Nasıl Başardım

Çeşitlilik büyüttü

20 MAYIS, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Nasıl Başardım
IC HOLDİNG, 46 yıllık geçmişe sahip Türkiye’nin önde gelen taahhüt şirketlerinden biri. Ancak son zamanlarda enerji, turizm, havaalanı işletmeciliği gibi işlerle de dikkat çekiyor. Şirketin başarısının arkasındaki isim İbrahim Çeçen, sektör çeşitliliğine gitmelerinin IC’yi büyüten en büyük etken olduğunu söylüyor. Ulaştıkları ölçeği, bu stratejiye borçlu oldukları vurgusunu yapıyor. Dünyanın her yerinde iş yapar hale geldiklerine dikkat çeken Çeçen, kendi ekibinin hem ulusal hem uluslararası piyasalarda büyük deneyim sahibi olduğunu söylüyor. IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen’le özellikle son 20 yılda yakaladıkları büyüme hamlesini, ölçek atlamalarının arkasındaki nedenleri ve başarısının sırrını konuştuk: yeni bir büyüme hamlesi vardı, işin içinde yine inşaat söz konusuydu. Ancak bu işi işletmek de gerekiyordu. İşletme konusunda yeniden üniversite öğrencisi olduk diyebilirim. Turizm nedir, bir otel nasıl yönetilir, kimlerle işbirliği yapmak lazım, bu işin ticari ve finansman boyutu nedir gibi soruların her birinin yanıtını öğrendik. İlk 1-2 yıl acemiliğimiz vardı, ancak hızlı öğrendik, kadrolarımız gelişti. Havaalanı ve liman alanlarına girdiğimizde de yine özünde inşaat olan işlere imza attık. ” 

“İnşaat mühendisiyim. 22 yıl öncesine kadar tamamen taahhüt işi yaparak para kazanmaya çalıştık. 22 yıl önce ise makas değiştirdik. Taahhüt işinden gelip bu değişimi gerçekleştiren şirket sayısı oldukça az. Bunu yapabilen şirketler ise oldukça hızlı büyüdü. Biz taahhüdün yanında ilk önce turizm sektörüne girdik. Turizmde belirli bir ivmeye ulaşınca da 1998 yılında enerji sektörüne yatırım yaptık. Havaalanı işletmeciliğine ise yaklaşık 10 yıl önce girdik. Bu makas değişimleri sayesinde de sadece inşaat taahhüt şirketi olmaktan çıktık. Diğer sektörlerle birlikte büyümeye baIladık. Bu çeşitlilik bizi daha güçlü hale getirdi, dünyaya açılmamıza neden oldu. Farklı sektörlere girişimiz, bizi ölçek olarak da farklı bir yere taşıdı. Sonuçta çeşitlilik stratejisi, büyümemizi tetikleyen unsurlardan biri oldu. 

İşletmeyi öğrendik
İnşaatta başarı yakalamamız zaten doğaldı, çünkü bu benim mesleğimdi. Burada büyük zorluk çekmedik açıkçası. Daha sonra turizme girdiğimizde orada yine inşaat temelli bir işe el attık. O dönemde turizmde yeni bir büyüme hamlesi vardı, işin içinde yine inşaat söz konusuydu. Ancak bu işi işletmek de gerekiyordu. İşletme konusunda yeniden üniversite öğrencisi olduk diyebilirim. Turizm nedir, bir otel nasıl yönetilir, kimlerle işbirliği yapmak lazım, bu işin ticari ve finansman boyutu nedir gibi soruların her birinin yanıtını öğrendik. İlk 1-2 yıl acemiliğimiz vardı, ancak hızlı öğrendik, kadrolarımız gelişti. Havaalanı ve liman alanlarına girdiğimizde de yine özünde inşaat olan işlere imza attık.
ORTAKLAR GÜÇ KATTI En önemli özelliklerimizden birisi de uluslararası şirketlerle iyi işbirlikleri ve ortaklıklar yapıyor olmamız. Bu durum işimizi oldukça kolaylaştırıyor. Ortaklıklar sayesinde yabancı yatırımcıya Türkiye’de imkan sağlamış oluyoruz, onlar da bize sermaye desteği veriyor. Aynı zamanda knowhow transferi de gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında yabancı ortaklarla işbirliğimizin verimli olması nedeniyle dışarıda başka işlere ulaşma imkanımız da oluyor. Örneğin Antalya Havalimanı’nı yaparken ortaklık kurduğumuz Alman hava işletmecisi Fraport’la Bulgaristan’daki Varna Havaliman ı’nda da işbirliği yaptık. 
GÜVEN ÖNEMLİ Sonuçta biz, ortaklarımızla her zaman iyi anlaştık. Bu işin temelinde ise güven var. Biz özellikle inşaat sektöründe pek çok yabancı ortağa sahibiz. Çinliler, İtalyanlar, İngilizlerle liman işletiyoruz, Almanlarla havaalanı yapıyoruz. Fransızlarla, Ruslarla işbirliği içindeyiz. Tek başarılı olamadığımız işimiz, Amerikalılarla yaptığımız enerji ortaklığı oldu. Bunun da en önemli nedeni, 2008 kriziydi. Bizden sonra Koç’la da ortak oldular, ancak onlarla da ilerleyemediler. Onun dışındaki tüm ortaklarımızla şirketlerimizi birlikte ileriye taşımayı başardık. Bu da bizim şirketimizin becerilerinden ve başarılarından bir tanesidir. 
BÜYÜME RÜZGARI Kazancımızın şartlara göre değiştiğini söyleyebiliriz. Kimi zaman Türkiye’den kimi zaman yurtdışındaki işlerimizden daha fazla kazandık. Ancak Türkiye’de kıran kırana bir rekabet söz konusu, bunu belirtmem gerek. Geçmişte, örneğin 1990’larda durum böyle değildi. Daha kârlı işler yapılıyordu. Rekabetin ve şirket sayısının artmasıyla kârlılık ciddi oranda düştü. Bizim şu anda yurtdışındaki işlerimiz daha kârlı. Bizim içimizde önemli bir büyüme hırsı var. Bu da bizim gücümüz, bir anlamda motorumuz oldu diyebilirim. En önemlisi, iyi insanlarla çalışıyoruz. Benim en önemli özelliğim de gençlere çok fazla güveniyorum. Dört oğlum var, onların her biri de bu işe büyük güç katıyor. Artık bir kişi değil, beş kişi çalışıyoruz. Böyle olunca da başarmamak mümkün değil. 
EN BÜYÜK ZORLUK Geçen 22 yıla baktığımda, en fazla 1981 ve 1982 yıllarında zorluk çektik. 1980’de 24 Ocak kararları alındı, Türkiye’de yatırımlar durdu. Bizim elimizde de çok iyi taahhüt işleri vardı. İşte tam bu sırada yurtdışına açılmaya karar verdim. Libya’ya gittim, iş aldım. Ancak Amerika bombaladı ve tüm yatırımlar durdu. Bu sefer Suudi Arabistan’a gittim, 1982 yılına kadar uğraştım, yine de bir şey yapamadık. Orada da bir makas değişimi yaptık ve Türkiye’den İran’a nakliyecilik yapmaya baIladık. O yıllarda Türkiye’de nakliyeci olan sadece 40 şirket vardı. Şu anda 2-3 bin tane şirket var. Nakliyat işine de krizi atlatmak için girdik. Rekabet artınca, 84 yılında yeniden taahhüt işine geri döndük. 
KRİZLER BİZİ ZORLAMADI 2001 ve 2008 yılında bir zorluk yaşadığımızı söyleyemem. Biz şirketlerimizin mali yapısını, borç-özsermaye dengesini çok iyi kuran bir şirketiz. Bu da başarımızı perçinleyen kritik bir nokta oldu hep... Bu nedenle biz krizleri her zaman fırsata çevirdik. Hiçbir zaman bir yerde arazi alalım, oradan rant sağlayalım da demedik. Ben o işe hiç heves etmedim. Sonuçta ancak bugün yatırıma dönüşebilecek bir iş varsa içinde oldum, çünkü ben her zaman kısa vadeli plan yaparım. Çok plan yaptığımı da söyleyemem. Her şey öngörü meselesi bence…”

“10 MİLYAR DOLAR ZOR DEĞİL” 
“10milyar dolara ulaşmak bizim için çok büyük bir sürpriz olmaz, alacağımız birkaç iş bizi bu noktaya getirir. Ben bu noktayı çok zor bir hedef olarak görmüyorum. Ancak bizim için en büyük tehlike ülke riskleri. Bir ülkeye yatırım yapıyorsunuz, o ülkede rejim değişiyorsa büyük sorun olabiliyor. Libya’da iş yapıp da orada her şeyini bırakan arkadaşlarımız var. Türkiye’deki güçleri olmasaydı oradaki zararlarını telafi edemezlerdi. Bizim şu anki ölçeğimize ulaşmamızdaki en önemli etken çok çalışmamız. Bir de taahhütlerimizi her zaman zamanında yerine getirdik. Biz bir yola çıktık, bazen diğer arabalar bizden geride kaldı, bazen de geçtiler. Hatta kimi zaman şirketimizde çalışan insanlar bizden ayrılarak önemli, büyük şirketler kurdu. Ancak biz her zaman istikrarlı ilerledik. Geçen yıl ciromuz 6 milyar TL’ydi, bu yıl 8,5 milyar TL hedefimiz var.” 

OYUN ALANI BÜTÜN DÜNYA
Afrika yatırım açısından gündemimizde olan bir ülke. Aslında fırsat olan ülke diye bir ayrım da yapmak istemiyorum. Çünkü yurtdışı yatırımlarında biz artık her yerde iş yapacak durumdayız. Biz Türk şirketleri öyle bir noktaya geldik ki gidip Amerika’da da iş yapabiliriz. Amerikan şirketleriyle, Rus şirketleriyle yarışabiliriz. Biliyorsunuz Almanlarla ortağız, Almanların idari bir işi olduğunda ilk önce bize teklif veriyorlar artık. Dünya bizim oyun alanımız haline geldi. Bir bölgede ekonomik kriz olması da altyapı çalışmalarımızı azaltacağımız anlamına gelmiyor. Bir bölgede kriz varsa o zaman başka bir bölgeye gideriz.” 

gelecek &IC HOLDİNG
Şu anki en büyük hedefimiz, 3’üncü köprüyü başarılı bir şekilde hizmete açmak. Türkiye’nin en iyi mühendislik ve finansman kadrosu bizde… Çünkü kadrolarımız büyük projelerde, hem uluslararası hem ulusal arenada çok büyük deneyim kazandı. Bu takım başarıdan başarıya koşacaktır. Dünyada da özellikle Ortadoğu ve Afrika’da bitmemiş altyapı projesi çok fazla. Bunları yapacak ölçekte az şirket var. Biz bugün Çinlilerden sonra dünyanın ikinci büyük inşaat şirketlerine sahip ülkeyiz. 200 büyük şirket içinde 40’ı Türk firması. Bu şirketler Çinli şirketler gibi devlet desteğiyle de bu konuma ulaşmadı. Dara düştü:ümüzde Libya çöllerinde, otel bile yokken gemide yatarak işimizi yaptık. Bunlar bizim önümüzü açtı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.