Start Up tarzı büyüme zamanı

“Yalın Yeni Girişim” akımının öncüsü ünlü yazar ERIC RIES, son kitabı The Startup Way (Yeni Girişim Yolu) ile yüzlerce yıllık çok uluslu devler ve hükümet kurumlarından .....

6 NİSAN, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Start Up tarzı büyüme zamanı

Modern bir şirket, her çalışanına girişimci olma fırsatı sunan şirkettir.” Bu söz, dünyaca ünlü yazar ve girişim gurusu Eric Ries’a ait. Ona göre sürdürülebilir bir şekilde büyüyen ve uzun vadeli etkiler yaratan modern bir işletmeye dönüşmenin yolu, girişimci bir yönetim sistemini benimsemekten geçiyor. Ries, son 5 yıl boyunca danışmanlık hizmeti verdiği ya da yakından izlediği GE ve Toyota gibi çok uluslu şirketlerin, Amerikan hükümetinin teknoloji kanadının ve Amazon gibi teknoloji devlerinin deneyimlerine yer verdiği son kitabı The Startup Way (Yeni Girişim Yolu- Startup Tarzı Yönetim) ile her şirketin ve çalışanın nasıl birer girişimciye dönüşebileceğini anlatıyor. İşin içinde girişimcilik olduğu için hatalar ve hatalardan çıkarılan derslere de kitapta bolca yer veriliyor. Ries, bir önceki kitabında başarılı yeni girişimlerin yol haritasını şu şekilde çiziyordu: Sade ve kullanabilir bir ürün veya fikir geliştirmek, yap-ölç-öğren yöntemiyle yeniliği temel alan ve müşteri odaklı bilimsel bir değerlendirme sistemi inşa etmek ve değerlendirme sonuçlarına göre fikri veya ürünü değiştirmek ya da devam ettirmek. Son kitabın amacı ise bu ilkelerin ölçeği ya da sektörü ne olursa olsun tüm kuruluşlar tarafından nasıl uygulanabileceğini göstermek, bu kuruluşlara ve çalışanlarına girişimcilik ruhu kazandırmak. 

DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER 

Ries’a göre bir şirket, ister 130 yıllık olsun ister daha 3 yıl önce kurulmuş olsun, “eski moda bir şirket” olma potansiyelini içinde barındırıyor. İkisi arasındaki ayrımlar ise birçok farklı şekilde tanımlanıyor. Örneğin eski moda bir şirkette “Hataya yer yoktur” ve yöneticiler, hataları hiç yapılmamışçasına saklamakta uzmanlaşmıştır. Yöneticiler “hataları kucaklama” fikrini benimsemiş gibi davranır, ama şirketin gerek ödülleri gerekse terfi ve prim sistemleri bunun tam tersini söyler. Modern bir şirket ise iş yapış şekillerinde akıllıca değişikliklere giden yolu açan, yararlı bilgi ve deneyimler edinilmesini sağlayan verimli hataları ödüllendirir. Eski moda bir şirket, yöneticiler ve onlara bağlı kişilerden oluşurken modern bir şirket liderler ve onlara güç veren girişimcilerden oluşur. Eski moda bir şirketin çalışanları birçok farklı görev ve projenin yükü altında yaratıcılığını kaybetmişken modern bir şirkette ne yapması gerektiğini bilen ve tek seferde tek bir projeye odaklanan küçük ve tutkulu gruplar ön plandadır. Amazon’un meşhur “iki pizza takımları” gibi doymak için bir öğünde iki pizzadan fazlasına ihtiyaç duymayan küçük takımların mottosu, kitabın ana stratejisini özetliyor: “Büyük düşün. Bebek adımlarıyla başla. Hızla yüksel.” 

DEĞİŞİM PLANI NASIL İŞLEYECEK?

Kalıplaşmış bir zihniyeti ve yönetim şeklini değiştirmek ve girişimci bir yönetim sistemine doğru evrilmek elbette kolay değil. Ries, dönüşüm planını detaylı bir şekilde ortaya koymadan önce zorlukları sıralıyor: “Çok kolay bir süreç olacak demiyorum. Yeni bir tasarım doğrultusunda yeni bir organizasyon inşa edilecek ve bunu yapmak hiç kolay değil, çünkü işin içindeki herkesin eski düzene ait bildiklerini ve alışkanlıklarını değiştirmekten söz ediyoruz. Ancak elde edilecek faydaların ardından bu sancıları kimse hatırlamayacak.” Bu sürecin sonunda, tek bir birime sıkışıp kalmamış ve küçük ama etkili gruplar halinde çalışan girişimci insanların yarattığı, “faydalı hatalardan” ders çıkaran ve yenilikçiliği ana şiarı olarak benimsemiş bir şirket kültürü oluşacak. Bu girişimci yapıda bilimsel süreçler, hız ve müşteriyle birebir iletişim yoluyla kurulan deneyler önemli yer tutacak. Maliyetlerse deneyler ve yenilikler doğrultusunda süreç içerisinde belirlenecek ve yapılan iş nakit akışını garanti edecek. Bu yapının nasıl kurulacağını Ries’tan dinleyelim: “İşin temelinde herkesin bir girişimci haline gelmesi yatıyor. Bu da girişimci bir şirket ortaya çıkaracak. Bu dönüşümün önemli sonuçları olacak elbette. Öncelikle çalışanların hepsi birçok liderlik fırsatıyla karşılaşacak. Yenilikçi insanlar, girişimcilik esasına göre yönetilen modern bir şirkette kalmak isteyecek; onlara yenileri eklenecek. Müşterilerle birebir iletişim halinde, küçük ve etkin takımlar tarafından deneye yanıla geliştirilen ürün ve fikirlerle önemli ölçüde enerji ve zaman israfının önüne geçilecek. Bu süreçte çok uzun süren ve adeta şirketin kaynaklarını ve çalışanların vakitlerini sömüren projeler rafa kalkacak. Para mı? O zaten gelecek. Her şeyin ötesinde girişimciliğin temelinde vizyon vardır. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in mottosunu hatırlayalım: ‘Biz para kazanmak için servis geliştirmeyiz; tam aksine, daha iyi servisler geliştirmek için para kazanırız. Vizyon yoksa ilerleme de olmaz.’” Bundan sonrası ise üç aşamadan oluşuyor. Bu üç aşama Ries’a göre şöyle: 

İLK AŞAMA: KİLİT KÜTLE

“Bu aşamada, dönüşüme öncülük edecek küçük takımlar oluşturulur. Sade ama gelecek vaat eden bir ürün ve fikir geliştirilmeli, müşterilerle temasa geçilmeli ve testler yapılmalıdır. Elde edilen verilerin özgün bir şekilde işlenmesi neticesinde mümkün olan en hızlı şekilde harekete geçilmelidir. Bu küçük grupların başarısı sizi daha sonraki aşamalara taşıyacak ve dönüşüm tüm şirkete yayılacaktır. Bu ilk aşama bazen bir krizden doğar. Bazen de yerinde sayarken ya da aşırı büyüme çıkmazına saplanmışken yeni yollar arayışının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kriz konusunda bir örnek vereyim. ABD’de Obama yönetiminin sağlık devriminin temelini oluşturan HealthCare.gov sitesi ilk devreye alındığında tam bir felaketti. Toplam 55 farklı paydaş tarafından 3 yılda geliştirilen ve 800 milyon dolara mal olan site hayata geçer geçmez çökmüştü. Sitenin açıldığı ilk gün sadece 6 kişi kayıt yaptırabilmişti. Ekim 2013’te Google’da mühendis olarak çalışan Mikey Dickerson bu sorunu çözmekle görevlendirildi. İlk işi o dönemde ABD’nin teknolojiden sorumlu tepe yönetici olarak görev yapan Todd Park ve ilgili taraflarla tele konferans yapmak oldu. Ciddi bir kriz söz konusuydu ve herkes aynı anda konuşuyordu. Bu krizi hızlı bir start up gibi davranarak acilen çözmek gerekiyordu. Hemen Todd Park ve küçük teknoloji ekibiyle bir araya geldi. İşin içinde çok farklı yerlerden çok fazla şirket vardı. Dickerson, en baştan beri bu kişiler arasında koordinasyon sağlamada epey zorlanıldığını gördü. Bunun yanı sıra sitenin mimarisi o kadar kötüydü ki en ufak bir sorun bile sistemin çökmesine yol açıyordu. Ekip tek bir soru soruyordu: “Site 22 Ekim’de açıldığında neden çalışmadı ve anında çöktü?” Sonra küçük gruplar halinde çalışmaya başladılar. Herkes en hızlı şekilde sonuca ulaşmaya odaklanmıştı. Dickerson her sabah ve akşam birer toplantı yaptı ve kurtarma işlemin nasıl yapılacağı ile ilgili üç kural belirledi. Bu üç kuralı, “savaş odası” adını verdiği toplantı odasının kapısına yapıştırdı: 1. Savaş odası ve toplantılar, sorun çözmek için var. Diğer işlerinizi dışarıda bırakın. 2. Konuşmanız gereken kişiler, bu konu hakkında en çok şeyi bilenler olsun. En tepedekilerle konuşmak ya da onlardan onay almak gibi bir sorumluluğunuz yok. 3. En acil konulara odaklanmamız gerekiyor. Dickerson bu şekilde takımların, aynı Google’daki gibi en verimli şekilde çalışmasını sağladı. İnsanları birlikte çalışmaya teşvik etti. Öncelikleri belirledi, liyakate dayalı bir sistemi öne çıkardı. İki ayın sonunda, sistem üzerinden sigorta yaptırmak isteyen 5 kişiden 4’ü bunu başarır hale geldi. 1 Aralık itibariyle Dickerson önderliğinde yapılan işler sayesinde aynı anda 50 bin kişi sisteme kayıt olmaya başladı. Aynı anda 400 sistem sorunu çözülür hale geldi ve sistemin performansı yüzde 95’e çıktı. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.