Nezih Barut'un sanat aşkı

Barut ile sanata, koleksiyonerliğe duyduğu tutkuyu konuştuk...

26 EYLÜL, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Nezih Barut'un sanat aşkı

Aslı Sözbilir

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı NEZİH BARUT, 750’ye yakın resim koleksiyonu ile Türkiye’nin en önemli sanat koleksiyonerleri arasında. Koleksiyonunda daha çok çağdaş ve klasik modern eserlere ilgi gösteren Barut, ayrıca heykel sanatının da büyük bir hayranı… Bu merakı çerçevesinde beğendiği eserlerin yaşayan yaratıcılarıyla buluşmaya da gayret eden Barut, “Sanatçıyı tanıyorsam, sanatçının hissettiklerini duyuyorsam o zaman sanatçıya daha fazla yaklaşıyorum” diyor. Ayrıca işiyle koleksiyon tutkusunu birleştirip bir eczacılık müzesi kurma yolunda ilerleyen Barut ile sanata, koleksiyonerliğe duyduğu tutkuyu konuştuk.

1981 yılından beri başında olduğu 116 yıllık ilaç devi Abdi İbrahim İlaç’ı Türkiye’nin en büyük üreticilerinden biri haline getiren Nezih Barut, başarılı iş adamlığının yanı sıra Türkiye’nin en önde gelen sanat koleksiyonerlerinden biri. Koleksiyonerliğe okul yıllarında pul toplayarak başlayan Barut, üniversite yıllarında ise resim toplamaya başladı. Dededen beri aile mesleği olan eczacılıkla koleksiyon tutkusunu birleştiren Barut, zaman içinde çok ciddi bir eczacılık koleksiyonuna da sahip oldu. Barut, sanat koleksiyonunun yanı sıra şu anda birini şirket merkezinde diğerini de fabrikasında sergilediği 5 klasik eczaneye de sahip. Nezih Barut’un Keith Haring’den Erol Akyavaş’a birçok ünlü sanatçının 750 parçaya yakın nadide eserini içinde bulunduran geniş bir koleksiyonu var. Barut, diğer çoğu sanat koleksiyoncusunun aksine koleksiyonunu devamlı geliştirmek ve elindeki sanat eserlerini daha iyileriyle değiştirmenin peşinde... Zaman zaman bazı sanat eserlerine kafasındaki rakamlardan çok daha fazlasını ödeyip pişman olduğunu da itiraf eden Nezih Barut’la sanatın, koleksiyonerliğin ve sporun hayatındaki yerini konuştuğumuz ilginç ve bir o kadar da keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

Sizin koleksiyonerlik tutkunuzu biliyoruz. Onun dışında hobi olarak sizi rahatlatacak neler yapıyorsunuz?

Benim için koleksiyonerlik aileden kaynaklanan bir şey. Babam meraklıydı, annemle birlikte müzayedelere gidiyorlardı. Ben her çocuğun yaptığı gibi ilk pulla başladım. Okulda pul değiştiriyordum. Ablam da bu konulara meraklıydı. Çanakkale seramikler, tombaklar ilgi alanıydı, hala da meraklıdır. Öyle bir yola girdik. Bundan aşağı yukarı 22-23 sene evvel bir oryantalist tablo aldım. Çok beğendiğim bir tabloydu. Oryantalist tablolar toplayarak başladım, sonra çağdaş sanat benim için daha cazip hale geldi, çünkü dünyada gidilen yol çağdaş eserlerin toplanması. Bunun dışında mesela çok ciddi bir eczacılık koleksiyonum var, 5 tane eski eczane satın aldım. 5 eczanenin biri şirket merkezinde sergileniyor. Biri ise fabrikada. Şimdi bunlar için bir sergi alanı yapıyoruz, üç eczane daha koyduk oraya. Bütün o eski şişeleri tek tek topladık. Ciddi bir sergi alanı yapıyoruz. Mesela bu da bana cazip gelen bir koleksiyon işi, çünkü Abdi İbrahim’in tarihçesiyle örtüşüyor. Abdi İbrahim’in malzemeleriyle Türk eczacılık tarihinin malzemelerini birleştiriyor. 

Peki, eczacılık müzesi kurmak gibi bir hedefiniz var mı? 

Şu anda sergiyle başlayalım diyoruz. Ama ileride mesela Vefa’daki eski fabrikamızda çağdaş eserleri ve bunu birleştirebiliriz. Bir katına çağdaş eserleri, bir katına da eczacılıkla ilgili topladığımız eczaneler, aletler, edevatlar ve şişeleri koyabiliriz. Bu da bir çeşit koleksiyonerlik. Konuyla ilgili olarak geçenlerde Japonya’ya gittim. Füsun Eczacıbaşı’nın başkanlığında Saha Grubu diye çok başarılı bir grup var. Bu grubun amacı Türk sanatçılarının yurt dışında tanınır hale gelmesi. Benim de aralarında olduğum 30 kişilik grupla Japonya’da muazzam koleksiyonlar gördük. Bu koleksiyonlardan bazılarına hayran oluyorsunuz, ulaşmak istiyorsunuz, bazılarına ulaşabiliyorsunuz, bazılarına ulaşamıyorsunuz. Hep “Koleksiyonerlik ciddi paralar ister” diyorlar. Ancak illa ki çok pahalı sanatçıların eserlerini almak gerekmiyor. Çok genç sanatçılarımız var, onlarla da başlanabilir. Koleksiyonerlik bir tutku. Ama bazen bu tutku öyle bir hale geliyor ki hem maddi açıdan hem de zaman bakımından zarar verebiliyor. 

Resim olarak kaç parça var şu anda elinizde? 

Koleksiyonum 750’ye yakın eserden oluşan bir seçki. Bu seçkinin ağırlıklı bölümünü yerli ve yabancı ressamların eserleri oluşturuyor. 

Hepsi şirket merkezinde mi? 

Şirket merkezi dışında fabrikada ve evde sergileniyorlar. Zaman zaman koleksiyonumdaki eserlerin yerlerini değiştiriyorum. 

Elinizde daha çok modern eserler mi var? 

Daha çok çağdaş ve klasik moderne ilgi gösteriyorum. 

Peki, onun dışında plastik sanatlar ya da video art ile ilgili misiniz?

Şirket merkezimizin girişinde çok sevdiğim bir video art var. Leandro Erlich’in bir çalışması. Japonya’ya gittiğimde oranın en ünlü müzesinde bir baktım, aynı sanatçının sergisi var. Ve bu eser de orada. Eserin 3 edisyonu var. Bir tanesi bende, bir tanesi de müzede. O zaman “Demek ne iyi bir eser seçmişim seneler evvel” diyerek kendinle biraz gurur duyuyorsun. 

Video-art resim koleksiyonerlerinin çok ilgi gösterdiği bir alan değil. Eser sizin nasıl dikkatinizi çekti? 

Ben gözüm neyi beğeniyorsa onu alıyorum yani videoysa video, fotoğrafsa fotoğraf. Mesela bir Japon fotoğraf sanatçısı var, Hiroshi Sugimoto... Seneler evvel almışım onun eserlerini. Bu sanatçı ben onun eserini aldıktan sonra meşhur olmadı ama gittiğimde bir baktım her taraf, müzeler onun eserleriyle dolu. Çok hoşuma gitti. Evimde Yves Klein’a ait bir heykel var. Japonya’da çok kıymetli bir sanat adasındaki müzede aynı esere rastladım. Hislerimle, gözümle beğeniyor ve alabiliyorsam kaçırmıyorum. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz