Gates'in önerdiği yönetim modeli

İşte o kitaptan son yılların en parlak girişimcilerinin yaşadıkları en kritik dönüm noktaları ve Doerr’in onlara sağladığı katkılar…

18 EKİM, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Gates'in önerdiği yönetim modeli

Microsoft’un kurucusu Bill Gates, zaman zaman blog’unda okuduğu kitaplara yer veriyor ve “mutlaka” okuyun uyarısıyla paylaşıyor. Geçtiğimiz günlerde paylaştığı kitaplardan biri de risk sermayesi şirketi Kleiner Perkins’in kurucusu John Doerr’in yazdığı “Measure What Matters” (Önemli Olanı Ölç) adlı kitaptı. Gates’in hayatında önemli bir yeri olan Doerr, kitabında “hedefler koyma ve operasyonel mükemmelliğe” ulaşma yaklaşımına yer veriyor. Bu yaklaşımına ise “Hedefler ve Kritik Sonuçlar” adını uygun görüyor. “Objectives and Key Results” (OKRs), başta Intel olmak üzere çok sayıda yeni nesil teknoloji şirketini başarıya taşımış, bunun bir bölümüne Gates de tanıklık etmişti. Üstelik kendi vakfında da yöntemi kullanmıştı. O nedenle de “İyi bir lider olmak isteyenlere bu kitabı öneriyorum” diye konuşmuştu.

Gates, bu yöntemin başarısına, daha Microsoft’un kuruluş yıllarında tanıklık etmiş, “iyi lider olma” yolunda yararlanmıştı. Gates, “Microsoft’un ilk yıllarında kod yeteneklerim konusunda kendime güvenim tamdı. Ancak, proje yönetimi konusunda öğrenmem gereken çok şey olduğunu biliyordum” diye anlatıyor. İşte bu dönemde karşısına, kendi deyimiyle “tüm zamanların en iyi liderlerinden biri olan” Andy Grove çıkıyor. İş ortağı Intel’in kurucusu olan Andy Grove, Bill Gates’e, “iyi lider olma” yolunda ilham verici rol oynuyor. Gates’in aldığı derslerden biri de “OKRs” diye kavramlaştırılan, “Hedefler ve Kritik Sonuçlar” yaklaşımıydı. Buradaki “Objectives” (Hedefler), gidilecek yönü, varılacak yeri ortaya koyuyordu. Intel’in hedefi ise belliydi: “Sektörde egemen şirket olmak.” Diğer taraftan “kritik sonuç” ise somut nesnelere karşılık gelen, ölçülebilir, tanımlanmış hedeflerdi. Örneğin, o dönemdeki “kritik sonuçlardan” biri “8085 modeli için 3 ayda 10 yeni tasarıma patent almak” idi. Intel, bu stratejiyle kendi alanında çığır açtı. 

BAŞARISI GARANTİLİ YAKLAŞIM

John Doerr kitabında, sadece Intel ve Microsoft’u değil çok sayıda teknoloji şirketinin bu yöntemle nasıl başarıya ulaştığını, örnekler ve sonuçlarla ortaya koyuyor. Doerr, “Hedef belirlemek, başarmak istenilen amaçla ilgilidir. Anahtar sonuç, o hedefe giderken net, ölçülebilir aksiyonlar alınması anlamına gelir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, giriş düzeyinden CEO’ya kadar tüm şirkette her konu şeffaf olmasıdır” diyor ve ekliyor: “Bunun başarıya ulaşması için çalışanların da mutlaka işin içine alınması gerekir. Nitekim başarılı organizasyonlarda bir süre sonra çalışan memnuniyetinin arttığını da görüyoruz.” John Doerr, “Measure What Matters” (Önemli Olanı Ölç” adlı kitabında OKRs’lerin dev şirketleri nasıl dönüştürdüğünü, şirketleri çıkmaz zamanlarda nasıl büyüttüğünü, şirket kültürüne nasıl bir etkide bulunduğunu, çalışanların şirket hedeflerinde nasıl bir etki yarattığını vaka çalışmalarıyla anlatıyor. İşte Doerr’un modeli...

 GOOGLE’I DEĞİŞTİRDİ 

Google, dünya çapındaki bilgiyi, verileri organize etmek, bunları kullanılabilir ve geçerli kılmak için kendini yeniden yapılandırmaya karar vermişti. Google’ın hedefi, herkesin arama motoru haline gelmek ve kullanımı artırmaktı. Bu devasa bir iş gibi görünüyordu, ancak Larry Page ve Sergey Brin’e güveniyordum. Kendilerine güvenleri tamdı ve meraklı yapıya sahiplerdi. Sergey, heyecanlı, canlı, inatçı Sovyet Rusya doğumlu bir göçmendi. Becerikli, yaratıcı pazarlıkçı ve prensipliydi. Hep daha fazlasını isterdi. Larry ise “mühendisin mühendisi” idi. Babası bilgisayar biliminin öncülerindendi. İnterneti daha uygun kullanılabilir hale getirmek istiyordu. Sergey, teknoloji ticareti konusunda uzmanken Larry ürünle uğraşıyor, imkansızı hayal ediyordu. Ayakları yere basan bir hayalperestti. Ofisime geldiklerinde, piyasaya 18’inci arama motoru girmek üzereydi. Partiye geç kalmış görünüyorlardı. Washington Post ile küçük bir reklam anlaşması yapmışlardı. “Anahtar kelimeyi arayarak” reklam verme hizmetini daha yeni yeni çözmüşlerdi. Piyasada bu kadar çok rakibin olması iki ortağı durdurmamıştı. Çok fazla zayıf oyuncu vardı. Var olanları geliştireceklerdi. Sektörün yarın çok daha büyük olacağını söylüyorlardı. Larry ve Sergey’in bir başarı yaratacakları ortadaydı. 

ZAFER NASIL GELDİ?

Google’ın kurucularına, “Bu işin ne kadar büyüklükte olacağını düşünüyorsunuz” diye sordum. Her şey yolunda giderse Google’ın payının 1 milyar dolar olacağını hesaplamıştım. Bu tahminimi onlara söylemedim. Larry’nin yanıtı “10 milyar dolar” oldu. “Pazarın toplam değerini mi söylüyorsun” diye sordum. Larry, “Hayır, bizim gelirimizden bahsediyorum” karşılığını verdi. Şaşkına dönmüştüm. 10 milyar dolar, pazarın 100 milyar dolar olması anlamına geliyordu. Larry ve Sergey, dünyayı değiştirmeye kararlıydı ve ben de bir atış yapacaklarına inanıyordum. Düşündüğüm gibi oldu ve Google büyük bir fikirle ortaya çıktı. Gmail, Chrome ve Android sonra geldi. Kurucuların sıra dışı vizyoner yapıları vardı. Ancak bazı eksiklikleri de bulunuyordu. Bunlardan biri “yönetim deneyimlerini” geliştirmekti. Ancak Google’da esas farkı yaratan, “zor kararlar alıp bu kararların izlenmesini sağlamak” olmuştu. İhtiyaçları olan şey verinin üretilmesi ve sonuç elde edilmesiydi. Bu noktada devreye girdim ve onları OKRs ile tanıştırdım. Şirketlerin, ekiplerin ve liderlerin hedef kurma protokolü olan OKRs’ler, iyi uygulanırsa sizi zirveye taşır. Hedefler çok önemli, somut, aksiyon odaklı ve ilham verici olmalı. Tüm bunların ötesinde, ölçülebilir olması gerekir. Google ve OKRs’nin buluşması mükemmel oldu. Bir diğer anahtar sonuç “yeni ürün” yaratmaktı. Daha sonradan Google’dan çok başarılı ürünler geldiğine tanıklık ettik. OKRs’ler Google’ın hala günlük hayatının bir parçası. OKRs’ler olmasaydı ne ben ne Larry ne de Sergey Google’ı nasıl yönetirdi bilemeyiz. Larry Page, her çeyrekte 2 gün her bir OKRs’yi kişisel olarak yeniden gözden geçiriyor ve yazılım mühendisleriyle birebir konuşuyor. Aynı şekilde her lider kendi takımının hedeflerini her çeyrekte tartışıyor. Bu yaklaşım, Google’ın hala günlük hayatının bir parçası. Şirket büyüdükçe, yöneticiler OKRs’leri daha bürokratik yöntemlere dönüştürebilirdi. Ancak bunun yerine modele bağlı kalarak şu ürünleri yarattılar: “Search, Chrome, Android, Maps, YouTube, Google Play ve Gmail.” Larry, o zaman 10 milyar dolar hedeften söz etmişti. 20 yıl sonra Google’un ana şirketi olan Alphabet’in pazar değeri 700 milyar doları aştı. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.