Y kuşağı, girişimciliğin yaşamsal olduğunu düşünüyor

3.03.2016 10:58:210
Paylaş Tweet Paylaş
Y kuşağı, girişimciliğin yaşamsal olduğunu düşünüyor
SORU: Dünyamız her geçen gün daha girişimci mi oluyor? Bana öyleymiş gibi geliyor. Joe Bryant
CEVAP: Yeni bir iş kurmanın maliyetini azaltan ve bu süreci demokratikleştiren teknoloji anlaşılan bu yeni dalganın da asıl itici gücü. Girişimcilik sadece zenginlerin ve fonlara kolaylıkla erişebilenlerin izleyebilecekleri bir yol olmaktan çıktı. Gelin size ne demek istediğimi anlatayım: Diyelim ki el yapımı ayakkabı üretmek ve sonra onları mağazanızda satmak istiyorsunuz. Böylesi bir girişime kalkışmanın bugünkü maliyeti 50 yıl öncesine kıyasla çok daha düşük. Ayakkabılarınızı satabilmek için büyük vitrinli geniş bir mağaza kiralamanıza hiç gerek yok, zira çevrimiçinden ücretsiz olarak istediğiniz boyutta vitrine sahip bir mağaza açabilirsiniz. Dünyanın dört bir yanından tedarikçilerle iletişime geçeceğiniz için muhtemelen hammaddelere bütçenizi aşan rakamlarda harcamalar yapacaksınız. Ancak burada da çekeceğiniz kredi için fahiş faiz oranları ödemek zorunda kalmayacaksınız çünkü çeşitli kitlesel-fonlama sitelerinden para toplayabilirsiniz. (Veya devlet teşvikleri ya da diğer düzenlemelerden: Virgin StartUp bugüne kadar iki yıldan biraz uzunca bir süre boyunca İngiltere’de 800’den fazla yeni kurulmuş şirketin İngiliz devletinden kredi almasına yardımcı olarak onlara 8 milyon Sterlin’den fazla yani neredeyse 12 milyon dolar tutarında fon sağlanmasına aracılık etti.) Nitekim reklama da para harcamak zorunda değilsiniz çünkü sosyal medya üzerinde markanıza ücretsiz bir şekilde dikkat çekmeniz mümkün. Sonuncu faktör olan sosyal medyanın sizin yeni girişimcilik ruhunuzda çok önemli bir yeri vardır. Facebook’dan Twitter’a ve Pinterest’e kadar platformların markaların yaratılma ve pazarlanma süreçlerine adamakıllı etkileri olur. Bizim Virgin markasını piyasaya sürmek için bel bağladığımız pazarlama taktiği de buna çok benziyordu. Akıl hocam Sir Freddie Laker, bana ilk kuruluş aşamalarımızda şirketin yüzü olmamı tavsiye etmişti. Bu müthiş bir tavsiyeydi! Ekibimiz benim sergilemem için özel maceralar ve akrobatik gösteriler planlamıştı ve benim bu şekilde haber manşetlerine konu olup ücretsiz reklamımızı yapmamı tasarlamıştı. Bu yöntem Virgin’e müşterilerimizle ilişki kurmanın en kolay yollarından biri olan insani boyutu kazandırmıştı. Kişisel bir marka yaratmak asla hiç bugünkü kadar kolay olmamıştı.Peki bu durum Instagram’da kendisine kişisel bir marka yaratan herkesin bir girişimci olduğu anlamına mı gelir? Pek sayılmaz. Bu durum girişimci düşünme tarzının oldukça geniş bir endüstriler yelpazesine uygulanmakta olduğunun bir göstergesi. Ve bu yüzden de girişimciler ve girişimcilik artık çok daha iyi bir şekilde algılanıyor, yani eski aşağılayıcı bakış açısı kayboldu. Her ne kadar bugün herkes girişimci olmak istemiyorsa da, global iş piyasasında artık önemli bir güç haline gelen ‘y kuşağı’nın girişimciliğin nimetlerinden bir şekilde faydalanmanın özlemini çektiği çok net. Benim de üyesi olduğum bir şirket liderleri grubu olan B Takımı, bundan yaklaşık bir yıl önce, arkasında itici güç olarak başlıca ‘y kuşağı’nın olduğu istihdama yönelik tavırlardaki değişimi detaylandıran bir rapor olan “Çalışmanın Yeni Yolları”nı yayınlamıştı. Araştırmamız özetle bu kuşağın emeklilik ve uzun vadede iş güvenliği gibi geleneksel avantajlar yerine iş seyahatlerine çıkmak, sosyal medyada açıkça konuşabilme özgürlüğüne sahip olmak, uzaktan ve esnek çalışma saatleriyle çalışmak ve insanların yaşamlarına olumlu yönde etki yapacak işlere bulaşmak gibi fırsatlara değer verme eğiliminde olduklarını ortaya çıkarmıştı. Bu gibi çalışanlar için artık yüksek ücretler bile onların karar vermeleri üzerinde belirleyici bir faktör olamıyor. Bu raporda ayrıca ankete katılan 21-24 yaş grubundakilerin yüzde 92’sinin yeni ekonomi ve iş piyasası açısından girişimciliğin yaşamsal olduğuna inandıkları da bulunmuştur. Oysa ben 21 yaşında bir girişimciyken akranlarım arasındaki genel bakış açısı kesinlikle bunun yanından bile geçmiyordu! Tavırlardaki bu değişimi görmek çok harika. Her ne kadar hepimiz girişimci olmasak da, toplumumuzun daha girişimci olacağı kesin. Daha fazla sayıda istihdam yaratıcıya, daha fazla sayıda sorun çözücüye ve şirket içi girişimciye sahip olmak hepimiz açısından olsa olsa sadece çok daha iyi bir şey olabilir. GLOBALLEŞME VE YURTDIŞINDAN İDEAL ORTAK BULMA TAKTİKLERİ
SORU:
Ben hızlı bir büyümenin yaşandığı ve bir hayli gelişmiş bir tüketici piyasasına sahip bir ülke olan Güney Kore’de yaşıyorum. Şimdi kendime uluslararası bir ihracat şirketi kurmayı istiyorum, ancak uluslararası ticarette ne bir üniversite diplomam var ne de tecrübem…Aslında perakende ticarette biraz deneyimliyim. Kore’de işletmecilik eğitimi almış ve bana yardımcı olmaya hazır birkaç arkadaşım da var. Şirketimi kurmaya nasıl başlamalıyım? Yurtdışından kendime nasıl ortak bulabilirim? Alex Hunt, Güney Kore
CEVAP: İhtiraslı iş hedefleri olan insanlardan haber almaktan her zaman büyük bir keyif alırım. Ben şahsen müthiş bir ihracat fanatiğimdir ve şu aralar İngiliz hükümetiyle, kendi sınırlarının ötesine bakan ve dünyanın dört bir yanına erişmeyi hedefleyen yeni kurulmuş teknoloji şirketlerini teşvik etmeyi amaçlayan “Aslolan İhracattır” girişiminde birlikte çalışıyorum. Global ihtiraslara sahip bir girişimci olarak, kurumunuz hangi aşamada olursa olsun geleceğe yönelik bir vizyon sahibi olmak çok önemli. Bir ergen olarak Öğrenci dergisini çıkartmaya başladığımda, onun İngiltere’de ulusal planda dağıtımını yapmak gibi bir vizyonum vardı. Ekibimle birlikte Virgin Records’u kurduğumuzda, uluslararası hedeflerimiz vardı, bu hedefe önce diğer ülkelerden orkestraların plaklarını satarak sonrasında ise uluslararası sanatçılarla sözleşmeler imzalayarak ulaşacaktık. Bir sonraki adımı atmaya ve İngiltere’nin dışına doğru genişlemeye hazır oluncaya kadar kendi işimizi yavaş yavaş oturtmaya odaklandık. O dönemde Virgin Records’ın kelimenin tam anlamıyla uluslararası bir kuruluş olması için tam on yıl geçmesi gerekmişti. Ancak Alex, bunların hiçbiri senin kendi girişiminin uluslararası bir şirkete dönüşmesi için aradan on yıl geçmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Senin şimdi bizim o dönemde asla sahip olamadığımız muazzam güçlü bir araca erişimin var: İnternet. Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir insana sadece bir fare tıklamasıyla neredeyse her şeyi satabiliyorsun. Ve şirketini kurduktan sonra ve iş büyük ölçekte ticaret yapmaya geldiğinde, senin diğer ülkelerde de büyümene yardımcı olabilecek insanlarla Web üzerinden kolaylıkla temas kurabilirsin. Gel şimdi öncelikle senin işinin temellerine odaklanalım. Ben sana kendi ürünün ve neden ihracat yapmak istediğin üzerinde uzun uzadıya ve etraflıca düşünmeni tavsiye ediyorum. Senin de dikkat çektiğin üzere Kore’nin ihracatı büyük bir hızla artıyor, ancak anladığım kadarıyla sen belirli bir endüstriye odaklanıyorsun. Peki o sektörde ihracat nasıl gidiyor? Bunun dışında, ihracatın kendi şirketin üzerinde olabilecek gerek pozitif gerekse negatif etkileri hakkında kendine karşı dürüst olman çok önemli. Örneğin şirketin başka bir ülkede gerçekten uçuşa geçti, peki sen bu ekstra taleple başa çıkmaya hazırlıklı mısın? Piyasa araştırmaları çok önemlidir. Perakende ticaretteki deneyiminin bir parçası olarak büyük bir ihtimalle biraz araştırma yapmış olduğundan bu incelemenin sana neler anlattığını bir dikkate al. Yeni şirketini kurduğunda, çabalarını nerelere odaklaman gerektiğini bilmek zorundasın. Kendi kendine sor: En fazla kâr bırakan siparişler nerelerden geliyor? Müşteriler malları hangi hacimlerde alıyor ve neden senden satın alıyorlar? İş lojistiğe geldiğinde, her bir ülkenin ihraç mallarıyla ilgili kendine has kuralları ve düzenlemeleri olacağını ve onların bazen içinden çıkılmaz derecede karmaşıklaşabileceklerini sakın aklından çıkarma. Araştırmalarına göre senin ürünlerine talep duyulduğu belirtilen bir ülkeyi seç. Sonra ödemek zorunda olduğun komisyon türleri ve uymak zorunda olduğun kurallar hakkında bilgi topla. Deney yapmak için bu ülkeden bir başlangıç noktası olarak faydalan. Şimdi iş uluslararası ortaklarının güvenini kazanmaya geldiğinde yapabileceğin en iyi şey onlara senin sağlam bir stratejiye sahip olduğunu, oldukça başarılı bir şirketi yönettiğini ve artık kendinin onların alanlarına doğru genişlemeye hazır olduğunu ispatlamaktır. Aynı zamanda ihracat acenteleriyle ortaklıklar kurma olasılığı da araştırılmaya değerdir. Acenteler komisyon üzerinden çalışırlar, ancak onlar hem sizin işinizi kolaylaştırırlar hem de sizi kazıklanmaktan korurlar. Son olarak, yüz yüze toplantıların önemini sakın hafife almayın. Orada kuracağınız bağlantılar bu seyahatin maliyetini çıkartacaktır ve tek bir ziyaret ile çok daha fazla anlaşmanın önünü açabilirsiniz. Üstelik bu seyahat boyunca bir sonraki müthiş fikriniz için ilham bulabileceğiniz çeşitli ortamlara girme şansını da yakalayabilirsiniz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz