Telaşsız yumuşak büyüyeceğiz

Zeynep Erkunt’la şirketin yola çıkış hikayesini, bugün geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini konuştuk.

1.08.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Telaşsız yumuşak büyüyeceğiz


Capital: Dünyada traktör sektörü nasıl gidiyor?
- Dünyada traktör sektörü aldı başını gidiyor. Konsept traktörler ortaya çıktı. Otomatik şanzımanlı, tavanı gerektiğinde açılabilen, çok sessiz çalışıp kapanabilen traktörler var. Dünyanın dev traktör şirketleri bunun peşinde. Ama tüm bu gelişmeler, bizim için çok erken. Bizim çiftçimiz o kadar zengin değil. Türkiye’de trafiğe kayıtlı 1 milyon 400 bin traktör var. Bunun 700 bin tanesi 25 yaşın üstünde. Amerika ve Avrupa şartlarında 12 yılda bir traktörün değiştirilmesi gerekiyor. Tarım açısından zengin olan Hollanda’da 7 yılda bir traktörler değişiyor. Bunu kanunla, sanayi eylem planıyla değiştirmeye çalışıyorlar. Stratejik planın içinde “Ekonomik ömrünü doldurmuş traktörlerin hurdaya ayrılması ile ilgili çalışma yapmak” diye bir madde var. Biz de bunu hayata geçirmek için uğraşıyoruz. Bu da bütçe istiyor. Çiftçiyi Ziraat Bankası vasıtasıyla 7 yıl vadeli yenileme programına tabi tutabilirsek Türkiye’deki tarımsal mekanizasyonu da gençleştirebiliriz.

Capital: Bugün gündeminizin ana maddeleri neler?
- Hurda teşvikine göre yeni bir kapasite yaratmak; şirketi, telaşlanmadan, yanlış büyümenin maliyetlerine katlanmadan, yumuşak bir çizgi ile büyütmek istiyorum. Şu anda 1,5 vardiya çalışıp 6 bin üretiyoruz. Ben bunu bu ekipmanımla rahatlıkla 10 bin-13 bine çıkarırım.

Capital: Nasıl bir yönetim tarzınız var? Kendinizi nasıl bir lider olarak görüyor ya da görmek istiyorsunuz?
- Masamın üzeri her zaman karışık... Her konuya hakim olmaya çalışıyorum ama işleri delege etmesini de biliyorum. Çok hayati kararları birlikte alıyoruz. Mümkün olduğu kadar toplantılarda birlikte çalıştığımız müdür arkadaşların konuşmasını, onların fikirlerini dinlemek istiyorum. Onları kendi fikirlerimle harmanlıyorum. Çünkü kimseye inanmadığı bir şeyi yaptıramazsınız. Ekip çalışmasına inanıyorum. Kadronun kemikleşmiş olmasına önem veriyorum. Belki kadın olmanın farkı, insanları dinlemeye ve anlamaya çok çaba gösteriyorum. Örneğin, bir şey soruyorum, karşımdakinin anlamadığını fark ediyorum. Bu sefer, “Karışık anlattım galiba” deyip baştan başlıyorum anlatmaya. Çalışanların sorunlarıyla yakından ilgilenmeye çalışıyorum. Biraz da kardeş gibiyiz. Duygu ve fikir alışverişi çok önemli.

Capital: İki çocuğunuz var. Onları aile şirketinde çalışmaları konusunda teşvik edecek misiniz?
- Profesyonelleşebilen şirketler kazanmıştır. Ben yıllarca bir aile şirketi atmosferinde çalıştım. Bunun ne kadar zor ve üzücü olduğunu, aile ilişkilerini bozduğunu biliyorum. İki çocuğum var. Büyüğü kız, küçüğü erkek. Büyüğü bu yıl üniversiteye gidiyor. Bana 3 yıl önce tarihçi olmak istediğini söyledi. Arkadaşları ona, “Sen aptalsın. İki şirket varken annenin arkasından git” demiş. “Sen tarihi seviyor musun” diye sordum. “Çok seviyorum” diye yanıt verdi. “Buraya gelip çalışırsan mutlu olur musun” diye sordum. “Yanımda sen olursan mutlu olurum” yanıtını verdi. “Ben her zaman senin yanında kalamam” dedim. O da “Mutlu olmam” dedi. “O zaman yürü tarihçi ol” karşılığını verdim.“Biz bu şirketleri siz geliyorsunuz diye kurmadık” dedim. Kızım portföyden düştü, kaldı oğlum. Onunla da İngiltere’de hangi üniversitede okuyabilir diye bir tur yaptık. Makine mühendisi olmak istiyor. “Eğer mezun olduktan sonra Erkunt’ta çalışırsan gurur duyarım ama mezun olduğun gün fabrikaya giremezsin. 5-6 yıl bir yerde çalışacaksın. Mümkünse bir-iki kere de terfi edeceksin” dedim. Çünkü okuldan mezun olur olmaz gelirse benim yaşadığım sıkıntıları yaşayacak. Hiç gelemeyebilirler. Bu şirketi global dünyada satın almak isteyen şirket mutlaka çıkar. Ben bu işi seviyorum diye onların da sevmesi zorunlu değil. Benim ablam doktor oldu. Babam da bu konuda çok liberaldi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz