'Salgın ekonomide kalıcı iz bırakacak'

Prof. Kenneth Rogoff ile pandeminin dünya ekonomisi üzerindeki etkilerini ve son krizden olası çıkış yollarını konuştuk...

20.12.2020 22:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
'Salgın ekonomide kalıcı iz bırakacak'

IMF eski Başekonomisti , 2008 krizini 800 yıllık ekonomi tarihindeki krizlerle karşılaştırdığı “Bu Defa Farklı” (This Time Is Different) adlı kitabında, 2008 krizinin hiç de sıra dışı olmadığı vurgusunu yapmış ve bunu da kitabın başlığında ironik biçimde dile getirmişti. Rogoff, pandeminin neden olduğu son küresel krizin ise bu kez gerçekten farklı olduğunu düşünüyor. “Küresel hasıladaki çöküşün hızı ve derinliği daha önce eşi benzeri görülmemiş türden” diyen Rogoff, pandeminin zengin, fakir tüm ekonomilerde kalıcı hasar bırakacağını anlatıyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda son 10 yılın kazanımlarının kaybedileceğini, borç ve enflasyon krizi salgınının baş gösterebileceğini söylüyor.

Aslı Sözbilir

asozbilir@capital.com.tr

Kasım 2020 sayısından 

1918 - 1920 arasındaki İspanyol Gribi (Spanish Flu) dünya genelinde en az 50 milyon insanın ölümüne neden olmuştu. Ölenlerin pek çoğu gribin 2. dalgasında hayatını yitirmişti. Ve sonra virüs herhangi bir aşı olmaksızın kendiliğinden yok oldu. Aslında COVID-19 kriziyle mücadelede hem uzmanları hem de hükümetleri korkutan en kötü olasılık, tarihin kendini tekrarlaması. Yani korona virüse karşı aşı geliştirilemeden virüsün yepyeni bir formda 2. dalga halinde tüm ekonomileri vurması… Ünlü ekonomist Kenneth Rogoff da aynı görüşte. Halen Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Kenneth Rogoff, krizlere aşina bir isim. Tüm dünyayı sarsan 2001 krizi ve sonrasında (2001-2003) IMF Başekonomisti olan Kenneth Rogoff aynı zamanda 2008 krizini inceleyen ve dünyada büyük ses getiren 2009 tarihli “Bu Defa Farklı: Finansal Çılgınlığın Sekiz Yüzyılı” (This Time Is Different: Eight Centuries of Financial Folly) isimli kitabın da eş yazarı. Rogoff, Carmen Reinhart ile 800 yıllık ekonomi tarihindeki krizleri incelediği çalışmada para birimi çöküşleri, bankacılık panikleri ve kredilerin temerrüdü detaylarının değişiklik göstermesine karşın krizlerin genel yörüngesinin on yıldan on yıla, yüzyıldan yüzyıla çok az değişkenlik gösterdiğini anlatıyordu. Rogoff, bu kez her şey normal giderse bile global ekonominin resesyondan çıkışının yıllar alabileceğini, ancak aşı bulunmadan gelecek yeni bir salgın dalgasının tüm hesapları altüst edeceğini düşünüyor. Ona göre bu bilinmezliğin yarattığı belirsizlik de son krizi tarihteki diğer ekonomik krizlerden tümüyle farklılaştırıyor. Krizin gelişmiş ekonomilerde yatırım, istihdam ve talep tarafında kalıcı durgunluk yaratacağını, gelişmekte olan piyasalarda ise borç ve enflasyon krizine neden olabileceğini söyleyen Rogoff, Türkiye konusunda ise temkinli karamsar: “Türkiye’nin şu ana kadar klasik bir tam gelişmiş borç krizi yaşamamış olması etkileyici ama durum kırılgan olmaya devam ediyor.”

Prof. Kenneth Rogoff ile pandeminin dünya ekonomisi üzerindeki etkilerini ve son krizden olası çıkış yollarını konuştuk: 

2001 ve 2008 krizlerini de yakından takip etmiş bir ekonomistsiniz. Sonuçları açısından öncekilerle karşılaştırdığınızda COVID-19’un neden olduğu global ekonomik kriz hakkında ne söylersiniz? 

 Pandeminin neden olduğu resesyon kesinlikle 1930’ların Büyük Buhran’ından (Great Depression) beri meydana gelen en kötü küresel ekonomik kriz olma yolunda. Küresel hasıladaki çöküşün hızı ve derinliği daha önce eşi benzeri görülmemiş türden. Bununla birlikte büyüme ve istihdam çoğu gözlemcinin martta öngördüğü gibi daha çabuk toparlanma yoluna girdi. Yine de virüsün 2’nce ve 3’üncü dalgasıyla ve ilk jenerasyon aşıların ne kadar etkili olacağıyla ilgili devasa bir belirsizlik mevcut. Şu ana dek rekor seviyedeki parasal ve mali canlandırma teşvikleri tampon vazifesi görerek krizin darbesini bir nebze yumuşattı. Ancak bu durum, virüs kontrol altına alınmadıkça sonsuza kadar devam edemez. 

Gelişmiş kapitalist ülkelerin salgından en fazla darbe alanlar olduğu düşünüldüğünde sizce COVID-19 piyasa ekonomisinin hangi açıklarını ifşa etmiş olabilir? Pandemi sonrası nasıl bir kapitalizme şahit olacağız? 

 Sorunuzun önermesiyle aynı fikirde olduğumdan pek emin değilim. Sadece, çok zengin gelişmiş ülkelerin hızlıca çökme riski olmadan ekonomilerinin büyük bir bölümüne kepenk vurma kapasitesi olduğu söylenebilir. Ve yine aynı devletlerin borç alabilme ve kayda değer felaket yardımı sağlayabilme kapasitesinden söz edilebilir. Daha da fazlası bu ekonomiler aşı ve anti-viral tedavileri ilk geliştirebilenler olacak. Aslında pek çoğumuz gelişmekte olan dünyayı çok büyük bir insani krizin beklediğinden endişeleniyor. Ve bu insani kriz geçtiğimiz on yılların yoksulluğu azaltma konusundaki kazanımlarını da tersine çevirme potansiyeline sahip. Asya’nın (Avusturalya, Yeni Zelanda ve Singapur dahil olmak üzere) pandemiye verdiği yanıt genel olarak ABD ve Avrupa’nınkinden çok daha iyiydi. Fakat bunu da muhtemelen H1N1 virüsü konusunda tecrübeli olmaları kadar ekonomik sistemlerindeki farklılıklarına borçlular. 

Hükümetlerin son krize karşı aldıkları ekonomik tedbirleri incelediğinizde hangilerinin pandeminin yarattığı ekonomik hasarla daha iyi baş ettiğini düşünüyorsunuz? 

 Ekonomi araştırmacıları bunu ortaya çıkarmak için çabalıyor ancak iyi politikayı iyi şanstan ayırmak kolay değildir. Pandemiden ilk etapta darbe alan ülkeler ve şehirler (örneğin İtalya ve New York) çok yıkıcı, katastrofik deneyimler yaşadı. Adına “süperbulaştırıcı” (super-spreader) denen bu olaylar daha kötü salgınların oluşmasında büyük rol oynadı ve bunun gibi talihsizlikler diğer birçok iyi politikanın etkisini sıfırlayabilir. Vatandaşların devlete güveninin çok ve kurallara uymaya niyeti olduğu ülkeler virüsü, ABD gibi bireyselliğin kutlandığı ama aynı bireyselliğin insanları maske takmaya ikna etmenin zorlaştırdığı ülkelere göre daha başarılı bir şekilde kontrol altına alabildi. ABD’nin virüse karşı politikası utanç vericiydi, Başkan Trump bir yandan yanıltıcı ve tutarsız bilgiler verirken diğer yandan da ulusal bir politika üretmekte çekingen davrandı. Yine de ilk jenerasyon aşıların ve anti-viral ilaçların da ABD menşeli olması çok olası. Ekonomik destek tarafındaysa ABD ve AB’nin politikaları göründükleri kadar farklı değil. Avrupa’daki çoğu ülke şirketlere çalışanlarına maaş ödeyebilmesi için yardım etti. ABD cömert işsizlik yardımları yaptı. Ekonomi iyileştikçe birçok Amerikalı şirket işten uzaklaştırdığı çalışanlarını geri işe almaya başladı. Öte yandan pandeminin yarattığı değişim yüzünden birçok Avrupalı şirket pandemi sonrasındaki dönemde yaşayamayacak ve çalışanları da işlerini kaybedecek. Sonuç olarak ABD’nin yaptıkları pandemi sonrası ekonominin tekrar çalışmaya başlamasına daha uygun bir ortam hazırlıyor olabilir. 

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri karşılaştırdığınızda dünyanın değişik bölgeleri pandeminin yol açtığı resesyondan nasıl etkilenecek? Sizce dünya ekonomisi girmek üzere olduğumuz ekonomik buhranın yaralarını ne kadar zamanda saracak?

 Salgının başlarında gelişmekte olan ülkelerde bir borç ödeyememe dalgası görme ihtimalimiz çok yüksekti. Neticede bu ülkelerin ekonomileri ve sağlık sistemleri zengin ülkelerle aynı baskının altında ama bütçe açıklarını finanse etme güçleri çok daha az. Ve birçok gelişmekte olan piyasa, pandemi öncesinde de yabancılardan genelde dolar bazında aldıkları borçlar yüzünden sarsıntıda gibiydi. IMF, 100 ülkenin kendisine acil yardım ve kredi için başvurduğunu açıkladı. Şu ana kadar “baraj hala çökmedi” ve çok yüksek faizlerle de olsa çoğu ülke hala borçlanabiliyor. Sıfır faiz ve ABD Merkez Bankası’nın piyasayı dolar likiditesiyle sakinleştirme çabaları gelişmekte olan ülkelerdeki şirketlere de yaradı ve borçlarının çoğunu tekrar finanse edebildiler. Ancak neticede hala çok fazla sermaye çıkışı var ve kredi derecelendirme kuruluşları gelişmekte olan ülkelerin notlarını devamlı düşürüyor. Özellikle IMF’nin oluşmakta olan bu krizle baş etme gücü olmadığı da düşünülürse bu durum çok endişe verici. l Sizce Trump’ın COVID-19’a verdiği tepki 3 Kasım’daki ABD seçimlerini nasıl etkileyecek? Demokrat Parti adayı Joe Biden seçilirse ne olur? n 2016’daki tahminlerin ne kadar başarısız olduğunu hatırlayınca bile Trump’ın şansı çok düşük ve giderek de azalıyor. Asıl soru Demokratlar Senato’yu da kazanacak mı, öyle olursa siyasette muhtemelen yıllarca sürecek büyük bir güç elde edecekler. Dünyanın çoğunun normale dönüşten mutlu olacağını zannediyorum. 

Geçen yıl ekonomistlerin çoğu en büyük global risklerin Çin’deki sert ekonomik yavaşlama ve ticaret savaşları olduğunu söylüyordu. Korona virüs Çin ve dünya ekonomilerini nasıl etkileyecek? Ticaret savaşlarının daha da sertleşeceğini düşünüyor musunuz?

 Demokratlar Trump’tan ne kadar nefret ediyor olursa olsun Çin’le olan ticaret politikaları belki de Trump’la aynı fikirde oldukları tek konu ve Biden kazanırsa bu konuda bir U dönüşü yapmasını beklemeyin. İlk olarak Demokratlar iktidara sendikaların gücünü tekrar yapılandırmaktan bahsederek geliyor. Ama eğer ABD’li şirketler Çin’den yapılan ithalatın baskısı altında kalmaya devam ederse bunu yapmak çok zor olur. Ve Çin güçlendikçe ve kendine güveni arttıkça daha fazla diplomatik anlaşmazlık olması olası... Çin’in iç pazarı düşünüldüğünde ise çok etkileyici şekilde toparlandılar. Çin’in standartlarına göre 2020 büyümesi çok mütevazı olacak olsa da (yüzde 2) Çin 2021’de güçlü bir şekilde büyüme yoluna girdi. Ama Çin büyümek için hala ihracat yapmak zorunda ve eğer ABD ve Avrupa ikinci virüs dalgasıyla uğraşmak zorunda kalırsa bu çok zor olur. Orta vadede Çin tek çocuk politikaları yüzünden (şimdi iki çocuk) ciddi demografik sorunlarla karşı karşıya kalacak. Gücün merkezde toplanması ve özel sektörün zayıflaması da Çin’in sağlıklı büyümeyi sürdürmesi karşısındaki engeller. 

Sizce pandemi iş piyasasını nasıl etkileyecek? Kaybedilen işler yeniden kazanılacak mı yoksa otomasyon ve robotlar insanları tamamen ikame mi edecek? 

 Şu anda bu konuda bir fikrimiz yok. Pandemi konusuna gelince müşterilerle yüz yüze yapılan işlerin (restoranlardan otellere, turizme kadar) sayısında keskin bir düşüş görmemiz çok olası. Pandemi geleneksel perakendenin de düşüşünü hızlandırdı, yerine e-ticaret geçiyor. Pandeminin 40 yıldır devam eden mega şehirlerin büyüme trendini de durdurması olası. Küçük ve orta büyüklükteki şehirler bu durumdan kazançlı çıkacak. Bu ikisi arasındaki geçiş çok büyük bir yeniden yapılanma gerektirecek ve çoğu yerde de acılı olacak ama yine de uzun vadede bu bir iyileşme olabilir. İşçilerin yerine robotların geçmesine gelince bir süredir trend bu şekilde ve yapay zekayla beraber hızlandı. Ama bu trendlerin bir sebebi de 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki teknolojik gelişmenin iş yaratıyor olmasının aksine son yıllarda teknolojik gelişmelerin iş gücü verimliliği yaratıyor olması. Siyasetçilerin bu durumu tersine çevirme yolları bulması olasılıklar dâhilinde. 

İyimser senaryoda 2020’nin 2. yarısında V şeklinde bir toparlanma (recovery) olacağı beklentisi vardı. Ama OECD; “toparlanmanın yarıda kalacağını, 2021 sonu itibarıyla kazanç kaybının savaş zamanları dışında son 100 yılda olan krizlerin hepsinden fazla olacağını ve bireyler, şirketler ve devletler üzerindeki etkilerin uzun süreli ve derin olacağını” söyledi. Deneyimli bir ekonomist olarak sizin toparlanma senaryonuz nedir?

 IMF ve Merkez Bankası tahminlerine göre daha kötümser olan OECD tahminleri bana mantıklı geliyor. Ama her şey ciddi bir ikinci virüs dalgası olup olmayacağına bağlı… Kuzey yarımküre soğuk aylara yaklaştıkça insanlar zamanlarının çoğunu içeride geçirmek zorunda kalacak. Virüsle ilgili bilgimiz de soğuk havanın virüsün daha hızlı bulaşması anlamına geldiğini gösteriyor. Aşılar yayılımı durdurmak için gereken zamanda gelmeyecek. Ancak bulaşma hızının daha iyi testler, maske kullanımı ve bulaşma takibi sayesinde kısıtlı kaldığını öngören senaryolar da var.


“BELİRSİZLİK SALGINI” NASIL AŞILACAK?

İYİ SENARYO 
Pandeminin gidişatından bağımsız olarak dünyanın şu ana dek virüsle olan mücadelesi büyümeyi, işsizliği ve siyaseti uzun süre etkileyecek. İyimser senaryo bioteknoloji şirketlerinin, hükümetlerin olağanüstü mevzuat ve finansal destekleriyle 2020 sonuna dek COVID-19 aşısının seri üretimine başlamasını öngörüyor. Buna göre şanslı zengin ülke vatandaşları 2021 sonuna dek aşıya erişebilecek. Bundan birkaç yıl sonra da gelişmekte olan ekonomiler dahil olmak üzere dünya nüfusunun çoğu bu şansa nail olacak.
KADEMELİ İYİLEŞME Bu, inandırıcı bir senaryo ama garanti değil… Korona virüs öngörülenden daha inatçı çıkabilir ve ilk jenerasyon aşılar sadece kısa bir dönem etkili olabilir. Ya da aşıların tahmin edilenden çok daha kötü yan etkileri olabilir. Ancak yine de bu durumda bile gelişmiş test protokolleri, daha etkin anti-viral tedavilerin geliştirilmesi, halkın ve politikacıların davranış protokollerine daha iyi uymasıyla kademeli bir ekonomik normalleşmeye şahit olabiliriz.
KÖTÜ SENARYO Daha kötümser senaryoda ise bu kriz bitmeden diğer krizler (ABD-Çin ticaret savaşının sertleşmesi, bir siber savaş, iklim bağlantılı bir doğal felaket ya da çok büyük bir deprem) meydana gelebilir. Daha da fazlası zaten iyimser senaryoda bile 2019 sonu gelir seviyelerine hızlı bir dönüş beklenmiyor. Pandemi sonrası gerçek bir toparlanma, ki eğer olursa, baştaki kişi başına gelir seviyesine dönmek derin bir resesyonun ardından ancak yıllar sonra gerçekleşebilir.



2021’DE TÜRK EKONOMİSİNİN EN BÜYÜK SORUNU NE OLACAK?

DURUM KIRILGAN
“Türkiye olağanüstü zorluklarla karşı karşıya. Şu ana kadar klasik bir tam gelişmiş borç krizi yaşamamış olması etkileyici ama durum kırılgan olmaya devam ediyor.
ZARAR SINIRLI Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili tartışmalar yabancı yatırımcılar için endişe verici ama şu an için sermaye kontrolleriyle zarar sınırlandırılmış görünüyor.
GÜÇLÜ BÜYÜME ZOR Gene de bu kadar baskı altında olan bir finansal sistemle güçlü büyüme oranları yakalayabilmek çok zor olacak.”



“BORÇ VE ENFLASYON KRİZİ SALGINI YAŞANABİLİR”

YOKSULLARIN YARASI 
Pandemi gelişmiş ekonomilerdeki büyük eşitsizlik probleminin altını çizmesine rağmen, yoksul ülkeler daha fazla yara aldı. Gelişmekte olan piyasaların çoğu COVID-19 ile önümüzdeki yıllarda da mücadele edeceğe ve geçmiş 10 yıldaki gelişmelerin kaybıyla yüzleşeceğe benziyor. Ayrıca çok az hükümet ABD, Avrupa ve Japonya’nın yapabildiği ölçüde acil mali destek sağlayabilme kapasitesine sahip.
TASARRUFA YÖNELİM Az gelirli ülkelerde uzayan resesyon büyük ihtimalle bir borç ve enflasyon krizi salgınına neden olacak. Yine de COVID-19 krizi gelişmiş ekonomilerde de derin ve kalıcı izler bırakabilir. Şirketler krizin belirginleştirdiği siyasi volatilitenin yanında yeni bir salgın endişesiyle yatırım ve istihdamda ürkek davranabilir. Ayrıca gelişmiş ekonomilerde başlarda tüketici harcamalarında bir sıçrama olsa da uzun vadede tüketiciler muhtemelen daha fazla tasarrufa yönelecek.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz