"Türkiye'nin rolü iyice sağlamlaştı"

P&G Avrupa Başkanı Loic Tassel, hızlı tüketimin geleceğine dair sorularımızı yanıtladı...

25 ARALIK, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
"Türkiye'nin rolü iyice sağlamlaştı"

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Hızlı tüketim ürünleri devi P&G, tam 31 yıldır Türkiye’de. Bu süreçte pek çok ilki Türk tüketicisiyle buluşturdu. Pek çok inovasyona liderlik etti. Markalarıyla da tüketicinin gönlünde ve evinde önemli bir yer kazandı. Türkiye, bugün hala P&G Avrupa için en önemli büyüme pazarlarından biri. P&G Avrupa Başkanı Loic Tassel, “P&G Türkiye, yerel tüketimin neredeyse yüzde 60’ını karşılayan ve kapasitesinin yüzde 20’sini ihraç eden önemli üretim kapasitesine sahip bir ülke. Yetenekli, enerjik organizasyonu ve şimdi de bir Ar-Ge Merkezi ile bölgedeki rolünü daha da sağlamlaştırıyor” diyor. Tüketicilerin artık ürünlerin sadece üstün performanslı olmasıyla yetinmediğine dikkat çeken Tassel, hızlı tüketim ürünleri sektörünün de dijital dönüşümden geçeceğini ifade ediyor. Ar-Ge çalışmalarına her yıl 1,9 milyar dolardan fazla kaynak ayırdıklarına dikkat çeken Tassel, “İş modelimizin merkezinde inovasyon yer alıyor. Biz de üstün inovasyonlarla liderlik edebileceğimizi bildiğimiz kategorilerde rekabet etmeyi seçiyoruz. Her yıl 20 bin araştırmada 5 milyondan fazla insanı dinliyor, böylece onları her aşamada ve her yaşta anlıyoruz” diyor. Sektöründe dijitalleşmeye liderlik eden P&G, ilk bluetooth özellikli akıllı diş fırçasıyla önemli bir başarıya da imza attı. P&G Avrupa Başkanı Loic Tassel, hızlı tüketimin geleceğine dair sorularımızı şöyle yanıtladı: 

 Küresel hızlı tüketim ürünleri sektörünü nasıl görüyorsunuz? Tüketici trendleri ve P&G’nin bu trendlere yanıt verme biçimi hakkında neler söyleyebilirsiniz? 

 Dünya her zamankinden daha hızlı değişiyor. P&G’nin Avrupa faaliyetlerinin ve organizasyonunun liderliğini yürütmek açısından heyecan verici bir dönemdeyiz. Alışılmış iş modelleri yıkılıyor, tüketiciler yeni şeyler talep ediyor ve teknoloji hızla ilerliyor. Bugüne kadar alışılmamış iş modelleri ortaya çıkıyor ve hemen her sektörün bir noktada bir dönüşüm geçireceği görülüyor. Tüketim ürünleri sektörü de bunun dışında kalmayacak. Teknoloji, tüketicilerin markalarımızla etkileşim kurma biçimlerinde devrim yarattı. Sadece satın alırken değil aynı zamanda dijital reklamlar aracılığıyla ürün ve fiyatları karşılaştırdıklarında da bu durum söz konusu oluyor. Ürünlerimizin satın alınma kararının yüzde 60’ından fazlası dijital bir cihaz, cep telefonu veya diğer teknolojilerden etkileniyor. Artırılmış gerçeklik gibi teknolojiler artık geleceğe ait değil. Örneğin yapay zeka ile desteklenen ‘Olay Cilt Danışmanı’nı lanse ettik. Bu, kullanıcıların bir özçekim yaparak ciltlerinin görünümünü değerlendirmelerini, doğru ürünü seçmelerini sağlayan bir cilt analizi web sitesi. Aynı zamanda teknolojinin olağanüstü fırsatlar sunduğunu kanıtlıyor. 

 Hızlı tüketim ürünlerine yönelik tüketici tercihlerini şekillendiren 5 büyük kriter sizce neler ve neden?

 Günümüzün tüketicileri satın almak istedikleri markalar hakkında son derece bilgi sahibi. Tüketiciler sadece bir butona tıklayarak markaların ardındaki üreticiler, markaları satın aldıkları perakendeciler, bu şirketlerin nitelikleri ve ürünlerin özellikleri hakkında bilmeleri gereken her şeyi bulabiliyorlar. Tüketicilerin değerler ve etik, içerikler hakkında şeffaflık, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik, anlamlı inovasyon gibi konulardaki beklentileri de her zamankinden daha yüksek. Tüketicilere kulak vererek, gelecek inovasyonlarımızı destekleyip pazara ulaştıran iç görüler geliştirerek bu trendlerin hepsine çok yakın duruyoruz. Lider markaların tümünün tüketicilere hizmet etmek, değer yaratmak ve iyilik yapmak gibi daha yüksek amaçları vardır. P&G olarak bizim misyonumuz da milyarlarca insanın hayatını olumlu etkileyebilecek ürün ve hizmetleri yaratmak ve onlara ulaştırmak. Bu tamamıyla farklı bir mücadele ama biz bunu seviyoruz, çünkü tüketici odaklı bir şirket olmaktan gurur duyuyoruz. 

P&G’nin gelecek 5 veya 10 yıl için küresel ve Avrupa genelindeki sürdürülebilirlik taahhütleri ve hedefleri neler?

P&G olarak bu alanda liderlik etme sorumluluğunu üstleniyoruz ve çıtayı yükseltmeye devam etmek istiyoruz. Bu amaçla, 2010 yılında, “2020 İçin Çevresel Sürdürülebilirlik” hedeflerimizi belirledik. Bu hedeflerin pek çoğunu şimdiden başardık ve hedeflerimize uygun olarak ilerliyoruz, tabii diğerlerini gerçekleştirmek için de planlarımız hazır. Avrupa’da 2010’dan bu yana tedarik zincirimizdeki atıkları yüzde 85, sera gazı emisyonlarını yüzde 33 ve enerji tüketimini yaklaşık yüzde 30 azalttık. Şimdi fabrikalarımızın yüzde 94’ü çöpe sıfır atık gönderiyor, P&G Gebze fabrikamız da buna dahil. H&S ve Fairy Beach plastik şişelerinin ambalajının tamamıyla bertaraf edilmesini sağladık. Avrupa’daki çamaşır yumuşatıcı markamız Lenor, ambalaj tasarımlarıyla, dünyada bir yenilik olan ‘Emici Hijyenik Ürün’ geri dönüşüm teknolojisi örnekleriyle yeni sürdürülebilir teknolojilere öncülük etti. Bunlar gurur duyduğumuz pozitif ilerlemeler ama önümüzde daha yapacağımız çok iş var. Hedef 2030 lansmanıyla birlikte cesur taahhütlerle geleceğe bakıyoruz. Bunlar: Ambalajlarımızın yüzde 100’ünün tekrar kullanılabilir veya geri dönüştürülebilir olması, sera gazı emisyonlarımızı yarıya gösindirmek, fabrikalarımızın yüzde 100’ünün enerjisini karşılayacak kadar yenilenebilir elektrik satın almak ve hiçbir P&G ambalajının denizlere gitmemesini sağlayacak çözümler bulmak. Anlamlı ilerleme kaydedebilmek ve sorumlu tüketimi bir üst seviyeye taşıyabilmek için ortaklıklar ve iş birliği gerekiyor. Bu vizyonu gerçeğe dönüştürmeye kararlıyız. Bu, Avrupa’daki faaliyetlerimiz açısından kritik önem taşıyor. P&G’nin bu yaşamsal alanda liderlik etmesi, iyiliğin ve büyümenin itici gücü olması için sorumluluğumuz var. 

 P&G, toplam cirosunun ne kadarını Ar-Ge çalışmalarına tahsis ediyor? 

 Teknolojiler geliştirebilmemizi ve patentler alabilmemizi sağlamak amacıyla Ar-Ge çalışmalarına her yıl 1,9 milyar dolardan fazla kaynak ayırıyoruz. Tüketicilerimizin ihtiyaçlarına yanıt vermek ve yaşamlarını iyileştirmek amacıyla dünya çapında tüm kategorilerde 40 bin aktif patentimiz bulunuyor. 

 P&G’nin son yıllardaki Ar-Ge çalışmalarının en önemli sonuçları neler oldu? Bu çalışmalardan hangi P&G ürünleri doğdu? 

 İş modelimizin merkezinde inovasyon yer alıyor. Biz de üstün inovasyonlarla liderlik edebileceğimizi bildiğimiz kategorilerde rekabet etmeyi seçiyoruz. İnovasyonlarımız, insanları ve ihtiyaçlarını anlama bilimiyle başlıyor. Her yıl 20 bin araştırmada 5 milyondan fazla insanı dinliyor, böylece onları her aşamada ve her yaşta anlıyoruz. Bu araştırmalar, dile getirilmeyen ihtiyaçları ortaya çıkarıyor ve Ar-Ge merkezlerimizde tüm markalarımız genelinde yeni ve daha iyi ürünler halini alıyor. Türkiye’deki tüketicilere de sunulan Oral-B Genius, yakın tarihli bir ürün örneği olarak gösterilebilir. İlk bluetooth özellikli diş fırçası olan Oral-B Genius, kullanıcılara fırçalama konusunda detaylı geri bildirim vermek için dijital teknolojiden ve poziyon belirleme işlevinden yararlanıyor. Akıllı bir ürün için yapılan testler, ürünün bir davranışı gerçekten değiştirip değiştirmediğini belirler. Oral B Genius bunu açıkça başarıyor. Diş fırçalama süresini ve sıklığını, ayrıca kalitesini artırarak daha iyi ağız bakımı sağlıyor. 

 Türkiye, P&G için neden önemli? 

 Türkiye, P&G Avrupa için en önemli büyüme pazarlardan biri. Bu ülkede 31 yıllık geçmişe sahibiz. Faaliyetlerimizi, markalarımızı ve çalışanlarımızı Türkiye’de kadın ve erkeklere daha iyi hizmet sunabilmeleri için sürdürülebilir bir şekilde geliştirmek amacıyla 31 yıldır yatırım yapmaya devam ediyoruz. P&G Türkiye, yerel tüketimin neredeyse yüzde 60’ını karşılayan ve kapasitesinin yüzde 20’sini ihraç eden önemli üretim kapasitesi, yetenekli ve enerjik organizasyonu ve şimdi de bir Ar-Ge Merkezi ile bölgedeki rolünü daha da sağlamlaştırıyor. 

P&G, hızlı tüketim ürünleri sektörünün gelecek ürünleri için ne gibi çalışmalar yürütüyor? Gelecekte bu sektörde ne gibi ürünler göreceğiz?

 Procter&Gamble, ilgili ve geçerli inovasyonlarla onlarca yıldır büyüyen ve dönüşüm geçiren köklü markalarla dolu zengin bir geçmişe sahip. Tide ve Ariel gibi ikonik markalarıyla kumaş temizliği ve bakımı P&G’nin en büyük segmentini oluşturuyor. 1940’lı yıllarda sentetik deterjan gibi cesur bir konseptle başladığından beri Tide/Ariel performans açısından çıtayı yükselterek kategoride tutarlı biçimde dönüşüm yarattı. Özünde daima en iyi temizliği sunmak yer alıyordu. Ama rakiplerin önünde kalmak için kumaşlardaki, yaşam tarzlarındaki ve çamaşır makinelerindeki evrime ve değişen tüketici ihtiyaçlarına da adapte olmamız gerekiyordu. Günümüzde tüketiciler, üstün performanstan çok daha fazlasını bekliyorlar. Markaların bir duruşunun olmasını, ses çıkarmasını ve bir sorunu çözmekten fazlasını yapmasını istiyorlar. Uzun vadede dengeli büyümeyi başarmak, tüketim ve sorumluluk konusunda yeni bakış açıları gerektiriyor. Bu tür ihtiyaçlara yanıt vermek amacıyla yüksek verimli makineler için çamaşır makinesinde neredeyse tamamıyla dağılan akıllı köpüklü yeni nesil Tide sıvı deterjanı geliştirdik. Uzun durulama döngüsü gereksinimini azaltıyor ve her yıkamada 25 dakika zaman ve normal deterjanlara kıyasla 37 litreye kadar su tasarrufu sağlıyor. Böylece tasarruf edilen zaman, enerji ve su hep daha iyi amaçlarla kullanılabiliyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.