Sandberg'den acıyı yenme rehberi

“Sevdiğin birini kaybetmenin herhangi bir iyi yanı yok ve olamaz da ama trajedinin kişisel, yaygın ve devamlı olmaması sağlanabilir.”

27 EYLÜL, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Sandberg'den acıyı yenme rehberi

Yukarıdaki satırlar dünyanın en güçlü kadınlarından biri olarak gösterilen Sheryl Sandberg’in Wharton Üniversitesi psikoloji profesörlerinden Adam Grant ile yazdığı “Option B: Facing Adversity, Building Resilience, and Finding Joy” (B Planı: Zorluklarla Yüzleşmek, Dayanıklılığı İnşa Etmek ve Mutluluğu Bulmak) kitabından. Facebook COO’su Sandberg, 1 Mayıs 2015’te kocası Dave Goldberg’i (47) Meksika tatilleri sırasında talihsiz bir kazada kaybetti. Online anket şirketi Survey Monkey’ın CEO’su David Goldberg eşi gibi Silikon Vadisi’nin önemli simalarından biriydi. Teknoloji dünyasını şoke eden bu ani ölümün anlamı elbette Sanderg için çok daha farklıydı. Sandberg hem aşkını ve iki çocuğunun babasını hem de zirve yolundaki mentorlarından birini kaybetmişti. Ancak, ne hayat ne de Facebook bu kadar derin bir yaranın kapanmasını bekleyemezdi. Sandberg, 10 gün sonra işinin başındaydı ama işine konsantre olmakta çok zorlanıyordu. O da bu acıyı iyileştirmek için yazmaya karar verdi. Bir günlükle başlayan yazılar Adam Grant’in rehberliğinde “hayata dönüş” reçetesine dönüştü. Aşağıda özetini okuyacağınız kitap aslında sırtında çok önemli sorumluluklar taşıyan insanlar için bir nevi kişisel felaketlerle baş etme, ayakta kalma rehberi. İşte kitaptan satırbaşları… 

NEDEN BU KİTABI YAZDIM? 

Kocam Dave Sandberg’i 2015 yılında beraber çıktığımız bir Meksika tatilinde kaybettim. Ben plajda uyuklarken o da spor yapmaya gitmişti. Uyandıktan birkaç saat sonra Dave’i göremeyince spor salonuna baktım ve onu yerde kanlar içinde yatarken buldum. Dave birkaç saat sonra hastanede hayatını kaybetti ve benim hayatım da sonsuza kadar değişti. Elimde olsa bu yeni hayatı seçmezdim, bu hayata hiçbir hazırlığım yoktu ve babalarını yeni kaybetmiş 6 ve 8 yaşında iki çocukla baş başa kalmıştım. Üzüntüm ve yıkımımla başa çıkamıyordum. Yardım almak için Wharton’da psikoloji profesörü olan Adam Grant’i aradım. Adam Dave’le tanışıyordu ve cenazeye de katılmıştı. Sesimdeki üzüntüyü hisseden Adam bir uçağa atladı ve yanıma geldi, amacı bana içimdeki üzüntünün sonsuz olmadığına ikna etmekti. Bu kitap Adam ve benim acıya ve kayba dayanıklılık hakkında öğrendiğimiz bilgileri paylaşmak için yazıldı. 

TEKRAR NEFES ALMAK

Psikolog Martin Seligman, uzun çalışmalarının sonunda insanların iyileşmelerini engelleyen 3 etken olduğu sonucuna vardı; 

1. Kişiselleştirme (olan bitenin kendi suçu olduğuna inanmak) 

2. Yaygınlık (başımıza gelen kötü olayın hayatımızın her yönünü etkileyeceğine inanmak) 

3. Devamlılık (kötü olayın şokunun sonsuza kadar devam edeceğini düşünmek). 

Kişiselleştirme: Dave’in cenazesinden hemen sonra olan biten için kendimi suçlamaya başladım. Otopsi sonucunda bir kalp krizi geçirdiğini öğrendiğimde bu hissim daha da yoğunlaştı. Onu daha sağlıklı bir hayat sürmeye zorlayabilir veya var olan belirtileri fark edebilirdim. Bu suçluluk hissiyle etrafımdaki herkesten gerekli gereksiz özür dilemeye başladım. En sonunda Adam, benim “Özür dilerim”, “Kusura bakmayın” veya “Pardon” gibi kelimeler kullanmamı yasaklamak zorunda kaldı. Sadece özür dilemeyi bırakarak olan felaketi kişiselleştirmeyi bıraktım ve iyileşme sürecim başladı. 

Yaygınlık: İşe geri dönüp acımın yaygınlaşarak hayatımın her yanını ele geçirmesini engelledim. Dave öldükten 10 gün sonra ben işe, çocuklar da okullarına döndüler. İşteki ilk günler benim için çok zordu. 7 yıldır Facebook’ta operasyondan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalışmama rağmen tüm düşünebildiğim “Bu insanlar neden bahsediyor ve bu neden önemli ki” gibi şeylerdi. Üçüncü günümde bir toplantı da uyuyakaldığım bile oldu. Çok zor oldu ama zaman içinde Dave’in ölümünden başka şeylere de konsantre olmayı öğrendim. Facebook gibi anlayışlı bir şirkette çalıştığım için elbette çok şanslıydım, çalışma arkadaşlarım da bana çok anlayışlı davrandı. 

Devamlılık: Dave’i kaybettikten sonra çocuklarımın babasız büyüyecekleri ve özel günlerinde yalnız kalacakları fikrini aklımdan çıkaramıyordum. İnsan o an hissettiği üzüntünün ve yasın sonsuza kadar devam edeceğine inanıyor. Ancak, beyinde de vücutta olduğu gibi bir bağışıklık sistemi var. Başımıza kötü bir olay geldiğinde o olaydaki pozitif noktaları bularak kendimizi korumaya çalışıyoruz. Benim “her zaman” ve “hiçbir zaman” sözlerini kullanmayı tamamen bırakmam gerekti. Böylece üzüntü duymaya zaman zaman mola verebileceğimi anladım. Adam, bana “Ya Dave yanında çocuklar varken bir araba kazası yapsaydı” diye sordu ve başıma çok daha kötü şeylerin de gelebileceğini anlattı. Elimdekilere şükretmem gerektiğini öğretti. Bu üç olguyla başa çıkabilmeye başladıktan sonra Dave olmaksızın da yaşayabilmeye başladım. Eğer siz de zor bir zamandan geçiyorsanız bu şekilde daha dayanıklı olmayı başarabilirsiniz. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.