"Zirvedeki CEO’dan Denetimde Son Tablo"

Jim Copeland / Deloitte Touche Tohmatsu CEO'su   Jim Copeland, dünyaca ünlü denetim ve danışmanlık şirketi Deloitte Touche Tohmatsu’nun CEO’su... Şu sıralar denetim işinde yaşanan sıkıntıla...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Zirvedeki CEO’dan Denetimde Son Tablo

Jim Copeland / Deloitte Touche Tohmatsu CEO'su

 

Jim Copeland, dünyaca ünlü denetim ve danışmanlık şirketi Deloitte Touche Tohmatsu’nun CEO’su... Şu sıralar denetim işinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle gündemde... O da gelişmelerden rahatsız. Ancak, yeni dönemde, doğru ve dürüst yöneticilerin, liderlerin öne çıkacağına dikkat çekiyor. Enron benzeri bazı olayların daha ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Ardından da denetim ve danışmanlık işinde ulaşılan son tabloyu, sektörün geleceğini ve şirketini anlatıyor...

 

Son dönemde, dünyanın neresinde olursanız olun, gazetelere baktığınızda karşılaştığınız bir isim var: Andersen. Başta sadece Andersen ve Enron’ın isimlerinin anıldığı, daha sonra bir kar yumağı gibi yuvarlanarak büyüyen ve büyürken çevredeki her şeyi içine katan olaylar zinciri gündemi epey meşgul etti.

 

Çok büyük muhasebe hatalarının, yolsuzlukların ya da ihmalkarlıkların sonucu olan gelişmeler en çok Andersen’ın rakiplerini üzdü. Akla yakın gibi gelmese de durum bu. Çünkü tüm bunlardan en fazla etkilenen kesim diğer denetim firmalarıydı. Sonuç olarak, Andersen “Big 5” diye anılan dünyadaki en büyük 5 denetim ve danışmanlık firmalarından biriydi. Andersen, çamurlu ve bulanık sularda batıp çıkarken diğerlerini de yanında götürmüş oldu. Kısaca denetim firmalarına duyulan güven sarsıldı. Ciddi şekilde.  

 

Tozun toprağın birbirine karışıp görüntüyü bozduğu bu dönemde temellerini sağlam atanlar, ince eleyip sık dokuyanlar kalabalığın arasından kolayca seçilebiliyordu. En azından uzmanların görüşü bu yönde. Deloiite Touche Tohmatsu bu listede sıralanan denetim ve danışmanlık firmalarından biri.

 

Jim Copeland, bir asırdan fazla geçmişi olan bu firmanın CEO’su (Chief Executive Officer). Copeland’ın, Deloitte Touche Tohmatsu’nun bugünkü sağlam ve güçlü pozisyonuna büyük katkıları olduğu biliniyor.

 

Jim Copeland yaptığımız görüşmede, “İstediğiniz kanunu çıkarın, istediğiniz kuralı koyun, eğer bir kişi bunları çiğnemeyi aklına koymuşsa onu engellemeniz çok zor” diyerek Andersen’ın başına gelenleri özetliyor. Copeland, dürüstlük ve doğruluğun şirket ilkeleri olması gerektiğini vurguluyor. “Şirket kültürü bunun üzerine kurulmalıdır” diyor.

 

Deloitte Touche Tohmatsu ne zaman kuruldu? Kısaca şirketin özgeçmişinden bahsedebilir misiniz?

 

Deloitte Touche Tohmatsu 100 ile 150 yıllık bir şirket. Kiminle, nasıl başladığını kabul ettiğinize bağlı. Global olarak yüz binden fazla çalışanımız var. 140 ülkede ofislerimiz bulunuyor. Ciromuz yaklaşık 13 milyar dolar kadar. Dünyada toplam 700 ofisimiz var. 100 kadarı Amerika’da yer alıyor. Bu ofisleri çoğu büyük şehirlerde.

 

Andersen’la Enron arasında olanlardan sonra denetim firmalarına olan güven büyük ölçüde sarsıldı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sermaye piyasalarında, denetim firmalarına duyulan güvende kesinlikle azalma var. Aynı zamanda sermaye piyasaları ile ilişkisi olan herkese güven sarsılması yaşıyor. Benim gibi denetimdeki uzmanlar, iş dünyasındaki liderler, kanunları belirleyiciler, analiz yapanlar, kredi ajansları... Şu anda hepimiz kendi düşüncelerimizi, yaptıklarımızı inceleme döneminden geçiyoruz. Yaptığımız işi daha iyi yapmanın yollarını bulmaya çalışıyoruz. Sermaye piyasalarına olan güven geri kazanılacaktır.

 

Güven kaybının sektöre, denetim firmalarına olan etkisi nedir?

 

En büyük etkilerinden biri Amerika’daki kurallar ve kanunlardaki değişim oldu. Bu değişimler, dünyada başka yerlerde de görüldü, elbette. Sanıyorum, bunun sonucu olarak kendimizi kontrol etme, düzenleme ve kendi niteliklerimizi yönetme yetkilerimiz elimizden alındı. Temel olarak, bu yetkiler hükümete bırakıldı.

 

Olanlar cirolara nasıl yansıdı? Ciro kaybı söz konusu mu? Eğer öyleyse, yaklaşık ne kadardır?

 

Deloitte Danışmanlık ile ilgili olarak; hükümet ve basından gelen piyasa baskıları sonucunda bir karar aldık. Deloitte’ın danışmanlık bölümünü ayıracağız. Bu, 2,5 – 3 milyar dolarlık cironun ayrılacağı anlamına geliyor. İşler birbirinden ayrıldığı için. Genel olarak, piyasada sunduğumuz hizmetlere karşı yumuşama söz konusu. Deloitte Danışmanlık’ı, denklemin dışında tutacak olursak, bu yıl şirket olarak global düzeyde büyüme bekliyoruz.

 

Sizce, denetim firmalarının aynı zamanda danışmanlık veriyor olması etkili oldu mu?

 

Bu, bence olanların talihsiz bir yanı. Bence bunun yapılan denetimin kalitesi ile hiçbir ilgisi yok. Hala bugün, bu argümanı konuşmak için gereken malzeme, kanıt yok. Ve vaktimizin çoğunu bunu konuşarak geçiriyoruz.

 

Tüm bunların en utanç verici taraflarından biri de bu... Uğraşmamız gereken çok daha önemli şeyler varken biz bunları konuşarak vakit harcıyoruz. Denetimle, danışmanlık arasındaki ilişkiyi tartışıyoruz. Halbuki, bana göre, denetimin danışmanlığı hiçbir etkisi yok. En azından ters bir etkisi yok.

 

Tüm bunların yaşanmasına sebep olan diğer faktörler nelerdir?

 

Amerika’da yaşanan değişimlerden haberdarım. Ama diğer yerlerde de büyük farklılıklar oluştu. Diğer ülkelerde de değişim için baskı yapan düzenleyiciler bulunuyor. Sanırım, bu denetim ve muhasebe için standart tipte kurallar yaratılması yolunda zorluklara neden olacak. İnsanları bu aşamada ikna etmek çok zor. Halbuki global sermaye piyasaları finansal sonuçları anlayabilmek için tek bir dile ihtiyaç duyuyor. Bu gün böyle bir dil yok, artık. Yine de umutluyuz.

 

Toplamda, doğru yönde ilerleyeceğiz. Eğer düzenlemeler ve kanunlar yeterli hassasiyette olursa, doğru yönde ilerleyeceğiz. Amerika’da çıkarılan kanunlarda, kamudaki kurulda yer alan kişilerin en yüksek yeterlilikte ve uzmanlıkta olması çok önemli. Kanunların bizim alanımıza yapacağı etkilerin bir kısmını tahmin ediyoruz. Ama aynı zamanda, kural koyma ve kanun çıkarma sürecinin iyi düşünülmüş ve dikkatli olacağına inanıyoruz.

 

Kanundaki potansiyel eksikliklerin giderileceğini umuyoruz. Kanuni düzenlemelerde ne olursa olsun, bizim uzmanlık alanımızda güveni tekrar kazanma sorumluluğu uzmanlık alanının içinde yer alıyor. Daima işimizi daha iyi ve daha iyi yapmaya çalışmalıyız. Aynı zamanda en iyi denetimin bile risk elemine etme değil, risk üretim faaliyeti olduğu konusunda kamuoyunu bilgilendirmemiz gerekiyor. Denetimciler ne kadar iyi çalışırlarsa çalışsınlar her zaman yatırım riski ve yolsuzluk riski olacaktır.

 

Olanlardan sonra Deloitte Touche Tohmatsu’da ne gibi değişimler yapıldı? Ne tür önemler aldınız? Yeni kontrol mekanizmaları oluşturdunuz mu?

 

Biz çeşitli önlemler aldık. Dediğim gibi, danışmanlığı ayırdık. Ayrılma süreci büyük ölçüde tamamlandı. İsimlerini seçtiler; Braxton olacak. Bu oldukça zor bir değişim. İçeride büyük değişiklikler olacak. Çünkü, çok uzun zamandır ortaklık içindeydik.

 

Denetim rakamlarındaki rotasyon politikalarımızı gözden geçiriyoruz. Rotasyonu lider denetim ortağı ve diğer ortakları da alacak şekilde uzatmalı. Ve aynı zamanda bir şekilde tüm ekibi kapsayacak şekilde uzatmak gerekiyor. Böylece hiç kimse her hangi bir kapasitedeki hesapta, müşteride 10-12 yıldan fazla zaman harcamamış olur. Rotasyon konusunda yaptığımız çalışmalar bu şekilde.

 

Sektöre olan güven ne kadar sürede geri kazanılır?

 

Benim düşünceme göre, güveni geri kazanmak kanunlarla ya da kurallarla ilgili değil. Performans sorunu. Uzun vadede yaptığımız işi çok daha iyi yapmaya başlamalıyız. Ve ayrıca, hakkında konuşarak, yasalar çıkararak, günün sonunda değişim sağlanamaz. Değişim, ancak çalışanlarımız her gün, bir gün öncekinden daha iyi iş yaparsa sağlanır. Rakiplerimizin, iş ortaklarımızın da aynı şeyi yapması gerekiyor. Asıl farklılığı bu yaratır. Biz hepimiz yaptığımız işi daha iyi yapmak için bir şeyler keşfetmeye adandık.

 

Denetim sektörünün global büyüklüğü nedir? Ciro ve istihdam açısından? Sektörde kaç firma bulunuyor?

 

Bu sorunun cevabını tam olarak bilmiyorum. Sanırım, Amerika için bu sayı, kamu firmaları ile birlikte 17 bin civarında. Buna yakın bir rakam doğru olacaktır. Toplam ciro nedir hiç bilemiyorum.

 

Andersen piyasadan çıktıktan sonra, artık “Big 5” (Büyük 5) yerine, “Big 4” (Büyük 4) var. Danışmanlık ve denetim birbirinden ayrılıyor. Diğer bir deyişle, piyasa yeniden şekilleniyor. Gelecekten beklentileriniz nelerdir?

 

Denetimin, diğer hizmetlerdeki bilgi ve yeteneklerden faydalanmasını, onlara erişmesini imkansızlaştırır şekilde kurallaştırılmasından endişe ediyorum. Eğilim bu yönde olabilir. Örneğin, Deloitte Danışmanlık’ı, organizasyonumuzun bir parçası olarak bünyemizde bulundurmaktan çok büyük yarar sağladık. Denetim açısından. Bu sayede, endüstriler hakkında daha iyi bilgi edindik. Daha hızlı bilgi aldık.

 

Diğer hizmetlerin sağlayabileceklerini elimine ederek yanlış bir yöne gidildiğini düşünüyorum. Günün sonunda, denetim doğruluk ve güven üzerine kurulu oluyor. Denetimcinin her bağımlılığını sorgulayarak yok etmek, o şirketlere olan güvenin, büyük ölçüde kaybına mal olur. Bence, bu çok iyi bir alışveriş değil. Bu nedenle, insanların piyasaların anlamasını sağlamaya çalışmalıyız. Çeşitli zorluklarla karşılaşacağız. Ama yapmalıyız.

 

Andersen olayından sonra ne tür şirketler talep görüyor? Bazı uzmanlar butik denetim firmalarına olan talebin arttığını iddia ediyor. Buna katılıyor musunuz?

 

Hayır, katılmıyorum. Bunu söyleyen uzmanlar, büyük ihtimalle küçük veya orta ölçekli denetim firmalarındandır. Fortune 1000 şirketlerinin çok büyük kısmına hizmet verdik. Ve bir tanesini bile hatırlamıyorum ki “Big 4 – Büyük 4” dışındaki firmalara kaptırılsın. Şirketler hala global olarak temsil edilmek ve kabul edilmek istiyorlar.

 

Deloitte ne tür değişimlerden geçiyor? Gelecekte neler olacak?

 

En büyük değişim elbette Deloitte Danışmanlık’ı ayrılması. Bunun dışında ülkeden ülkeye farklılık gösteren değişimler yapılıyor. Kuralların, kanunların yarattığı değişimler. Yeni yasal düzenlemelere gidiliyor. Hiçbir ülkeninki birbirine benzemeyebilir. Biz de her bir ofiste buna uygun hareket ediyoruz. Bunlarla uğraşıyoruz.

 

Deloitte Touche Tohmatsu’nun gelecek ile ilgili hedefleri nelerdir? Şirket olarak kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

 

Şu andaki planlarımız daha önce sahip olduğumuz pozisyonla tutarlı. Sonuç olarak, dünyadaki en iyi profesyonel hizmet şirketi olarak tanınmayı amaçlıyoruz. Uzmanlık alanımızda en iyi kaliteye sahip olmak, bizim için çok önemli. Özellikle de şimdi... Bu konu, iki yıl öncesine göre çok daha hayati. Bugüne kadar kalite sicilimiz oldukça iyi. Bunun Deloitte Touche ve Deloitte Touche Tohmatsu’ya şimdi çok büyük faydaları olacağını biliyorum. Gücümüzü buradan alıyoruz.

 

Diğer yandan, vergideki çalışanlarımızın, insan kaynakları danışmanlarımızın, çözüm çalışmalarımızın tüm bu diğer hizmet alanlarının geniş piyasaya odaklanması gerekliliği çok açık. Sadece denetim müşterilerimize değil. Çünkü, denetim müşterilerine verebilecekleri hizmetler artık kısıtlı, tanımlı. Bizim geleceğimize bunlar yön verecek.

 

Şirket olarak, sermaye piyasalarına olan güveni geri kazanmak için elimizden geleni yapıyoruz. Geçtiğimiz on yıl boyunca uzman olduğumuz alanda, kaliteyi temel aldığımızda “alanın en iyisi” olarak performans gösterdik. Aynı zamanda, yaptığımız işi geliştirmek için sürekli olarak çok çalışmamız gerektiğinin farkındayız. Yatırımcıyı koruyarak en iyisini yapmak... Her gün daha iyi olmalı. Bunlar bizim odaklandığımız konular. 

 

DENETİMİN AMACI ORTAYA ÇIKARMAKTIR”

 

Bu tür hatalar, yolsuzluklar ve düzensizlikler engellenemez mi? Bu kadar kritik hataların yapılması kaçınılmaz mıdır?

 

İlk olarak, bu kadar yüksek profilli hatalar olunca, onu tüm sektör bağlamında değerlendirmek gerekir. Sürekli konuşuyoruz. Özellikle yaşanılan problemlerle ilgili olarak. Fakat diğer taraftan binlerce şirket var ki, her gün dürüstçe rapor veriyor. Sanıyorum, kanunu hiçe saymayı kafasına koymuş birini engellemek oldukça zor olacaktır. Aslında, engellemekle kastedilen denetimin yaptığı değildir. Denetimin amacı, ortaya çıkarmaktır. Problemleri ortaya çıkarmanın, koymanın çeşitli yöntemleri var. Denetimin yapılandığı şekil itibariyle, engel teşkil edeceğini sanmıyorum.

 

İnsanları, kanunları çiğnemekten alı koyacak tek şey kurumlarda doğru bir değerleme sürecinin, dürüstlük ve liderlerini ve çalışanlarını yoklayan bir dürüstlük mekanizmasının olmasıdır. Denetimin yapacağı hiçbir şey yolsuzluğu engelleyemez. Yapacağı en iyi şey onu ortaya çıkarmak olacaktır.

 

Bence her şey insanların doğruluk anlayışına ve vicdanına kalıyor. Yasalar çıkararak ve kanunlara koyarak, kanunları çiğnemeye meyilli kişileri vazgeçiremezsiniz. Dürüstlüğü, doğruluğu bir liderlik vasfı olarak görmeye odaklanmalıyız. Şirketimize ortaklar seçerken, kurumlar kendilerine lider seçerken, yöneticiler terfi ettirilirken kişisel değerlendirmeler sırasında dürüstlük, doğruluk miktarı sürecin önemli bir parçası olmalı. Yoksa, mükemmel denetimler de uygulansa çok daha fazla yolsuzluklar tespit edilecektir. Günün sonunda bu sermaye piyasaları için çözüm olmayacaktır.   

 

“BAŞKALARI DA OLACAKTIR”

 

Sizce, Enron, Vivendi ve Worldcom gibi olaylar buz dağının görünen ucu mu sadece? Batı iş dünyasında, daha da ötesi Amerika’da bu şekilde başka şirketler olduğunu da düşünüyor musunuz?

 

Bu soruya cevap verirken dikkatli olacağım. Banka komitesiyle görüşürken, gelecekte başka finansal yolsuzluklar, başarısızlıklar da olacağından emin olduğumu belirttim. En azından piyasanın doğası gereği böyle. Eğer hareketin serbestleşmesi söz konusu olacaksa, bu hareketin bir kısmında yanlışlıklar doğabileceğini kabul etmek gerekir.

 

Ama ayrıca, yaşadığım sürece bu ölçekte, Enron örneği büyüklüğünde beklemediğimi de ekledim. İki ay sonra Worldcom oldu. Bu daha da büyük bir finansal hataydı. Yani, ihtiyatlı davranacağım ve devasa kurum yolsuzlukları, başarısızlıkları göreceğimizi sanmıyorum diyeceğim. Ama elbette birkaç iş başarısızlıkları ve yolsuzluklara rastlayacağız.

 

Ne yapılırsa yapılsın. Piyasalar risk üzerinden temel alır. Ticaret, risk ve ödül üzerine kuruludur. Bütün riski piyasadan elimine etmek imkansızdır. Riski meşru olarak ne kadar aşağı çekebiliriz, onu belirlemek gerekir. Soru bu. Özellikle, iş dışı riskler açısından. Yani kanuni riskler konusunda.

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz