Sosyal medyanın seçimlere etkisi

24 KASIM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
Sosyal medyanın seçimlere etkisi

SORU: Seçimler üstünde sosyal medyanın etkileri çok konuşuluyor. Sizce gerçekten çok etkili mi?

Sosyal medyanın seçim üzerinde en büyük etkisi, seçim süresini kısaltmasıdır. Amerika’da aday adayları gerçek seçim tarihinden yaklaşık 4 ay önce adaylıklarını kesinleştirir. Bu 4 aylık süreye yıllar öncesinde gereksinim duyulmuştu, çünkü adayların ülkenin dört bir yanını gezerek konuşmalar yapması ve potansiyel destekçileriyle bir araya gelmesi gerekiyordu.

Adayların seçmenleriyle iletişim kurmalarının başlıca yollarından biri olan sosyal medyayla ise 4 ay çok uzun bir süre. Ben gelecekte bir zaman, bu 4 ayın 2 belki de 1 aya indirileceğine inanıyorum. Şayet Amerika’da 2016 seçimleri adaylıkların kesinleşmesinden sadece 1 ay sonra yapılmış olsaydı, ben sonuçların yine aynı çıkacağını düşünüyorum. Donald Trump tahminen aynı sayıda seçmenle Hillary Clinton’ı devre dışı bırakırdı. Bir başka ifadeyle sosyal medya aslında seçimlerin süresini ve maliyetini inanılmaz boyutlarda azaltabilir.

GERÇEKLERE DİKKAT ETMELİ

 SORU: 10 yıl öncesiyle kıyaslandığında pazarlamacılar açısından tüketici özelliklerinde gözlemlenen farklar neler?

Sosyal medya ve internet sayesinde tüketiciler artık 10 yıl öncesine kıyasla şirketler ve onların ürünleri hakkında çok daha fazla bilgiye sahip. Tüketiciler elde ettikleri bu bilgilerle gerçekleri yansıtmayan reklamlar ve pazarlama sloganlarından çok daha kuşkulanır hale geldi. Ancak şirketler halen hayaller ve fanteziler satan pazarlama kampanyaları yapmaya devam ediyor. Bu geçmişte işe yarayabilirdi, ancak bugün yaramaz. Günümüzde tüketiciler gerçeklerle uzlaşmayan fikirleri görmezden geliyor.

 AJANSLAR NASIL ÇALIŞIYOR?

SORU: Reklam ajanslarının çalışma tarzlarında 10 yıl öncesine göre farklılık var mı? Varsa neler?

10 yıl öncesinde reklamverenler reklam ajanslarına “pazarlama stratejileri” geliştirmeleri için giderdi. Bugün ise şirketlerin çoğu kendi pazarlama stratejilerini kendileri geliştiriyor ve reklam ajanslarına bu stratejileri geliştirmeleri için değil sadece onu uygulamaları için başvuruyor.

10 yıl önce çok sayıda şirkette halen reklam ajanslarıyla birlikte günlük işlere kafa yoran “reklam müdürleri” vardı. Günümüzde ise bu işi aynı zamanda pazarlama stratejileri de geliştiren “pazarlama müdürleri” yapıyor.

 TEK SLOGAN YETER Mİ?

SORU: Günümüzün iş koşullarında müşteri sadakati yaratmak için şirketlerin neler yapması gerekir?

Müşteri sadakati yaratmanın önemli bir yolu birbiriyle uyumlu pazarlama stratejileri yürütmektir. Sadece yıllar boyu değil on yıllar boyu sürdürülecek stratejiler olmalı. Bugün çok fazla sayıda şirket, kendi pazarlama mesajlarını sık sık değiştiriyor (Tıpkı çalıştıkları reklam ajanslarını değiştirmeleri gibi) Mesela Coca-Cola, 107 yıl boyunca 57 farklı reklam sloganı oluşturmuş. Oysa bu şirket bir yüzyıl boyunca kullanacağı tek bir sloganla bugün çok daha başarılı olabilirdi.

 Z KUŞAĞINA YÖNELİK STRATEJİLER

SORU: Şirketlerin Z kuşağı için farklı taktikler benimsemesi gerekir mi?

Evet, bir şirketin kendi markaları için aynı stratejileri kullanmaya devam etmesi şart, ancak daha genç kuşaklara erişebilmesi için taktiklerini değiştirmesi gerekir. Genç nesiller yazılı medyayı nadiren okur ve çok da fazla televizyon seyretmez. Onun yerine bilhassa mobil cihazlarla sosyal medyanın hararetli birer kullanıcısı olmayı tercih ederler. Ancak burada bir başka sıkıntı daha var. Bir şirketin genç nesilleri hedeflemek için belki ikinci bir marka geliştirmesi de gerekebilir. Yaşamın en köklü gerçeklerinden biri de gelecek neslin daima yaşlı kuşağa karşı isyan etme eğiliminde olmasıdır. Bu gerçek sayesinde dünyanın dört bir bucağında yığınla yaratıcı ürün ve hizmet geliştirilmektedir. Facebook, Google ve çok sayıda başka devrimci markayı geliştiren yaşlı kuşak değildir. Onlar bu markaları geliştirirken henüz yirmili yaşlarında olan genç insanlardı.

YARATICILIK PR’DA

SORU: Ajanların yaratıcı olmaları konusunda çalışanlarını nasıl desteklemesi gerekir?

Artık reklam ajanslarının başlıca PR’a odaklanan pazarlama ajanslarına dönüşmelerinin vakti geldi. Bugün bir marka oluşturmanın yolu PR’dan geçer, reklamdan değil. Bizim felsefemiz, önce PR, sonra reklam şeklinde özetlenebilir. “Yaratıcılık” bir pazarlama programının PR aşamasına aittir. Bir marka oturtulduktan sonra pazarlama mesajının nadiren değiştirilmesi gerekir. Oysa bugün reklamcıların çoğu “yaratıcı” olmaya çalışıyor. Aslında bu yaratıcılık çoğu zamana markaya yardımcı olmaz, tam tersine ona zarar verir. Yaratıcı olmanın zamanı reklamcılıkta değil PR’dadır.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.