardin, tiyatro tutkusunu “Paris’teki tiyatroma gömdüğüm parayla 40 tane şato alırdım. Bu parayı bankaya yatırsaydım her gün ne kadar arttığını sayardım” sözleriyle de ortaya koyuyor.  

Paris ve Cannes’daki evinde Türk gazetecileri ağırlayan Cardin ile tiyatro aşkını ve 85 yıllık  hayat yolculuğunda edindiği deneyimleri konuştuk…

Tiyatro Gençlik Hayali
Tiyatro benim için bir tutku. Ben 20 yaşında aktör olmak istiyordum ama bunu yapamayınca şimdi tiyatro sahibi oldum. Bu benim tiyatro sanatçılarıyla birlikte olmamı sağlıyor. Hükümetle aram iyi ama burada tek kuruş sübvansiyon yok. O yüzden de bu çatı altında sanat adına ne istersem yapabilirim. Dört tiyatrom var: Cannes’daki Palais Bulles (Balon Saray), Şato La Coste, Paris’te Espace Cardin ve Paris’te bir tane daha tiyatrom var. Tiyatrodan para kazanmıyorum; tiyatrodan hiçbir zaman para kazanılmaz zaten… Çok para harcıyorum tiyatro için, size bir rakam vermek istemem ama ciddi para gidiyor.

Espace Cardin’e Devam
1970’lerde Paris’te Theatre des Ambassadeurs’u Belediye’den kiraladım. Burayı tiyatro, konser ve sergiler için kullanmak istedim. Sekiz yüz koltuklu bir salon burası. 2010 yılına kadar kira sözleşmemiz var ama ben ‘Espace Cardin’in hep  devam etmesini istiyorum. Paris’teki tiyatroma gömdüğüm parayla 40 tane şato alırdım. Bu yıl oynanacak Marco Polo oyunu için de 3 milyon Euro harcadım. Bu parayı bankaya yatırsaydım her gün ne kadar arttığını sayardım. 2002’den beri La Coste Festivali yapıyoruz, şato tiyatro gösterileri, edebiyat geceleri, dans ve şarkı gösterileriyle bir sahne haline geliyor. Balon Sarayı’nda da Şato La Coste Festivali’nin temmuz ayağı yapılıyor.

Son Oyun Marco Polo
Neredeyse 30 yıldır Çin’e gidiyorum. Bu gidişler aynı Marco Polo gibi oluyor, ben kendimi onunla özdeşleştiriyorum. Son oyunumuz Marco Polo, müzikal komedi tarzında olacak. Oyunun Premiere’ini Pekin Olimpiyatları’nda yapacağız. Çin’de yedi şehirde daha gösterilecek ardından İspanya, Vietnam, Güney Kore’ye gitmeyi planlıyoruz. Belki Türkiye’ye de gelir. Ben Çin’de en çok tanıtan bir tasarımcıyım. Geçtiğimiz ay benim hayatım ile ilgili bir film çekildi. Filmde 35 yaşında bir aktör beni oynuyor, aktörü kendim seçtim. İtiraf etmeliyim ki, benden biraz daha yakışıklı…  

Popülarite Sağlıyor
Evet tiyatro benim için bir tutku. Ama markama popülarite de sağlıyor. Sahip olduğum Maxim’s restoran ve otel, Maxim’s markası altındaki tüm yiyecek ve içecek işleri de markama güç katıyor. La Coste Şatosu’ndaki şarap üretimi ve tiyatro, bunlar benim oluşturmak istediğim Pierre Cardin markasının parçaları. Maksim ve Moda müzelerim var, bir kişinin yaşarken iki müzesi olması çok az görünür. Tüm bunlar bir bütünlük oluşturuyor. Bence değişik sanatların müziğin tiyatronun modayla bir araya gelmesi çok hoş. Pierre Cardin markasıyla da çok örtüşüyor. Moda dışında kültürel olarak da adımı duyuruyor.

Antika Koleksiyonu
Maxim’s in üstündeki üç katlı müzede dünyanın farklı yerlerinden farklı antikaları topladım. Ünlü aktrislerin eşyalarıyla kendi odalarını yarattım. Ayrıca mobilya koleksiyonu yapıyorum. İtalyan, İspanyol ve eski dönem Çin mobilyaları biriktiriyorum. Maxim’s’in üst katındaki müzemde bunları sergiliyorum. Bir dönem ben de mobilya tasarladım şimdi de benim markamla yeğenim mobilya yaratıyor. “La Collection 1900 Müzesi” Paris’in yeni sanatı gösteren tek müzesi. Resim ve heykel de alıyorum. Çok pahalı resimler almıyorum. Hoşuma giden genç yeteneklerin resimlerini alıyorum. 3-5 milyon Euro’ya bir resim alabilirim ama onunu yerine ev almayı tercih ediyorum.

Köklerime Bağlıyım
Şarkı söylemeyi seviyorum, en çok da ve İtalyanca şarkıları söylemeyi seviyorum. Hiç ders almadım doğal sesimle söylüyorum. En sevdiğim şarkıcılar Piaf, Brel, Brasens et Mina e Milva. Ben İtalyan kökenliyim. 2 yaşından beri Fransa’dayım, eğitimim Fransızca’ydı. Şu an da hem Fransız hem İtalyan vatandaşıyım. İtalyan vatandaşlığını kendim istedim. İki vatandaşlığı birden tutmak aslında çok zor ama kökenlerimin olduğu ülkeye de vatandaş olmak istedim. İtalya Fransa’dan çok farklı… Herkes daha sempatik… İyi bir yaşam sürüyorlar, fakir bile olsan hayat daha iyi yaşanıyor.

Emeklilik Tarihim Yok
Çalışmaya bayılıyorum. Şimdiye kadar sağlığım çok iyi gitti, her şeyi yapabiliyorum, seyahat edebiliyorum. Şu an için bir emeklilik tarihim yok ve böyle bir isteğim de yok. Ben artık çalışmak zorunda değilim ama çalışıyorum. Ben dengemi işimde buldum. Bazıları daha sonra dinlenmek için çalışır bense daha kariyerimin başındaymışım gibi çalışıyorum. Hayatta hiçbir şey için pişmanlığım yok. Jeanne Moreau ile nişanlanmıştım ama çocuğumuz olmadı. Tutku her şeyin önüne geçiyor. Tutkuyla bağlandığımı işin olunca da özel hayatının önüne geçiyor. 

Hep Eleştirildim
Her adımımda eleştiri aldım. Ben hep eleştirildim hem de çoğu yapıcı değildi. Benim hep kendime güvenim vardı. Sofra takımı, yatak örtüleri yaptığımda çok tepki aldım. Ben sardalye kutusu da üretiyorum parfüm de… Ben savaşı gördüm, o dönemde sardalye parfümden çok daha lükstü. Ben hayatta yapmak istediğim her şeyi yaptım. Kitaplarım, zeytinyağım, şaraplarım, çarşaflarım mobilyalarım var aslına bakarsınız yeni bir şey yapmayı düşünmüyorum. Uçak ve araba tasarladım. Başımdan çorabıma kadar kendi şeylerimi giyiyorum. Çok şanslıyım, adımı taşıyan çarşaflarda uyuyup sahip olduğum Maxim’s’in yemeğini yiyorum.

Lüks İçin Yaratıcılık ve Para Lazım

Lükste Marka Olmak
 Paranız varsa kolayca lüks bir marka olursunuz. Eğer iyi bir yaratıcıysanız ve paranız varsa marka olursunuz. Ben ne yaptım derseniz… Ben hayatım boyunca yarattım ama aynı zamanda popüler hale gelmek için reklama ve mağazalar açmak için paraya ihtiyacınız da var. Bazen çok iyi bir kreatör marka olamaz. Marka olmak için çok paraya ihtiyaç var. Ben hep kendimi finanse ettim, kendi paramla yatırım yaptım. Diğerleri bankalarla başkalarıyla kendilerini finanse ediyor, bu iki model birbirinden çok farklı. Ben çok daha özgürdüm. Kendi lüks markamı yarattım, yetenek de para da benimdi.

Koleksiyonları Takip Etmem
Diğer modacıların koleksiyonlarını görmeye gitmem ancak basından verdikleri kadarını görüyorum. Giorgio Armani’nin zevkini beğeniyorum. Elegant ve iyi taşınan işler yapıyor. Ama yaratıcı bir tasarımcı değil. Kalite ve şıklıkta Armani, yaratıcılıkta Pierre Cardin modada iki önemli isim. Benim yaptığım tasarımlar genelde sevilmedi ama hep saygı gördü. Bence lüks fiyat değildir, lüks olan yaratımın kalitesidir. Kreasyon meselesidir. Louis Vuitton lüks mü? Hermes’ten çok pahalı bir fulara sahip olmanız bunun lüks olduğunu göstermez. Bunlar lüks değil popüler. Louis Vuitton kreasyon değil, yüz yıldır aynı desene sahip. Hepsi birbirine benzer sadece hava atma aracıdır.

Türkiye’den de Çıkar
Türkiye’den bir Vakko’yu tanıyorum. 30 yıl önce İstanbul’da Vakko’yla çalışmıştım. Onlara tayyör, etek, palto modelleri yapmıştık. Ama Türkiye olarak bir lüks yaratma şansınız çok yüksek. Çünkü öncelikle paranız var. Eminim iyi yaratıcılar da var. Şöyle düşünün şu an Capital için çalışıyorsunuz. Büyük ve okunan bir dergidesiniz. Ama bu yetenekle küçük yerel bir gazetede de çalışabilirdiniz. Bakış açısı aynı. Her zaman bir lüks markası yaratabilirsiniz. Japonlar’a bakın. Eskiden çok sıradan işler yaparlardı. Son dönemde nasıl marka yarattılar. Marka için ne kadar çok yatırım yaparsanız o kadar güçlü bir marka olursunuz.

Elçin Cirik
ecirik@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz