İlkler kazandırdı

Nef’in diğer farklarını ve son dönemde yakaladığı başarının sırrını Erden Timur’dan dinledim. İşte sizler için önemli bulduğum birkaç satırbaşı...

27.10.2014 23:07:340
Paylaş Tweet Paylaş
İlkler kazandırdı
Erden Timur, genç bir işadamı. Timur Holding’in 3’üncü kuşak temsilcisi. Onu bu sayfalara taşıyan özelliği ise son dönemde pek çok ilke imza atarak ortaya çıkardığı Nef markası... Aslında Nef, Erden Timur’un 22 yaşında yurtdışından gelip pratikte başına geçtiği Timur Gayrimenkul’ün yarattığı bir marka.

Pratikte dememizin nedeni ise halen Timur Gayrimenkul’ün yönetim kurulu başkanının Musa Timur olması. Ancak şirketin son 10 yıldaki gidişatından ve yarattığı ilklerden Erden Timur ve ekibi sorumlu...

Nef’in gayrimenkul sektöründe ilk kez endüstriyel tasarım yapmış olması, en önemli ilklerinden biri... Yine sektörde bir ilk olarak dünyanın önde gelen tasarımcıları Nef’in projelerindeki her türlü detayı tasarlıyor. Patentli ürünlere sahip olan Nef’in standartlara önem verip 7 seri çıkarması da dikkat çekici...

Bu özellikleriyle de Nef, Erden Timur’un deyimiyle en hızlı satış yapan gayrimenkul markası haline gelmiş durumda. Nef’in diğer farklarını ve son dönemde yakaladığı başarının sırrını Timur’dan dinledim. İşte sizler için önemli bulduğum birkaç satırbaşı... 

BİR AMAÇ OLMALI
“Biz bu işe girerken dünyada neler yapılmıyor, onlara bakarak yola çıktık. Bu işte uluslararası bir marka olmadığını gördük. Gayrimenkulde tasarımın kullanılmadığını anladık. Aslında binaların sadece cephe ve lobisi tasarlanıyordu. Başlarda, ‘Acaba tüketici mi marka ve tasarım istemiyor’ diye düşündük.

Ancak aynı tüketici, küçük bir hesap makinesi alırken bile tasarıma önem veriyor. En küçük bir üründe bile markayı tercih ediyor. Peki neden hayatımızda en çok para harcadığımız, vaktimizin önemli bir kısmını geçirdiğimiz, hayatımızı en fazla etkileyen evimizde böyle bir durum yok? Demek ki bu, sunulmamış.

Biz de Nef olarak uluslararası marka olma yolunda hareket etmek üzere yola çıktık. Sunulmayanı sunmak için kolları sıvadık.  Nef’te idealsiz hiçbir şey olamaz. Allah amaçsız kimseye su içirmesin. Bu nedenle yaptığınız her şeyin bir amacı olması gerekli.

DÜNYADA İLK BİZ YAPTIK
Bu amaca doğru ilerlerken 17 adet patentli ürüne sahip olduk. Şu anda kapı kolundan tutun da asansör tuşuna kadar her şeyi tasarlıyoruz. Bunu da dünyada ilk biz yaptık. Dünyada 20 tane önde gelen endüstriyel tasarımcı vardır. Bunların 12’siyle çalışıyoruz. Bizim sektörde en fazla iç mimarla çalışılır.

Oysa biz Starbucks, Sony, Siemens, Bentley gibi markaların tasarımcılarıyla projelerimize değer katıyoruz. Biz bunları yaparken çok önemli bir şey yaptığımıza hiçbir zaman inanmadık. Zaten bunlar yapmamız gerekenlerdi. Ancak çok büyük ilgi gördü. Bizi London Design Week’e davet ettiler. Bu organizasyonun 39 yıllık tarihinde dünyada oraya davet edilen ilk inşaat şirketi olduk.

Yeni dönem projelerimiz için dünyadaki en ünlü mimar olarak gösterilen Albion Riverside Londra, HSBC UK Headquarters ve Hearst Tower New York gibi projelerin yaratıcısı Foster&Partner’s şirketiyle çalışıyoruz. Aslında biz şu anda dünyadaki 5 büyük mimari grubun 4’üyle de çalışıyoruz. Bunu Cumhuriyet tarihinde yapan tek gayrimenkul firmayız.

BÜYÜKLER İLGİLENMİYOR
Dünyada hiçbir büyük şirket, bizim sektörle ilgilenmez. Oysa bu sektörde yüksek ciro ve kâr var. Ancak standart yok... Baktığınızda bu sektörde henüz endüstri devriminin yaşanmadığını görürsünüz. Çünkü hala bir kalite standardı, üretim mantığı, seri diye bir şey yok. Nef’te ise bunlar var. Biz 7 seri çıkarmış durumdayız.

Bu seriler ne demek? Bizim sektörde o yıl 5 proje yapıyorsanız birbirinden farklı 5 iş yapıyorsunuz demektir. Bir standart yoktur. Oysa biz her serimizde aynı kalite standardında ürün çıkarıyoruz. Her serimize yönelik standartlarımız var. Mesela koltuk, masa bizim tasarımımızdır. Buradaki olay şu: Ben sizi gerçekten düşünmeliyim. Natürel duygusallık budur işte.
 
EN HIZLI SATIŞ BİZDE
Bizim şirketimiz 29,5 yaş ortalamasına sahip. Bu kişilerin yüzde 90’ının ilk işi... Kirlenmemiş olmalarını istiyoruz. Hiçbir zaman bu ev çok güzel, satın almalısınız demiyoruz. Yatırım hayallerle konuşulmaz. Müşteriyi analitik hesaplarla ikna etmeniz gerekir.

Dolasıyla yaptığımız işler müşterinin kafasına yatıyor. Bu da bizim reklam için artı bir çaba harcamamızın önüne geçiyor. Bizim projelerimizin çoğu ağızdan ağza yayılıyor ve satılıyor.
Son 4 ayda Nef olarak 1600’ün üzerinde konut sattık. Her gün 15-16 konut satılıyor bu dükkanda. Biz bankaların ifadesiyle sektörün açık ara en hızlı satış yapan şirketiyiz.

Nef’in amacı ulaşılabilir lüks ve aşk markası olmak...  Türkiye’de para kimdeyse onun bilme özgürlüğü var diye düşünülüyor. Aslında veri kimdeyse o önemlidir. Veri yoksa hiçbir şey yoktur.  Biz de verinin kaynağını dinliyoruz.

ÖZGÜR BİR ŞİRKETİZ
Patrondan para almayarak ilerliyoruz. Evet ilk başlarken sermaye aldık. Ancak aldığımız sermayenin 10 katını kazandık şu anda. Biz özgür bir şirketiz.  Başka sektörde zaten yapılan şeyleri yapmaya başlayarak ilerledik. İnsanlar 200 yıl önce nasıl evlerde oturuyorsa hala aynı şekilde yaşıyorlar.

Temelde hiçbir değişiklik yapılmamış. Biz yeni sistemlerimizle bunu kırmayı başardık. Örneğin fold-home böyle bir ürün. Nadiren kullanılan misafir yatak odası, sinema odası, davet odası gibi alanları fold-home (katlanır ev) konseptiyle evin dışına çıkardık. Temel bir eve, dönemsel kullanılan unsurları katlanmış olarak ekledik.

Bu sistemle sadece misafir geldiğinde misafir odasını ısıtıyorsunuz. Bu konsept boşu boşuna gider oluşumunu engelliyor. Bu odayı gerekli olduğunda bir bedel karşılığında kullanıyorsunuz. Bu odalar binanın en üst ve en alt katında bulunuyor.

Misafir odası dışında sinema,  playstation, müzik ve fitness odaları gibi 24 oda sunuyoruz. Bu 24 odayı ise uluslararası tasarımcılar planlıyor. Sonuçta tek odalı bir ev alsanız bile aslında 24 odaya sahip oluyorsunuz.

DUYGUSAL HEDEFLER
Bizim mantığımızda her şey duygusal hedeflerle ilerler. Kısacası, ‘Sen sınırsız düşün, ben sana ne sağlayabilirsem onu sağlayacağım’ diyoruz. Dünyanın en varlıklı 10 insanına bir bakın. Bu kişiler, enerji, telekomünikasyon ve bilişimle uğraşıyor.

Bu sektörlerin ilk ikisi, zaten devletin elinde. Bunların dışındaki en varlıklı kişilerden 2’si çaputçu, bir tanesi de mobilyacı. Yani Zara, H&M ve İKEA’dan bahsediyorum. Bunlara baktığınızda her birinin faaliyet alanının ulaşılabilir lüks olduğunu görüyorsunuz. Bir çok insan ulaşılabilir lüks yapmak istiyor, ancak sınırsız hayale yönelik ulaşılabilir lüks başka bir şey. Biz de bunu yapıyoruz.

HEDEFE 5 OK
Ben paylaşımcı ve duygusal bir lider olduğumu düşünüyorum. Eşitler arası liderlik yapmaya çalışıyorum. Sonuçta ben de bu şirketten maaş alıyorum. Çok analitik bir bakış açım olduğunu da söylemem gerek. Her şeyin teknik ispatı benim için önemlidir. Sonuçta felsefeyle sosyolojinin özü de matematiktir.

Şu anki hedefimiz de Nef olarak 10 milyon insana dokunmak.  Çok hayal kurarız. Bu,  bir şirket özelliği olmaya başlıyor. Risk algımız da çok yüksektir. ABD’de ofisimiz var mesela. Yurtdışında pek çok finansal ortaklığımız var. Bunlar önemli riskler. Biz hedefe 5 ok atarız, 1’i vurur 4’ü sigortası olur.

EN BÜYÜK HATAM
Kariyer yolculuğumda en büyük hatam, bundan 4 yıl önce başka sektörlerle de ilgilenmek oldu. Bunun olmayacağını görüp hemen vazgeçtim, sadece Nef’e konsantre oldum. Biz şu anda Nef’te katma değeri çok yüksek işlere imza atıyoruz. Bunu bırakırsam Nef düşebilir. Ancak örneğin, 1 yıl gibi bir sürede Nef’in ağırlığı benden biraz giderse başka işlerle ilgilenebilirim. Ancak daha önce bunun için oldukça erkendi.

“KAS ZORLANDIĞINDA GELİŞİR”
Biz Kağıthane 11 projesinden sonra 20 ay hiç proje yapmadık. Üstelik her şeyin çok iyi gittiği, 18 günde projelerimizin tamamını sattığımız, arsa sahiplerinin bizden sürekli proje talep ettikleri bir dönemdi. Ancak biz “Yapmayacağız” dedik. Durmayı öğrenmemiz gerek diye düşündük.

Yönetim kurulu başkanımız Musa Bey’in bakış açısı da bu yöndeydi. O hep, ‘Psikolojik kas ancak zorlanırsa gelişir’ der. Sonuçta iş yokken herkes durmasını bilir. Önemli olan iş varken durmaktı. Bu dönemde kendi iç dinamiklerimize baktık. Bu zamanı kendi sistemimizi geliştirmek için kullandık. Bu da bize artı değer kattı açıkçası. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz