Güçlükleri kabullenin

4.11.2015 15:03:280
Paylaş Tweet Paylaş
Güçlükleri kabullenin

SORU: Hayatta karşımıza çıkan güçlükler konusunda sizin bakış açınız nedir? Şayet iş yaşamınızdaki girişimlerinizde çeşitli engellerle yüzleşmeseydiniz hayatınız nasıl daha farklı olurdu?
Henry Hall, Henry Hall Fotoğrafçılık
CEVAP: Hayatın ve girişimciliğin en önemli bölümlerinden biri de karşınıza çıkan engellerle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmektir. Bu gibi deneyimler bize güçlüklerin altından nasıl kalkacağımızı ve hatta onlardan nasıl kazançlı çıkacağımızı öğretir. Meşhur bir deyimde söylendiği gibi: “Dalgasız bir denizden asla usta bir denizci çıkmaz.”
Benim engellere karşı yaklaşımım daima onları birer fırsat olarak görmem ve sonra önümdeki meydan okumalarla yüzleşmek için elimden geldiğince çabalamamdan ibarettir. Nihayetinde başarısızlık yolun sonu değildir, o sadece icabına bakılması gereken bir engeldir.
Hemen hemen bütün girişimciler yolları boyunca bir yerlerde muhakkak ticari bir başarısızlık yaşarlar. Ben şahsen iş hayatım boyunca o kadar çok defa başarısızlık yaşadım ki onların bir listesini bile çıkaramam! Ancak şu anda başarılı olmanın keyfini sürüyorsam işte bu yaşadığım başarısızlıklar sayesindedir.
Yazdığınız e-postada bir fotoğrafçı olduğunuzdan bahsetmişsiniz. Eminim çok keskin bir gözünüz vardır ve hatta fırsatları görmekte ve herhangi bir durumda en önemli olana odaklanmakta uzmanlaşmış bile olabilirsiniz. Yolunuza engeller çıktığında işte bu en işe yarar becerilerden biridir.
Hiç kimsenin bütün savaşları kazanamayacağı gerçeğini kabullenmeli ve hatalarınızdan dersler çıkartarak yolunuza devam etmelisiniz.
Örneğin ben çocukken disleksi nedeniyle okuyarak doğru dürüst öğrenemediğimden sınıftan çıktıktan sonra okul arkadaşlarımla ders hakkında konuşurduk. Kendi durumuma uyum sağlama gereksinimi bana hayatın her alanında sorunlara karşı yaratıcı bir şekilde yaklaşma yeteneği kazandırdı.
Arkadaşlarımla birlikte Virgin’i kurduğumuzda durum hiç de süt liman değildi, özellikle de yeni endüstrilere adım attığımızda. Virgin Records’dan Virgin Hotels’e kadar her gün karşımıza yeni bir meydan okuma çıkartmıştı ki bir kez üstesinden gelindikten sonra bize son derece faydalı başka bir ders daha öğreten.
Rakiplerimizle kapışmakta en çok zorlandığımız ise havayolu endüstrisiydi. Biz Virgin Atlantic’i kurduğumuzda elimizde sadece bir tane uçağımız vardı. Kesinlikle zincirin en zayıf halkasıydık ve şirketimizi ayağa kaldırıp koşturmak için çabalarken attığımız her adımda bir engelle karşılaşıyorduk. Bankalarla sorunlarımız vardı, lojistik problemler yaşıyorduk ve bizi toprağa gömmeye çalışan ve cüzdanı kabarık dev gibi rakiplerimiz vardı. Bize sınırlarımızın ötesinde meydan okunuyordu ve bu şirketin o zamanlar hapı yutmuş bir görünümü vardı.
Ancak yılmadık. Zekice hazırlanmış ve akılda kalıcı pazarlama teknikleri kullanarak rakiplerimizin devasa bütçeleriyle savaşmayı kısa zamanda öğrendik. Biz sessiz kalmak yerine daima kamuoyunun gözünün önünde olmamız ve şirket güçlüklerle yüzleştiğinde her türlü eleştiriye cevap vermemiz gerektiğini öğrendik. Ve ayrıca kendimize, markamıza ve ideallerimize sadık kalmamız durumunda müşterilerimizin güvenini ve onların işlerini kazanacağımızı da öğrendik. Aslında sonuna kadar direnmektense vazgeçmek bizim için çok daha kolay olurdu ve gerçekten de o günden bu yana ilk rakiplerimizden 16 veya 17 tanesi dükkanı kapatmak zorunda kaldı.
Şayet Virgin Atlantic’de bu engellerle karşılaşmamış ve onlardan muhteşem dersler çıkartmamış olsaydık, o zaman dünyanın dört bir köşesindeki çok sayıda farklı endüstrilerde faaliyet gösteren yüzlerce diğer şirketimizin yanı sıra Virgin Australia ile Virgin America’yı da asla kuramamış olacaktık.
İş hayatında büyük zorluklarla karşılaşmanız ve zaman zaman başarısızlığa uğramanız dışında kesin olan şeylerin sayısı çok azdır. Her bir girişimcinin başarı hikayesi aslında sürekli bir uyum sağlama, revizyon yapma ve kendini değiştirme öyküsüdür.
Henry, tıpkı fotoğrafçılıkta olduğu gibi burada da her şey perspektiften ibarettir. Hoş olmayan, zorlu veya meydan okuyucu bir durumla yüzleştiğinde kaçıp gitmeye, yeni bir düzenleme yapmaya veya onu kendi avantajına dönüştürmeye karar verebilirsin. Engeller ve meydan okumalar bir girişimcinin işinin vazgeçilmez parçalarıdır, sakın onların seni kendi işini yapmaktan alıkoymalarına veya rüyalarını gerçekleştirmene engel olmalarına izin verme.

HANGİ FONLAMA MODELİ SİZİN İÇİN EN UYGUNU?
SORU:
Yeni bir iş kurmak için nasıl sermaye bulabilirim? Bir parça birikimim vardı, ancak onları başka bir girişimi ayağa kaldırmakta harcadım. Ve ne yazık ki o şirket battı. Yoluma devam etmem için ne yapmalıyım?
Washington Odhiambo
CEVAP: Yeni kurulan şirketlerin çoğu hatta bazılarının hesabına göre yaklaşık yüzde 80’i hayata gözlerini açtıkları ilk 18 ay içinde batıp gider ve bu yüzden kendi şirketlerini yüzer durumda tutmak için kendi birikimlerini yakan girişimci sayısı çok fazladır.
KİTLESEL FONLAMA Eskiden nakit akışı sorunları olan girişimcilerin yerel banka şubelerinin müdürlerinden kredi istemekten başka seçenekleri yoktu. Son yıllarda ise bizim kıdemli girişimcilerimiz önlerindeki seçenekleri artırmanın yolları üzerinde düşünüyorlar ve yeni kurulmuş şirketlerin de önlerinde şimdiye dek hiç olmadığı kadar çok fonlama seçeneği var. Bugün girişimciliği baştan aşağıya değiştiren bozucu bir inovasyon olan kitlesel-fonlama güç dengesini geleneksel bankalardan en önemli olan insanlara yani tüketicilerin lehine doğru değiştirdi.
Örneğin ödül-bazlı kitlesel bir fonlama modeli kullanan IndieGoGo’ya bakalım. Bir girişimci olarak siz kendi fikrinizle ilgili bir video hazırlayabilir ve onu IndieGoGo’nun sitesine gönderebilirsiniz. Sizin fikrinizi beğenen ve hayata geçmesini isteyen insanlar size hemen para bağışı yapacaktır. Bunun karşılığında siz de kendi hayırseverlerinizi size yaptıkları katkılar için ürününüzden bir numune göndererek veya hizmetiniz hazır olduktan sonra ona erişmesine izin vererek ödüllendirirsiniz.
Bir diğer seçenek ise hisse-bazlı kitlesel-fonlamadır: yatırımcılar burada bağış karşılığında bir ürün numunesi almak yerine şirketinizden hisse alırlar. Bu durumda satınalma hacmi genellikle çok daha yüksek olur. Girişimciler sıklıkla ödül-bazlı modele kıyasla bu yöntemle çok daha fazla miktarda para toplarlar, ancak fon toplama süreci sona erdiğinde ellerinde çok az şirket hissesi kalır.
Odaklanmış doğası yüzünden, çevrimiçi kitlesel-fonlama belirli bir topluluğu veya alt kültürü hedef aldığında en fazla işe yarayanıdır. Bu yüzden kendinize sorun: Acaba fikriniz belirli bir topluluğa cazip gelebilir mi? Eğer öyleyse, o zaman ürününüzle o insanlara kur yapmaya başlayın. Ve onlar size kendi işinizi kurmanız için nakit para verdiklerinde, kendi ürününüz için oralarda bir yerde bir pazar olduğunu ispatlamış olursunuz.
Ayrıca hükümetlerin bazen desteklemeye veya büyütmeye çalıştıkları endüstrilere verdikleri ve sizin için de uygun olabilecek herhangi bir sübvansiyon veya hibe olup olmadığına bakmak da faydalı olabilir. Örneğin Britanya’da bugün teknoloji veya inovasyon odaklı kuruluşlara yönelik yüzlerce hibe desteği var. Kendinize sorun: Kendi hükümetinizin çözmekte çaresiz kaldığı herhangi bir belirgin sorun var mı? Sizin fikriniz o sorunla başa çıkılmasında yardımcı olabilir mi? Eğer öyleyse, bu seçeneği daha da fazla araştırmanız gerekir.
Bazen başvurulacak en iyi yol bir hükümet desteği ile ödül-bazlı kitlesel-fonlama karışımıdır. Örneğin Virgin Startup’ın dağıtım ortağı olduğu Startup Loans Company artık İngiltere’deki girişimcileri değeri 500 £ (yaklaşık 800 $) ile 25.000 £ (yaklaşık 39.000 $) arasında değişen yeni şirket kredilerinden faydalanmaya davet ediyor. Bu program aslında iki yıldan kısa bir süredir faaliyette olan yeni kurulmuş şirketleri desteklemek için tasarlanmış. Geçtiğimiz 18 ay içinde Virgin StartUp bu şekilde 600’dan fazla şirketi fonladı.
MELEK YATIRIMCILAR Eğer daha büyük miktarda sermayeye ihtiyacınız varsa, o zaman kendinize bir melek yatırımcı bulabilirsiniz. Bu melek yatırımcıları ağ-oluşturma buluşmalarında, endüstriyel etkinliklerde veya çevrimiçi bir melek yatırımcılar topluluğu olan AngelsDen.com gibi web siteleri aracılığıyla bulabilirsiniz.
Bunlar şirketinizden hisse karşılığı kendi paralarını size yatıran bireylerdir.Bir melek yatırımcı bulmak normalde organik bir yoldan gerçekleşir, bu yüzden ağ-oluşturma buluşmalarına gidin ve endüstri etkinliklerine katılın. Ancak bir melek yatırımcı şirketinizin nasıl yönetileceği konusunda söz sahibi olmak isteyebilir.
RİSK SERMAYESİ Milyonlarca dolar değerinde başlangıç sermayesi gerektiren endüstri-dönüştürücü fikirler için ise yüzünüzü risk sermayesi (VC) fonlarına dönebilirsiniz. Sadece şirketlere yatırım yapmak için kurulmuş VC’ler kendi yatırımları üzerinden devasa getiriler elde etmeyi hedeflerler. Şayet onların radarına girmeyi başarabilirseniz ve sizin fikrinizi beğenirlerse, o zaman size yoğun bir şekilde yatırım yapacaklar ve şirketinizde büyük hissedar olacaklardır. Onlar kendi şirketinizin nasıl yönetileceği konusunda söz sahibi olmak isteyeceklerdir.
Benim tavsiyeme göre ise tüm yumurtalarınızı tek bir sepete koymaktansa bu seçeneklerin bir karışımına başvurmak en iyisidir. Önce ödül bazlı bir kitlesel-fonlama sitesinde kendi fikrinizi onaylatmakla işe başlayın, sonra ürün veya hizmetinizi belirli bir hedef müşteriler grubuna pazarlayarak küçük bir miktar para toplayın. Belirli bir müşteri tabanını tutturduktan sonra artık bir melek yatırımcının veya VC’nin dikkatini çekme ihtimaliniz çok artacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz