Farklı kültüre uyum stratejisi

İşte sınır ötesi şirketlerin kültürel çeşitliliğe uyum stratejisi…

1.03.2016 17:05:460
Paylaş Tweet Paylaş
Farklı kültüre uyum stratejisi
“MASA BAŞINDAN YÖNETMİYORUZ”
Tosyalı Holding, 3 farklı kıtada üretim yapıyor. Ayrıca Amerika’dan Avrupa’ya ve Ortadoğu’ya 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Bu ülkelerdeki operasyonlarının büyük çoğunluğunda yerel istihdamı tercih ettiklerini belirten Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, farklı kültürlerle doğru iletişim içinde olmak için bu bölgelerin kendine has kültürel önceliklerini de tanımaya gayret ettiklerini söylüyor. “Her kültürün kendine has değerleri ve bu değerlerle yoğrulan iş yapma alışkanlıkları bulunuyor. Bunları bilmeyen, bu değerlere saygı göstermeyen bir yatırımcının asla başarılı olamayacağı kanısındayım” diyor. Tosyalı, bu kadar çok farklı ülkeyle çalışırken herhangi bir zorluk yaşamadığının da altını çiziyor. Bunu nasıl başardıklarını da şöyle paylaşıyor: “Sadece ben değil, tüm ekip arkadaşlarım bu konuda çok ciddi bir emek sarf ediyor. Yatırım ya da iş ortaklığı yapmadan önce o kültürün kendine has tüm dinamiklerini araştırıyor ve bunlara uygun bir strateji izliyoruz. Yöneticilerimizin diğer ülkeleri masa başından değil, direkt olarak yerinde görüp deneyimlemesini arzu ediyoruz. Ben dahil ekibin mesaisinin büyük kısmı seyahatlerle geçiyor. Uzaktan kumanda etmiyor; iş yaptığımız bölgelerde var olduğumuzu, oradaki çalışanlarımıza ve bölge halkına hissettiriyoruz.”
LEWIS’İN HARİTASI MASADA!
Türkiye dışında 10 ülkede daha faaliyet gösteren Oti Holding’in 5 bin 500 ofisinde 33 farklı milliyete mensup 7 bin 500 civarı çalışanı bulunuyor. İspanya’dan Mısır’a, Rusya’dan Tayland’a çok farkı coğrafyalardan insanlarla çalışırken grubu en çok zorlayan konu iletişim. Bu geniş ağ içinde grup çalışanlarının her gün birbirinden farklı kültürlerle karşı karşıya geldiğini belirten Oti Holding yetkilileri, bulundukları ülkelerdeki kültüre özgü davranış biçimlerinin, giyim tarzları, kullanılan vurgular ve daha birçok faktörün birbirinden oldukça farklı olduğunu söylüyor. “Farklı iş kolları, farklı ülkeler, farklı kültürlere mensup çalışma arkadaşlarımız birbirleriyle sürekli iletişim halinde. Birbirinden bu derece farklı kültürel çeşitliliğe sahip çalışma ortamımız ve bu kültürlerin gün içinde birbirleriyle sürekli iletişim halinde bulunmak zorunda olmaları ilk bakışta ‘zorluk’ olarak görünse de bizler bunun bulunmaz bir fırsat olduğunu düşünüyoruz” diye de ekliyorlar. Oti Holding farklı kültürleri yönetirken Richard Lewis Ulusal Kültür Profilleri haritasından yararlanıyor. Kültürleri en iyi şekilde analiz etmeye çalışıyor. Örneğin Ortadoğulu çalışanları için daha sıcak iş ilişkilerine odaklanırken Uzakdoğulu çalışanlarla daha nezakete dayalı yaklaşım öne çıkıyor. 
TEKNİK SORUNLAR ZORLADI 
Ekol Lojistik, sektörün son yıllarda en hızla büyüyen şirketlerinden biri. Toplam 12 ülkede faaliyet gösteren şirket, ülke sayısından daha fazla milletten insanla çalışıyor. Örneğin Ukrayna’da Moldov ya da Rus asıllı olan çalışanları bulunduğunu belirten Ekol Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Musul, bu yapıda kendilerini en çok zorlayanın teknik sorunlar olduğunu söylüyor. Her ülkede o ülkenin alfabesini kullanmak zorunda kaldıklarını açıklıyor. “Örneğin Rusya’da yazılımımızı Kiril alfabesine, Yunanistan’da Grek alfabesine çevirdik. Bu gibi teknik sorunlar oldu” diyor. Bu sorunlara rağmen Musul kendisini ve şirketini farklılıkları yönetme konusunda başarılı buluyor. Bu başarının arkasında da farklı kültürlerin birlikteliğiyle yoğrulmuş Türkiye tarihi olduğunu düşünüyor ve şöyle değerlendiriyor: “Tarihimizin bize vermiş olduğu yeteneği iyi değerlendiriyoruz. Biz Türkler olarak diğerlerini yönetmeye çalışmıyoruz. Türk arkadaşlarımızdan elçiler oluşturulduğu için hepsi kendi farklılıklarını şirket içine katmaya çalışıyor. Elimizden geldiği kadar her ofisimizde her ülkeden arkadaşlarımızı program dahilinde sürekli dolaştırarak o farklılıkları daha iyi öğreniyor, iş yapış kültürünü geliştirmeye çalışıyoruz. Biz de öğrenme aşamasındayız. Herkese açık bir dünya şirketi olmak istiyoruz.” 
“YEMEK KÜLTÜRÜ DE ÖNEMLİ” 
Mersinli Arbel Grubu, ilk kez 2001 yılında Kanada’da mercimek tesisi kurarak yurtdışına açıldı. 2007 yılında Avustralya ve Amerika’da yatırım kararı alınca gerekli finansmanı elde edebilmek için o yıl Toronto Menkul Kıymetler Borsası’nda halka açıldı. Kanada, Amerika ve Avustralya’daki şirketleri Alliance Grain Traders adı altında toplayan şirket, 2014 yılında bu şirketin adını AGT Food and Ingredients olarak değiştirdi. Bugün AGT Food and Ingredients, Kanada, Amerika, Avustralya, İngiltere, Çin ve Güney Afrika’da tesisleri, Hollanda, Hindistan ve Rusya’da ticaret ofisleri bulunan bir yapı. 2001 yılına kadar 50’ye yakın ülkeye ihracat yaparak pazarları ve kültürleri yakından tanıma imkanı bulduğunu belirten Arbel Grubu CEO’su Hüseyin Arslan, “Dünyanın farklı kıtalarındaki şirketlerimizde dil, din, gelenek ve görenekleri farklı binlerce çalışanımız var. Ülkemiz gibi şirketimiz de kültürler mozaiği” diyor. Bu mozaiği nasıl yönettiklerini şöyle anlatıyor: “Gittiğiniz ülkenin ekonomisini, siyasi gelişmelerini, kanunlarını bilmeniz yeterli değil. İnanışlarını, gelenek ve göreneklerini, hatta yemek kültürlerini de yakından bilmeniz gerekiyor. Yoksa o ülkeye gittiğinizde de o ülkeden misafiriniz geldiğinde de zor durumda kalır, mahcup olabilirsiniz. Ticaret yapıyorsanız bu kalemler insani ilişkilerinizin gelişmesi ve iş görüşmelerinizin olumlu sonuçlanmasına imkan sağlıyor. İlk yıllar bu nedenle sıkıntılı günlerimiz oldu, bugün gülümseyerek anlattığımız anekdotlar yaşadık.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz