Bu Savurgan Sistemi Gelin Değiştirelim

4.10.2017 12:07:000
Paylaş Tweet Paylaş
Bu Savurgan Sistemi Gelin Değiştirelim

Geçenlerde ABD’deydim ve bir tüp diş macunu almak için eczaneye uğradım. Kasada ödememi yaptığımda bana 38 santimetre uzunluğunda bir satış fişi çıkardılar. Kasada duran kadın bana bu fişi isteyip istemediğimi sordu. Ben hayır dedim ve onu zaten istenmeyen fişlerle ağzına kadar dolu bir çöp kutusuna attı. “Afedersiniz” dedim. “Eğer size bu fişin çıktısını almadan önce satış fişi istemediğimi söylemiş olsaydım bu müsriflikten kaçınabilir miydik?”

Gözlerini öylesine devirmişti ki adeta bunun imkansız olduğunu ima ediyordu. Bana “Hayır canım. Müşteri istese de istemese de bu sistem satış fişlerinin çıktısını almak zorunda” dedi. Tam eczaneden çıkarken de “Bilirsin, buraya gelen insanların muhtemelen yarısı bana onları çöpe atmamı söyler” diye eklemişti.

Meraklanmıştım ve otel odama geri döndüğümde bir mektup zarfının arkasında bir takım hesaplamalar yaptım. Günde 24 saat açık olan ve her gün saat başına ortalama 150 müşterisi olan bu büyük dükkandan çıkan müşterilerin yüzde 50’si kendilerine uzatılan satış fişinin çöpe atılmasını isterse bu durumda her gün ortaya 57 metre uzunluğunda atık kağıt çıkacağını hesapladım. Bunu bir yıl ile çarptığımızda ise sadece tek bir dükkanda 250 kilometre uzunluğunda kağıdı çöpe atıyoruz demektir!

Google’da kısa bir araştırma yaptıktan sonra gittiğim o eczanenin aslında ABD’de 10 bin şubesi olan bir zincirin bir parçası olduğunu öğrendim. O şubelerin hepsinin aynı şekilde çalıştığını varsayarsak, söz konusu grubun tek başına her yıl 2,5 milyon kilometre uzunluğunda atık kağıttan mesul olduğu anlaşılıyor. Diğer bir deyişle, sadece tek bir eczane zincirinin bir yılda çöpe attığı satış fişlerinin uzunluğuyla gezegeni 63 defa sarıp sarmalamak mümkün.

Sonra iPad’ime baktım ve Huffington Post’da yayınlanan bir makalede “Sadece ABD’de satış fişlerinin üretimi için yılda 250 milyon galon benzin, 10 milyon ağaç ve 1 milyar galon suyun tüketiliyor” diye yazıldığını gördüm. Burada bir ağacın liflerinden 55 bin satış fişinin üretildiği anlaşılıyordu ve bu benim eczane örneğimde çöpe atılan yaklaşık bir aylık satış fişine denk geliyordu.

Yaptığım tahmini hesaplara ve Huffington Post’un rakamlarına dayanarak yaklaşık 10 bin şubesi olan bu zincirin her yıl kesilen ve sonra ziyan edilen 125 bir civarında ağaçtan sorumlu olması gerekir.

İşin daha da kötüsü ise bu satış fişlerinde kullanılan kağıdın içinde çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilen toksik bir kimyasal bileşen olan Bisphenol-A’nın olması. Bu durum akıl almaz derecede istenmeyen fişlerle dolu çöplerin geri kazanılamayacağı anlamına geliyor. “Bu sistem bunu yapmak zorunda” mazeretini duymak hiç de şaşırtıcı değil. Ancak sistemler insanların kendilerinden yapmalarını istemedikleri hiçbir şeyi yapmak zorunda değiller. Eminim ki tasarımcılar çevreye daha az zarar verecek bir alternatifle ortaya çıkabilirler.

Satış fişi meselesi benim İngiltere’deki plastik torbalardan alınan 5 pence tutarındaki vergi üzerinde düşünmeme yol açtı. Bu vergi 2015 Ekim’inde uygulamaya girdikten 6 ay sonra İngiltere’de alışveriş yapanlar tarafından kullanılan tek-seferlik plastik torba kullanımı yüzde 85’ten fazla azalmıştı.

Herhangi bir şirketin “sistemlerinin” sadece talep üzerine satış fişi çıktısı alacak veya daha tercih edilir olarak onun yerine dijital bir satış fişi sunacak şekilde yeniden programlanamayacağına dair tek bir neden bile bulamazsınız. Elbette herkes kendi eposta adresini herkese vermek istemez, ancak hiçbir şey yapmamanın yıkıcı sonuçlarını da düşünmek gerek.

Maalesef o kadar çok sayıda aptalca seçimler yapıyoruz ki burada suçun önemli bir kısmı kamuoyundaki umursamazlıkta yatıyor. Benim eczane örneğimde şayet müşteriler kendilerine satış fişi uzatıldığında her seferinde buna şiddetli bir şekilde itiraz etselerdi o zaman “bu sistemi” tasarlayanlar ve ona para ödeyenlerde muhakkak bir yankısını bulurdu. Şunu unutmayalım: Onca kağıt havadan gelmiyor, bu yüzden bu durumun ortadan kalkması çevrenin iyileştirilmesine katkıda bulunmakta önemli bir maliyet azaltma fırsatını temsil ediyor.

Belki de artık “Network” filmindeki haber sunucusu Howard Beale’nin unutulmaz çizgisine benzer bir akımı örgütlemenin vakti gelmiştir. Onun meşhur söylenmesi Peter Finch’e bir Akademi Ödülü kazandırmıştı ve dünyadaki yazar kasalarda muhteşem bir şiar oluşturmuştu: “Sinirden çıldırıyorum ve ben bu kağıt satış fişlerini bundan sonra kesinlikle almayacağım.”

Tek Bir Fikre Odaklanmak

Ben 44 yaşındayım ve dünyanın dört bir yanında sizi sürekli takip eden çok sayıda insandan biriyim. Benim yaşımda ve ayrıca bir anne ve eş olarak, başarılı bir şirket kurmak için ne gibi temel adımlar atmalıyım. Kafamda çok sayıda fikir var, ancak kalbimi tutkuyla dolduracak ve kendi becerilerimden faydalanmama olanak sağlayacak bir iş kurmak istiyorum.

— Kathia G. Arjona, Panama

Başarılı bir girişimci olmak için gerekli temel beceriler arasında tutku, kararlılık ve işte çalışırken öğrenme yeteneği vardır. Bu beceriler yaşa, eğitime ya da konuma bağlı olmadıklarından herkes girişimci olabilir.

Anne olduğunuzdan bahsetmişsiniz, tebrikler! Anne olmak iş hayatında sizin avantajınıza olan bir özellik olduğundan bu şahane bir şey.

İnsanlar modern dünyada satın aldıkları ürünlerin arkasında yatan hikayelerle artık hiç olmadığı kadar çok ilgileniyor. Müşteri tercihleri dikkate alındığında onların kimliksiz bir holdinge güvenmektense şirketlerin geçmişlerini bilmeyi seçtikleri anlaşılıyor. Bu yüzden iş kendi şirketinizi pazarlamaya geldiğinde, kendinizi olduğunuz gibi anlatın, yani sunduğu ürüne veya hizmete tutkuyla bağlı sıkı çalışan bir işkadını anne olarak.

Virgin her zaman meydan okuyan bir marka olmuştur ve bizim geçmişimizde yeni bir endüstriye girerken asla büyük organizasyonlarla rekabet etmeye yetecek kadar bütçemiz olmamıştı. Bu nedenle ben gerek Virgin Atlantic’in reklamını yapmak için sıcak bir hava balonunun içinde Atlantik’in üzerinde uçarken gerekse de Virgin America’ya yeni bir rota çizmemizi kutlarken Las Vegas’taki Palm Casino Resort’un çatısından aşağıya iple sarkarak inerken olsun bütün pazarlama kampanyalarımızın merkezine genellikle kendimi koymuşumdur. Müşteriler fevkalade olumlu tepkiler vermişlerdi çünkü onlar Virgin’in arkasındaki insanların tıpkı kendileri gibi sıradan normal birer insan olduklarını görmüşlerdi. Onlar bize güvenmişlerdi ve bizim de o güvenlerini boşa çıkarmamamız gerekmişti ki bugün de her zaman bunun için çırpınmaya devam ediyoruz.

Müşteriler ayrıca bir organizasyonun kendi idealleriyle ilintili olmasını da ister. Tüketiciler sosyal anlamda aslında çok sayıda markanın zannettiğinden çok daha bilinçli. Bu yüzden şirketinizin asıl amacını ön plana çıkarttığınızdan emin olun. Misyonunuzun sadece para kazanmaktan ibaret olmadığını anlatmaya çalışın ve müşterilerinizin sizin bunu nasıl ve neden yaptığınızı bilmelerini sağlayın.

Kafanızda birkaç fikir olduğundan bahsetmişsiniz, ancak gerçekten başarılı olabilmeniz için en fazla tutkulu olduğunuz fikri seçmeniz gerekir. Kendi işinizde çalışmak sabah 9 akşam 5’lik bir iş değildir, o bir yaşam tarzıdır. Üzerinde uzun saatler boyunca çalışmaktan zevk alabileceğiniz birşeylere odaklandığınızdan emin olun. 20’li yaşlarda müzikle en haşır neşir olduğum zamanlarda plak şirketim Virgin Records’ı kurmam veya yaşlandığımda daha sağlıklı yaşamak için de sağlık şirketim Virgin Active’i faaliyete geçirmem tesadüf eseri değildi.

Peşinde koşulacak en mükemmel fikri tespit etmenin bir yolu da bir tenis topunu kovalayan bir köpeği düşünmektir. Benim deneyimlerime göre bütün köpekler tenis toplarını kovalamaya bayılır (bizimkiler de kesinlikle öyleler!). Bir köpek o anda ne yapıyor olursa olsun ortaya bir tenis topu attığınızda daima herşeyi bırakıp onun peşinden gider. Şimdi sizin tenis topunuzun ne olduğunu düşünün bakalım. Tüm iş fikirleriniz içinden hangisi o anda ne yapıyor olursanız olun hemen dikkatinizi çeker? İşte peşinden koşmanız gereken fikir o olmalıdır.

Bir kere hangi fikre odaklanacağınıza karar verdikten sonra yapılması gereken bir sonraki iş bir sürü para dökmeden önce fikrinizin gerçekten tutup tutmayacağını ispatlamaya koyulmaktır. Bunu yapmanın bir yolu da bir iş planında herşeyi kağıda dökmektir. Bizim girişimcilere yönelik kar amacı gütmeyen Virgin Startup şirketimizin ücretsiz sunduğu iş planı şablonunu çevrimiçinden indirebilirsiniz.

Bizim planımız piyasa araştırmalarına ve işe küçük başlamaya odaklanıyor. Bu yüzden kendi şirketinize yönelik bir pazar olup olmadığını sınamak için yapabileceğiniz tek bir şey üzerinde düşünün. Belki bir Facebook grubu ya da çevrimiçi bir araştırma, başlamak için iyi bir yer olabilir?

Kafanızda bu kadar çok fikir varken ve ailenizin de desteğini arkanıza almışken, yepyeni iş fırsatlarını keşfetmek için oldukça iyi bir konumda olduğunuz söylenebilir. Şimdi sizin tek yapmanız gereken o tenis topunun peşinde koşmak, müşterileriniz arasında güven duygusu yaratmak ve piyasaya girmeden önce fikrinizin gerçekten tutacağını ispatladığınızdan emin olmaktır.

Bol şans!


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz