Sermaye piyasalarında dijital dönem

Dijitalleşme, artık sektör bağımsız tüm şirketlerin ajandasında ilk sırada. Mobil cihazların hayatın her alanına girdiği, makinalararası iletişimin kurulduğu, “akıllı sistemler”den “karar veren sistemlere” geçişin başladığı bir döneme geçildi. Sermaye piyasaları da bu baş döndürücü gelişmelerden nasibini alıyor. Aracı kurumlar tüm alt yapılarını dönüştürürken, Borsa İstanbul dijitalleşme dönemine çoktan start vermiş durumda. Üniversiteler, şirketler ve SPK ise yatırımcının bilinçlenmesi için çeşitli eğitimlere imza atıyor. Geniş Açı’da bu ay, sermaye piyasaları için de son derece kritik olan dijitalleşme dönemini masaya yatırdık. “Dijitalleşmenin Sermaye Piyasalarına Etkileri” başlıklı toplantının moderatörlüğünü, İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Arıkök yaptı. SPK Aracılık Faaliyetleri Dairesi Grup Başkanı Ergun Türeoğlu, Borsa İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Adnan Metin, Accenture Türkiye Strateji Kıdemli Müdürü Burak Zatitürk, İmona Yönetici Ortağı Bahadır Ödevci ve İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Melih Murat Ertem ise konuşmacı olarak katıldı. Uzmanlar, piyasaların dijitalleşmeden nasıl etkilendiğini, kurumların dijital dönüşüme hazırlıklarını ve geleceğe dönük beklentilerini paylaştılar.

9.09.2015 17:13:260
Paylaş Tweet Paylaş
Sermaye piyasalarında dijital dönem

Yiğit Arıkök: Ergun Bey, sözü size vermek istiyorum. Sizin bakış açınızla geliştirme açısından neler yapılabilir? Taraflardan neler bekliyorsunuz? Özellikle MKK’nın yatırımcıya dönük Alo MKK gibi e-devlet bağlantısı olan hizmetlerinden bahseder misiniz?

 

Ergun Türeoğlu: Kurum olarak bizim bakış açımız biraz daha farklı. Biz özellikle yatırımcı odaklı düşünmek zorundayız. Karşıdaki kurumlar daha bilinçli, daha eğitim düzeyi yüksek ya da kurumsal yapıya sahip kurumlar oldukları için yatırımcının korunması SPK’nın ve kanunun temel amacı. O gözle bakarsak yatırımcının ve bizim işimiz zor. Çünkü teknoloji çok hızlı gelişiyor. Bugün gördüğümüz altyapıyı gelecek yıl göremeyebiliyoruz ya da farklı yapıda görebiliyoruz. Dolayısıyla yatırımcının da hızla eğitilmesi gerekiyor. Birinci sorun bu yani yatırımcının eğitimi.

İkinci konumuz ise bazı yasal düzenlemeler var. Bunların başında Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) düzenlemesi geliyor. MASAK’taki temel konu, işlemi yapan kişi kim olduğudur. Müşterimizi tanımamız gerekiyor. Bunun bağlantısı olarak o kişinin yaptığı işlemlerin de risk kontrollerinin yapılması ve kişinin mali profiline uygun olması gerekiyor. Örneğin asgari ücretle çalışan biri milyon dolarlık işlem yaptığında bu, aracı kurumu da yükümlülük altına sokuyor. Eğer şüphe duyulan, mevzuat kapsamında yasal olmayan veya makul olmayan bir durum varsa bunun bildirilmesi gerekir. Bilgi işlem alt yapısının da buna uygun olması gerekir. Sistemin kişiyi tanıması gerekiyor ya da buna uygun bir sistem kurulması gerekiyor.

Bizim açımızdan diğer önemli bir boyutu da manipülatif işlemler. Örneğin 4-5 kişi yan yana geliyor. Ortak alanda aynı şifrelerle işlem yaptıkları da oluyor.

Dolayısıyla SPK olarak bizim konuya bakış açımız daha farklı. Teknolojinin gelişmesine engel olamayız ama işlemi yapan kişinin de aynı kişi olduğunun belli olması gerekir.

Önemli bir nokta da aracı kurum personelinin ya da kullanıcıların, eğitim düzeyinin yüksek olması gerekiyor. Bizim sektörün çalışanlarının lisanslanması sınavları vardır. Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak buraya da belli kriterler konulabilir. Geliştirici tedbirler alınabilir.

MASAK mevzuatında belli katı kurallar vardır. Bunlara mutlaka uyulması gerekiyor. Ama şunu da belirtmek isterim: Düzenleyici kurumların bakış açısı piyasayı veya teknolojiyi engelleyici bir bakış olarak algılanmasın. Ama diğer taraftan da kullanıcı tarafının dikkate alınması gerekiyor. Temel sorunumuz oradan kaynaklanıyor.

Bunlar dışında bahsetmek istediğim bazı noktalar var. Biz de mevcut sisteme uyum sağlamaya çalışıyoruz. Örneğin şu anda taslak halinde olan vergi kayıt düzeni tekniğimiz var. Vergi kayıt düzeni açısından altyapımızı yeni kullanılan sistemlere uyumlu hale getirmek durumundayız. Örneğin uzaktan erişimle elektronik ortamda sözleşme yapılmasına imkan vereceğiz. Ama tabii şu soru hep aklımıza geliyor? Sözleşme yapan kişi, o kişi midir? Bunlar her zaman aklımızda kalan problemler. Bunlar da geçmişte gördüğümüz ya da bize yansıyan olumsuz olaylardan kaynaklanıyor.

Onun dışında yatırımcının profiline uygun olarak bazı testler yapmanız gerekiyor. Uygunluk testi, yerindelik testi gibi. Bunun da uzaktan elektronik ortamda yapılması elbette mümkün. Ama olay yine “müşteriyi tanı” kuralına gidiyor. Uzak erişimle biz Türkiye’nin öbür ucundaki müşterimizi nasıl tanıyacağız? Elbette o da ayrı bir sorun. Burada insan faktörü devreye giriyor. Şöyle bir gerçek var ki, bizim yatırımcı kültürümüz hala karşısındakini görmek istiyor. Bu, finansal okur yazarlığımızın ya da başka faktörlerin zayıflığından da kaynaklanıyor olabilir. Piyasa trendlerini koklamak ya da yatırım tavsiyesi almak için de olabilir. Ama yatırımcımız, illa ki gerçek bir kişiyle görüşmek istiyor. Karşısında canlı bir kişi istiyor. Soracak, yoklayacak, “Piyasa nasıl?” diyecek. İnsan faktörü önemini koruyor. Çünkü bizim ürünümüz standart bir ürün değil. Dolayısıyla yatırımcının tek başına karar vermesi zor oluyor. Şu anda inanılmaz bir bilgi birikimi var. İnternete girdiğim zaman her şeye ulaşabiliyorum. Hangisini kullanabilirim? Hangisi hangisine uygun? Onu da çözmemiz gerekiyor.

Sözleşmeler konusu buna güzel bir örnektir. Sözleşmeler 40 sayfadır. Ekiyle vs. 50 sayfayı bulur. Ama yatırımcı bunları okumuyor. Araştırma raporları… İnternette yüzlerce sayfalık raporlar var. Araştırmacı onu okuyacağına karşısındakinin yönlendirmesini talep eder duruma gelmiş. Bunu somut olarak görüyoruz. Çok sayıda örneğini vermemiz de mümkün. Teknolojik altyapıya yatırım yaparken ya da sistemdeki altyapıyı geliştirirken bunları dikkate almamız gerekiyor. Bunun dışında şunu söyleyebilirim: Tüm bu dijitalleşme süreci kurumlara ne kazandırıyor? Tabii ki çok şey kazandırıyor. Öncelikle maliyetlerde çok ciddi düşüş yaratıyor. İstihdam açısından ise olumsuz etkiliyor. Eskiden yüzlerce kişinin yaptığı işi şimdi uzaktan erişimle anında yapmak mümkün olabiliyor. Etkinlik sağlaması söz konusu. Operasyonel riskler ise azalıyor. Son olarak şunu belirtmem gerekiyor. Mevzuatımız sürekli olarak değişiyor. Talepleri göz önüne alıyoruz. Kanunlar gibi değil. Sürekli değişiyor. Biz de piyasanın ihtiyaçlarını göz önüne alarak ona göre tavır alıyoruz. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.