Gidişat bozulduğunda

15.07.2016 15:06:470
Paylaş Tweet Paylaş
Gidişat bozulduğunda
SORU: İşinizi ilgilendiren bir kriz çıktığında aşırı derecede panik yapıp yapmadığınızı nasıl anlarsınız? ? (Ghufran Sheraz, Pakistan)
CEVAP: Kariyerim boyunca defalarca krizlerle yüzleştim. Tutuklandım, tek bir gecede milyonlarca dolar değerindeki şirketlerimi kaybetmekle burun buruna geldim ve hukuki mücadelelerde devlerle boy ölçüştüm. İşte örnek vermek gerekirse karşıma buna benzer engeller çıktı. İnsanların çoğuna bunlar birer felaketmiş gibi gelebilir. Oysa ben bu gibi meydan okumalarla nasıl kucaklaşılacağını çok iyi öğrendim. Üzerimde baskı olduğunda artık daha başarılı oluyorum, yani bu sayede kendimi capcanlı ve azimli hissediyor ve işe daha bir dört elle sarılıyorum. Bu becerileri başta öğrenmek çok zordu. Küçükken o kadar içe kapanık bir çocuktum ki annem benim bu utangaçlığımın yaşlandıkça beni güçsüzleştirmesinden endişeleniyordu. O beni kabuğumdan dışarı çıkarmak için sürekli olarak önüme meydan okumalar çıkarırdı. Akşam yemeğinde konuklarının önünde fıkralar anlatmamı ister; doğru yolu bulabilmek için insanlara sürekli yol tarifleri gereken maceralı yolculuklara gönderirdi. Onun bu rehberliği sayesinde konforlu dünyamın dışında yaşamaya alışabildim. Hiç de kolay değildi! Defalarca paniklediğimi hatırlıyorum. Ancak bu korku patlamalarını tekrar tekrar yaşadığımdan aslında o anda neler olup bittiğini fark etmeyi ve nasıl etkin şekilde başa çıkabileceğimi öğrendim. Bu maceralar aynı zamanda bana müthiş bir yaşam dersi de öğretti: Yürümeyi talimatlara uyarak değil, yaparak öğrenirsiniz, yani bazen sendeler ve bazen düşersiniz.
KONFORUN DIŞINA ÇIKMAK
Ben de istisnai bir durum değilim. İnsanların, ciddi ya da potansiyel anlamda yaşamlarını değiştirebilecek bir anla yüzleştiklerinde hazırlıklı olmak için muhakkak karmaşıklıklarla başa çıkma alıştırması yapmaları gerekir. Aslında bu da diğerleri gibi sıradan bir beceridir.
Ama özellikle de işler ilk defa kötüye gitmeye başladığında dehşete kapılan bazı girişimciler için çok önemli olan bir beceridir. Eğer siz kendinizi ve şirketinizi böylesi durumlarda direnmeye zorlamazsanız, önünde sonunda sizinle birlikte çalışanlarınız da şirketinizi rekabete karşı savunmasız bırakarak olan bitene kayıtsız kalacaklardır. Meydan okumalardan yaşam bulan bir şirket kültürü yaratmak için akıl setinde bir parça değişikliğe gitmek gerekebilir. Çalışanlarınızı sıra dışı durumlarla yüzleştirerek kendi halinden memnun olma ruh halini yok etmeye çalışın. Belki de onların fark etmeleri ve tanışmaları gereken yeni türden potansiyel müşteriler vardır; çalışanlarınızdan bazılarının rakiplerinizin bir ürününü birkaç haftalığına kullanarak denemeleri gerekiyor olabilir ya da o ürünün hiç olmadığını varsayarak ne türden alternatif çözümlerle ortaya çıkabileceklerinin gözlemlenmesi gerekebilir veya sunumunuzu ve şirketinizi sıfırdan tekrar tasarlamanın vakti gelmiş olabilir. Burada asıl amaç, insanlarınızı kendi konforlu bölgelerinden dışarıya çıkmaya zorlamaktır ve ardından hepiniz göreceksiniz ki inovasyon işte tam burada başlar.
İKİ KRİTİK TAKTİK
Kriz anı gelip çattığında hissedeceğiniz panik ve acil durum gibi etkilenmelerin yeni duygular olmaması gerekir ve alarm sinyallerinin çığırından çıkmasına izin vermemelisiniz. Burada iki taktik benim çok işime yarar: Yanımda bir not defteri taşımak ve etrafımı fevkalade insanlarla doldurmak. Nereye gidersem gideyim düşüncelerimi kaydedebilmek için muhakkak yanımda bir not defterim olur. Fikirlerimi, korkularımı ve yapılması gereken eylem kalemlerini kağıda dökerek her şeyi çok daha çabuk netleştirebilirim. Ayrıca herkesin her işte başarılı olamayacağı gerçeğini de unutmam. Şayet nasıl çözüleceğini bilmediğiniz bir sorunla yüzleşirseniz, o zaman işlerin bir kısmını doğru beceri setlerine sahip ve sizin değerlerinizle tutkularınızı paylaşan insanlara havale etmek çok önemlidir. Hepsinden de öte bir kriz anında soğukkanlı kalmak için tutkuyla bağlı olduğunuz şeylere odaklanın. Başarıya giden yol fevkalade dolambaçlıdır ve engellerle doludur. İş hayatımda defalarca başarısız olan çok sayıda fikir ve şirket gördüm, ancak bu gibi gerginlik dolu durumların benim ümidimi kırmasına asla müsaade etmedim. Bir hedefi tutturmayı neden istediğime odaklandığımda sakin olmanın ve ne yapacağını bilmenin çok daha kolay olduğunu öğrendim. Billy Ocean’ın bir şarkısında söylediği gibi: “İşler çetrefilleştiğinde aradan sadece güçlü olanlar sıyrılır.” Her şey daima planlandığı gibi yürümez. Bu her girişimcilik yolculuğunun kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu yüzden meydan okumalarla sarmaş dolaş olun. Bunu bir kez başardıktan sonra artık çok daha canlandırıcı bir hızda yaşadığınızı hissedersiniz.

Kuşkucu ailenizin güvenini kazanmak
SORU:
Sizin girişimciliğinizi desteklemeyen aile üyeleriyle nasıl ilgilenmem gerektiğini öğrenmek istiyorum. Busiwa Liuma CEVAP: Biz girişimciler sıklıkla yanlış anlaşılırız. Sizin dünyanızda hiçbir dert olmadığını düşünen aile üyeleri, fikirlerinizi içerdikleri riskler yüzünden desteklemediklerini söyler. Ancak bu doğrudur! Sizin önce kendinize inanmanız gerekir. Ne zaman aklıma yeni bir fikir gelse hemen önce aileme koşarım. Planlarınızı öncelikle sizi en fazla düşünenlerin görüşüne sunmak çok faydalıdır; zira size karşı en dürüst olanlar ve sizin iyi olmanızı en fazla isteyen bu insanlardır. Siz onların ilk iş anlaşmanızı başarıyla tamamladıktan sonra çak bir beşlik demek veya ilk başarısızlığınızdan sonra omzunda ağlamak için yanınızda olacaklarını bilirsiniz. Ancak daima hemen yanı başınızda olacakları gerçeği, sizin bir girişimci olma idealiniz hakkında birtakım çekincelere sahip olmamaları anlamına gelmez. Şirketinizin değerini bilecek potansiyel yatırımcıları ikna edebilmek için sergilediğiniz tezgahın çok net ve cazip olması gerekir ve aile üyelerinin aklını da işte tıpkı böyle çelebilirsiniz. Duygusal bağlara güvenmek yerine kendi fikrinizi onlara cazip gelecek bir şekilde sunun. Şirketle ilgili girişimci vizyonunuzu paylaşın. Derdinizi tam anlamıyla anlattıktan sonra artık dinleme zamanı gelmiştir. Kendi planınızdaki defolu kısımları bulmak ve kavramı daha da geliştirmek için akrabalarınızdan gelen girdilerden faydalanın. Onların sunabilecekleri her bir faydalı nasihati dikkate alın, onların itiraz ettikleri hususlar üzerinde dikkatlice düşünün. Eğer hala kuşkudaysanız, kendinize sorun: “Kendi vizyonuma, kendi fikrime ve kendi kendime acaba ben gerçekten inanıyor muyum?” Eğer cevap “Evet” ise o zaman benim size verebileceğim en önemli tavsiye, çok sayıda başka girişimciyle de paylaştığım olacaktır: Hiç bekleme, hemen başla. Eğer fikrinizin arkasında durursanız, ailenizin size saygı duyduğunu ve sonunda sizi desteklediğini göreceksiniz. Ben çok şanslıydım, çünkü ailem daima girişimcilik hevesiyle dolup taşmıştır. Çocukluğumdan beri ileride bir şeyler yaratan bir insan olmak istediğimi çok iyi bilirdim ve kafama koyduğum her şeyi yapabileceğimden de fazlasıyla emindim. Aslında bu konuda ilk anılarımdan bazıları, ailemin benim için tuzak kurduğu meydan okumalarla yüzleşmekle ilgilidir. Mesela daha 5 yaşındayken teyzem Joyce çıktığımız bir aile seyahatinin bitiminden önce benim yüzme öğrenemeyeceğime dair 10 şilinlik bahse girmişti (Ben kazanmıştım). 11 yaşına geldiğimde annem benim İngiltere kırsalındaki Shamley Green ile Bournempoth arasındaki 80 kilometrelik yolu bisikletle tek başıma geçemeyeceğime dair iddiaya girmişti (Bunu da ben kazanmıştım). Ergenlik çağına girdiğimde bende girişimcilik ruhu kökleşmeye başlamış ve yılbaşı ağaçları yetiştirmek gibi talihsiz girişimde bulunmuştum. Ancak ebeveynlerim bende bir girişimci ruhunu oturttukları için çok şanslıydım ve bu mirası kendi çocuklarıma da aktardım. Elbette ki Virgin’deki ekiplerime de. Elbette herkes bu kadar şanslı olamaz. Babam Ted, küçük bir çocukken doğa ve tarihe çok düşkünmüş ve bir arkeolog olmak istiyormuş. Danıştay hakimi olan babası ise oğlunun kendi ayak izlerini takip etmesini istiyormuş. Hukuk diploması almak bir Branson Ailesi geleneğidir ve bu yüzden babam istemeye istemeye Cambridge’e gitmiş ve bir hukuk adamı olmuş. İleride ne olmak istediğime karar verme sırası bana geldiğinde hukuk fakültesine gitmem söz konusu bile değildi. Arkamda ailemin desteği vardı ama çok sayıda diğerlerine de güveniyordum. Öğrenci dergisi ve plakların postayla siparişi girişimlerimde yanımda daima en iyi arkadaşım Nik vardı. Ve o günlerden sonra bu yolda bana sayısız insan destek oldu. En önemlisi ise sakın yalnız dahiler mitiyle kendinizi kandırmayın, öylesi bir şey ancak baştan aşağıya tek başına yapılabilecek bir iş için geçerlidir. Bu insanların illa da sizin yakın aile üyelerinizden olması gerekmediği gerçeğini sakın aklınızdan çıkarmayın. Virgin’e bir aile şirketi diyorum; çünkü bizim paylaştığımız değerler bizi neredeyse o derece sıkı birbirimize bağlıyor. Kendi aile, arkadaşlar ve meslektaşlar ağınızı yaratın ve göreceksiniz ki şirketiniz o zaman çok daha başarılı olacak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz