YENİ DÜZENLEME NE GETİRDİ?

4 ŞUBAT, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
YENİ DÜZENLEME NE GETİRDİ?

Son günlerde iş dünyasında en sık duyulan konuların başında konkordato geliyor. Finansal sıkıntılar nedeniyle borçlarını ödeyemeyecek duruma gelen birçok kuruluşun bu seçeneğe yöneldiği görülüyor. Mart 2018’den bu yana farklı sektörlerden ve çoğunluğu KOBİ düzeyinde 850 şirket, konkordatoya başvurdu. Bunlar arasında inşaat sektöründe faaliyet gösterenler ilk sırada. Uzmanlara göre konkordatoya başvuru sayısında geçmişe kıyasla ciddi bir artış var. Zaten son yapılan ek düzenlemenin nedeni de bu hızlı yükseliş… EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları ile konkordato sürecini zorlaştıran yeni düzenlemeyi, getirilen değişiklikleri ve sürece dair merak edilenleri konuştuk:

1. Konkordato kısaca nasıl bir süreç?

Konkordato, borçlu ve belli bir çoğunluktaki alacaklıların anlaşması esasına dayanan ancak mahkeme huzurunda yürütülen finansal ve mali yönleri ağır basan hukuki bir süreç olarak özetlenebilir. Üç ana aşamadan oluşuyor: Geçici mühlet, kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki. Gerekli görülmesi halinde mahkeme kararıyla en fazla 29 aya kadar uzatılabiliyor. Bu süre içinde tamamlanmayan konkordato süreci olumsuz neticelenebilir, başvuru sahibi borçlunun mali durumuna bağlı olarak iflasa dönebilir. Son aşamada mahkeme tarafından da tasdik edilen konkordato anlaşmasının uygulanmasına geçilir ve taraflar arasında anlaşıldığı şartlarda borçların ödenmesi gerekir.

2. Şirketleri konkordatoya yönelten nedenler neler?

Konkordato, iyi niyetli borçluların bozulan mali durumlarını düzeltmelerine ve ekonomiye tekrar kazandırılmalarına imkan tanıyor. Vadesi geldiği halde borcunu ödeyemeyen ancak mali durumda yaşanan bozulmanın geçici olduğunun değerlendirildiği durumlarda, muhtemel bir iflastan kurtulmak isteyen şirketler yöneliyor.

3. 2016’da iflas ertelemeler yasaklanmıştı. Şimdi de konkordatoya kısıtlama geldi. Gerekçeler benzer mi?

İflas erteleme uygulaması yürürlükte olduğu süre boyunca amacından saptı ve alacaklı/borçlu dengesini gözetmekten uzaklaşarak alacaklı zararına sonuçlar doğuran bir yöntem oldu. Bu nedenle 2016 Ağustos’ta KHK ile yasaklandı. Son olarak da 7101 sayılı kanunla Mart 2018’den geçerli olacak şekilde yürürlükten kaldırılarak yerine yeni konkordato düzenlemesi yapıldı. Yeni konkordato düzenlemesi yürürlüğe girdikten sonraki 9 aylık dönemde yaşanan bazı aksaklıklardan ötürü değişikliklerin yapılması ihtiyacı doğdu. Özellikle kötü niyetli borçluların alacaklıları zarara uğratmak amacıyla yaptıkları işlemlerde yaşanan tecrübelerden hareketle kanun koyucu hızlı bir şekilde yeni düzenleme yoluna gitti.

4. Yeni yasal düzenlemeyle neler değiştirildi? 

Yapılan son değişiklikte özellikle konkordato başvurusuna eklenmesi zorunlu belgelerden olan finansal analiz raporuna ilişkin esaslar yeniden belirlendi. Raporu verebilecek bağımsız denetim kuruluşlarının kapsamı daraltıldı ve kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının rapor hazırlaması kuralı getirildi. Ayrıca raporun niteliği değiştirildi ve finansal analiz raporundan makul güvence veren denetim raporuna dönüştürüldü. Denetimin standardı netleştirildi ve raporun Türkiye Denetim Standartları’na göre hazırlanması şart koşuldu. Yapılan değişiklik, herhangi bir denetime dayanmayan ve borçlu tarafından sunulan rakamların doğru olduğu varsayımından hareketle değerlendirme yapan finansal analiz raporuna kıyasla, borçlu ve alacaklının menfaat dengesinin daha iyi bir şekilde korunmasına katkı sağlayacaktır.

5. 2018’de kaç şirket konkordatoya başvurdu? Geçmiş yıllara göre nasıl bir artış var?

Yeni konkordato düzenlemesinin yürürlüğe girdiği Mart 2018’den bu yana konkordatoya başvuran şirket sayısı yaklaşık 850 civarında. Önceki yıllara kıyasla ciddi bir artış gözleniyor. İflas erteleme uygulamasının kaldırılması nedeniyle, 2016-2018 yılları arasında borçluların iflas ve yeniden yapılandırma dışında benzer bir yola gidememeleri mali durumlarında bozulma yaşayan kişi ve kurumların birikmesine neden olmuştu. Bunlar, Mart 2018’de yeni konkordato düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle bir anda konkordato sürecini başlattılar. Ayrıca yaşanan kur dalgalanmalarına bağlı olarak mali tablolarda ciddi hasarlar oluştu ve işletmelerin devamlılığını sağlamak için acil tedbirler alınması gerekliliği doğdu.

6. Son dönemde “batık riski” altındaki şirket sayısında artış var mı?

Özellikle paraya ulaşmanın zorlaştığı dönemde ekonomik anlamda sıkıntı yaşayan şirketlerin sayısının arttığı söylenebilir. İleriye dönük gerçekçi iş planlarıyla hareket eden ve gerekli tedbirleri hızlı bir şekilde uygulamaya koyan işletmeler finansal zorlukları aşabilecektir. Hem Türkiye’de hem dünyada bunun birçok iyi örneği bulunuyor. 

7. En çok hangi sektörler konkordatoya başvuruyor? Neden? 

Başvuruların çoğunlukla inşaat ve taahhüt şirketleriyle bu sektörlerin tedarikçisi konumunda olan inşaat malzemeleri ticaretiyle uğraşan şirketler olduğu görülüyor. Tabii bu tüm gayrimenkul sektörü için bir genelleme değil, mevcut konkordato başvuruları üzerinden yapılan sınırlı bir değerlendirme. Konkordato başvurusunda bulunan şirketlerin büyüklükleri ve tanınmışlıkları göz önüne alındığında ayakkabı imalatı, taşımacılık gibi çok farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin de nakit sıkışıklığı ve finansman zorluklarına bağlı olarak konkordato yoluna başvurduğu gözleniyor.

8. En fazla hangi ölçekteki şirketler başvuruyor? Neden?

Başvuru sayısı olarak küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunlukta olduğu görülüyor. Bunun temel nedenini, KOBİ’lerin ihracattan ziyade ağırlıklı olarak iç piyasaya dönük çalışmaları, özsermayelerinin kısıtlı olması ve dış finansman kaynaklarına ulaşmakta zorluk yaşamaları oluşturuyor. Büyük ölçekli işletmelerin konkordato başvurularını nadiren görüyoruz.

9. Tüm bu sıkıntıları aşmak için bankaların reel sektörle ilişkisi nasıl düzenlenmeli?

Son 10 yıllık dönemde dünyada faiz oranlarının düşük seyretmesine bağlı olarak şirketlerin nakit ihtiyaçlarını karşılamak için ucuz maliyetli borçlanma yoluna gittikleri ve faizlerin yükselmesiyle krediye dayalı bu sistemin sürdürülebilir olmaktan çıktığı gözleniyor. Bundan sonraki dönemde uygun finansmana ulaşım birçok işletme için öncelikli konu haline gelecek. Bu müzakerelerde, konusunda uzman danışmanlarca yol alınması süreci hızlandıracaktır.

10. Finansman sıkıntısıyla mücadelede şirketler nelere dikkat etmeli? 

Finansman sıkıntısıyla mücadelede şirketlerin her şeyden önce gelir ve gider kalemlerini doğru finansal verilere dayalı olarak iyi analiz etmesi, gelirleri artırıcı yeni iş ilişkileri geliştirmenin yanı sıra giderleri azaltıcı tasarruf tedbirleri belirleyip disiplinli bir şekilde uygulamaları gerekiyor. Mevcut durum hakkında tüm paydaşları doğru bir şekilde bilgilendirmeli, itibar ve güveni ön plana koyarak kısa, orta ve uzun vadeli gerçekçi projelerle ileriye dönük beklentileri iyi anlatmalılar. İç piyasanın yanı sıra yurtdışındaki ve özellikle komşu ülkelerdeki fırsatları belirleyip Türkiye’deki konfor alanından çıkarak bu coğrafyalarda ticaret yapma imkanları oluşturulması, ihracat kapasitesinin artırılması çok önemli. Diğer taraftan, şirket faaliyet konusuyla alakalı olmayan varlıkların elden çıkarılarak şirkete kaynak sağlanması gerekiyor.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.