"Patronumdan Neler Öğrendim?"

Ayşen Zamanpur, Nurettin Kantarelli, Hakan Kodal, Haydar Güçlü, İbrahim Orhan, Semih Şeftali, Burhan Karaçam… Hepsinin ortak özelliği profesyonel yöneticilikten patronluğa geçmiş olmaları. Cem Boyn...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Patronumdan Neler Öğrendim?

Ayşen Zamanpur, Nurettin Kantarelli, Hakan Kodal, Haydar Güçlü, İbrahim Orhan, Semih Şeftali, Burhan Karaçam… Hepsinin ortak özelliği profesyonel yöneticilikten patronluğa geçmiş olmaları. Cem Boyner, Mehmet Emin Karamehmet, Üzeyir Garih, Şarık Tara gibi Türkiye’nin en ünlü iş adamlarıyla ¬çalıştılar, onlardan feyz aldılar. Çalıştıkları şirketlerde edindikleri deneyimler, patronlarından edindikleri iş felsefeleri ise kendi şirketlerini kurarken onlara yol gösterdi.  

Cem Boyner’den Ne Öğrendi?
Semih Şeftali, 8 yıl Tefal, 1 yıl da Beymen’de genel müdürlük yaptı. “Fransız patronlarımdan sabretmeyi, Cem Boyner’den ise markalaşmayı öğrendim” diyen Semih Şeftali, bir ABD gezisi dönüşü kendi markası Esse’yi yaratmaya karar verdi. Eski patronlarından öğrendiklerini bizimle şöyle paylaştı:

“Eski patronum Cem Boyner, bizim mesleğin vizyoneri kabul edilir. Kendisinden çok şey öğrendim. Bana göre, Cem Boyner, perakendeyi Türkiye’ye öğreten kişidir. Aramızda 8 yaş olmasına karşın kendisinin ileri görüşlülüğünün bana çok büyük faydası oldu. Cem Bey, hep şöyle derdi, ‘Markanız karşınızdakine verdiğiniz sözünüzdür. Markanızla müşterinize söz verirsiniz. Sözünüzü tutmadığınızda ne olursa aynısını yaşarsınız.’ Tefal’de ise Fransız yöneticilerle çalıştım. Fransızlardan sabretmeyi, sakin olmayı öğrendim diyebilirim.

Hala Sait Akarlılar’ı Arıyor
Nurettin Kantarelli, Mavi Jeans’te 12 yıl genel müdürlük yaptı. 2007’de ayrılıp, kendi markası ‘Brands By Kantarelli’yi çıkardı. Hala, kritik kararlarda eski patronu Mavi Jeans’in Yönetim Kurulu Başkanı Sait Akarlılar’ın fikrini alıyor. Kantarelli, ‘Başarısızlıklardan ders çıkarmayı öğretti’ dediği patronu Akarlılar’dan öğrendikleri şöyle özetledi:

“Mavi Jeans’te 12 yılı genel müdürlük olmak üzere, toplam 16 yılım geçti. Mavi Jeans Yönetim Kurulu Başkanı Sait Akarlılar’dan hazır giyim ve yöneticilik anlamında çok önemli deneyimler kazandım. Kendisi, ‘Başarılı değil, başarısızlıklardan öğrenilecek çok şey var’ derdi. Onun sayesinde, batan şirketleri incelemeyi öğrendim. İflasların altında yatan nedenleri araştırdım. Bütün bunlar kulağıma küpe oldu. Sait Bey, kendi markamı yaratma konusunda da beni destekledi, motive etti. Kendisi benim için hala en değerli mentordur. Başım sıkıştığında, önemli bir karar verirken kendisine telefon açıp, fikrini alırım.”

“Hasan Subaşı’nı Örnek Aldım”
Yazılım şirketi Coretech’in patronu Namık Kural, birçok başarılı işadamı gibi Arçelik’ten yetişme. “Arçelik 80’li yıllarda bizim için yönetim okulu oldu” diyen Kural, Mehmet Ali Berkman, Hasan Subaşı gibi o dönemin en ünlü yöneticileriyle birlikte çalıştı. Kural, eski patronlardan neler öğrendiğini şöyle anlattı:

“Arçelik okul gibiydi”
“Üniversiteyi bitirip Arçelik’e girdim. Arçelik ve Koç Holding’de proje koordinatörlüğü ve bilgi sistem müdürlüğü yaptım. Şimdi Akkök Grubu’na geçen Mehmet Ali Berkman döneminde istifa ettik. Arçelik, 1980 ile 1990’lı yıllarda bizim gibi yeni mezun genç yöneticiler için çok önemli yönetim okulu oldu. Genel müdürümüz Hasan Subaşı’dan iş disiplinini, çalışanlara güvenmeyi, işi delege etmeyi öğrendim.

“Hep yol gösterici oldu”
Daha sonraki iş hayatımda kendisinin yönetim tarzı yol gösterici oldu. Tatilde bile telefonla arayıp, işleri takip ettiğini gösterirdi. Gençlere yetki vermekten kaçınmazdı. Koç’ta en genç genel müdürler onun döneminde yetişti. O dönemdeki Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Ender Çakaroğlu’nun da şu sözünü hiç unutmam. “Sinirlenince bir gece üstüne yat” demişti. Bu sözü hala iş hayatımda kullanırım, çok da faydasını görmüşümdür.

Cesareti Şarık Tara’da Gördüm
Melih Keyman, Enka’nın patronu Şarık Tara’nın damadı. Dünyanın en büyük gübre ticaret şirketi olan Transammonia’dan istifa edip, 1,5 milyar dolar cirolu Keytrade’i kurdu. Eski patronu Ronald Stanton’ın, “Az para kazanmayla kimse fakir olmaz” felsefesinin iş hayatında çok faydasını gördü. Kayınpederinden ise cesur olmayı öğrendi. Keyman, patronlarını şöyle anlattı:

“Kendimi onların yerine koydum’’
 Transammonia’da çalışırken şirketin sahibi olan Ronald Stanton ve başkanı Peter Baumann benim için çok büyük örnek oldu. Hala onları düşünmeden bir gün dahi geçirmem. Hep kendime onlar olsaydı nasıl düşünürlerdi ve davranırlardı diye sorarım. Örneğin, Ronald’dan soğukkanlı bir tüccar olmayı, Şarık babamdan da cesur olmayı ve büyük oynamayı öğrendim.

“Beşeri ilişkiler çok önemli”
Ronald’ın bir güzel sözünü her gün hatırlarım ‘Az para kazanmayla kimse fakir olmaz.” Ne zaman bu felsefeyi kullandıysam başarılı oldum. Peter’dan ise önce insan olmayı, beşeri ilişkiler kurmayı, çalışanları ayırt etmeden desteklemeyi, her türlü problemde sinirlenmeden olaya bakmayı, gençlere serbestlik vermek gerektiğini öğrendim.”

“Çok Çalışmak Başarı Getirir”
Özcan Sümer, 40 milyon dolarla Türkiye’nin en büyük iç çamaşırı ihracatçısı Eko Tekstil’in sahibi. 4 yıl Teletaş, 5 yıl da Benek Tekstil’de çalıştı. “Rahmetli patronum Ali Baldaner’den çok çalışmayı öğrendim” diyen Sümer, Baldaner’i şöyle anlattı:

“İşini satanla çalışmam”
“İş hayatımda, ilk özelleştirilen kurum olan Teletaş vardı. Planlamanın önemini ve başarısını orada gördüm. Bir de asla işini satan personelle çalışmamam gerektiğini. Sonra Benek Tekstil’de mali müşavir olarak işe başladığımda, planlama eksikliğinin nelere mal olduğunu bizzat orada yaşayarak, öğrendim. Benek’teki patronum rahmetli Ali Baldaner, bir iş adamının çalışkan ve yaratıcı olması gerektiğini öğretirken en çok da güvenilir olması gerektiğini gösterdi.

“Kimsenin hakkına dokunma”
Bugün bile Türk filmleri aksini işlese de iş adamının en önemli sermayesinin güvenilirliği olduğunu biliyorum. Ayrıca, Ali Baldaner’den çalışmanın kutsallığını, güvenin önemini, kararlılığı ve pes etmemeyi öğrendim. Baldaner, ‘Kimsenin hakkına dokunma sakın ama kimseye de dokundurtma’ diye nasihat ederdi. En önemlisi de kendisinden düzgün ve çok çalışmanın başarı getireceğini öğrendim ve gördüm.”

Çok Patrondan Farklı Destekler
Hakan Kodal’ın ismi 9 yıl genel müdürlük yaptığı Yapı Kredi Koray ile özdeşleşmişti. Geçen yıl, kendi işini yapmak istedi ve ayrılıp, Amerikalı ortaklarıyla Krea’yı kurdu. Kodal, kurumsallaşmanın olmadığı gayrimenkul sektöründe, işin inceliklerini Koray Ailesi’nden öğrendiğini saklamıyor ve patronlarından ne öğrendiği şöyle özetliyor:

7 patrondan neler öğrendim?
“Yapı Kredi Koray'da kendi konularında lider ve kurumsal iki ortakla çalışmak bana önemli bir tecrübe oldu. Yönetim kurulunda 9 yıl boyunca birlikte çalışma fırsatını bulduğumu kişilerden, böylesine zor ve kurumsallığın olmadığı bir sektörde iş yapabilmenin inceliklerini, halka açık ve kurumsal bir şirket yönetmeyi öğrendim.

9 yıllık Yapı Kredi Koray döneminde farklı yönetim kurulları ile çalıştım. Aralarında Ali İhsan Karacan, Süleyman Yerçil, Selçuk Altun, Selim Koray, Murat Koray, Reha Uz, Aydın Boysan da vardı. Her birinden farklı noktalarda destek gördüm.

“Her deneyim bir ders”
Başta Ali İhsan beyin sermaye ve finansal piyasalarındaki tecrübesi, Süleyman Bey'in gayrimenkuldeki deneyimleri olmak üzere her birinden çok şey öğrendim. Benim için en önemli öğreti, farklı tecrübeye sahip üyelerle çalışma sayesinde, işe farklı boyutlardan bakıp, riskleri ve getirileri tartarak seri karar alma yetisi oldu.”

“Garih’in İnsan Yaklaşımı Çok Etkiledi”
Orhan Holding’in patronu İbrahim Orhan, Türkiye’nin en büyük otomotiv yan sanayicilerinden. Karayolları, Alarko, Bosch, Oyak Renault’da çalıştı. Şantiye şefliği yaptığı Alarko’da ise patronu Üzeyir Garih ile tanışması hayatını değiştirdi:

“Bay Garih’i asla unutmam”
Kendi işimi kurmadan önce Karayolları’nda çalıştım. 1968’de buradan ayrılıp Alarko’ya geçtim. Rahmetli Üzeyir Garih ile çalışmak mutluluğuna eriştim. Kendisinden çok etkilendim ve kendi işimi yapmaya karar verdim. Üzeyir Garih’in en çok insanlığı, mühendislik bilgisi, idareciliği ve insanlara yaklaşımı beni etkiledi.

Üzeyir Bey ne demişti?
Alarko’dan ayrıldıktan sonra kendisi ile İstanbul da yapılan bir davette karşılaştık. Beni görünce yanıma geldi. Biraz sohbet ettikten sonra bu akşam burasının uğradığı üçüncü davet olduğunu, buradan sonra iki davete daha gideceğini söyledi. Üzeyir Bey, ‘Bizi davet edip, gelmemizden büyük onur duyacaklarını söylüyorlar. Ben de elimden geldiğince hepsine uğramaya çalışıyorum’ dedi.”

“Talat Orhon, Benim Şansımdı”
Ayşen Zamanpur, kendi markası Silk&Cashmere ile saf kaşmir ve ipek giysiler üretiyor. Dünya’nın en seçkin satış noktalarında 50’yi aşkın mağazası var. Bir dönem Benetton mağazalarını da yöneten Zamanpur, “Benim için en önemli iş okulu Şişecam ve o dönemki genel müdürümüz Talat Orhon oldu” diye konuşuyor ve şöyle devam ediyor:

“Soruları çok meşhurdu”
 Benim çalıştığım dönemde Şişecam Genel Müdürü Talat Orhon’du. Şişecam gibi büyük bir kurumda her konunun detayını bilmesi elbette mümkün değildi, ama ana hatlarıyla konuya genelde hep hakim olurdu. Hemen her konuda bizzat çalışır, inceler detaylarda kaybolmadan grup müdürlerine ve uzmanlara ‘hayati’ sorular sorardı. Sorduğu soruların net cevaplarını almadan da üstünü kesinlikle örtmezdi. Ben de bunu kendi ölçeğimde yapmaya çalışıyorum.

“Mutlaka hazırlık isterdi”
 Kültürümüze genelde çok hakim olan ‘Yaparız, bakarız, konuşuruz, değerlendireceğiz’ gibi soyut lafları sevmez ve ilgili yöneticiyi eleştirirdi. Konunun ilgililerini, müdür ve uzmanları hep uyanık, hazırlıklı olmaya adeta zorlardı. ‘Nasıl olsa bir şeyler söylerim’ diye giremezdiniz toplantılara. Herkesin uzun vadeli plan toplantılarına çok ciddi ve detaylı hazırlanmasını Talat Orhon’un sağladığına inanıyorum. Ayrıca, çok da şık ve zarif bir beyefendiydi.

“İş Disiplinini Öğrendim”
Patronunun şirketini alıp, Hollandalılarla ortak olan Haydar Güçlü, Türkiye’nin en önemli meyve suyu markalarından Frigo-Pak’ın kurucusu. Başarısında ilk iş hayatına başladığı Koç Holding’in ve o zamanki yöneticileri Bernar Nahum, Can Kıraç, Berti Kamhi, İlhan Dilek’in büyük payı var. Güçlü, bu patronlardan neler öğrendiğini ise bize şöyle anlattı:

“Hep duayenlerle çalıştım”
“İş hayatıma 1975’te Koç’ta başladım ve 5 yıl çalıştım. Türkiye'nin ilk motorlu araç göstergeleri üreticisi olan Endiksan’da genel müdür olarak görev yaptım. Bu dönemde Bernar Nahum, Can Kıraç, Berti Kamhi, İlhan Dilek gibi sonraki iş hayatımın temel felsefesini teşkil edecek bilgileri aldığım kişilerle çalışma fırsatı yakaladım.

“Etik değerler dersini unutmam”
Yöneticilerimden, ticari kaygılardan dolayı yasa ve kurallara aykırı davranmamak, haksız rekabete karşı olmak gibi etik değerlerin önemini öğrendim.

Hakkaniyetli olmayı, çalışanlara karşı ve ürettiğimiz ürünün satıcısından tutun son kullanıcısına karşı adil, dürüst ve sorun çözücü olmayı etik olarak uyguladık. Rekabet olacak. Ancak, bu rekabette insani değerler, ahlaki değerler asla göz ardı edilemezdi.”

 “Patron Yöneticiden Öğreniyor”

İngiliz Patrondan Öğrendim
 Burhan Karaçam, Yapı Kredi ve Koçbank’ın genel müdürlüğünü yaptı. Bankacılık sektörünün hep en önemli genel müdürleri arasında gösterildi. Yanında çok sayıda yönetici yetiştirdi. Yapı Kredi genel müdürlüğü sırasında patronu Mehmet Emin Karamehmet’di. Anlaşamadı, ayrılıp kendi danışmanlık şirketini kurdu. Şimdi fikri olup da parası olmayanlara yatırım yapıyor. Karaçam, ‘Eski patronunuzdan ne öğrendiniz?’ sorumuza, “Türk patronumdan değil, İngiliz patronumdan yöneticilik becerilerimi öğrendim” diye yanıt veriyor.

Yöneticiler Daha Bilgili
Üniversiteden mezun olur olmaz Londra’da işe başladığı Arthur Anderson’ın ve ilk senior yöneticisi Keith Tanner'ın hayatındaki yeri büyük. Karaçam, “Keith Tanner’dan iş yapma disiplini, öğretici olmayı ve şirket kültürünün önemini kazandım” diyor. Karaçam, “Türkiye’de patronların tamamı işi iş başında öğrendikleriyle yürütür. Yurtdışındaki gibi rasyonel yaklaşım yoktur. Bana göre, Türkiye’de patronların iş bilgisi yöneticinin önünde değil. Bizim sistemde patron ‘Yap da görelim’ diyor, yönetici de öğretiyor.”

Patronlarının Yanlışları İlham Verdi

Dubai Hayatını Değiştirdi
 Daily Fresh Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Daniş, BAT ve Philip Morris’te uzun yıllar pazarlama müdürlüğü yaptı. Tatil için gittiği Dubai’de gördüğü haşlanmış mısırlar ise hayatını değiştirdi. Mısır üreticileriyle irtibata geçip, haşlanmış mısırları alışveriş merkezlerine soktu. Daniş, diğer iş adamlarının aksine eski patronlarından ilham almadığını tam tersine, onların yanlışlarının kendi işini kurmasında etkili olduğunu söylüyor.

Teknik Bilgi Yeterli Değil
 “Çoğunlukla üstümdeki ve etrafımdaki insanların yanlış uygulamalarından bir şeyler öğrendim” diyen Daniş, bu durumu şöyle anlatıyor:
“Çalıştığım şirketlerde kişisel gelişim için seminerler, eğitimler olurdu. Ancak, bu seminerlere katılanların büyük çoğunluğu birkaç hafta sonra her şeyi unutup aslına dönerdi. İş ve insan yönetmek tamamen farklı şeyler. Bir işi yönetme kapasiteniz olabilir, ama eğer insana bağlı bir iş yönetiyorsanız her ikisi için de gerekli bilgi, deneyim ve beceriye sahip olmanız gerekiyor. Yani, tek başına teknik bilgi yeterli değil, yetenekli ve istekli olmanız gerekiyor.”

İş Disiplini Eski Patronundan Aldı
Alman havayolları şirketi LTI ve Mövenpick'de üst düzey yöneticilik yapan Amplio Yönetim Kurulu Başkanı Alaeddin Babaoğlu, eski patronu E. Graebner ile ortak turizm yatırım şirketi Amplio’yu kurdu. Şehir otelciliğine 300 milyon dolar yatıran Babaoğlu, Alman patronundan iş disiplini ve mütevazılığı öğrendi.

Amerikalı Yöneticiden Kurumsallık Dersi
Philip Morris eski genel müdürü Kürşat Koçdağ, 5 yıl önce profesyonel yöneticilikten patronluğa seçti. 22 yıl çalıştığı Philip Morris’ten ayrılıp kendi şirketini kurdu. Koçdağ, “Büyük düşünmeyi öğretti” dediği eski yöneticisi Andreas Gembler’dan edindiği tecrübeyi, iş disiplini ve kurumsallığı unutmadığını söylüyor.

Boyner’den Müşterinin Önemini Öğrendi
ToscaBlu Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Emül, geçen yıl Divaresse genel müdürlüğünü bırakıp, İtalya’nın en ünlü ayakkabı markası ToscaBlu’yu Türkiye’ye getirip eski patronu Cem Boyner’e rakip oldu. Kendi işini yapmanın daha keyifli olduğunu söyleyen Sinan Emül, 4 ayda 2 mağaza açtı. Emül, eski patronundan öğrendiği en önemli tecrübenin çok satmak değil, müşteri kazanmak olduğunu söylüyor.

Ayçe Tarcan Aksakal
aaksakal@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz