2018'de 6500sigortalıya ulaşırız

5.09.2018 12:53:000
Paylaş Tweet Paylaş
2018'de 6500sigortalıya ulaşırız

NİŞ ALAN

“2018’DE 6.500 SİGORTALIYA ULAŞIRIZ”

Tamamlayıcı sağlık sigortalarının olumlu etkisiyle yeni niş ürünler ortaya çıkıyor. Bunun ilk örneklerinden biri olarak Chubb, Türkiye’de bir ilki yaparak diş sağlığı sigortası ürününü ocak ayı başında pazara sundu. Chubb Türkiye Ülke Başkanı Emre Buğday’la bu alana neden girdiklerini ve büyüme planlarını konuştuk:

KİTLE BÜYÜK “Chubb Global olarak 12 yıldır diş sağlığı ürünü satıyoruz, özellikle Asya pazarında bu çok güçlü bir ürün. Burada sigortalı sayımız 10 milyonu geçiyor. Bu global deneyimi Türkiye pazarına taşımak istedik ve 2015’ten bu yana çalışmalar yapıyoruz. Diş sağlığı alanından yapılan harcamalar, kamu sağlık harcamasının yüzde 10’unu oluşturuyor. Türkiye’de yaklaşık 14 bin 500 diş hekimi mevcut, hastalar genellikle diş tedavi ücretlerini ceplerinden ödüyor. Bizim Longitude Research ile yaptığımız araştırmalara göre nüfusun yüzde 90’ı ağız ve diş sağlığı sorunu yaşıyor ve yüzde 50’si böyle bir sigorta ürünü almaya sıcak bakıyor. Pazarda yüzde 1’in altında bir kesimin, sağlık sigortasına ek olarak ya da kazaen sigortalarla bu alanda sigorta kapsaması bulunuyor. Türkiye’de 12 milyon kişinin bu ürünü alma potansiyeli bulunuyor. Biz de bu fotoğrafla Türkiye’de hem bireysel hem kurumsal alanda ürünü satışa sunduk.

GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR Kurumsal alanda brokerlarla çalışacağız. Bireysel satışlarda da bankalarla iş birlikleri kurmak istiyoruz. 2-3 bankayla bu konuda görüşmelerimiz sürüyor. Geçen bu sürede şirket içindeki satış çalışmalarımızla 1.250 kişiye diş sağlığı ürünümüzü sattık. Bu yıl sonu için burada 6.000-6.500 sigortalıya ulaşmayı planlıyoruz. 2018 yılında toplam 1 milyon TL prim üretimi yaparız diye düşünüyoruz. Bu ürünün bireyler için en geniş standart paketinde 400 TL gibi bir fiyatı var. 3 ay bekleme süresi sonrası anlaşmalı kurumlarda yüzde 25 ve anlaşması olmayan diş hekimlerinde Türk Diş Hekimleri Birliği asgari ücret tarifesi üzerinden yüzde 50 katılım payıyla kullanılabiliyor ve toplamda 5 bin TL’lik teminat tutarına sahip. Bu, kullanıldıkça kendini kanıtlayan ve kulaktan kulağa yayılacak bir ürün… Önümüzdeki yıl sigortalı sayısını ikiye katlamayı amaçlıyoruz.”

GÜNDEM

“FKB’NİN RAKİBİ DEĞİLİZ”

Faktoring sektörü için 2018 yılındaki en sıcak gündem, tedarik finansmanı... Finansal Kurumlar Birliği’nin kurduğu ortak platformun üye almaya başlamasıyla birlikte bu alanda güçlü büyüme bekleniyor. Bu alanda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tamamlayıcı rol üstlenen platformlar kuruluyor; Figo da bunların ilki olarak dikkat çekiyor. Figopara platformunu Figo Genel Müdürü Derya Ekemen Fidan ile konuştuk:

NEREDE YAYGIN? “McKinsey’in raporuna göre dünyada tedarikçi finansmanı hacmi 2 trilyon dolar. Dünyada, özellikle İngiltere’de alacak finansmanı ve tedarikçi finansmanı işlemleri platformlar üzerinden gerçekleşiyor. Biz de dünyadaki bu trendi görerek

Logo Elektronik ve Foriba ortaklığında Figo platformunu kurduk. Figo olarak biz alıcı, tedarikçi, banka ve faktoring şirketlerini bir dijital platform üzerinde buluşturuyoruz. Alıcı firmalara, muhasebe sistemleriyle uyum şekilde özelleştirerek ödeme vadelerini yönetme imkanı sunuyoruz. Platform, hata yapma riskini azaltıyor ve firmanın iş süreçleriyle uyumlu bir çözüm sağlıyor. Platform üyesi satıcılar, finans kuruluşlarının tekliflerini ve faiz oranlarını anlık olarak görüntüleyebiliyor, istedikleri finans kuruluşunu seçerek faturalarını vadesinden önce tahsil edebiliyor.

İLK YIL HEDEFİ Aralık ayında lansmanımız yapıldı. Şu an Figopara’ya üye 8 firma bulunuyor. Yakın dönemde bir e-ticaret şirketiyle çalışmaya başlıyoruz. Sayıları 10’u geçen alıcı firmalarla da yakın çalışmalarımız devam ediyor. 2017 yılında tüketici finansmanında tahminen 15 milyar TL’lik işlem gerçekleşti. Finansal Kurumlar Birliği’nin tahminlerine göre gelecek üç yılda bu rakam 50 milyar TL’ye ulaşacak. Biz şirket sayısından çok işlem hacmine odaklanıyoruz. Bu yıl için ciro hedefimizi, yani platform üzerinden geçecek fatura hacmimizi 2 milyar TL olarak hedefliyoruz. FKB’nin platformunun tamamlayıcısıyız, rakip değiliz. Biz alıcı ve satıcının otomatik olarak tedarik zincirinden yararlanmasını sağlıyoruz. 2019 ve 2020’de işlem hacmimizi ikiye katlamayı planlıyoruz. Bu tür platformlara yatırımcı tarafında ilgi yüksek, ileride burada rakiplerimiz de olabilir.”

CEO AJANDA 

 

RİSKLERİ DOĞRU YÖNETMEK 

Finans dünyası için en hayati konulardan biri, yurt içi ve dışındaki riskleri doğru öngörmek ve yönetmek. 2018 yılında da hem iç piyasalardaki volatilite hem dış pazarlardaki gelişmeler Türk finans sektörünün yöneticileri için önemli riskler yaratıyor. Sektörün farklı alanlarından deneyimli isimler, 2018 yılına özel riskler için nasıl önlemler aldıklarını şöyle aktarıyor:

SORU İŞARETLERİ “Bu yıl yurt içinde ciddi bir risk görmüyorum” diyen TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici, global alanda öngördüğü riskleri nasıl yönettiklerini şöyle anlatıyor:

“Global likidite ile ilgili soru işaretlerim var. FED’in bilanço küçültmeye başladığı bir döneme giriyoruz. Bilanço küçülmesi sürerse o zaman bize de yansır. Türk bankaları olarak fonlama kapasitemizi daraltır, bu nedenle de fonlama maliyetleri artar. Bunlar bankalar açısından önemli risk. Biz bu riske karşı likiditemizi sağlam tutmaya çalışıyoruz. İşimizi bu açıdan bakarak doğru yapmaya çalışıyoruz. Mevcut mevduatın sürekli bizde kalmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu dönemde daha kılıcı mevduat edinmeye odaklanmak gerekiyor, biz de müşteriyi tutacağımız işlere odaklanıyoruz.”

“TABANA YAYIYORUZ” Yapı Kredi Leasing Genel Müdürü Fatih Torun da mümkün olduğunca çok müşteriyle iş yaparak riski dağıtmaya yöneldiklerini aktarıyor. Torun, bu amaçla yaptıklarını şöyle özetliyor:

“Riskten kaçmaktan ziyade fırsata dönüştürmeye çalışıyoruz. Yeni kurduğumuz 2. el internet sitemizin amaçlarından biri risk yönetimi, özellikle küçük boyutlu işlere girdiğinizde riski daha iyi yönetmeniz gerekiyor. Biz de dijital altyapımızı geliştirerek mümkün olduğunca çok müşteriye yaygın iş yapmak; bir alanda oluşacak riskleri ortadan kaldırmak istiyoruz. Sektörde 2017 sonu itibarıyla yüzde 5,5 sorunlu alçak oranı mevcut. Ama bunu bir risk olarak görmüyoruz. Bu oranın daha çok eski işlerden taşındığına inanıyorum. Yeni işlerde ciddi bir alacak sorunu bulunmuyor. Sektör olarak bakıldığında da en riskli alanın, taşıdığı hukuki sorumluluklar nedeniyle gemi leasingi olduğunu düşünüyorum. Diğer sektörlerde bu yıl bir risk görmüyoruz.”

SÜREKLİ TAKİPTEYİZ Şirketler arası alacak risklerinin güvencesini sağlayan ve ödenmeyen alacakları sigortalayan Euler Hermes’in Türkiye CEO’su Özlem Özüner de bu kapsamda tüm dünyada ticaretin ve sektörlerin riskini izliyor. Özüner, kendi şirketleri için bu riskleri nasıl yönettiğini ise şöyle aktarıyor:

“En önemli risklerimizden kredi riskimiz açısından hem makroekonomik hem sektörel göstergeleri yakından takip ediyoruz. Türk Lirası’nın kırılganlığının artmasıyla şirketlerin bilançolarda genel görünümünü bozma riski bulunuyor. Bunun ithalat bağımlılığı yüksek yani üretimden ziyade ticaret yapan şirketlerde olumsuz etki yaratma riski var. Bu nedenle özellikle bu tip sektörlerdeki şirketlerin finansal ve ticari yabancı para pozisyonlarını sürekli takip ediyoruz. Ayrıca portföyümüzü, aylık olarak finansal kurumlara ve çekle piyasaya yaptıkları ödemeler açısından izleyerek olası gecikmelerde aksiyon alıyoruz.”

GÖSTERGE

“Resmi kurumların bankalardaki para toplamı Ocak ayı itibarıyla 86,4 milyar TL. Bu tutarın sadece yüzde 2,7’si katılım bankalarında bulunuyor.”

 

 

CEO TWEET

MEHMET ŞİMŞEK

“Yastık altındaki 2.200 ton atıl altını ekonomimize kazandırmak amacıyla altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracına devam ediyoruz. 2018’de ilk ihracı 26 Mart-20 Nisan’da Ziraat Bankası’nın 81 ildeki 320 şubesinde talep toplayarak yapacağız.”

EMRE GÜZER

“Yerli malı yurdun malı diye diye birkaç nesli yedik! Globalleşebilen, ülkeye katma değer yaratabilen yerli ürünleri destekleyin. Zira diğerleri global ölçekli iş yapan şirketler tarafından disrupt edilecekler yakın zamanda…”

ÖZGÜR ALTUĞ

“Moody’s Türkiye’nin kredi notunu bir kademe daha indirerek yatırım yapılabilir seviyenin iki not altına indirdi. İndirim gerekçeleri: Yüksek dış finansman ihtiyacı ve sürekli azalan kurumsal kapasite… Bu indirimden sonra uzun bir süre artırım yapmazlar gibi gözüküyor.”

FAİK ÖZTRAK

“Tüm OECD ülkeleri içinde, milli gelire oranla en düşük sağlık harcaması yüzde 4,3 ile Türkiye’de. OECD ortalaması ise 9, bu listede en yüksek oran yüzde 17,2 ile ABD.”


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz