Acun Ilıcalı: Sınırım gökyüzü

“Dünyanın en şanslı adamıyım” diyen Acun Ilıcalı’yla bu yeni girişimini ve gelecek planlarını konuştuk...

7.02.2021 21:40:000
Paylaş Tweet Paylaş
Acun Ilıcalı: Sınırım gökyüzü

"Say hi to Turkey" dediği Televole ve Acun Firarda yılları çok geride kaldı. O önce “en çok izlenen” büyük şovların yapımcısı sonra da TV8’i satın alarak medya patronu oldu. Acun Ilıcalı , 1 Ocak itibarıyla varını, yoğunu yatırdığı dijital medya platformu Exxen ile karşımızda. Güçlü yerli ve yabancı rakipleri karşısında “bu kez şansının yaver gitmeyeceği” yorumlarına, “Bugünkü noktaya ‘yapamaz, edemezleri’ dinleyerek geldim” diye karşılık veriyor. Daha ilk ayda Türkiye’de en çok abonesi olan platform olmayı hedeflediklerini söyleyen Ilıcalı, eş zamanlı ABD pazarına girdiklerini belirtiyor ve “İyi senaryoda dünyanın en büyüklerinden biri oluruz” diye konuşuyor.

Aslı Sözbilir

Ocak 2021 tarihli sayıdan

Yeni dijital platform Exxen’i konuşmak üzere Acun Medya’dan içeri girdiğimizde bizi büyük bir kaos ve o kaosun içinde şort ve terlikleriyle bir odadan diğerine koşan Acun Ilıcalı karşıladı. Survivor’ın yapılacağı Dominik Cumhuriyeti’nden sabaha karşı dönmüş ve şiş gözlerle 8 saatlik bir toplantıdan çıkıp 2021 seçmelerine müdahil oluyordu. Röportaj sırasında “Biraz kaotik bir günde gelmişiz” dediğimde, gülümseyerek “Bu benim hayat tarzım” diye karşılık verdi ve ekledi: “Bir şeyleri çok önceden yapan bir tip değilim, tez canlıyım. Dijital bir platform kurmaya karar verdiğimde henüz yaz aylarıydı, düşünün.” Gerçekten de dijital medya platformu Exxen’i temmuzda kurmaya karar veren Ilıcalı, 6 ay gibi kısa bir sürede bu işi hayata geçirdi. Onu bu konuda tetikleyen, yeniliklere olan merakı kadar pandemi sürecinde ev içi eğlenceye ve dijital platformlara artan talep olmuş. “Geç kalmadınız mı” sorumuza “Tam zamanı çünkü halkımız dijital konusunda adeta hızlandırılmış bir kurs gördü. Şimdi müşterim hazır” diye yanıt veriyor. Rekabet konusunda içi rahat, “Netflix rakibim değil, bizimki yüzde 90 lokal prodüksiyon” diyor. Acun Ilıcalı dijitalde özgün bir model denediklerini söylüyor. Reklamlı ve reklamsız iki versiyonlu abonelik modeliyle hayata geçen platformun başarısı konusunda ise oldukça iddialı… Dünya devi Netflix’in Türkiye’de 2 milyon civarında olan abone sayısını ilk ayda aşmayı hedefliyor. Ilıcalı’nın Exxen ile bir diğer büyük hedefi ise Türkiye ile eşzamanlı dünyaya açılmak. Girişim ocakta bir “Türk dizisi dijital platformu” olarak ABD’de izleyicilerle buluşacak. Başarılı olması halinde ise ABD’yi Türk yapımlarına meraklı diğer ülkeler takip edecek. “Dünyanın en şanslı adamıyım” diyen Acun Ilıcalı’yla bu yeni girişimini ve gelecek planlarını konuştuk: 

Kısaca Acun Medya’yı anlatabilir misiniz? 

Acun Medya aslında çok küçük prodüksiyonlarla işe başlayan, büyük prodüksiyonlarla yola devam eden, daha sonra da bir kanalın neredeyse prime time’ının yüzde 70’ine kadar üreten bir yapı. En sonunda da dünyaya açılmış bir şirket. Şu anda 6 değişik ülkede yayındayız. Sahibi benim, başka ortağım yok. 

Bu yapı içinde niye bir dijital platform kurmaya karar verdiniz? 

Çünkü yeniliği seviyorum ve iş hayatına başladığım günden beri her kısa dönem sonrası bir yenilikle devam ettim. “Niye platform kuruyorum” sorusuna aslında “Niye televizyon kanalı aldım” ondan evvel de “Niye prodüksiyon şirketi kurdum” diye bakılabilir. Biliyorsunuz ben aslında muhabirdim. Tüm bu girişimler, muhabirlikten sonra hep yeni bir şey deneyeyim güdüsüne engel olamamamdan kaynaklanıyor diyelim. 

Korona sürecinde ev içi eğlencenin çok artması sizi bu anlamda tetikledi mi?

İş fikri olarak kesinlikle tetikledi. Sebebi de şu: Dijital platform için bir kere müşterinin hazır olması lazım. Çünkü bizim yapacağımız dijital platform ağırsıklet bir proje olacak. Onun da karşılığını alabilmemiz gerekecekti. Şimdiye kadar Türkiye’nin bu tür dijital konularda gelişmekte olduğunu ama daha henüz belli bir noktaya gelmediğini düşünüyordum. Şimdi açıkçası o güveni hissediyorum. 

Exxen’i de tek başınıza mı kurdunuz? 

Finansal destekçimiz var. Onun dışında tamamen bizim ekip yapıyor. 

Finansal destekçiyi açıklayabilir misiniz? 

Açıklamıyoruz. Sessiz ortağımız var diyelim. Sadece bize inanıp ortak olmuş bir ekip var. 

Exxen için ilk yıl bütçeniz nedir? 

Sadece program bütçemiz şu anda 900 milyon TL. Çok ciddi oranda bu rakamın üzerine de çıkacağımızı düşünüyorum. 

Projeleriniz başarılı olduğu için müşterinizi hep çok iyi tanıdığınız yorumu yapılıyor. Bu kez Exxen’de hedef kitleniz kim? 

Müşterimiz gençler ve genç kalanlar… Ağırlıklı gençler diyelim. Ama orta yaş grubunun da çok zevk alacağı bir platform olacak. Niye? Çünkü komedi ağırlıklı olacak. Ama gençler için özel içerik ve gençlik dizileri üretiyoruz. Onun dışında tabii yine onların seveceği bazı YouTube yıldızları da Exxen’de olacak. 

İçeriği belirlemeden önce hedef kitlenize yönelik bir ön araştırma yaptırdınız mı? 

İçeriği duygularla oluşturuyorum açıkçası... Halkın nabzını şimdiye dek iyi ölçtüğümü düşünüyorum. l Netflix gibi dev dijital platformlarda içerikler izleyici beğenisi algoritmalarına bakarak üretiliyor. Buna yönelik bir çalışmanız oldu mu? n Teknik bir analiz yapmadık, manueliz. Bizimki tamamen Türk insanının seveceği işler. 

Hedef kitlenize ulaşmada pazarlama stratejiniz ne olacak? 

O konuda dünyanın en şanslı adamıyım. Bir adam düşünün zaten söylediği her şey haber oluyor. O yüzden ben projelerden bahsettiğim zaman haber olma avantajı var. İkincisi kendi sosyal medyam var. Burada çok ciddi sayıda takipçim var. Onu geçtim televizyon kanalım var. O yüzden dünya üzerinde kendi ülkesinde en yüksek pazarlama gücüne sahip insan olduğumu düşünüyorum. 

Peki, ayrıca profesyonel bir pazarlama stratejisi kurdunuz mu? 

Bahsettiklerimin üzerine onu da kurduk. Çünkü pazarlamada belli dinamikler var. Mesela çok ciddi outdoor reklam çalışması yapacağız. İnsanlara ürünleri mümkün olduğu kadar tanıtmamız lazım. Ürünleri tanıtacağımız videolar artı outdoor çalışmalarımız olacak. Bütün İstanbul ocak başından itibaren etrafına baktığında bunları görüyor olacak.

1 Ocak itibarıyla yayındasınız. İzleyici olarak nasıl bir platform göreceğiz? 

Bir kere komedi ağırlıklı olacak. Türk televizyonlarında bugün neredeyse komedi programı yok. Bunun olmamasının sebebi televizyon prime time sürelerinde 140 -150 dakikalara ulaşılmak zorunda kalınması. Bu da komedi ürünlerinin büyük televizyon kanallarında artık yer bulmasını engelledi. Çok değerli komedyenler şu anda televizyonda yer alamıyor. Yani şuna geliyorum; gülmek istiyoruz, eğlenmek istiyoruz ama ana kanallarda buna şartlardan dolayı yer bulamıyoruz. İşte bizim platformumuz gülmek ve eğlenmek isteyenlerin adresi olacak. 

Finansal modeliniz ne olacak? 

Abonelik ve reklam beraber. İki versiyonumuz olacak. Biri reklamlı olan, biri de reklamsız. 

Ücretlendirmeleri nasıl olacak? 

İkisinin de ücreti bana göre mantıklı olacak. Aylık 9,90 TL reklamlı, 19,90 TL reklamsız. 

Abonelik sisteminde tüm platformlar piyasaya girerken reklam modelinde olduğu gibi parayı önceden almadığı için mutlaka bir müddet zarar ediyor. Siz ne kadar süre zarar edeceğinizi düşünüyorsunuz? 

Biz abone sayısına göre kendi içeriğimizi dönüştürebileceğiz. O yüzden zarar edeceğimizi çok düşünmüyorum. Yani abone sayısının şiddeti içeriğin yükünü belirleyecek. Orada bir mantık çerçevesinde davranacağız. İnşallah abonemiz çok olursa içeriği de yukarı taşımak istiyoruz. 

Siz bu projede kâra geçmek için kendinize ne kadar zaman tanıdınız? 

Hiçbir iş modelimde ne zaman kâra geçeriz diye bir şey düşünmedim. Ancak çok ciddi bir aboneye ulaşacağımızı  düşünüyorum.

İlk yıl için abone hedefiniz nedir? 

Onu söylemeyeyim uğuru kaçar ama iyi bir hedefim var. 

En azından bir ipucu verin… 

1 numara olmak diyelim o zaman. En çok abonesi olan platform olmak. 

 Şu anda lider olan Netflix’in Türkiye’deki abone sayısı 2 milyon civarında. Onun üzerine çıkmak diye anlıyorum. Doğru mu? 

 Evet. İlk yıl değil bu arada, ilk ay hedefim bu yönde. Ama bu arada şöyle de düşünelim Netflix’i rakip olarak da görmüyorum. 

Peki kendinizi rekabette nerede konumlandırıyorsunuz? 

Netflix çok kaliteli ve güzel bir platform. Ancak bizimki başka bir şey. Şöyle anlatayım; Amerikan prodüksiyonları ağırlıklı ve yüzde 10’u lokal prodüksiyon olan bir Netflix var. Dünyanın çok önemli dizileri ve programları burada. Bunu kenara koyalım. Bizimki yüzde 90 lokal prodüksiyon olan ve içinde 20-30-40 dakikalık programların olduğu, günde 6-7 tane yeni içeriğin gireceği bir platform olacak. Gündelik bir işleyişe sahip olacak. 

Exxen’i tasarlarken dünyadan model aldığınız bir girişim oldu mu? 

Dünyadan bir model almadık. Biz aslında eğlence dolu bir televizyon kanalını dijitalde, dijitalin kurallarına uygun olarak yayınlamak istiyoruz. Aslında bizimki dijital platform ama dijitalde büyük bir televizyon kanalı da diyebiliriz. 

Bu durumda insanlar zaten bedavaya TV8 seyrediyorken neden Exxen’e para versin?

TV8 gelirini reklamdan elde ediyor, TV8’in dünyası başka… Dijitalde bir şeyin reklamdan gelirini elde edip de hayata geçmesi mümkün değil. Buradaki avantaj, istediğini istediğin zaman seyrediyorsun. Bu kurduğun sistemin reklamla dönme şansı yok. O zaman da insanlar para vermek zorunda. Talep edilecek para ise bana sorarsan bugün Türkiye’de herkesin verebileceği aylık bir ücret olacak. Şimdiye dek ürettiğimiz her şey seyirciyle buluştu. Bir laf vardır bizim dünyada; “content is the king” (içerik kraldır) diye. Eğer içeriğin güçlüyse insanlar nasıl ulaşıyor zaten görürsün. 

 Exxen’de büyüme stratejiniz ne olacak? 

Bunu tamamen seyircimiz belirleyecek. Seyircimizin göstereceği ilgiyi biz tekrar içeriğe çevireceğiz. Ben kâr etmeyi falan düşünmüyorum. Ben ne kadar yoğun ilgi alırsak, onunla yeni hayallerimizi hayat geçirip, seyircimizi de mutlu etmeyi düşünüyorum. Hayatım boyunca mala mülke bir şey yatırmış değilim. Bütün her şeyimi zaten işe yatıran biriyim. Burada da seyirci ilgi gösterirse ben o ilgiyi içeriğe yatıracağım ve aklın almayacağı şeyleri yapmaya başlayacağım. 

İçerik ekleme sıklığınız ne olacak? 

Günde 6-7, haftada 50 taze içerik koyacağız. Mesela 1 gün içinde bir dizi, bir belgesel, bir psikoloji, bir gezi, bir moda programımız olacak. 

Bahsettiğiniz yenileme sıklığına bütçeniz yeterli olacak mı? 

Bu yüzden her şeyimizi buna yatırdık diyoruz ya... Fonlarız, sorun olmaz diye düşünüyorum. Kendi üretimimiz olması büyük avantaj. İçerik yüzde 40 bizim, yüzde 60 dış kaynak gibi düşünün. Yüzde 40’ını bizim üretiyor olmamız elimizi rahatlatıyor. 

Rakipleriniz pandemi sürecinde büyüdü. Geç kaldığınızı düşünüyor musunuz? 

Tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Çünkü halkımız dijital konusunda adeta hızlandırılmış bir kurs gördü. Bu yüzden de dijital içeriğe ulaşabilme alanının büyüdüğünü düşünüyorum. 

Netflix ve Amazon gibi dev bütçeli rakiplerle, bu kadar maliyetli bir işte mücadele edemeyeceğiniz yönünde yorumlar var. Siz ne diyorsunuz? 

Ben TV8’i aldığım zaman da böyle yazılar yazıldı, “Bu sefer yapamaz, Acun’un başarısız olması için 8 sebep” gibi. Çünkü bir muhabirin kalkıp da bir kanalı alıp başarılı yapabilmesi çok aklın alacağı bir şey değildi. Hayatım boyunca zaten bugünkü noktaya kadar “yapamaz, edemezleri” dinleyerek geldim. O yüzden çok ayrı bir ses gibi gelmiyor bana. Biz iddialıyız, elimizden geleni yapacağız. Tabii ki takdir halkımızın ama halkımız bana hiçbir zaman hayal kırıklığı yaşattırmadı.

Exxen için ne zaman “oldu bu iş” diyeceksiniz? 

1’inci olduğum zaman. Bence başarılı olacağız zaten ama ondan sonrası “sky is the limit” (sınırımız gökyüzü). Ama ne hayal ediyorsun diyorsanız, başka ülkelerde yayına gireceğim. 

Öncelikle hangi ülkelerde ve ne zaman piyasaya gireceksiniz? 

Amerika’da, hemen ocakta Türkiye ile eş zamanlı gireceğiz. l 10 yıl sonra Acun Medya için iyi ve kötü senaryolarınız ne olur? n Kötü senaryo, yine şu andaki gibi dış ülkelerde prodüksiyon yapan, orta şiddette bir platformu olan, Türkiye’de de halkın sevdiği işler yapan bir medya grubu oluruz. İyi senaryoda ise dünyanın en büyüklerinden biri oluruz. 

Uzun vadede geleneksel televizyonculuğu bırakıp, dijitalde mi büyüyeceksiniz? 

Yok öyle bir şey. Ben bir kere kesinlikle televizyonun öldüğünü falan düşünmüyorum. Bu akşam itibarıyla 100 kişiden 53’ü televizyon seyrediyor. 53’lerde gezen bir total seyirci varken televizyonun acayip kan kaybettiğini söyleyemeyiz. Bizim halkımızda toplu seyretme güdüsü var. “Ailecek bir şey seyredelim” deniyor. Bu güdüye de en çok bizim yapımlar hitap ediyor. 

Şirketinizde aynı anda bir sürü işin yapıldığını gördüm. Çevik bir iş yapınız mı var? 

Çevik üstü. Bizden daha hızlısını dünyada bulamazsın. Mesela yarın yapılacak programı bugün halen çekiyor olabiliriz. Bu kaos adrenalini yüksek tutuyor. Bir de bu benim hayat tarzım. Bir şeyleri çok önceden yapan bir tip değilim, tez canlıyım. Platform kurmaya karar vereli yaz aylarıydı, düşünün. Temmuzda karar verdik, 1 Ocak’ta yayındayız.


"ÖNCE ABD SONRA DÜNYA"

TÜRK DİZİ PLATFORMU
Türk dramalarının Amerika haklarını aldık, ABD pazarına onlarla gireceğiz. Exxen, orada aynı isimde ama farklı içerikte olacak. Haftada 7 Türk dizisinin olduğu, esas olarak bir “Türk dizisi dijital platformu” olarak ABD’de yer alacak. Onun dışında yarışmalar gibi Amerika’ya özel lokal içerik üreteceğim.
 
AYDA 5 DOLAR Girdiği her ülkede 1 numara olan Exathlon’unumuz var. Onu ABD’deki Exxen’de yayınlamayı düşünüyoruz. Aylık ücret 5 dolar olacak. ABD’de 70 milyon Hispanik, 1 milyon Türk, 500 bin Yunanlı, 10 milyon Arap var. O kesimin ilgi göstereceğini düşünüyoruz.
 
NEDEN ÖNCE ABD? Orada dünyada Türk dizilerinin karşılığını göreceğimiz Hispanik nüfusun olduğu ve aynı zamanda da dijital dünyaya çok alışık olan bir grup var. Kısaca hem Hispanikler, hem satın alıyorlar hem de Türk dizilerini seviyorlar.

ŞİLİ, ARJANTİN, İTALYA Başarı gelirse bütün dünyaya açılacağım. Öncelikle Türk dizilerinin revaçta olduğu bölgelerden başlayacağız. Mesela Şili, Arjantin, İspanya, İtalya… Bu bölgeler şu anda Türk dizilerinin rağbet gördüğü yerler. Performansımıza bağlı olarak ileride yurt dışı ofislerimiz olabilir.



UZUN VADELİ HEDEFLE YOLDAN ÇIKMANIN ANLAMI YOK

ADIM ADIM
Hayatım boyunca hiç uzun vadeli hedefler koymadım. Hep bir adımı gerçekleştirdikten sonra diğerine geçtim. Şöyle düşünün, ben bir muhabirdim. Hedef koysam kendime ne koyabilirim? En fazla müdür olmayı koyardım o zaman. İlker Yasin o dönemde müdürümüzdü, “İlker Abi gibi ben de müdür olur muyum” deyip onu hayal ediyordum. GÖZÜN SINIRI İnsan ileriyi göremiyor. Bir yerden sonra hepimizin gözünün bir sınırı var. Genç yaşlarda ya da orta yaşlarda fark etmez. Başarıyla giderken en fazla 1 adım sonrasını net görebiliyorsun bence… O yüzden daha ileri hedefler koyup da yoldan çıkmanın anlamı yok.



SESSİZ ORTAKLARA AÇIĞIM

BİLİYORUM DİYENLE ZOR 
Ortaklıklara açığım ama benim bünyem “biliyorum” diyen ortağı kabul etmez. Sessiz ortaklarla çalışmak benim için çok önemli. Zaten TV8’de Ferit Abi (Ferit Şahenk) yüzde 30 ortak, o yüzden ben ortaklarla çalışmayı seviyorum.
 TEK TOPLANTI YAPMADIK Ferit Abi’yle 5 yıldır ortağız, henüz TV8 ile ilgili tek bir toplantı yapmadık. Sessizliğin boyutunu iyi anlamanız için bunu söylüyorum. Bana inandı, güvendi. Ben de birkaç gün içinde Türk televizyon tarihinin rekor rakamlarıyla onun karşısına çıkacağım ve diyeceğim ki abi sen bize inandın biz de bunun karşılığını veriyoruz. Onun gururunu yaşıyorum.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz