İhtiyaç haritasıyla yol alıyoruz

20.12.2020 21:44:000
Paylaş Tweet Paylaş
İhtiyaç haritasıyla yol alıyoruz

YİĞİT ÇAĞLAYAN / MASTERCARD TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ

“İHTİYAÇ HARİTASIYLA YOL ALIYORUZ”

Mastercard, 210 ülkede ticaretin ve alışverişin nabzını tutuyor. Mastercard Türkiye Genel Müdürü Yiğit Çağlayan, “Ödeme sistemleri teknolojilerinin lider şirketi olarak öncelikli amacımız, tüm işletmelerin faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürmesini sağlamak” diyor. Çağlayan, salgın süresince neler yaptıklarını ve hedeflerini şöyle anlattı:

ETKİ FONU “Salgının etkilerini hissetmeye başlamamızın ardından tüm dünyada yerel idareler, hükümetler ve STK’larla yürüttüğümüz ortak çalışmalarla ihtiyaç sahibi işletmelere ve bireylere destek olmaya çalışıyoruz. İçinde bulduğumuz şartlar, dijital ekonomiye katılımın hem bireyler hem mikro ve küçük işletmelerin finansal sürdürülebilirliği açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kapsayıcı büyüme çalışmalarına kaynak aktarmak amacıyla 2018 yılında kurulan Mastercard Etki Fonu (Mastercard Impact Fund), COVID-19 destek programı kapsamında, Türkiye’deki ihtiyaç sahibi bireylerin ve yerel işletmelerin desteklenmesi amacıyla 1,5 milyon TL tutarında bir hibe fon ayırdı.

YEREL DESTEK Biz de gerçek ihtiyaç sahipleri ve destekçilerini online bir platformda buluşturan İhtiyaç Haritası ile yol almaya karar verdik. Mastercard ve İhtiyaç Haritası’nı bir araya getiren bu proje; COVID-19’dan olumsuz etkilenenlerin gıda ve diğer temel ihtiyaç malzemelerinin, İhtiyaç Haritası tarafından kurulan platform aracılığıyla yerel işletmelerden karşılanması esasına dayanıyor. Yerel üreticilerin dijitalleşmesi ve e-ticaretin gelişmesine de hizmet edecek projenin altyapı çalışmalarını aralık ayına kadar tamamlamayı planlıyoruz. 10’ar ilde iki fazdan oluşan ve toplamda 20 ilde hayata geçirilecek proje, kalkınmanın yerel üretici ve küçük işletmelerin de katkısıyla gerçekleşebileceğini göstermesi açısından da önem taşıyor.”

NE BAŞLATTIM?

ERKAN GÜL / AZURE GRUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“E-LOJİSTİKLE İHRACATA KATKI YAPACAĞIZ”

Azure Grup, Türkiye’nin coğrafi konumunu e-ticaret alanında fırsata çevirmek amacıyla dev bir adım attı. Grup, yabancı ortaklarıyla 250 milyon Euro’luk anlaşma imzalayarak dünyanın en büyük lojistik organizasyonu olan projeyi hayata geçirdi. Azure Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Gül, projeyi şöyle anlattı:

NELER YAPTIK? “Lojistik, e-ticaret ve kargo olarak değerlendireceğimiz yatırımlarda, mevcut organizasyonumuzu büyüterek gelecek 3 yıl içinde ciromuzu 1 milyar Euro’nun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Dünyada lojistiğin ve e-ticaretin büyüdüğü yeni bir dönem içindeyiz. Bir Kuşak, Bir Yol projesinde Türkiye önemli bir yere sahip. Çin’de başlayan proje için ülkede 11 noktada toplama ve operasyon merkezinden sevkiyat yapabilecek bir altyapı kurduk. Avrupa Birliği içinde 7 depo ve dağıtım merkezi için çalışmamızı yaptık. Türkiye ve Orta Doğu-Kuzey Afrika hattında var olan dağıtım merkezlerini daha da geliştirdik.

MERKEZDEKİ HUB Tren ve tır taşımacılık modeliyle dünyanın en büyük lojistik organizasyonu olan bu projeyi hayata geçirdik. E-lojistik sayesinde e-ticareti artırarak ülkemizin ihracatına büyük katkı sağlayacağız. Tarihi proje için oluşturduğumuz ağ, dünya ticaretinin 4’te 3’üne ulaşacak. Yıllık 1 trilyon doların üzerinde olan dev bir projenin organizasyon ağını oluşturduk. Türkiye’yi dünyanın tam merkezinde bir lojistik HUB olarak değerlendiriyoruz ve dev lojistik projesinin yüzde 50’lik kısmını bu coğrafya üzerinden geçirmeyi hedefliyoruz.

SATIŞ FIRSATI Ülkemizdeki büyük, küçük ve orta ölçekli pek çok işletme, ürünlerini e-ticaret üzerinden satmakta zorlanıyor. KOBİ’lerimizle ihracat yapabilmesi adına iş ortaklığı yapacağız; Amerika, İngiltere, Avrupa ve Orta Doğu’daki yerel depolama, dağıtım ve satış hizmetlerimizi sunacağız. Alibaba, Amazon, eBay gibi dünya devi şirketlerle özel çalışmalarımız ve genel taşımacılık anlaşmalarız var. Kurmuş olduğumuz e-ticaret ve e-lojistik platformu üzerinden herkes ürününü tüm dünyada satabilecek.”

TRENDLER

RENGİN AĞILÖNÜ / ÇAĞRI MERKEZLERİ DERNEĞİ YKB 

“SALGINDA ÇAĞRI YOĞUNLUĞU ARTTI”

Salgın, çağrı merkezi süreçlerini de etkiledi. Çağrı Merkezleri Derneği (ÇMD) Yönetim Kurulu Başkanı Rengin Ağılönü, süreci şöyle anlatıyor:

“Özellikle finans, telekomünikasyon ve e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin çağrı yoğunluğunda artış oldu. Bu artışın telekomünikasyonda yüzde 30, e-ticarette yüzde 30-40, bankacılıkta ise yüzde 25 civarında olduğunu söyleyebiliriz.

OTOMASYON Dijitalleşme sürecinde hayatımıza giren yeni teknolojileri, sektörümüz için bir fırsat ve güç olarak görüyoruz. Yapay zeka ve robotik süreç otomasyonu (RPA) teknolojileri özellikle standartlaşan işlemlerin yapılması ve bilgilerin verilmesi, yönlendirilmesinde sektörümüzde yoğun kullanılıyor. Sektörümüzde sosyal medyadan hizmet veren şirketlerin oranı bu yıl yüzde 61’e yükseldi. Müşteri temsilcileriyle yapılan webchat oranı yüzde 52, chatbot oranı ise yüzde 29 oldu.

ÖNE ÇIKANLAR Önümüzdeki yıllarda pandeminin de etkisiyle pek çok hizmet, dijital kanallardan ve çağrı merkezlerinden verilmeye devam edecek. Bu noktada çağrı merkezi ve teknolojiye yatırım yapan markaların fark yaratacağı çok açık. Kişiye özel ve uygun hizmet sunumu, derinleşen chatbot hizmetleri, robotik sistemlerin basit işlemleri üstlenmesi ve tüm kanalların entegre biçimde yönetilebilmesi ve hızlı erişimin işimizin teknoloji boyutunda önem kazanacak konuları olacağını öngörüyoruz.”

 

ÖNERİ PANOSU

 

OZAN İNAN / TEKNOSER GENEL MÜDÜRÜ

 

“VERİLERİN ÜLKEMİZDE KALMASI ÇOK KRİTİK”

“Bulut hizmeti veren şirketlerin büyük bölümünün sunucularının yurt dışında olması, hem verilerin yurt dışına çıkmasına neden oluyor hem veri güvenliği sorumluluğunun tamamen müşteride olması nedeniyle pek çok risk ortaya çıkıyor. Siber güvenlik şirketi McAfee’ye göre Ocak-Nisan 2020 arasında bulut tabanlı siber saldırılar yüzde 630 oranında arttı. Pandemi döneminde bulut hizmetlerinin yerli ve milli kaynaklarla geliştirilen çözümlerle sağlanmasının önemi ortaya çıktı. Bu dönemde pek çok kurum ve kullanıcı, yerli ve milli bulut çözümlerine geçiş yaptı. Çünkü farkındalık arttı. Geçtiğimiz yıl bir virüs ortaya çıkacak ve tüm dünyayı durma noktasına getirecek deseler birçok kişi buna gülüp geçerdi. Bu nedenle 3 gün sonra bile başka bir kriz çıksa ve yurt dışındaki bulut hizmetlerine erişemez hale gelsek işler yine durma noktasına gelir ve büyük bir kaos yaşanabilir. Ayrıca bu tür bulut hizmetlerinde güvenlik veri sahibinin sorumluluğunda, yani verilerin güvenliğini kendi imkanınızla sağlamanız gerekiyor. Bu hem ekstra maliyet getiriyor hem veri güvenliğini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle her gün yeni bir veri sızıntısının meydana geldiğini görüyoruz. Kendi çözümümüze sahip olmamız ve verilerimizin kendi ülkemizde kalması çok kritik.”

DİDEM DURU / CISCO TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ

 

“DİJİTAL BOŞLUĞU DOLDURMALIYIZ”

“Türkiye’de ülke altyapısı ve sektörlere yapılan yatırımlar, pandemi döneminde daha güvenli, kolay adapte olan ve birbirine bağlı ortamlara sahip olmamıza yardımcı oldu. Bazı sektörler dijital çalışma biçimlerine geçişte zorlanırken bazılarıysa gelişim göstererek uzaktan eğitim, e-sağlık ve e-devlet hizmetleri örneklerinde olduğu gibi dijital ortamda birbirleriyle bağlı olarak çalışılmasını sağlıyor. Önümüzdeki dönemde ortak sorumluluğumuz, dijital boşluğu sadece altyapımızı geliştirerek değil aynı zamanda insanlarımıza teknolojinin tüm potansiyelinden faydalanmaları için gereken becerileri sağlayarak doldurmak olmalı.

Dijital ekonominin büyümesiyle beraber, 5G, Wi-Fi 6 ve bulut teknolojileri gibi alanlara yatırımların hızlandırılmasının daha da önem kazandığını görüyoruz. Ülkemizin, kilit sektörlerimizin ve nihayetinde tüm insanların faydası için iş birliği içinde çalışmalı, açık bir diyalog kurmaya ve dijitalleşmeye ortak bir bağlılık göstermeye devam etmeliyiz. Cisco, yerel çözüm ortakları ve müşterileriyle iş birliği içinde, Türkiye’nin ağa bağlı gelecek vizyonunu hayata geçirme çalışmalarını aralıksız sürdürecek.”


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz