Devrimin kıyısında: Blockhain

14 MART, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Devrimin kıyısında: Blockhain

İnsanoğlu olarak, işe yarar bir şey üretme ve yaşamı kendimizce şekillendirebilme arzusuyla elimizdeki araçları daha üstün hale getirmek için binlerce yıldan bu yana çabalıyoruz. Blockchain de ulaştığımız teknolojik seviyenin belki de şimdiye kadarki en cesur ve en güçlü çıktılarından biri. Üstelik bu yalnızca teknolojinin evrimiyle alakalı bir konu değil, dünyada işlerin nasıl yürüdüğüne dair paradigmaları alt üst edecek topyekün bir değişim. Buna yatırım yapın ya da yapmayın diyemem, ancak bu heyecan verici değişimi görmezden gelmemenizi tavsiye edebilirim.
Blockchain hayatımıza bitcoin ile girdi ve bugün piyasada pek çok kişi bitcoin’e odaklı durumda. Oysaki bitcoin yalnızca blockchain mantığını kullanan tek bir ürün. Ortada çok daha geniş bir konu var. Blockchain, her kullanıcının arada herhangi bir aracı olmadan belli bir ağa bağlanabilmesini, şifrelenmiş finansal işlemler gerçekleştirebilmesini sağlayan bir veritabanını ifade ediyor. Sonucunda, bir merkeze bağlı olmaksızın işlem yapmak mümkün oluyor. İşte konu ilk başta burada kopuyor. Blockchain’in dünyadaki diğer para birimlerine nazaran bu kadar çok ilgi görmesinin ve sevilmesinin en temel nedeni, organik bir yapıda olması. Henüz herhangi bir hükümet veya merkezi otorite tarafından yönetilemiyor. Süreçte yalnızca alıcı ve satıcı olmasına, banka gibi bir aracı olmamasına rağmen şifrelenmiş algoritmalar sayesinde de son derece güvenli.


KRİPTO PARALAR

Bu teknolojinin ilk ve en temel yansıması kripto paralar. Bugüne kadar sanal veya elektronik paralardan hep konuşulmaktaydı ama aslında bunların hepsi alıştığımız itibari paranın“fiat money” kaydının, merkezi otoriteye sahip kurumlar tarafından bir bilgisayarda tutulmasından ibaret. Oysaki kripto para sayesinde, paranın fiziksel paraya dayanma zorunluluğu ortadan kalkmış oluyor; değeri ise arz-talep dengesine göre belirleniyor. Böyle olunca, “Talep arttığında fiyat yükselir, talep azaldığında fiyat düşer” kuralı devreye giriyor. Aynı zamanda parayı “basan” bir kurumun bulunma zorunluluğu ortadan kalkıyor; enflasyon kavramı hayatımızdan çıkıyor. Bu bağlamda blockchain’in sadece teknolojik ve ekonomik etkileri değil çok önemli politik yansımaları da olacağı aşikar.
Diğer yanda blockchain sayesinde belgelerin, üzerinde herhangi bir değişikliğe veya sahtekarlığa imkan vermeksizin saklanabilmesi, önemli bir değer yaratıyor. Ticari bankalar ve merkez bankaları, elle herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı, böylece ödemelerin daha hızlı, daha güvenilir ve daha kontrollü hale geleceğini düşündükleri için bu sistemin kullanımına sıcak bakıyor.
Bugün üç farklı kripto para çeşidinden bahsedebiliyoruz; bunları da saymış olalım: Para birimi olarak kullanılanlar, servislere erişim sağlamak için kullanılan jetonlar (Token modeli) ve hisse senedi gibi davranış gösterenler…

Kripto paranın avantajlarını da üç temel maddede toplayabiliriz. İlki anonim kalmak. Bu, kullanıcıların hoşuna gidecek bir durum ama tabii takip edilememesi sosyal ve hukuki anlamda başka sıkıntılar getiriyor. Kripto para birimlerinin devletler tarafından tehdit olarak algılanmasının nedeni de kara para aklama, vergi kaçırma gibi illegal işler için çok rahat şekilde kullanılabilmesi. İkincisi, işlem maliyetini düşürmek. Bu durum özellikle uluslararası markalar için bir avantaj, ancak lokal düzeyde hayatı o kadar da etkileyecek bir boyutu olduğunu düşünmüyorum. Üçüncüsü ise belli bir otorite tarafında yönetilmemesiyle gelen güven. Kullanıcı tarafından en cazip kısmı bu diyebiliriz.


DEVASA PAZARYERİ

Blockchain’in kullanım alanlarına baktığımızda, özellikle şeffaf ve sabit kayıtların kullanıldığı alanlarda çok işe yarayabileceğini görüyoruz. Bu teknolojinin finansal hizmetler sektöründe kendine geniş bir alan bulmasının nedeni de bu. Şirketler ticari ilişkilerini, sözleşmelere ve yasal prosedürlerine ilişkin akışlarını, akıllı sözleşmeler aracılığıyla kurgulayabilir ve kripto parayla işlemlerini daha güvenli ve kolay şekilde gerçekleştirebilir hale geliyor.
Bu teknolojilerin sağlıktan e-ticarete, emlakçılıktan girişimciliğe pek çok farklı sektörde ve alanda kullanılması da söz konusu. Örneğin ABD’de, yüksek fiyatlı gayrimenkul alışverişlerinde yapılan kontratların, akıllı sözleşmeler aracılığıyla yapılması ihtimali konuşuluyor. Girişimciler ise blockchain teknolojisinin sunduğu tüm imkanları, kendilerinin ayrıca bir geliştirme yapmasına gerek kalmaksızın kullanabilir ve böylece süreçlerini daha az maliyetle iyileştirebilir durumda.
E-ticaret gibi sektörlerde de akıllı sözleşmeler aracılığıyla bir değişim söz konusu olacaktır. Kripto paralar, tüm bilgisayar ağlarının pazaryerlerine dönüşebilmesini sağlıyor. E-ticaret şirketleri için ödemeler kripto para kullanılarak yapıldığında, pahalı ödeme aracıları kullanma zorunluluğu ortadan kalkıyor. Satıcılar siparişlerin, özellikle de dijital ürünlerin iletilmesinde akıllı sözleşmelerden faydalanabilir. Bitcoin gibi kripto para birimleriyle ödeme yapmak diğer kredi kartlarına ve banka kartlarına göre daha kolay, hızlı ve güvenli olacağından, kullanıcı memnuniyetinde de artış sağlanabilir.
Ayrıca akıllı telefonların gün geçtikçe gelişen teknolojileri sayesinde hayatımızı daha da kolaylaştırması, kripto paraların popülerliğini da artıracaktır. Çünkü akıllı telefonlarımızdan ve tabletlerimizden bu kripto paralar için kullanılan cüzdan uygulamalarıyla kolayca alışveriş yapmak mümkün. Tüm bu gelişmeleri, online işlemleri artıracağı için çok olumlu görüyorum.

START UP’LAR DEVREDE

Dünyada Wordpress.com, expedia.com, Subway, grooveshark.com, shopify.com, mint.com, Bloomberg gibi markaların şimdiden bitcoin kabul etmeye başladığını görüyoruz. IBM ve Microsoft gibi büyük teknoloji sağlayıcıları ticari müşteri için blockchain çözümleri sunmaya başladı bile... Çinli e-ticaret devi Alibaba, platformdaki taklit ürünlerle savaşmak için blockchain’i kullanıyor. 2018’de Amazon’un bitcoin kullanmaya başlayacağı konuşuluyor. 2017 başında yayınlanan bir Accenture araştırması, yatırım bankalarının blockchain ve benzer mantıkta kurgulanan akıllı sözleşmeleri süreçlerine dahil ederek yılda 12 milyar dolara yakın tasarruf sağlayabileceklerini söylüyor. Gartner’ın araştırması ise 2022’ye geldiğimizde global organizasyonların yüzde 25’inin bu akıllı sözleşmeleri kullanıyor olacaklarını belirtiyor. Tablonun çekiciliği teknoloji start up’larını harekete geçirdi bile. Bu yeni teknolojiyi kullanan ürün ve hizmetler geliştirme konusunda hayli agresif atılımlar yapan blockchain start up’ları, yalnızca bu yıl token modeli üzerinden 3,25 milyar dolarlık fon topladı.

TÜRKİYE’DE DURUM NASIL?

Biraz da Türkiye’deki durumdan bahsetmek gerekir elbette. Pek çoğumuzun hemfikir olacağı gibi ülkemizde bankacılık ve finans altyapısı aslında gayet iyi gelişim göstermiş durumda. Bununla beraber tabii ki gelişmekte olan bir ülke olarak pazar dinamiklerimiz ve nüfusumuzun ihtiyaçları gelişmiş ülkelerden çok farklı. Mevzuat ise farklı açılardan incelenebilir. Çeşitli kanunlar tüketiciler için zorluklara yol açsa da yerel şirketlere fırsatlar yaratabiliyor. Bunun bir örneğini PayPal’ın Türkiye’den çıkmasında gördük. Kullanıcı nezdinde baktığımızda da Türkiye’de dijital para kavramına karşı bilinçli bir ilgi olduğunu görüyoruz. Her alanda olduğu gibi burada da değişimin önüne geçilmiyor.
Yemeksepeti olarak biz de bu konuya elbette kafa yoruyoruz. Henüz yasal bir para birimi olarak kabul edilmediği için muhasebeleştirmesi şu an için imkansız. BDDK henüz bu teknolojilerin kullanımına onay vermedi. Ancak yasal engeller aşıldığında, kullanıcı talepleri doğrultusunda bu konuyu değerlendirecek ve en uygun şekilde kendimizi adapte edeceğiz. Değerlendireceğimiz işlerin başında kripto paranın bir online ödeme alternatifi olması var. Diğer yandan iptal siparişlerde anında ödeme iadesi, restoran sözleşmeleri için diğer sektörler için de bahsettiğim gibi hızlı kontrat imkanları ve Yemeksepeti’nin kullanıcı memnuniyetindeki en önemli araçlardan biri olan yorum ve puanlamada kimlik onaylamayla olası sahtekarlıkları önden önleme teknolojileri ele alınabilecek diğer heyecan verici konular.
Farklı şirketlere ve girişimlere yönelik tavsiyem de bu yönde. Teknolojik gelişmeleri geç kalmadan kendi yapısına entegre etmek çok çok önemli. Ancak her zaman söylerim, atılacak her yeni teknolojik adımda öncelikle pazarın ihtiyaçlarının iyi irdelenmesi, beklentilerin ölçülmesi gerekir. Unutmamalıyız ki teknoloji burada amaç değil araç. Bu bağlamda, başarılı olacak strateji her zaman Avrupa veya Amerika’daki teknolojiyi kopyalamak değil, kendi insanımızın ihtiyaçlarına cevap verecek teknolojiyi geliştirmektir.
Blockchain, internetin kendisi kadar temel ve devrimsel bir teknoloji ve önümüzdeki 10 yıl içerisinde pek çok şeyi değiştirecek. İnternetin hayatımızda yarattığı inanılmaz büyük değişimi bir düşünün. Bunun temelinde yatan fikir, bilginin çok daha ucuz ve etkin bir şekilde taşınabilmesiydi. İşte blockchain de internetin bilgi için yaptığını, para ve değerli addettiğimiz her türlü kaynak için yapmaya aday: Değer birimlerinin çok daha ucuz ve etkin şekilde el değiştirebilmesini sağlayacak. Bu nedenle de yalnızca bankacılık sektörünü veya ticareti etkilemeyecek, ekonominin genelinde bir dönüşüm yaratacak.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz