OECD Başekonomisti, Capital'e konuştu: Toparlanma 2022'de başlar

OECD Başekonomisti Laurence Boone ile dünya ekonomisindeki gelişmeleri konuştuk...

3.03.2021 11:08:000
Paylaş Tweet Paylaş
OECD Başekonomisti, Capital'e konuştu: Toparlanma 2022'de başlar

Aslı Sözbilir

OECD Başekonomisti LAURENCE BOONE, önümüzdeki 2 yılda yavaş bir global ekonomik iyileşme olacağını öngörüyor. Toparlanmanın 2022’de hızlanacağını söyleyen Boone’un tüm bu senaryolar için bir ön şartı var: “Aşıların hızlı ve yaygın uygulanması.” Aksi senaryoda aşılanma yaygın uygulanamazsa ve yeni mutasyonlarla salgın yaygınlaşırsa büyüme daha zayıf olabilir. Hatta Boone’a göre bu, “kısıtlamaların daha uzun süre uygulanması ve dolayısıyla işten çıkarılma, şirket batışları ve riskin finansal piyasalarda tekrar fiyatlanması olasılıklarının artması” anlamına geliyor.

Bugün dünya bir yandan salgının ikinci dalgası ve mutasyonlarıyla boğuşurken bir yandan da aşıların getirdiği umudu yaşıyor. Ancak aşının dağıtımındaki sorunlar ve adaletsizlikler dünya ekonomisinin toparlanmasının önünde büyük bir engel olarak duruyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “10 ülke, dünyadaki aşıların yüzde 75’ini alırken 130 ülkeye bir doz aşı bile gitmedi” derken Dünya Bankası Başkanı David Malpass, aşının yaygın dağıtımının “2021 yılının ikinci yarısına, hatta 2022 yılına sarkabileceğini” söylüyor. Tablo böyleyken bugün ekonomistlerin tüm olumlu senaryoları aşının adil ve yaygın dağıtımı üzerine kurulu. OECD Başekonomisti Laurence Boone da bunlardan biri… Boone, “Aşılamanın başlaması kalıcı bir toparlanma olasılığını, aşıların sadece gelişmiş ülkelerde değil tüm ülkelerde tamamen uygulanmasına yönelik adımlar atılması şartıyla güçlendirdi. Ancak bunun başarılması zaman alacak” diyor. Boone, aşıların daha fazla ve daha hızlı uygulanmasına bağlı olarak önümüzdeki 2 yıl boyunca ‘yavaş ama eşit olmayan’ bir global ekonomik iyileşme yaşayacağımızı söylüyor. “En olası senaryo, global büyümenin 2021’in ikinci yarısının sonlarına doğru yavaş yavaş hız kazanması” diyen Boone, gerçek toparlanmanın ise 2022 sonunda başlayabileceğini işaret ediyor. OECD Başekonomisti Laurence Boone ile dünya ekonomisindeki gelişmeleri konuştuk: 

 Pandeminin başlangıcından itibaren dünya ekonomisinin performansı nasıldı? 

 Global ekonomi 2020’nin ilk yarısında, daha önce görülmemiş büyüklükte ani bir şok yaşadı. Yılın ikinci çeyreğinde küresel GSMH 2019’un aynı döneminden yüzde 10 daha aşağıdaydı. Bu düşüş, global finansal krizi sırasındaki en tepeden en aşağıya düşüşün büyüklüğünün aşağı yukarı 4 katı kadar. Sonrasındaki toparlanma, kabaca beklenenden daha güçlü oldu ama küresel üretim daha salgın öncesi seviyelere tamamen ulaşmadı. 

 Aşı süreci devam ederken bir çok ülkede pandeminin ikinci dalgası yaşanıyor. Bu tabloda global ekonominin görünümü nasıl? 

 Yavaş ama eşit olmayan bir global ekonomik iyileşme geliyor; önümüzdeki 2 yıl boyunca devam edecek. Ancak bu, aşı uygulamalarının ne derece tüketici güvenini ve harcamasını destekleyeceğine; yeni korona virüs salgınlarının ne ölçüde kontrol altında tutulabileceğine bağlı… Ayrıca talebin mali ve parasal politikalarca desteklenmesi de iyileşmenin gerçekleşmesi için kritik önemde. 

 Sizin toparlanma senaryonuz ne? Global GSMH ne zaman pandemi öncesine döner? 

 İlk dalgadan sonra kısıtlamalar kaldırılınca global ekonomik faaliyetler hızla arttı. Daha sonra yeni salgınların etkisi, daha bulaşıcı mutasyonların ortaya çıkması ve daha sert, ancak gerekli salgın önlemlerinin uygulanması yüzünden özellikle birçok Avrupa ekonomisinde iyileşmenin hızı düştü. 

En olası senaryo, global büyümenin 2021’in ikinci yarısının sonlarına doğru yavaş yavaş hız kazanması. O sırada küresel ekonomik aktivite pandemi öncesi seviyenin üzerine çıkmış olacak, ama elbette aradaki süreçte ekonomik büyüme olmamasının maliyeti mevcut olacak. Aşıların yavaş yavaş uygulanmaya başlanması, kalıcı bir toparlanma olasılığını, aşıların sadece gelişmiş ülkelerde değil tüm ülkelerde tamamen uygulanmasına yönelik adımlar atılması şartıyla güçlendirdi. Ancak bunun başarılması zaman alacak. Birkaç ay daha virüsle yaşamak zorlayıcı olacak. Ülkelerdeki spesifik koşullara göre sert önlemlerin bir süre daha uygulanması gerekebilir. Bundan sonraki salgınlar sınırlı olsa ya da kontrol altına alınabilse bile muhtemelen daha fazla sayıda işten çıkarma olacak. Ayrıca sosyal hayatın ve uluslararası turizmin üzerindeki kısıtların devam etmesiyle bu sektörlerde şirket batışları görülebilir. Bu da pandeminin uzun vadeli maliyetlerini sınırlandırabilmek için çalışanların, hanelerin ve şirketlerin gelirlerinin, iyi düşünülmüş politikalarla desteklenmesinin sürmesi gerektiği anlamına geliyor. 

Eğer toparlanmayı bir hedef olarak düşünürsek buradan ne kadar uzaktayız?

 Tam bir toparlanma için üretimin ve gelirlerin pandemi öncesi olması beklenen yere geri gelmesi gerek. Şu anda hiçbir ekonomi bu hedefin yakınında değil, Çin gibi pandemi öncesi seviyelere ulaşanlar da dâhil… 2022 sonu itibariyle birkaç ülke bu arayı kapatabilir, ancak çoğu ekonomi üzerinde pandemi kaynaklı uzun vadeli gelir kayıpları olacak gibi görünüyor. Küresel düzeyde reel gelirlerin, 2022 sonu itibariyle pandemi olmasaydı ulaşacakları seviyeden 6 trilyon dolar daha az (yüzde 4) olacağını tahmin ediyoruz. 

 Toparlanmaya hangi bölge ya da ülke liderlik yapacak? 

 Pandemi sonrası toparlanma en hızlı; virüsü etkili testlerle kontrol altına alabilmeleri, takip ve izolasyon yetenekleri, kısıtlamalara tam olarak uymaları sayesinde birçok Asya-Pasifik ülkesinde gerçekleşti. Ayrıca bu bölgedeki ülkelerin çoğunun Çin’e güçlü değer zinciri bağları var. Bu sayede iç talepleri, Çin’in önemli büyüklükteki destek politikalarından faydalandı; ihracatları da artan küresel tıbbi ve BT ekipman talepleri sayesinde arttı. Üretimdeki iyileşme göreceli olarak mali politikaların önemli ve devam eden desteği sayesinde ABD’de iyi durumda, ancak orada önemli bir iş kaybı oldu. Üretimdeki iyileşme Avrupa’da daha yavaş, çünkü virüsü kontrol etmek için daha sıkı tedbirler uygulanıyor. Ancak orada da iş koruma programları sayesinde iş gücü piyasası daha az etkileniyor. Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin görünümleri farklı. Hindistan ve Brezilya gibi bazı büyük ekonomiler, salgının başında özellikle keskin düşüşler yaşadıktan sonra 2020’nin ikinci yarısında hızlı bir toparlanma yaşadı. Bu ülkelerin geleceği, destek politikalarının ne kadar uzun süre uygulanabileceğine ve özellikle de bu ülkelerin mali sorunları, borç stokları göz önüne alındığında finansal piyasalardaki destekleyici koşulların devam edip etmeyeceğine bağlı… Turizm ve otelcilik gibi pandemiden çok etkilenen sektörlere bağımlı olan daha dar gelirli ülkelerin süregelen seyahat kısıtlamaları yüzünden daha zayıf toparlanmalar yaşaması olası. Virüsü baskılamak için daha iyi bir global koordinasyon ve aşıların tüm dünyada gereken zamanda dağıtımı sağlanırsa, yatırım ve ticaret özgürce sürerse tüm gelişmekte olan ülkelerin toparlanma şansı artar. 

Krizin iş gücü piyasası üzerinde ne gibi etkileri oldu?

 Ciddi negatif etkileri oldu, çalışılan toplam sürede ciddi düşüşler gerçekleşti. İşsizlik arttı, çalışan sayısı azaldı ve umudunu kaybeden birçok işçi işini terk etti. Sonuçlar çok daha kötü de olabilirdi, çünkü geçen yıl salgının ilk dalgası yaşanırken birçok OECD ülkesinde işçilerin üçte biri çeşitli koruma programlarına dâhildi. Sosyal mesafe kurallarından ve bunlara bağlı değişen tüketici davranışlarından en çok etkilenen perakende, eğlence ve konaklama gibi sektörlerde emek yoğun kullanılıyor. Bu sektörler, bazı ülkelerde istihdamın yüzde 20’sini üretiyor. Bu sektörlerdeki iş kaybı özellikle dar gelirli çalışanları, gençleri ve kadınları etkiliyor. Kriz öncesinde de var olan dijitalleşme ve yüksek gelir eşitsizliği gibi sorunları büyütüyor. Devam eden iş kayıpları gelişmekte olan ülkelerdeki milyonlarca formel sistem dışı çalışan için yoksulluk ve yoksunluk riskini artırıyor. Böyle gelişmeler pandeminin “genel hoşnutsuzluk” hissini önlemede hükümetler için zorluk yaratıyor. 

İş gücü piyasası ne zaman toparlanmaya başlayacak? Kayıplar geri gelecek mi?

 Var olan işlerin sayısı yavaş yavaş artacak, ancak işlerin neler olacağı eskiye göre çok farklı olabilir. Kısa vadedeki belirsizlik yüzünden birçok şirket baştaki talebi yeni işe alımlarla değil hâlihazırdaki çalışanların saatlerini artırarak karşılamayı tercih edebilir, özellikle de çalışanları için çeşitli iş koruma destekleri alıyorlarsa… Var olan fırsatlar işlerini kaybetmiş işçilerin birçoğu için uygun olmayabilir. Tüm bu faktörler, üretimin pandemi öncesi beklentilerin altında kalmasıyla beraber, iş gücü ve gelirlerdeki toparlanmanın zayıf kalabileceği ve işsizlik oranlarının önümüzdeki iki yıl boyunca pandemi öncesinin üzerinde olacağı anlamına geliyor. Bu nedenle salgının tepe noktasında devletlerce işlerin ve gelirlerin korunması amacıyla uygulanan politikaların esnek ve çevik olması, giderek daha fazla iş değil işçiye odaklanması gerekiyor. Bu politikalar eğitimi, iş aramayı, işe yerleşmeyi destekleyen yapısal kararlarla beraber uygulanarak işini kaybetmiş işçilerin yeni ve kalıcı işler bulmasına destek olmalı.

Hükümetlerin COVID-19 krizinde toparlanmayı hızlandırmak için geçmiş krizlerden çıkarması gereken dersler neler? 

 Küresel finansal kriz sonrası yaşananlardan alınan önemli derslerden biri, mali destekleri çok erken sonlandırmamaktı. Bu hem ABD’de hem de özellikle Avrupa’da toparlanmayı yavaşlattı. Avrupa’da kriz sonrası trende uygun üretim, 2012 ve 2013’te terse döndü ve tutarlı bir toparlanma ancak 2014 sonrası başladı. İkinci ders ise krizin etkilerinin bazı gruplar, özellikle de en savunmasız gruplar için çok eşitsiz olduğuydu; vasıfsız, dar gelirli ve genç işçiler çok sert etkilendi. Kriz öncesi durumlarına tam 2020 başında ulaşmışlardı ki pandemi başladı. Üçüncü ders ise en çok etkilenen kesimlerin muhtemelen daha önceki bir kriz esnasında bireylerin toparlanması amacıyla verilen desteklerden en az nasiplenenler olmaları. Vasıfsız işçilerin bir yandan işsiz olma ihtimalleri daha yüksek diğer yandan da yeni bir iş bulmak için almaları gereken eğitimlere ulaşma olasılıkları düşük. Yüksek eğitimli ve az eğitimli işçilerin, eğitimlere katılım oranı arasındaki fark İtalya ve Almanya gibi ülkelerde yüzde 50. Bu üç ders toplu olarak hükümetlerin güçlü mali destekler vermeye devam etmesi gerektiğini, ancak bu desteklerin salgından daha çok etkilenen kesimlere, özellikle de en savunmasız olanlara verilmesi gerektiğini gösteriyor. 

 Bu salgın, Çin’in global güç dengesindeki pozisyonunu değiştirecek mi? 

 AB ve ABD, hala salgının akut evresi içinde. Enfeksiyonların artması ve daha bulaşıcı virüs mutasyonlarıyla uğraşıyorlar. Bir yandan da ABD ve Avrupa’da rekor hızda geliştirilen aşılar, klinik denemelerde virüse karşı etkili oldu ve aşılama hız kazanıyor. Eğer beklenildiği gibi geniş kapsamlı aşılama hastaneye yatışları ve ölümleri azaltırsa AB ve ABD art arda kısıtlamaları sonlandırabilir ve ekonomileri hızla toparlanabilir. Eğer virüsü kontrol altına almanın düşünüldüğünden daha zor olduğu anlaşılır ve ağır kısıtlamalar uzun süre yürürlükte kalırsa bu hem ABD’deki hem AB’deki toparlanmayı engelleyecektir. Bu da Çin’in dünya ekonomisindeki payının COVID-19 öncesinde beklenenden daha hızlı yükselmesi anlamına gelebilir. Ancak böyle bir senaryonun, ticari ortakların talebinin zayıflaması yüzünden Çin için de diğer ekonomiler gibi kötü olacağının altını çizmek istiyorum. 

 ABD Başkanı Biden, Çin’le ticaret savaşı konusundaki retoriğini yumuşattı, ancak salgın yüzünden kırılmış olan tedarik zincirleri yeni bir gerçeklik yaratabilir. Eğer bu olursa küresel ekonomi ve özellikle de gelişmekte olan ekonomiler üzerinde ne gibi etkileri olacak? 

 Küresel değer zincirlerindeki arz gecikmeleri kısa sürüyor ve ülkelerin üretimi artırma kapasitesi çok etkileyici. Bu, muhtemelen üretimi millileştirme baskılarını azaltacaktır. Bununla beraber eğer dünyadaki yatırım ve ticaret akışının büyümesinde daha büyük bir azalma olur ve küresel değer zincirleri küçülürse bu, dünyanın büyümesini özellikle de gelişmekte olan ekonomileri kötü etkiler. Son yıllarda gelişmekte olan ülkeler için gelişmenin önemli bir yolu dünya ticaretine daha fazla dâhil olmak oldu. Bu da küresel değer zincirlerinin gelişmesi ve üretimin ülkeler arasında paylaşılarak, ürünün sadece bir kısmını üretmenin ihracat için yeterli hale gelmesiyle gerçekleşti.


“ŞEFFAFLIK PAHASINA HIZLI TOPARLANDINIZ”

DESTEK YÜKSEK
İki COVID-19 dalgası, Türkiye ekonomisini de sert etkiledi. Hükümet politikalarının sosyal ve ekonomik etkileri, kabaca diğer ülkelerdekilere benzer ama bazı önemli farklar da var. Hanelere ve şirketlere verilen desteklerde yarı-mali kanalların (kamu bankası kredileri ve hükümetçe desteklenen özel krediler şeklinde) direkt mali desteklere göre oranı, istisnai derecede yüksek. Hatta bu verinin açıklandığı ülkeler arasında en yüksek olanı… Bu durum, salgının kamu maliyesi üzerindeki kısa vade maliyetini düşürmede yararlı oldu. Ancak bu, verilen desteğin içeriğinin şeffaflığı, en muhtaç hane ve iş yerlerinin desteklenmesi ve bu desteğin makroekonomik etkisinin ayarlanabilmesi pahasına oldu.
BASKI KURDU” Diğer yandan iç talebe verilen bu istisnai destek fiyatlar, ticaret dengesi, ülkenin risk primi ve kur üzerinde baskı kurdu. Son üç ayda para ve kredi politikalarının sert bir şekilde sıkılaştırılmasını tetikledi. Bunu biz de destekliyoruz. Bu
esnada dinamik Türk iş dünyası COVID-19 şokuna rağmen canlı bir şekilde faaliyet göstermeye devam etti. Geniş turizm faaliyetleri keskin bir şekilde küçüldü, ancak faaliyetlerini iyice çeşitlendirmiş olan sanayi şirketleri değişen şartlara dinamik şekilde tepki verdiler ve dar uluslararası pazarlarda pay kazandılar. Endüstriyel üretimin, yatırım ve istihdamın toparlanması hızlı oldu.



TÜRKİYE KRİZİ NASIL AŞABİLİR?

ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKALAR 
Para ve kredi politikalarını sıkı ve fiyat ve finansal istikrar hedefiyle uyumlu ve öngörülebilir tutarak, politika karmasının (para politikasıyla maliye politikasının birleşimi) yeniden dengelenmesi hedefine sıkı bir şekilde sarılmasını Türkiye’ye tavsiye ediyorum. Bunu yaparken elindeki mali imkânları, desteğe en çok ihtiyacı olan hanelere ve temel olarak iyi durumda ancak kısa dönemde sıkıntıdaki şirketlere şeffaf, iyi hedeflenmiş ve geçici destekler vermek için kullanmasını tavsiye ediyorum.
“DESTEK DİREKT OLMALI” Destekleri sübvanse edilmiş krediler şeklinde değil direkt bütçe transferleri şeklinde vermek borçlu hane ve şirketlere çok daha fazla destek olacak. Bu ayrıca mali şeffaflığa, finansal ve bankacılık istikrarına destek olacak. Ocak’ta yayınlanan Türkiye Ekonomik İncelememiz, böyle sıkı bir politika karması yeniden dengelenmesinin, Merkez Bankası bağımsızlığını destekleyen kurumsal politikalar, yarı-mali faaliyetlerden dolayı oluşan hükümet yükümlülüklerinin şeffaflaştırılması, devlet ve özel bankalar ve onların borçluları arasında eşit rekabet şartlarının sağlanmasıyla desteklenmesi gerektiğini savunuyor.
GÜVENİLİR ADIMLAR Türkiye’nin makroekonomik ve makro finansal kurumlarının güçlendirilmesi için atılacak güvenilir adımlar, yerli ve uluslararası yatırımcıların algılarının iyileşmesi, risk priminin düşmesi ve uzun vadeli sermaye akımları gibi kazanımlar sağlayarak COVID-19 sonrası toparlanmaya destek verecektir.



RİSKLER NELER?

HIZLANAN BÜYÜME
Aralık 2020’de yayınladığımız son OECD Ekonomik Görünüm raporunda, global GSMH’nin 2020’de yüzde 4’lük bir düşüşü takiben 2021-2022 döneminde yılda ortalama yüzde 4 büyüyeceğini öngördük. Mart ayında muhtemelen biraz daha hızlı büyüme olacağını gösteren yenilenmiş tahminlerimizi yayınlayacağız. 2020’nin son aylarındaki kısıtlamaların ekonomik etkileri beklediğimizden daha sınırlı oldu ve yeni açıklanan devlet harcama programları, özellikle de ABD’deki, küresel talebe ek bir destek verecektir.
AŞILAMA KRİTİK Küresel ekonomi için ana risk, aşıların virüsün yayılmasını azaltacak kadar hızlı uygulanamaması. Aşıların uygulanmasının hızlanması ve aşılanması gereken nüfusun daha büyük bir kısmının aşılanmayı kabul etmesi toparlanmayı hızlandıracaktır, özellikle de 2022’de… Diğer taraftan eğer salgınlar yaygınlaşırsa veya yeni mutasyonlar ortaya çıkarsa ya da aşılamanın yaygın uygulanması düşünülenden daha zor olursa büyüme daha zayıf olabilir. Bu, kısıtlamaların daha uzun süre uygulanması ve dolayısıyla işten çıkarılma, şirket batışları ve riskin finansal piyasalarda tekrar fiyatlanması olasılıklarının artması anlamına geliyor.



GLOBAL EKONOMİ NE ZAMAN TOPARLANIR?
 

1 Yavaş ama eşit olmayan bir global ekonomik iyileşme geliyor; önümüzdeki 2 yıl boyunca devam edecek.
2 Global büyüme 2021’in ikinci yarısının sonlarına doğru yavaş yavaş hız kazanacak.
3 O sırada küresel ekonomik aktivite pandemi öncesi seviyenin üzerine çıkmış olacak.
4 Küresel düzeyde reel gelirlerin, 2022 sonu itibariyle pandemi olmasaydı ulaşacakları seviyeden 6 trilyon dolar daha az (yüzde 4) olacağını tahmin ediyoruz.
5 Aşıların uygulanmasının hızlanması toparlanmayı hızlandıracaktır, özellikle de 2022’de…
6 2022 sonu itibariyle birkaç ülke gelirlerini pandemi öncesi olması beklenen yere getirebilir, ancak çoğu ekonomide pandemi kaynaklı uzun vadeli gelir kayıpları olacak.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz