"40 Halısı 40 Öyküsü var"

Lenovo Türkiye Genel Müdürü Faik Burhanoğlu, 30 yıldır Türkiye’yi köy köy gezerek halı topluyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
40 Halısı 40 Öyküsü var
Lenovo Türkiye Genel Müdürü Faik Burhanoğlu ile halılar arasında özel bir ilişki var. Tipik bir Karadenizli olarak sabırsız bir kişiliğe sahip olan Burhanoğlu, muhteşem bir sabırla dokunan ve üzerinde yaşanmışlığın izlerini taşıyan halıların değerli birer sanat eseri olduğunu düşünüyor. Yıllardır Türkiye’yi köy köy dolaşarak bizzat halıları dokuyanlarla bir araya geliyor. Onların hikayelerini dinlerken cazibesine kapıldığı halı için pazarlığa oturuyor. Öyle anlar yaşanıyor ki bazen bu pazarlık yaşam boyu tutulacak sözlerin verilmesine, bazen de gözyaşlarının dökülmesine bile neden olabiliyor.
30 yıl önce ilk özel halısını alan Burhanoğlu, bugün 40’ı aşkın halıya sahip. “Kimi evde kimi işte serili…kimi de bir köşede katlanmış, kullanılacağı günü bekliyor. Ben halı almak için halı almıyorum. Sahip olduğum halının yerini başka hiçbir halı alamaz” diye konuşuyor.
Halıların peşinde yaptığı yolculuklar onu bir uzman haline de getirmiş. Desenlerinden ve atılan düğümlerden bir halının hangi yöreden olduğunu anlıyor. İlk görüşte halının yüzeyinden ipinin ve boyasının kalitesine dair bilgi verebiliyor.
Halılara bakışı ise ticaretin oldukça uzağında. El dokumacılığının yok oluşundan büyük üzüntü duyduğunu her fırsatta dile getiriyor. Emeklilik planında bile halıların bir yeri var. “İleride emekliliğim geldiği zaman halı kültürünü ve halı el sanatını kalkındırabilmek için birtakım şeyler yapmak istiyorum” diyor.
Lenovo Türkiye Genel Müdürü Faik Burhanoğlu ile halı hobisini, bu hobiyi nasıl edindiğini ve geliştirdiğini konuştuk:
Capital:  Halı koleksiyonu yapmaya nasıl karar verdiniz?
-  Benim doğduğum ve çocukluğumun geçtiği yer Karadeniz Bölgesi. Trabzon doğumluyum. Trabzon’da halı hiç yoktur. Çok sabırlı da olmadıkları için halı ile hiç uğraşmamışlar. Ben mühendisim. Aslında benim halıya bu kadar merak salmamdaki neden, halı dokumanın arkasında yatan matematik. Kilim iki boyutlu, halı üç boyutlu bir matematik. Halı dokunurken yukardan aşağı çözgüler, yatayda da aralarından geçen atkılar var. Her birinin kesişim noktaları var. Tam o kesişim noktalarından düğüm atılıyor. Yani X, Y ekseninden matris gibi. Matrisin tam kesişim noktalarında da düğümler var. Siz aynı alana ne kadar çok düğüm atabilirseniz, yani matrisin boyutunu aynı alanda ne kadar büyütebilirseniz, halı o kadar kaliteli ve güzel olur. Televizyonda gözü görmeyen bir Anadolu kadınıyla konuşuyorlar. Nasıl görmeden bu kadar güzel halı yaptığını soruyorlar. Kadın mühendis değil. Ama kodlamayı biliyor. Örneğin tahta çubuğu sarı yumağa takıyor. Çakmağı kırmızı yumağa, tığı yeşil renge takıyor. Peki renkleri halıya nasıl oturttuğu sorulduğunda ‘sayıyorum’ diyor. Aslında halı ve kilim yapmak matematikten başka bir şey değil.
Capital:  Halının kalitesi nasıl anlaşılır?
Halının tarihine gitmek lazım. Halı el emeği göz nuru bir ürün. Emek çok yoğun bir iş aslında. Kalitesi arttıkça emeği de artıyor. Orta Asya’dan gelen Türk ırklarına bakıldığında hepsinin mutlaka halı ile ilgileri var. Türkler göçebe bir toplum. Türklerin yerleşik hayata geçişi son bin yıldır gerçekleşmiş. Bu nedenle aslında bakıldığı zaman halıların hep küçük olduğunu görürsünüz. Çünkü atının arkasında taşıdığı tezgah sınırlı. Halı Türk kavimlerinin ayrılmaz bir parçası. Halılar yörelere göre farklılaşıyor. Aslında bir nevi o yöreyi anlatıyor. Örneğin Konya müzesinde Selçuklardan 11’inci, 12’nci yüzyıllardan kalma halılar sergileniyor. Daha eski tarihlere, Altaylar’a gidildiğinde Hun Türkleri zamanında M.Ö 300-400’lere kadar uzanıyor. Halıyı ben bir sanat eseri olarak görüyorum. Hiçbir halı diğerinin eşi değil. Yani hiçbir halının ikizi yoktur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz