Canlanma olacak mı?

12 ŞUBAT, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Canlanma olacak mı?

Madencilik, gerek yatırım gerek regülasyonlar açısından zorlu bir sektör. Ağır ilerleyen bürokrasi, yatırımcı için en önemli sıkıntılar arasında. Sektör temsilcileri, torba yasayla getirilen yeni düzenlemelerin çözüm olmasını umut ediyor. “Ruhsatların ve izinlerin önünün hızlıca açılması gerekiyor” diyen Yıldırım Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Yüksel Yıldırım, “Mevzuat konusu kamuya düşüyorsa dayanışma konusu da sektör oyuncularının görevi” şeklinde konuşuyor. Peki yenilenen Maden Yönetmeliği, ‘Maden Sahaları İhale Yönetmeliği’ gibi uygulamalar pazardaki rekabeti ve sektörün geleceğini nasıl etkileyecek? Yatırımların önü açılacak mı? Merak edilenleri, Yüksel Yıldırım ile konuştuk.

1. Yatırımcının iştahı, ilgisi son yıllarda nasıl bir eğilim içinde?

Son 5-6 yıldır ülke madenciliğinde ciddi bir sıkıntı vardı. Birkaç yıldan beri hummalı bir şekilde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın devrimsel nitelikteki çalışmaları başladı. Kömür sondajları bu dönemde dikkat çekiyor. Ek olarak bakır, altın, krom gibi metalik maden sondajları yapılıyor. Bu konuda ısrarlı bir politika izleniyor. Jeokimya haritasının oluşturulmaya çalışılması, jeolojik olarak muazzam bir veri tabanı oluşturulmasını sağlayacak. Son çıkartılan torba yasada bürokratik olarak olumlu gelişmeler var. Bu değişikliklerin madenciliğin önünü daha da açacağını düşünüyorum. 2023’te madenciliğin GSMH içindeki payının yüzde 5’e yükseltilmesi hedefleniyor. Şu anda yüzde 1,2-1,5 civarında. Şu anda kömür sektörüne devlet teşvikiyle ciddi bir yatırım var. Global emtia fiyatları da artıyor. Piyasanın yakında daha da açılacağını tahmin ediyorum. Artık madeni çıkartıp satmak üzerine değil, işleyip satmak üzerine yeni bir yaklaşım geliştirmek gerekiyor.

2. Geçmiş yıllarla kıyaslandığında yeterli yatırım fırsatı var mı?

10-15 yıl önce yurt dışından birçok şirket Türkiye’de maden yatırımı yapmak için geldi. Açıkçası çok kötü tecrübelerden geçtiler. Öncelikle bürokrasi engeline takıldılar. Ardından çevresel konularda ciddi bir tepkiyle karşılaştılar. Madencilikte sadece regülasyonlara uymak yetmiyor. Çalıştığınız bölgeden sosyal ruhsat da almalısınız. Bölgedeki halkla yakın ilişkiler içinde olmak lazım. Yabancı yatırımcılar bu kavramı hissedemedi. Şu anda olumlu bir bilinçlenme var. Bunun sonucu olarak yabancı yatırımcıya Türkiye’ye yatırım yapma yollarının açılabileceğini öngörüyoruz. Açılmaması Türk madenciliği için yazık olur. Bilimsel olarak ülkemiz Tetis Kuşağı’nın üzerinde. Çok verimli bir jeolojik yapı üzerindeyiz. Bir avantajımız da şu: Ülkemizdeki madenlerin maliyeti dünya ortalamasına göre düşük.

3. Yerli ve yabancı yatırımcı açısından bakınca hangi taraf daha iştahlı?

Yerli yatırımcının iştahı daha fazla. Yabancıdaki iştahsızlığın ilk nedeni Türkiye’ye komşu ülkelerdeki jeopolitik risklerden dolayı ülkemize de soğuk yaklaşılması. Emtia fiyatlarının son zamanlarda yükselmesiyle krom, bakır, çinko ve altına ilgi yükseldi. Yerli madenciler emtia fiyatlarından cesaret alarak “Jeopolitik riskleri aşarım” düşüncesiyle riskleri üstleniyor.

4. Önümüzdeki dönemde hangi bölgelerde yeni fırsatlar var?

Doğu Karadeniz’de özellikle Cerattepe ve Artvin yörelerinde bakır ve altın fırsatlarını biliyoruz. Antalya, Kütahya, Eskişehir ve Bursa’da krom için fırsatlar var. Hatay’da tam istediğimiz tarzda bir krom sahamız var. Fakat bu bölgede terör sorunundan dolayı manevra kabiliyeti zor.

5. Sizce pazarda öne çıkan en önemli sıkıntılar ve sorunlar neler?

Torba yasadan önce ÇED raporları ve orman izinleri büyük bir zorluktu. Tek bir maden izni için 35 farklı kuruluştan izin ve görüş almak gerekiyordu. Bunları aşmak için yasada konan çok radikal hükümler var. Ne denli işler olduğunu görmek için sabırsızlanıyoruz. Yürürlüğe girdikten sonraki etkilerini iyi gözlemek lazım. Madencilik operasyonu başladıktan sonra mahkeme kararıyla yürütme durdurma gibi soru işaretleri var. Maden tetkik aşamasında başlıca maliyet sondajdır. Türkiye’de sondaj bilgi birikimi çok zayıf. Bu konuda çeşitliliğimiz ve yeterli uzmanlığımız maalesef yok. Batı teknolojisinden gerideyiz. Bu farkı kapatmalıyız.

6. Çözüm için sektör oyuncularına ve kamuya düşen görevler neler?

Ruhsatların ve izinlerin önünün hızlıca açılması gerekiyor. Mevzuat konusu kamuya düşüyorsa dayanışma konusu da sektör oyuncularının görevi. Türkiye’de madencilik, mühendislik, danışmanlık, sondaj, Ar-Ge ve laboratuvar hizmeti sağlayan şirketlerin ülke GSMH’sine sağladıkları katkı oranında hükümetten teşvik alması gerektiğini düşünüyorum. Sondajda metre başına teşvik bile Türk madenciliğinde çok ciddi bir sıçrama etkisi yaratır. Ayrıca madencilik çatısı altında bu sektörlerin entegre hale gelmesi lazım ki madencilikte dayanışma ve sinerji sağlansın. Kamu ile yatırımcı arasında daha fazla iş birliğine ihtiyacımız var. İnanıyorum ki Türkiye madencilikte global bir aktör haline gelebilir. Endüstriyel ham maddelerde çok zengin yer altı kaynaklarımız var. Bu değerleri iyi kullanmamız lazım.

7. Yıllar itibarıyla ruhsat başvuruları ve dağılımı açısından nasıl bir eğilim var?

Maden İşleri Genel Müdürlüğü son 3-5 yıldır ihalelik sahaların ihaleye çıkmasında yavaş davranıyor ve sahaların aramaya açılması gecikiyor. Yeni madencilik kanununda sahaların daha hızlı ihaleye çıkması söz konusu. Bu da sektörde pazar payının artması anlamına geliyor.

8. Pazardaki rekabette son durum nedir?

Kömür ve metalik madenler bazında rekabette hareketlenme var. Bu alanda hâlâ gidilecek yolumuz var. Son dönemde maden şirketleri arasında finansal gücü olanlar ayakta kaldı. Örneğin orman izin bedelini ödeyemeyen küçük kromcular sıkıntı yaşadı ve sektörden çıktı. Emtia fiyatlarının da yükselmiş olmasına orantılı olarak maden saha bedelleri de yükseldi. Fakat bu enflasyon uzun vadeli bir sanayi dalı olan madenciliğin doğasına aykırı. Maden sahalarında daha bilimsel bir değerleme yapılması gerekiyor. Mevcut sahaların değerlemesi için JORC gibi raporların dikkate alınması, bunlara göre hareket edilmesi gerekli.

9. Yeni maden yönetmeliği gibi uygulamalar sektörün geleceğini nasıl etkileyecek?

Mevzuatta yapılan değişikliklerde niyet çok iyi. Fakat uygulaması nasıl olacak, henüz tüzükler belli olmadığı için bu kısım muğlak. Verimliliği az olan, üretim hacmi düşük olan küçük sahaların birleştirilerek havza madenciliği sistemine dönülmesi de iyi niyetli bir çaba. Ancak hukuki alt yapının çok iyi oluşturulması lazım. Bu sistem muazzam bir zenginlik de getirebilir, yanlış işletilirse madencilikte kaosa da yol açabilir.

10. E-maden projesi, sektöre neler getirecek?

E-madenciliğe çok olumlu bakıyorum. Madencilik yatırımcı için çok riskli ve işletmeci için çok zor bir sektör. Mevzuattan dolayı yatırımcının iş yapamaması gibi bir riski her zaman var. Bu handikaplar Türk madenciliğinde ilerlememizi olumsuz etkiliyor. Bakanlığımızın e-madencilik çalışmaları, şeffaf ve yepyeni bir madencilik kültürünün geleceğine işaret ediyor. Artisanal madencilikten çıkıp endüstri 4.0 standartlarında bir madencilik anlayışına geçmemiz için bu büyük bir fırsat olabilir. ABD, Kanada, Avustralya gibi ülkelerden danışmanlık şirketlerinin Türkiye’ye gelmesinin yolunu açmalıyız. Türkiye’nin madencilikte global bir markaya dönüştürülmesi için master planın çizilmesi ve sektörün de bu master plan etrafında kenetlenmesi gerekiyor.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.