Bisküvici dede'den liderlik dersleri

Necdet Buzbaş, Sabri Ülker'i Capital için anlattı.

1.07.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Bisküvici dede'den liderlik dersleri

Bana şunu söylerdi: "Necdet, git ve orada işin bittikten sonra dön." Oturalım, uzun uzun sohbet edelim, lokallere, restoranlara gidelim gibi bir yaklaşımı yoktu. Hayatı işi ve ailesinden ibaretti.

10- DOLAŞARAK YÖNETİM

Ülker'de masada oturmak ayıp sayılırdı. Herkes kendi işinin başındayken muhakkak gezer halde olurdu. Ben şimdi bakıyorum. Bir şirketin genel müdürü Gaziantep'e gidecek, oraya haber veriliyor. Gaziantep'teki distribütör hazırlıkları yapıyor. Oraya gittiğinde her şey düzenlenmiş, ayarlanmış. Deyim yerindeyse her şey süt liman. Sabri Bey, sürekli "dolaşarak" yönetirdi. Bu nedenle üretim tesisindeki yöneticilerin mutlaka tesis içinde dolaşması ve düzenli olarak kalite kontrol yapması, ürünleri tatması gerekiyordu. Dolaşmak, işçinin, teknisyenin halini hatırını sormak bizim Sabri Bey'den öğrendiğimiz bir kültürdü.

11- SÜREKLİ ÖĞRENEREK ÖRNEK OLURDU

Sabri Bey, işini kurduğu yıllarda bozulan makinelerin dişlilerini kendi eliyle tamir eder, parçalarını yerleştirirdi. Sonraki yıllarda, çok büyük bir grubun patronu olduğu dönemde de bu özelliğini hiç yitirmedi. İş hayatı boyunca her gün "öğrenmeyi ve öğretmeyi" sürdürdü. Ülker Grubu olarak ilk bisküvi ihracatını 1974 yılında gerçekleştirdi. O tarihte 54 yaşındaydı ve İngilizce bilmiyordu. İlk bisküvi ihracatını gerçekleştirdiğinde lisan öğrendi. Türkiye'de ihracatın yaygın olmadığı o yıllarda, bir tır ve tır plakası alacaktı. Şoförü yurtdışına gidebilmesi için özel olarak eğitti. Fabrika yatırımları kadar ihracat da çok önem verdiği konuların başında geldi. İhracatı biraz da ülke başarısı olarak görürdü.

ZOR ZAMANLARDA LİDERLİK ÖRNEĞİ
ZOR GÜNLERİN ADAMI

Zor günlerin adamıydı. Ülker'in tarihinde tam da böyle bir olay var. 1979 yılında Gıda iş Sendikası'nın yönetimi Ülker'in 4 işçiyi işten çıkarmasını istemişti. Ardından sendikanın yönetimi değişmiş ve yeni yönetim işten çıkarılan 4 işçinin tekrar işe alınmasını talep etmişti. Sabri Bey de “Tekrar işe alırsam, tutarsızlık olur, etkim azalır" diye bu talebi geri çevirmişti.
ÜLKER’İN ÖLÜM-KALIM MÜCADELESİ
Ardından sendikalı işçiler üretimde sorunlar yarattı. Üretilen bisküvilerin tamamı çöpe gitmeye başladı. Ben çikolata fabrikasının imalat müdürüydüm. Sabri Bey'in ofisi ise 500 metre ilerideki bisküvi fabrikasındaydı. Arife günü öğleden sonra bana telefon etti. “Yanına güvendiğin takım arkadaşlarını da al, bir toplantı yapacağız" dedi. Sabri Bey, toplantıda bize “Arkadaşlar, bu zarara uzun vadede dayanmamız mümkün değil. Bayramdan sonra fabrikayı kapatıyoruz" dedi.
MARKALARI YAŞATMA PLANI
Ancak, Ülker'in 3Ç, 1T (Çokomel, Çokoprens, Çokokrem ve Taç Kraker) diye adlandırdığımız 4 önemli markasını yaşatmamız gerektiğini belirtti. “Bu nedenle fabrikadaki makineleri bayram süresince söküp Ankara'ya taşıyacağız" diye ekledi. Biz bayram boyunca çalıştık. Fabrikanın telefonları da kesilmişti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz