Yeni yıla belirsizlik ortamında giriyoruz

Yeni yıla olumlu düşünce ve umutlarla girmek istenir hep. Ancak ekonomi ve siyaset penceresinden bakıldığında 2014’ün Türkiye’ye ne getireceğini kestirmek güç.

26.05.2014 21:45:230
Paylaş Tweet Paylaş
Yeni yıla belirsizlik ortamında giriyoruz
Geçtiğimiz ay yaşanan ve hükümetteki 4 bakana uzanan yolsuzluk soruşturmaları ciddi bir kriz ve belirsizlik yarattı. Şu an konu yargıda. Ortalık toz duman... Tüm bu olayların öncesinde Goldman Sachs, yayınladığı raporunda önümüzdeki 10 yılın gelişmekte olan ülkeler için zaten zor geçeceğini belirtiyordu.

Çünkü ABD Merkez Bankası olan Federal Reserve (FED) yıllardır uyguladığı parasal genişlemeyi yavaşlatacağının sinyallerini ilk olarak geçtiğimiz yıl mayıs ayında vermişti. FED’in tahvil alımlarını azaltması ve parasal genişleme politikasını gevşetmesi ise gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı anlamına geliyor.

Yolsuzluk operasyonu nedeniyle oy oranı bir miktar düşse bile mart ayındaki yerel seçimlerden ilk sırada yine Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) çıkması bekleniyor. Ancak ağustos ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimi çok büyük bir belirsizlik kaynağı olarak görülüyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aday olur ve seçilirse Özal-Akbulut dönemi gibi bir devre girilmesi söz konusu ki bu tablo kısa vadede ekonomik istikrar anlamına gelse de uzun vadede iktidar partisinin oylarına yaramayabilir. Erdoğan’ın aday olup da seçilememesi ise onun parti içindeki konumunu ciddi anlamda zayıflatabilir.

AKP’den bir başkasını aday gösterip başbakan olarak yoluna devam etmesi için ise AKP tüzüğündeki 3 dönem sınırlamasını kaldırması gerekir ki bu da parti içinde sıkıntıya neden olabilir.

Bu konudaki çeşitli senaryoları Konjonktür sayfalarında Orhan Karaca “Belirsizlik Enflasyonu” alt başlığıyla detaylı ele aldı. Daha derin bir analize ihtiyaç duyuyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.

Genel seçimler 2015 yılının haziran ayında yapılacaktı. Ancak şimdiden bazı çevrelerce genel seçimlerin yerel seçim veya cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarına göre genel seçimlerin öne alınmasının söz konusu olabileceği yönünde tahminler yapılıyor. Elbette genel seçimler öncesinde 2014’te yeni siyasi figürlerin, partilerin ortaya çıkması da olası.

Bu belirsizlik tablosu elbette özel sektör yatırımlarının ertelenmesine, tüketicilerin harcamalarında frene basmasına yol açacak. Şimdilik tek umut veren ise en önemli ihracat pazarımız Avrupa’daki toparlanma.

Bu yaşananlar bana bir kez daha şunu hissettirdi: Siyasette ne yaşanırsa yaşansın asıl olan ülkedeki sistemlerin sağlam temellere kurulmuş olması. Katılımcı, demokratik bir Anayasa ve yasama, yürütme ve yargı sistemlerinin bağımsızlığı ve sağlıklı işlemesi şart.

Eğitim sisteminin ülkeyi geleceğe taşıyabilecek yeni nesiller yetiştirebilmesi de Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için kritik önem taşıyor. Bu sistemlerin herhangi birindeki çürüme tüm ülkeyi eninde sonunda dibe çekiyor. Çocuklarımızın geleceğini karartıyor. Oysa biz yıllardır ülkemizde bu sistemlerin sağlıklı olup olmadığını tartışıyoruz.

Ancak umut hala var.
İyi okumalar,

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz