"Yazılım İhracatı 5 Yılda 300 Milyon Dolara Ulaşır"

Cybersoft, Türkiye’nin öncü yerli yazılım şirketlerinden. Türkiye’de VEDOP’da yer aldı, Azerbaycan’da benzer bir proje gerçekleştirdi. Şimdi Pakistan’ın VEDOP’u için ihale sonuçlarını bekliyor. Şir...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Yazılım İhracatı 5 Yılda 300 Milyon Dolara Ulaşır

hedCybersoft, Türkiye’nin öncü yerli yazılım şirketlerinden. Türkiye’de VEDOP’da yer aldı, Azerbaycan’da benzer bir proje gerçekleştirdi. Şimdi Pakistan’ın VEDOP’u için ihale sonuçlarını bekliyor. Şirketin yönetim kurulu başkanı Fikret Kaya, yazılım ihracatının, toplam BT ihracatında yüzde 3 payı olduğuna dikkat çekiyor. “Varılmış olunan nokta, hedeflenenin çok gerisinde” diye konuşuyor ve şöyle devam ediyor: “Toplam hacmin 20-30 milyon dolar civarında olduğunu söyleyebiliriz. Sektör olarak hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içerisinde, bu rakamın en az 10 katına ulaşmak olmalı”.

Türkiye’de kamuda gerçekleştirilen en önemli “e-dönüşüm” projelerinden biri olan VEDOP (Verdi Daireleri Otomasyonu Projesi), bugüne kadar Siemens Business Services’in adıyla anıldı. Oysa projenin önemli bir bölümünü yerli bir yazılım evi üstleniyor. Pek fazla öne çıkmayan bu şirketin adı ise Cybersoft. Gerçekleştirdiği bu proje ile ABD’de, “Computerworld Honors”da ( 21. Yüzyıl Başarı Ödülleri), devlet ve kar amacı gütmeyen organizasyonlar” kategorisinde birincilik ödülünü aldı. Üstelik Microsoft ve NASA gibi güçlü rakiplerini eledi.

Özellikle kamu kuruluşlarına yönelik büyük projelerle öne çıkan şirket, son dönemde yazılım ihracatına odaklanmış durumda. Bu kapsamda VEDOP’un bir benzerini gerçekleştirmek üzere Pakistan Maliye Bakanlığı’nın ihalesine katıldı. Daha önce de Azerbaycan Maliye Bakanlığı’nın projesini gerçekleştiren Cybersoft, yazılım ihracatını önümüzdeki 5 yılda, 10 katına çıkarmayı hedefliyor.

Cybersoft Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Kaya, “Türkiye’nin yazılım ihracatının payı, toplam ihracat içerisinde son derece küçük. Son tahminlere göre toplam hacim 20-30 milyon dolar civarında. Hedef, 150-200 milyon dolar olmalı” diye konuşuyor.

Türkiye’de hala yeni donanım için yapılan harcamaların, uygulama yazılımları için yapılan harcamalardan daha fazla olduğuna da dikkat çeken Kaya, şu saptamaları yapıyor:

“Uygulama yazılımı temini için yapılan yatırımın, toplam BT yatırımına olan oranının kabaca üçte bir olduğunu söyleyebiliriz. Bu oran bile, artık uygulama yazılımlarının, donanımdan daha stratejik bir yatırım kalemi haline geldiğini gösteriyor”.

Cybersoft Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Kaya ile Cybersoft’un projelerini, yeni döneme yönelik planlarını, dünyada ve Türkiye’de yazılımda öne çıkan trendleri konuştuk:

Cybersoft ne zaman kuruldu, bugün nasıl bir büyüklüğe ulaştı?

Cybersoft, 1995 yılında, kurumsal pazarda büyük ölçekli bilgi teknolojileri projelerinin, özellikle uygulama yazılımlarının geliştirilmesi alanında hizmet vermek üzere kuruldu. Kuruluşundan bu yana geçen 10 yıllık sürede gerçekleştirmiş olduğu projelerin toplam mühendislik gücü 15 bin adam/ay’ı geçti.

Toplam çalışan sayımız 300’e yaklaşıyor. Kadromuzda 200’ün üzerinde mühendis var. Son 3 yılda 20 milyon dolar ciro elde ettik. Yine son 3 yıl içerisinde 4 milyon dolarlık ar-ge yatırımı yaptık.

Kamu projeleri son dönemde çok dikkat çekiyor. Siz de kamuda çok sayıda proje gerçekleştiriyorsunuz. Son dönemde öne çıkan projeler hangileri?

Referanslarımız arasında Maliye Bakanlığı’nın Vergi Daireleri Otomasyonu Projesi (VEDOP) ve Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı Bilgi Sistemi (GELKONT-BİS), Türkiye İş Kurumu’nun Yerel İstihdam Ofisleri Otomasyonu Projesi ile TEDAŞ’ın Bilgi Yönetim Sistemleri Projesi gibi projeler var.

VEDOP, tam olarak devreye alınmış durumda. VEDOP-2’nin çalışmaları ise devam ediyor. Proje kapsamında 34 milyon online mükellef kaydı bulunuyor. 22 ilde 155 vergi dairesi tam otomasyona geçirilmiş durumda. Sistem, 200’ün üzerinde sunucu ve 9 bini aşkın istemcinin hizmet verdiği bir network üzerinde çalışıyor. 5 bin adam-ay’lık bir işgücüyle gerçekleşen proje kapsamında 8 bin personele uygulama kullanımı eğitimi verildi.

Bugün Türkiye vergi tahsilatının parasal anlamda yüzde 85’i tam olarak otomasyon ve kontrol altına alınmış durumda. Parasal anlamda Türkiye’deki vergi tahsilatının yaklaşık yüzde 55’i bankalar kanalı ile gerçekleştirilir düzeye ulaştı. Kurumlarla tamamen kağıt ortamda gerçekleştirilen veri transferleri, güvenli online veri aktarımı haline getirildi. Transfer edilen verilerin düzenli ve doğru zamanda mükellef hesaplarına aktarılması sağlandı.

Türkiye’de kamu tarafındaki projeler ağırlıklı olarak hangi alanlarda yoğunlaşıyor? Kamu yazılıma yatırımlarından ne kadar pay ayırıyor?

Kamuda temel olarak e-devlet, e-dönüşüm ve e-bakanlık ana temasının altında projeler yürütülüyor. Alt uygulamalar bakıldığında ise kurumsal kaynak planlama, iş akışı ve doküman yönetimi gibi önemli entegrasyon projelerinin olduğunu görüyoruz.

Şu anda yeni donanım ve hazır ürünlerin temini için yapılan harcamalar, uygulama yazılımları için yapılan harcamalardan daha fazla. Uygulama yazılımı temini için yapılan yatırımın, toplam BT yatırımına olan oranının kabaca üçte bir oranında olduğunu söyleyebiliriz. Bu oran bile, artık uygulama yazılımlarının, donanımdan daha stratejik bir yatırım kalemi haline geldiğini gösteriyor.

Bir kaç sene içerisinde sadece kamu sektöründe değil, tüm kurumsal sektörlerde bu oranın yarı yarıya gibi bir orana çıkacağını bugünden açıkça görebiliyoruz.

Kamunun yerli yazılıma bakışı nasıl?

Türkiye’de kamu kurumları, “Bir yerde yap getir, göster, öyle alayım” diyor. Örneğin, birbirine benzer iki tane kurum var. Birinde işi yapıyorsunuz, diğeri “ben uluslararası şirket istiyorum” diyor. “Siz önce dışarıya gidin yapın” diye bekliyor. Dışarıdaki adam da “sen kendi ülkende ne yapabiliyorsun” diye soruyor. Bu nedenle devletin desteği önemli. Devlet, vergi almamak yerine, yerli şirketlere iş vermeli. Türkiye’nin politikası vergi almak değil, iş verip vergi almak yönünde olmalı.

Bugün yerli şirketler korunmuyor. İhalelere uluslararası alanda iş yapmak şartı koyuluyor. Böyle olunca, bizim gibi yerli şirketler yabancı şirketlere bağımlı oluyor ya da süreç içerisinde yok oluyor.

Cybersoft’un şansı Maliye Bakanlığı Projesi oldu. Maliye Bakanlığı, VEDOP için ilk ihalede Cybersoft’u seçti. İhaleyi almak isteyenler Cybersoft ile çalışacak denildi. SBS kazandı ve otomatik olarak iş ortağı olduk.

Projenin ikinci fazı da bu şekilde devam ediyor. İyi bir işbirliğimiz var, beraber yürütüyoruz.

Bu proje gerçek anlamda yolumuzu açtı. Bir de yurtdışında güvenlik konusuna çok öne veriyorlar. Teknolojini transfer etmeni istiyorlar. Oysa Türkiye’de kamu, örneğin SAP’dan hizmet aldığında, kapalı kutuyu alıyor. Kimse teknoloji transferi yapmıyor.

Özel sektöre ne gibi projeler yapıyorsunuz; bu tarafta talepler hangi alanlara yoğunlaşıyor?

Özel sektörde de önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlar arasında Şekerbank’ın internet bankacılığı projesi, Yapı Kredi Bankası’nın internet bankacılığı ve şubelere ileri teknoloji projesi, Toyota’nın e-NETS:ECI Tracking System Projesi ve Yurt İçi Kargo’nun Kargo On Line-Arınet Projesi’ni sayabiliriz.

Özellikle finans sektöründe önemli projeleriniz var. Bu sektörün bankacılık ve sigortacılık alt segmentlerinde önde gelen şirketlerle geniş kapsamlı projeler yürütmeye devam ediyoruz. Projelerimiz tüm teknolojisi ve araştırma geliştirme çalışmaları Cybersoft tarafından tamamlanmış AURORA yazılım üretim bandı ile geliştiriliyor.

Sigorta sektöründe ise yürütülmekte olan elementer sigortacılık sistemi çalışmaları karmaşık ve dinamik iş tanımlarının ve süreçlerinin etkin yönetimine olanak veriyor. Sigortacılık sektörünün gerektirdiği rekabet şartları için kolay uyum ve hızlı pazara girebilme imkanları sağlayacak proje çalışmaları devam ediyor.

Cybersoft yurtdışına da yazılım satıyor. 2005 itibariyle yazılım ihracatınız ne kadara ulaştı? Önümüzdeki döneme yönelik planlarınız nasıl, yeni projeler var mı?

İlk önemli ihracatımızı 2004 yılında Azerbaycan’a gerçekleştirdik. Bu proje ile birlikte yaklaşık 1 milyon doların üzerinde bir ihracat hacmine ulaştık. Bugün itibariyle öncelikle yakın coğrafyamız başta olmak üzere bir çok ülkedeki fırsatları yakından takip ediyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, bu ay Pakistan Maliye Bakanlığı’nın Dünya Bankası Kredili bir projesine IBM İtalya ile birlikte teklif verdik.

Türkiye'nin yazılım ihracatı ne kadara ulaştı. Bu rakam önümüzdeki 5 yılda nereye ulaşır? Türkiye’nin yazılım ihracatının payı, toplam ihracat içerisinde son derece küçük. Ülkenin bu konudaki potansiyeli göz önüne alındığında, varılmış olunan nokta, hedeflenmesi gereken noktanın son derece gerisinde. DTM’nın bu konudaki son güncel verilerine sahip değiliz. Ancak, toplam hacmin 20-30 milyon dolar civarında olduğunu söyleyebiliriz. Sektör olarak hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içerisinde, bu rakamın en az 10 katına ulaşmak olmalı.

Bu hedef bile bize göre yeterli değil. Ancak, ulaşılması son derece mümkün bir değer olan 150-200 milyon dolarlık bir hedef ilk başta anlamlı olacaktır.

Son yıllarda herkes yurtdışında iş yaptığını söylüyor. Bu projeler istenen hacimde değil mi?

Bunlar genellikle 50-100 bin dolarlık işler oluyor. Genellikle de Türk şirketlerine satılıyor. İstisna durumlar var, donanımı da ayrı tutuyorum ama yurtdışında büyük bir yazılım ihalesine girip kazanan yerli firma yok. Biz geçen sene Azerbaycan Maliye Bakanlığı ihalesini Rus şirketlerine karşı kazandık. O coğrafyada Rus şirketlerine karşı ihaleyle iş almak çok zordur. Üstelik biz daha pahalıydık ama çok daha iyi bir çözümümüz vardı. Bu projeyi eylülde tamamlayacağız.

Şimdi bu sayede şimdi Pakistan’da çok büyük bir ihaledeyiz. Pakistan Maliye Bakanlığı’nın dünya bankası kredili açtığı ihalenin bedeli 103 milyon dolar. Bu ihalede iki ülkede benzer bir uygulama yapmış olmanız şartı koşuluyor. Biz burada IBM İtalya ile birlikte ihaleye giriyoruz. Daha önce Yemen’de bir ihaleye girmiştik. O ihaleyi kaybettik. Ama bu da bize tecrübe sağladı. Yurtdışında iş yapma kültürünü öğrendik.

Cybersoft’un esas hedefi yurtdışı pazarda oyuncu olmak. Hedefimiz, yurtdışında da kurumsallaşmak. Pakistan’da da ihaleyi alırsak bir ofis açmak istiyoruz. Türkiye’deki şirketlerin varlığı sadece iç pazara satarak olamaz. Türkiye’nin yazılım ihracatı 30 milyon dolar. Sadece bizim girdiğimiz ihalenin bize düşeni 40 milyon dolar. Bunu alırsak pazarı ikiye katlayacağız. Bu çok ciddi bir iş.

Bu konuda başarılı olmak, rakamı yükseltmek için sizce nasıl bir strateji izlenmeli?

Yazılım ihracatını arttırmak için gerekenleri sıralarken, hem mikro hem de makro ölçekte değerlendirme yapmak gerekiyor. Mikro ölçekte konuyu değerlendirdiğimizde, şirketlerin teknolojiyi iyi kullanmak yerine teknoloji üretmeye odaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Farklılık yaratan teknoloji üretimi ancak ar-ge’den geçiyor. Bu nedenle ar-ge ile desteklenmiş ve belli bir konuda uzmanlaşmış firmaların “business know-how” yani belli bir alanda edindikleri iş süreçlerine yönelik bilgi ve deneyimleri ile ürettikleri çözümleri zamanında pazara sunmaları gerekiyor.

Makro ölçekte konuyu değerlendirdiğimizde ise, Türkiye’nin bir teknoloji markası haline gelmesine kadar geçecek sürede, devlet kanalı ile verilmekte olan ar-ge desteklerinin geliştirilerek devam etmesi gerekiyor.

Öncelikle askeri alanda olmak üzere ulusal güvenliği gerektiren konulardaki yazılım ihtiyaçlarının milli kaynaklar ile temin edilmesine devam edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

YAZILIM PAZARINDA SON TRENDLER

BİRLEŞMELER SÜRECEK Her sektörde olduğu gibi, sürekli büyümeyi başaramayan firmaların küçülecekleri ve süreç içerisinde oyundan düşeceklerini düşünüyoruz. Bir benzetme yapmak gerekirse, bakkallar markete, marketler süpermarkete, süpermarketler hipermarketlere dönüşemedikleri oranda hızla rekabet güçlerini yitirecekler. Bütün bunlara ek olarak fark yaratacak yenilikler getiremeyenlerin de işi gittikçe zorlaşacak. Bu perspektif ile yazılım sektörünü değerlendirdiğimizde, küresel ve bölgesel şirket birleşmelerinin artarak devam edeceğini düşünüyoruz.

YENİ FIRSATLAR Küresel şirketleri maliyetlerini düşürmek adına alt yüklenici ülkeler kullanmayı tercih ediyorlar. Ancak, bu ülkelerin ürettiği ürünlerin kontrol hizmetleri için yapmak zorunda oldukları harcamalar, bu tip hizmetlerin maliyet avantajını hızla azaltıyor.

Bu durumda, Hindistan gibi ülkeler kendi markalarını oluşturma çabası içerisine girmeye başladılar. Amerika’dan yönetici transfer ediyorlar. Bu değişen konjonktürde, Türkiye için öncelikle bölgesel anlamda olmak üzere bir çok yeni fırsat çıkacak.

TEKNOLOJİDE TREND Konuya teknolojik açıdan baktığımızda ise, nesneye yönelik teknolojilerin yerine “Aspect Oriented” yani “Görünüm Yönelimli” teknolojilerin kullanılmaya başladığını ve önümüzdeki bir kaç yıl bu kavramın öne çıkacağını öngörüyoruz.

BEDAVA ERP ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

HIZLI YAZILIM ÜRETİMİ Kamu ERP’si üzerine çalışıyoruz. Finans ve sigortacılıkta önemli işler yapıyoruz. Ancak esas uzmanlığımız teknoloji geliştirme. Yazılım Üretim Bandı diye teknoloji geliştirdik. Bu dünyada da yeni bir konsept. Örneğin, Mercedes nasıl yeni bir model çıkaracağı zaman eski modelin yüzde 40-60 arasında bileşenlerini kullanır. Hepsini sıfırdan çıkartmaz. Biz yazılımda da bunu yapmak üzere bu teknolojiyi geliştirdik. Belli bileşenleri kullanır hale getirip, hızlı üretim imkanı sağlıyoruz. Bugün Yurtiçi Kargo ve Takasbank gibi kuruluşlar bu teknolojiyi kullanıyor. Bu her ortam için kullanılabilir bir ürün. Bunu alıp kendine uygun biçimde geliştirebilir.

DÜNYA ŞİRKETLERİ NASIL YAPIYOR? Yazılım teknolojisi kolaylaşmıyor, zorlaşıyor. Verimlilik kullanım noktasında değil kullanıcıyı bilgilendirme noktasında artıyor. Türkiye’de verisi olmadan CRM yapmak isteyen şirketler var. Dünyada ise durum çok farklı. Dünya devi P&G bir bölgeye gittiği zaman, önce o bölgede yapağı aktiviteyi modelliyor. Matematiksel bir model kuruyor. Sonra yatırım yapıyor. Ne yaparsam, neyi ne kadar satarsam, hangi alana girersem ne kadar kar ederim, bunu önceden görüyor. Önce modeli kuruyor, çalıştırıyor. Sonuçlarına bakıp sonra yatırım yapıyor.Bu modelleri kuranlar da matematikçiler, yazılımcılar. Trend artık buraya gidiyor.

SOSYAL SORUMLULUK Biz büyük işleri yapıyoruz. Uzmanlığımız, kültürümüz bu. Bu nedenle KOBİ’lere odaklanmıyoruz. Ancak uzun vadede daha basit bir ERP paketi çıkarıp, bunu piyasaya “open source” (açık kaynak) olarak vermeyi planlıyoruz. Bunu bir sosyal sorumluluk olarak görüyoruz.

HANDE D. SÜZER
hdemirel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz