Sedat Üründül ve Cumhuriyet’in ilk girişimci elitleri

8.01.2016 16:21:420
Paylaş Tweet Paylaş
Sedat Üründül ve Cumhuriyet’in ilk girişimci elitleri
Cumhuriyetin yetiştirdiği girişimci elit kuşağın ilk temsilcileri birer birer aramızdan ayrılmakta. Geçtiğimiz günlerde de bu kuşağın önemli temsilcilerinden biri olan Sedat Üründül’ü kaybettik. Sedat Üründül gibi, Türkiye’nin kalkınmasında önemli rol oynamış insanlarımızın kaybı, aynı zamanda bir dönemin kalkınma modelinin ve kalkınma tercihlerinin de bitişi anlamına gelmektedir. Bu öyle bir model ki, teknik manada ülkemizin kalkınmasında rol olacak nitelikte insan kaynağını yetiştiren bir kurumu, uzun yıllar baş tacı yapmamıza yol açmıştır. Bu eğitim kurumu İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’dir.

Bu kurumdan yetişmenin yarattığı vefa duygusu ve ülke geleceğinde İTÜ gibi eğitim kurumlarının oynayacağı role olan inancı sebebiyle Sedat Üründül, maddi ve manevi manada İTÜ ile ilişkisini uzun yıllar sürdürmüş ve zamanla Sedat Üründül ismi İTÜ ile birlikte anılan isimlerden biri haline gelmiştir. Ancak onu bizler için örnek kılan sadece İTÜ’ye yapmış olduğu katkılar değil, aynı zamanda dönemdaşı diğer işadamı arkadaşları gibi bir mühendis olarak ülke kalkınmasında oynadığı inkar edilemez roldür.

Uzun yıllar siyasi manada ülke kamuoyunda kabul görmüş olan kalkınma amacı, “Büyük Türkiye” yi yaratmak ve buna yönelik fiziki alt yapıyı gerçekleştirmek olmuştur. Böyle bir amaca ulaşmada kamu ve özel sektörde görev üstlenecek teknik insan gücüne ihtiyaç bulunmakta; bunun için de kamuda ve özel kesimde yer alan, teknik kabiliyeti yüksek bürokrat ve iş adamlarıyla işbirliği yapma zarureti doğmaktadır. Bu kalkınma amacını sahiplenen siyasi kişiliklerden Süleyman Demirel de, Üründül gibi aynı şartlarda, benzer ihtiyaçları hissederek yetişmiş İTÜ’lü bir bürokrat, ilerleyen yıllarda ise bir siyaset ve devlet adamıdır. Cumhuriyet’in ilk on yılında bu ihtiyacı karşılayacak ve arzu edilen niteliklere sahip insan kaynağını yetiştirecek, İTÜ dışında başka bir yüksek öğretim kurumu yoktur.

Cumhuriyet döneminin ilk büyük projelerinde hâlâ yabancı mühendisler görev yapıyor, Türkler bu mühendislerin yanında tecrübe ediniyorlardı. Önceleri Mühendis Mektebi olarak anılan İTÜ bu yetişmiş teknik eleman açığını kapatabilmek bakımından önemli bir eğitim kurumu olmuştur. Ülkemizin nitelikli teknik eleman ihtiyacının arttığı sonraki yıllarda, bu görev İTÜ ile birlikte, bugün ülkemizin çok değerli üniversiteleri arasında bulunan ODTÜ gibi eğitim kurumlarıyla birlikte yerine getirilmeye çalışılmıştır.

Çok uzun yıllar ülkemizdeki kalkınma önceliklerinde altyapı yatırımları önemini korumuştur. Aslında Sedat Üründül’ün büyük katkısının olduğu Atatürk Barajı’nın inşası gibi Cumhuriyet döneminin önemli prestij projeleri, hem siyasetçilerimiz, hem de bizler için önemli bir övünç vesilesi oluşmuştur. Hatta bugün bile, ülke kamuoyu bu tarz büyük prestijli altyapı projelerine ilgi göstermekte, siyasi olarak bunlara destek vermektedir.
Oysa Türkiye ekonomisinin bugün ulaştığı düzeyde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ihtiyaçlar geçerliliğini yitirmiş, yeni ve farklı ihtiyaçlar ön plana çıkmıştır. Aslında Sedat Üründül gibi başarılı işadamları, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkemizin kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek için sahaya çıkmış, bir nevi dönemin elitleridir. Elbette bugünlerin ihtiyaçları yeni bir kalkınma modeline ve bu modelin uygulanmasında rol alacak yeni girişimci tiplerine gereksinim duymaktadır.

Fakat Sedat Üründül’ü ve o kuşağın başarılı işadamlarını bugünkü kuşaklara sahip oldukları görev ve sorumluluk bilinci ile vefa duyguları gibi meziyetleriyle hatırlatmalı ve tanıtmalıyız. Onlar bu meziyetlerini çok özel yıllarda, çok özel şartlarda yetişmelerinin sonucunda elde etmişler ve bugünün işadamları için örnek teşkil etmişlerdir.
Sedat Üründül gibi, büyük ölçüde 1930’ların Türkiye’sinde yetişen Sezai Türkeş, Fevzi Akkaya, Nejat Eczacıbaşı ve Hüseyin Ekrem Elginkan gibi pek çok girişimci iş adamları, dış dünyadan Türkiye’ye gelebilecek muhtemel tehditlere karşı daha dayanışmacı ve milli duygular çerçevesinde oluşturulan bir romantik vatanseverlik atmosferi içinde yetişmişlerdir. O dönem kuşaklarının anılarından da anlaşıldığı üzere, bireysel başarıların ardındaki önemli bir diğer motivasyon ise, millet olarak bir şeyleri başarıyor, gerçekleştiriyor olabilmektir.

Ayrıca ülkesinin geçmişiyle, insanıyla gurur duyar bir şekilde yetiştirilen bu neslin insanları, kendilerini sürekli olarak topluma ve devlete karşı borçlu hissetmektedir. Bu duyguların izlerini, diğer işadamlarımızda olduğu gibi, Sedat Üründül’ün de özel hayatında ve iş yaşamında görmek mümkün. Bu sorumluluk duygusu onu da, toplumsal amaçlı birtakım roller üstlenmesine, muhtelif sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmek ve bu şekilde ülkeye ve insanlarına karşı hissettikleri minnet borçlarını ödeme yoluna sevketmiştir. İTÜ’yle olan bağları ve bu kuruma inanmışlığı, sosyal manada hissettiği sorumluluk ve görev bilinci, onun İTÜ’de birçok projenin hayata geçirilmesine vesile olmasını sağlamıştır. Artık yerlerini doldurmanın son derecede güç olduğuna inandığım Sedat Üründül gibi duayenler, bundan böyle yeni nesil işadamlarımıza iyi bir örnek model olmaya devam edecekler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz